{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/499 - 2025/564<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/499 <br>KARAR NO\t: 2025/564<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/17 Esas 2022/802 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>KARAR TARİHİ\t: 25.04.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02.05.2025<br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 14.12.2015 tarihinde davalı şirketin sigortalısı, davacı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın sürücüsü ...’un,  ... idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında karşı araç sürücüsü ...'un yaralanması ve %7 maluliyeti oluşması nedeniyle  28.02.2017 tarihli sulh anlaşması ile zarar görene 06.03.2017 tarihinde 58.390,00 TL ödeme yapıldığını, davalıya ait araç sürücüsünün kaza sırasında 0,80 promil alkollü olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 58.390,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir..<br>Davalı vekili, davalı şirketin araç kiralama işi yaptığını, kazaya karışan ... plakalı aracın 13.12.2015 tarihinde dava dışı ...'a belirsiz süreli olarak kiralanarak teslim edildiğini, her ne kadar araç maliki davalı şirket ise de aracın işleteni dava dışı ... olduğundan, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davalının davacı ile dava dışı ... arasında 28.02.2017 tarihinde imzalanan Sulh Sözleşmesinden haberdar olmadığını, davacı tarafından neye istinaden ödeme yapıldığı, SGK ödemesi ve kazancının göz önüne alınıp alınmadığının belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 25/11/2021 tarih, 2019/1367 E- 2021/2217 K. sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın sigorta poliçesi kapsamında zarar görene yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında olmaması nedeniyle geri alınmasına ilişkin tazminat istemi olduğu, dosyaya aksine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından davalının işleten olması nedeniyle husumet itirazının yerinde olmadığı, zarar gören ... tarafından davacı sigorta şirketi ve davalı şirkete karşı açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/190 Esas sayılı dosyasında zarar görenin geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin tazminat talep ettiği, sulh sözleşmesi uyarınca davacıya ödeme yapılması nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2016/708 Esas sayılı dosyasında kazanın 02:15'te meydana geldiği, saat 03.55'te düzenlenen adli muayene raporu ile şüphelinin 0,78 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamına sunulan kusura ilişkin rapor ile ise şüphelinin kaza anında 1,03 promil alkollü olması nedeniyle kazada tam ve birinci derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı dikkate alınarak mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kazanın alkolün de etkisi ile meydana geldiği, dava dışı araç sürücüsü ...'un kazada % 100 oranında kusurlu olduğu, kaza anı itibari ile alkol miktarının 1,03 promil olduğu, dava dışı zarar görenin meydana gelen kaza nedeniyle ödeme tarihi itibari ile talep edebileceği zarar miktarının 65.471,17 TL olduğu, davacının dava dışı zarar görene yapmış olduğu ödeme dikkate alındığında talep edebileceği toplam zarar miktarının 53.700,00 TL olduğunun tespit edildiği, 0,50 promil üzerinde alkol almış sürücü tarafından aracın kullanılması sırasında meydana gelen zararın sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı ve davacı açısından rücu koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporu ile dava dışı zarar görenin talep edebileceği tespit edilen zarar miktarının sulh sözleşmesi kapsamında yapılan 44.000,00 TL ödemeden daha fazla olduğu, davacının talep edebileceği zarar miktarının 44.000,00 TL asıl alacak, 3.862,00 TL işlemiş faiz, 5.190,00 TL mahkeme vekalet ücreti ve 648,00 TL mahkeme yargılama gideri olmak üzere toplam 53.700,00 TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 53.700,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 07.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, zarar gören ile sulh olunması sırasında yapılan icra vekalet ücreti ödemesi yönünden davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/190 E. sayılı dosyasının yargılama aşamasında sulh olunmasa idi hem bir tazminat tutarı, hem dava süresince işleyecek bir faiz tutarı hem de dava vekalet ücretine hükmedilecek olduğunu, karar verildikten sonra davalı şirketin davacı tarafından ilamın icraya konulmasına engel olabileceği hukuki bir yapı bulunmadığını, bu durumun da yine icra vekalet ücreti ödenmesi ile son bulacak olduğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... plakalı aracın 13.12.2015 tarihinde dava dışı ...’a belirsiz süreli olarak kiralanarak teslim edildiğini, davalının aracın işleteni olmadığını, cevap dilekçesi ekinde araç kiralama sözleşmesi ve eklerinin sunulduğunu, raporda sürücünün mevcut alkol düzeyinin araç sürme becerisini ne düzeyde bozduğunu tespit edecek olay