{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1744 <br>KARAR NO\t\t: 2025/770<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/150 Esas - 2022/594 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 08/05/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 08/05/2025 <br>                      <br> İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2022 tarih 2020/150 Esas 2022/594 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin uzman doktor olduklarını ve Kırşehir'de ikamet ettiklerini, dava dışı ... Şti.'nin 2006 yılında 12 kurucu ortakla kurucusu olduklarını, müvekkili ... ile dava dışı ... ve ...’ın şirketteki paylarını davalı ...'a 12.10.2018 tarihinde devrettiklerini, davalının müvekkillerine 930.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, 50.000,00 TL'lik kısmı hariç olmak üzere 880.000,00 TL'ye karşılık ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölümü devir ettiğini, ayrıca hisse devri bedelinden kalan kısım için 2009 model ... marka aracı müvekkili ...’e devir ettiğini, taşınmazın tapu kaydında ... Bankası lehine 460.000,00 kredi borcu bulunduğundan davalının bu kredi borcuna karşılık müvekkili ... lehine 460.000,00 TL bedelli bono verdiğini, 19.10.2018 tarihli protokol ile bu bononun ödenmemesi halinde taşınmaza biçilen 700.000,00 TL bedelin davalı tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, ancak davalının taahhütlerini yerine getirmediğini, malların rayiç değerlerinin belirtilen değerden düşük olduğunu tespit ettiklerini, müvekkillerinin 460.000,00 TL bedelli bonoyu İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/11060 E. numaralı dosyasında icra takibine koyduklarını, ancak bu protokol gereğince senedin kambiyo vasfı taşımadığı gerekçesiyle İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/719 Esas 2019/957 Karar sayılı kararıyla takibin iptal edildiğini, müvekkillerinin devir ettikleri şirkete ait borçların ödenmemesi nedeniyle müvekkilleri aleyhine icra takipleri başladığını, hisse payı karşılığında alınan taşınmazın üzerindeki ipoteğin henüz terkin edilmediğini, konuttaki zorunlu giderlere katlanmak zorunda kaldıklarını, ayrıca taşınmazın 550.000,00 TL rayiç bedeli bulunduğunu ve 180.000 TL kredi borcunun mevcut olduğunu, ... marka araçta da ayıpların ortaya çıktığını, piyasadaki rayiç değerinin 125.000,00 TL olduğunu ve vergi borçlarının ödenmesiyle 235.000,00 TL bedele mal olduğunu, davalının 19.10.2018 tarihli protokolden sonra 6 ay içinde ipotekleri ödemeyi kabul etmesine rağmen ödemediğini iddia ederek, 700.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>\tCEVAP\t: Davalı ... vekili,  görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin davacı ...’in 499/1633 hissesini, dava dışı ...'nın 365/1633 hissesini ve dava dışı ...’ın 769/1633 hissesini devir yoluyla satın aldığını, ancak devir bedelinin 930.000,00 TL değil, 705.000,00 TL olduğunu, bu bedel karşılığında üzerinde 460.000,00 TL bedelli ... Bankası ipotek şerhi bulunan müvekkilinin yakınına ait ... ili ... İlçesi ... ... ada ... parseldeki taşınmazın devrinin yapılması konusunda anlaştıklarını, ipotek bedeli miktarında müvekkilinden teminat senedi alındığını ve 19.10.2018 tarihli belgenin imzalandığını, ancak bu belgenin geçersiz olduğunu, devir tarihi itibariyle taşınmazın ipotekten kaynaklı kredi borcunun 195.000,00 TL olduğunu, 705.000,00 TL bedelli taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelinden kalan bakiye borca karşılık ise müvekkili tarafından davacılara 50.000,00 TL nakit ödeme ve 150.000,00 TL ... marka araç devrinin gerçekleştirildiğini, 5.000,00 TL'inin tapu devir masraflarına ilişkin olduğunu, davacılar tarafından yapılması gereken ipoteğin terkin işleminin yapılmadığını, müvekkilinin kalan kredi borcunu da ödemek zorunda kaldığını, geçersiz olan satış vadi sözleşmesine dayanarak cezai şart istenemeyeceğini, 700.000,00 TL ipotek bedelinin kaldırılacağına ilişkin belgenin noter huzurunda yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan 12.10.2018 tarihli hisse devir sözleşmesiyle, .... Ltd. Şti.'ye ait ... Hastanesinin ortaklarından olan davacı ... ve dava dışı ...'nın hisselerini davalıya devrettikleri, yine Kırşehir 1. Noterliğinde ... vekili ... ile davalı arasındaki devrin 12.10.2018 tarihli 11279 yevmiye numaralı limited şirket pay devir sözleşmesiyle yapıldığı, ayrıca davalının bu devir karşılığında 125.000,00 TL bedelle aracını temlik ettiği; davacı ...’