{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/389 <br>KARAR NO:2025/853<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/12/2021<br>NUMARASI:2021/257 Esas -  2021/1001 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/05/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 12.05.2014 tarihinde annesi ile birlikte karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada, ara sokakta hız limitinin çok üzerinde seyreden davalı ...'nın sevk ve idaresindeki oto kurtarıcı tipi kamyonetin sol ön tekerleğinin altında kalarak altı buçuk metre sürüklendiğini ve ağır şekilde yaralandığını, davalının, kazadan sonra önünde seyir halinde olan polis aracındaki polis memurlarını çağırdığını ve sonrasında aracına girerek kapıları kapattığını, müvekkilinin, yaklaşık üç ay hastanede yatarak tedavi gördüğünü, onlarca kez ameliyat olduğunu ve ayağında kalıcı hasar oluştuğunu, davalı ...'nın araç işleteni olarak, davalı sigorta şirketinin aracın zorunlu trafik sigortacısı olarak ve davalı ...'nın ise haksız fiil faili olarak müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 200.000,00-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ceza yargılaması sırasında alınan raporda, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiği belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacı yaya ...'ın kendi yaralanması ile sonuçlanan meydana gelen kazada tamamen kusurlu olduğu, araç sürücüsü davalı ...'nın kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, ceza yargılamasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda da, davalı araç sürücüsünün olayda kusursuz olduğu, mağdur yaya 2010 doğumlu ...'ın kontrolsüz şekilde koşarak yola girdiği, gelen aracı dikkate almadığı, ilk geçiş hakkını araç sürücüsüne vermediği, mağdur yayanın yaşı nedeniyle davranış faktörlerinin sonuç üzerine asli derecede etken olduğu hususlarının tespit edildiği, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar görenin sürücüye, motorlu araç işletenine karşı dava açabileceği, zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacının, poliçe limiti dahilinde gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabileceği, davalı araç sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile ceza yargılamasında alınan ATK kusur raporunun aynı doğrultuda olduğu ve birbirini doğruladığı, davacının kendi kusurundan kaynaklı zarar talep edemeyeceği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi nedeniyle davalı sürücü ...'ya kusur izafe edilmediği, hatalı düzenlenen kaza tespit tutanağını esas alarak hazırlanan bilirkişi raporunun da hatalı olduğu,  kaza tespit tutanağında yer alan 6.5 metre fren izi bulunduğuna yönelik tespit ile kaza anına ait kamera görüntülerinden araç sürücüsünün sokak arası olarak tabir edilen ve herhangi bir trafik ışığı ve işaretinin olmadığı bir sokakta oldukça hızlı seyrettiğinin anlaşılmasına rağmen bu hususun ne ATK tarafından düzenlenen ne de dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda dikkate alındığı, davalı araç sürücüsü ... ile kaza tespit tutanağını düzenleyen polis memurları arasında mesai arkadaşlığı bulunduğu, kusur oranı belirlenirken kaza tespit tutanağının değil kamera görüntülerinin dikkate alınması gerektiği  hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Davaya konu kazaya ilişkin görülen ceza yargılamasına ait İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/737 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı sanık araç sürücüsü ...'nın taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açıldığı, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 12.12.2014 tarihli raporda, mağdur yaya 2010 doğumlu ...'ın kontrolsüz şekilde koşarak yola girdiği gelen aracı dikkate almadığı, ilk geçiş hakkını araç sürücüsüne vermediği, olay anı görüntüleri dikkate alındığında, mağdur yayanın yaşı nedeniyle davranış faktörlerinin sonuç üzerine asli derecede etken olduğu, davalı sanık araç sürücüsü ...'nın olay mahalline geldiğinde, seyir istikametine göre sol taraftan koşarak yola giren yayaya yol üzerinde çarpması sonucu karıştığı olayda,  olay anı görüntülerinde yayanın koşarak yola girdiği hususu ve araca ait fren izinin başlangıç ve bitiş konumu da dikkate alındığında kusursuz olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, mahkemece, ATK raporu hükme esas alınarak davalının beraatine karar verildiği ve mahkeme ilamının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.Kaza tespit tutanağında, davacı ...'ın yola koşarak çıkması sonucu meydana gelen trafik kazasının oluşumunda, davacı ...'ın 2918 sayılı KTK'nin 68/1h-3 (ışıklı işaret veya görevli kişilerin bulunmadığı geçitlerde, kavşaklarda, yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan geçmek) kuralını ihlal ettiği, araç sürücüsü ...'nın 49/1-d kuralını ihlal ettiği tespitine yer verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, kaza anına ait görüntülerin incelenmesinde, davacı yayanın, kontrolsüz biçimde park eden aracın önünden koşarak ve aniden kaplamaya girerek kazaya yol açtığından asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nın olay yerinde seyir halinde iken gidişine göre sol taraftan, park halindeki aracın önünden koşarak ve aniden şeridine giren yayaya çarpmamak için alabileceği bir önlemi olmadığından atfı kabil kusurunun mevcut olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiş, mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsüne kusur izafe edilmiş ise de, kaza anına ait kamera kayıtları incelenerek hazırlanan, denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli, kazanın oluş biçimine uygun, ceza yargılamasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor ile uyumlu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, kaza anına ait kamera görüntülerinde koşarak aniden kaplamaya girdiği anlaşılan davacı yayanın davranışının kazanın meydana gelmesinde asli etken olduğunun, davalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının belirlenmiş olmasına, davalı sigorta şirketinin ve araç işleteninin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmaması halinde davacının zararından sorumlu tutulamayacak olmasına göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 23/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca9118ed95e13891","SID":"bbb32ede04231591"}}