anında nörolojik ve genel muayene bulguları bulunmadığı halde  yolun yüzeyinin ıslak ve nemli olması gerekçe gösterilerek kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği kanaatine varıldığını, kusur durumuna ilişkin değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, kazaya üçüncü bir şahsın ve yerlerin buzlu olmasının sebebiyet verdiğini, alkolün bu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğine ilişkin somut bir veri bulunmadığını, zarar görenin bakiye ömrünün 52,09 yıl olarak belirlendiği bilirkişi raporunda ilk raporda belirlenen 99 yaşa göre kaldırma kararından sonra belirlenen 52,09 yıl bakiye ömür süresi daha düşük olmakla yapılan sonraki hesaplamada, önceki bilirkişi raporu ve sigorta şirketinin yaptığı tazminat hesabından daha yüksek bir tazminat tutarının çıkmasının mümkün olmadığını, hesaplama tablolarında hata olduğunu, zarar görenin 75 yaşında olacağı tarihin 15.11.2068 olması gerekirken hatalı olarak 31.12.2068 olarak belirlendiğini, işlemiş dönem hesabının, sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih olan 07.03.2017 tarihine kadar hesaplanması gerekirken yıl sonuna kadar hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiğini, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğini, ödeme yapılması konusunda herhangi bir ihtar gönderilmediğini, mahkeme tarafından verilen kararın faiz yönünden hatalı olduğunu ileri sürmüştür.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortacısının kendi akidine karşı, trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalının sigortalısı olduğu aracın, 14.12.2015 tarihinde dava dışı ... idaresinde iken meydana gelen trafik kazası sırasında araç sürücüsünün alkollü olduğunu belirterek üçüncü kişiye sulh sözleşmesi gereği ödenen maluliyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 02.10.2018 tarih, 2017/329 E., 2018/565 K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine Dairemizin  25.11.2021 tarih, 2019/1367 E., 2021/2217 K. sayılı ilamı ile sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarının, sürücünün kusur oranına ve zarar görenin gerçek zararına göre belirlenmesi gerektiği, sigortalıya ait araç sürücüsünün kusur oranı ve kaza saatindeki alkol oranının belirlenmesi, zarar gören kişiye ödenmesi gereken gerçek zararın belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda ...’un iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak bakiye ömür süresi belirlendiği belirtilmiş ise de davacının muhtemel bakiye ömür süresi 99 yaş kabul edilerek  bu yaşa göre  hesaplama yapılmış olması doğru olmadığı, davalı yararına oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek, TRH 2010, progresif ranta göre hesaplama yapılması için  konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, ödeme sulhen yapılmış olup alacağın tahsili için icra takibi başlatılmadığından davacı sigorta şirketinin icra vekalet ücretine ilişkin miktarı rücu edemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davalı vekilinin husumet, kusur oranı ve rücu koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>\t2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.  <br>\tSigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte olan ve sigorta poliçesinin eki niteliğinde bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası  Genel Şartlarının dikkate alınması gerekir. <br>\tDava konusu olay 14.12.2015 tarihinde meydana gelmiş, davacı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 02.10.2015- 2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.<br>Sigorta şirketinin sigortalıya rücu hakkı, ZMSS Genel Şartlarının \"B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı maddesinde düzenlenmiş olup ilgili maddede; \"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.<br>Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.<br>Poliçe tanzim tarihinde geçerli olan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği  B.4.c maddesi gereğince aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar sigortalıdan rücuen talep edilebilir. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sürücünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.Bu çerçevede 01.06.2015 tarihli sigorta genel şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya 2918 sayılı KTK'nın 48. maddesi, KTKY'nın 97. maddesi ile belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesi rücu için yeterli sayılmıştır. <br>Somut olayda, kazadan sonra düzenlenen 14.12.2015 tarihli kaza tespit tutanağında  ... araç sürücüsü ...' un sağdan bir aracın sıkıştırması nedeniyle sola doğru 33 m fren ve savrulma iziyle orta refüj bordür taşlarına da çarparak karşı yol bölümüne geçip karşı yönden gelen sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması şeklinde meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsü  ...'un KTK'nın 51.maddesini ihlal ettiği, kaza sonrasında alınan alkol raporunda 0,78 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kazaya ilişkin Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 11.04.2019 tarih, 2016/708 E.,2019/195 K. Sayılı kararı ile  bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle ...’un 3.