ın dava dışı ... hisselerini davalı ...'a vekâleten devretmekle birlikte aynı zamanda 12.10.2018 tarihli temlik sözleşmesi ile ...'ın, ...’dan olan alacağını TBK m. 167’ye göre temlik aldığı; davacı ...’in hissesini devreden ...’nın, ...’dan olan alacağını 12.10.2018 tarihli temlik sözleşmesi ile TBK m.167’ye göre temlik aldığı; Ayrıca taraflar arasında yapılmış olan 19.10.2018 tarihli \"belgedir\" başlıklı sözleşmede hastane hissesi devri karşılığında ... ve ...'ın hisselerinin satın alınması karşılığında davalının taşınmaz (... ili ... ilçesi ... ada ... parsel) üzerinde bulunan ipotekleri 6 aylık süre içerisinde kaldırmayı, aksi halde 700.000,00 TL bedeli ödemeyi kabul ettiği ve bu ipotekleri kaldırmanın teminatı olarak da delil dilekçesine ekli olan 19.10.2018 tanzim 19.04.2019 vade tarihli 460.000,00 TL bedelli senedi teminat olarak verdiği; Her ne kadar davalı cevap dilekçesinde satış bedelinin 705.000,00 TL olduğunu, ipotek şerhi karşılığında 460.000,00 TL'lik senet verildiğini, aynı zamanda 50.000,00 TL nakit 150.000,00 TL araç değeri olmak üzere toplam 200.000,00 TL ve 5.000,00 TL tapu devir masrafı üzerinde anlaşıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat edecek her hangi bir delil ibraz edemediği; Yine davalı taraf tapudaki satışın geçerli olması için resmi şekilde yapılması gerektiğini, bu resmi şeklin gerçekleşmediğini iddia etmiş ise de, davalı tarafından 26.10.2018 tarihinde ... ve ...'a taşınmazın devredildiği ve böylece resmi şeklin yerine getirildiği; Davacının ibraz etmiş olduğu 12.10.2018 tarihli temliknamelerde hisse devir bedellerinin yer almadığı, sadece ibraz edilen ve noterlikçe düzenlenen satış bedellerinde davacı ... için 124.750,00 TL, dava dışı ... için ise 192.250,00 TL hisse satış bedelinin yer aldığı; Bu satışlar karşılığında Ticaret Sicil Müdürlüğünde işlem yapıldığı ve 24.10.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin 9688 sayısında dava dışı ..., ..., ..., ..., ... ve davacı ...'in  hissesinin davalıya devredildiği, böylece şirketteki hissedarların dava dışı ..., ..., ..., ..., ... ve davalı ...'dan oluştuğu; Taraflar arasında yapılmış olan protokole göre satışın gerçekleşmesi karşılığında davalının 6 aylık süre içerisinde ipoteği kaldırmayı taahhüt ettiği, aksi halde 700.000,00 TL ödemeyi sözleşme ile vadettiği; davacının dava dilekçesinde 700.000,00 TL bedel ile zorunlu ve faydalı giderleri talep ettiği; davacı talebini daha sonra ıslah yoluyla değiştirmediğinden ve karşı tarafın da bu konuda açık muvafakati bulunmadığından, HMK'nın 141/2. maddesine göre davacının kalan kredi borcunun tespiti ve borç miktarının müvekkillerine ödenmesi talebinin yerinde olmadığı; Davacı ...'in hisse devir sözleşmesi ve taraflar arasında yapılan 19.10.2018 tarihli protokole göre alacaklı olduğu, davacı ...’ın da dava dışı ... adına vekâleten 12.10.2018 tarihinde hisseyi devrettiği ve ayrıca ...’ın alacağını da 12.10.2018 tarihli temlik sözleşmesiyle temlik aldığı, böylece 19.10.2018 tarihli protokolde alacaklı olan davacı ... ve temlik alan davacı ...'ın (...)  bu belgeye göre alacaklı olduğu; Ayrıca tapuda devredilen taşınmazın 769/1633 hissesinin davacı ... üzerine tescil edildiği; ... Bankası Genel Müdürlüğü’nden gelen müzekkere cevabında davalının yapmış olduğu ödeme miktarının 257.718,32 TL olduğunun bildirildiği; davalının ... Bankasına ödeme yapmadığı takdirde ipoteğin mevcut durumda 460.000,00 TL'lik kısmının kaldığı iddia edilerek dava açılmış ise de, yapılan ödemelerin mahsup edilmesi sonucunda kalan kredi borcunun 202.281,68 TL olduğu; davacıların teminat amaçlı aldıkları 19.10.2018 tanzim tarihli 460.000,00 TL bedelli senedin ödenen 257.718,32 TL'lik kısmı dışında kalan kısım yönünden davalının borcunun kalmadığı; senet halen teminat amaçlı olup kalan borçla sınırlı olarak davalının sorumluluğu devam ettiğinden, senedin davalıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 202.281,68 TL’nin (... Bankası ipotek bedelini ve borçlarını karşılayacak miktarda) davalıdan tahsiline; davacının diğer talebi olan ... ... ... Mahallesi ... Ada ... parseldeki zorunlu ve faydalı giderlerin davalıya taşınmazın iadesinin söz konusu olmaması, bu taşınmazın davacıların mülkiyetinde kalması ve faydalı ve zorunlu giderlerin taşınmazdaki değer artışından davacıların faydalanacak olması nedeniyle bu talebin reddine, dava