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.<br>Mahkemece  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 25/11/2021 tarih, 2019/1367 esas, 2021/2217 karar sayılı kaldırma kararı gereği alınan 09.05.2022 tarihli makine mühendisi bilirkişinin de aralarında bulunduğu heyet raporunda, sigortalı araç sürücüsünün, aracının gidiş istikametine göre sola doğru savrulduğu, 33 metre fren izi bırakarak ve orta refüj bordür taşına çarparak karşı yol bölümüne geçtiği, bu esnada kendi şeridinde seyreden ... yönetimindeki ... plakalı aracın sol ön yan tarafına kendi aracının sağ yan tarafıyla çarptığı , KTK’nın 48 ve 52/1-b, 84/ b maddelerini ihlal ettiği, trafik kazasının oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...’un  mevcut şartlarda tedbir alma imkanı bulunmadığından ve trafik kuralı ihlali yapmadığından kusurunun bulunmadığı, saat 03:55’te kaza saatinden yaklaşık olarak 1 saat 40 dakika sonra  alkolmetre ile yapılan testte 0.78  promil alkol tespit edildiği, kandaki alkol düzeyi saatte ortalama 15 mg/dl azaldığından kaza anında alkol düzeyinin 103 mg/dl(1,03 promil) kabul edilebileceği, alkol düzeyinin araç sürme becerisini ne düzeyde bozduğunu tespit edecek, olay anında nörolojik ve genel muayene bulguları olmamakla birlikte alkol düzeyi ile ilgili genel değerlendirmeler ve yolun yüzeninin ıslak ve nemli olduğu da dikkate alındığında kazanın alkolün de etkisi ile meydana geldiği belirlenmiş olup, sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü vaziyette seyri sırasında kazanın meydana geldiği, davalıya rücu şartlarının oluştuğu, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğundan, davacının akidi olan sigortalıya rücu talebinde ve mahkemece raporla belirlenen araç sürücüsünün tam kusuruna göre hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2- Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; <br>Davacı sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zarar miktarının rücu edebileceğinden dava konusu kaza sonucu zarar gören kişiye ödenmesi gereken gerçek zararın doğru biçimde tespiti gerekir. <br>Mahkemece hükme esas alınan 09.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosuna göre zarar gören ...'un maluliyet oranına göre geliri asgari ücret olarak kabul edilerek ödeme tarihi (2017) verilerine göre hesaplama yapılarak 5.044,72 TL geçici iş göremezlik, 60.426,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, maluliyet tazminatı toplamının 65.471,17 TL olduğu, tazminatın kaza tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faizinin 7.248,47 TL olacağını, toplam hesaplanan tutar daha fazla olmakla davacının rücuen talep edebileceği miktarın ilam vekalet ücreti hariç 53.700,00 TL olarak hesaplandığı, hesaplamanın Yargıtay tarafından kabul edilen ilkelere göre yapıldığı, zarar gören üçüncü kişinin gerçek zararının belirlendiği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>3- Davacı vekilinin faize, davacı vekilinin icra vekalet ücretine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/190 Esas sayılı dosyasında zarar gören ... tarafından davacı sigorta şirketi, davalı işleten ve sigortalı araç sürücüsü ... hakkında geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat davası açıldığı, yargılama sırasında zarar gören ile sigorta şirketi arasında yapılan 28.02.2017 tarihli sulh sözleşmesi gereğince  07.03.2017 tarihinde 44.000,00 TL asıl alacak, 5.190,00 TL ilam vekalet ücreti, 3.862,00 TL faiz, 648,00 TL yargılama gideri, 4.690,00 TL icra vekalet ücreti olmak üzere  58.390,00 TL.nın ...’a ödenmiş, davacı zarar gören tarafından davadan feragat edilmiştir. Davacı sigortacının zarar görene ödeme yaptığı tarihten itibaren  faiz isteme hakkına sahip olduğu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın davalı şirket adına kayıtlı olmakla, ödeme tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasında, kaldırma kararında da belirtildiği üzere davacı tarafından zarar görene yapılan ödeme sulhen yapılmış olup alacağın tahsili için icra takibi başlatılmadığından davacı sigorta şirketinin icra vekalet ücretine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, Bam kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmiş olmasında, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, neticede zarar görenin trafik kazasından kaynaklı gerçek zararının hesaplanmış olması ve davalı sigortalıdan rücuen tahsil edebileceği miktarın tespit edilmiş olmasına göre 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 179,90  TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 3.668,25 TL istinaf harcından peşin alınan 917,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.751,19 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f5f4e2fb62fc7a0","SID":"5c9b57609deb8c83"}}