konusu senedin teminat niteliği devam ettiğinden davalıya iadesine karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, ilk derece mahkemesince davalı yararına 42.348,42 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, hükmün bu yönden hatalı olduğunu, davalı vekili Av. ...'in dava konusu yargılamanın hiç bir aşamasında davalı lehine işlem yapmadığını, keşif ve duruşmalara katılmadığını, dava dosyasına vekalet harcı yatırmak suretiyle vekaletname ibraz etmiş olduğu 08.05.2020 tarihi sonrasında yargılamaya katılmaksızın 04.08.2020 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini, Av. ...'in vekillikten çekilmesi akabinde ise Av. ...'nin davalı vekili olarak dava dosyasına 15.04.2020 tarihinde vekaletname sunduğunu, Av....'nin muvafakati bulunmaksızın Av. ...'in ikinci kez 10.11.2021 tarihinde davalı vekili olarak vekalet ibraz etmesi üzerine davalı ile vekillik ilişkisinin son bulduğundan bahisle  Av. ...'nin davalı vekilliğinden 25.01.2022 tarihli dilekçesi ile çekildiğini belirterek kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili, davalı tarafın istinaf dilekçesi üzerine katılma yoluyla sunduğu ek istinaf dilekçesinde, müvekkillerinin davalarını ispatladıklarını, buna rağmen davanın kısmen kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ilk derece mahkemesince alacağın muacceliyet tarihi olan tapu devir tarihi yerine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacıların tüm alacaklarını eksiksiz tahsil ettiklerini, dosya arasına alınan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, davacıların hisselerinin devrine karşılık ödenmesi gereken 700.000,00 TL'nin müvekkili tarafından fazlasıyla ödendiğini, davaya konu hisse devrinin yapıldığı taşınmaz ve sözleşmelerin yapıldığı yerin Kırşehir ili olması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, hakkaniyetle düşünüldüğünde 6 aylık süre dikkate alındığı zaman kalan kredinin müvekkili tarafından düzenli ödemelerinin yapıldığı hesaba katılmadığını, bu süreçte devredilen taşınmaz ve aracın piyasa değerlerinin ekonomik gelişmelerden dolayı piyasa değerlerinin çok çok üzerine çıktığını, bu gerçek dikkate alındığı takdirde bilakis müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, müvekkilinin de şayet kötüniyetli olsa idi ekonomik piyasanın değişen durumundan ötürü taşınmaz ve araç satışından kaynaklanan zararının giderilmesi için artan piyasa bedelleri nedeniyle fazla yapılan ödemenin iadesini talepli dava açabileceğini, müvekkilinin davacılara devretmiş olduğu ... marka aracın ... Bankasından ipotekli olan taşınmazın kalan kredi borcuna karşılık olarak devredildiğini, her ne kadar noter satış sözleşmesinde araç bedeli 125.000,00 TL yazılmış ise de, aynı sözleşmede aracın kasko değerinin 17.10.2018 tarihi  itibariyle 252.344,00 TL olduğu gözetildiğinde müvekkilinin beyan ettiği gibi, aracın 185.000,00 TL'ye devredildiği ayrıca 5.000,00 TL tapu masrafları yapıldığı dikkate alındığında ipotek karşılığı ödenecek kredinin müvekkili tarafından peşinen davacılara ödenmiş olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin ... Bankasındaki kredi ödemesine aylık 3.500,00 TL olarak devam ettiğini, bu durumda davalının taşınmaz devrinin yapılması gereken tarihten bugüne kadar ödemiş olduğu kredi taksitlerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi kapsamında davacılara devredilen taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin davalı tarafından 6 ay içerisinde kaldırılacağına dair ek sözleşme gereğinin yerine getirilmediği iddiasına dayalı alacağın ve taşınmaz için yapılan zorunlu ve faydalı masrafların davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taraflar arasında düzenlenen 19.10.2018 tarihli \"belgedir\" başlıklı sözleşmede davalının ... ili ... ilçesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın davacılara satıldığının, üzerinde bulunan ipoteklerin 6 aylık içerisinde davalı tarafından kaldırılmadığı takdirde taşınmazın değeri olan 700.000,00 TL'nin davalı tarafından davacılara ödeneceği kararlaştırılmış olmakla, taşınmazın devir bedelinin 700.000,00 TL olarak belirlendiğinin anlaşılmasına, ayrıca bu belgede, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek nedeniyle 19.10.2018 tanzim 19.04.2019 vade tarihli 460.000,00 TL bedelli bononun davacı ...'a verildiğinin de belirtilmiş olmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından kredi borcunun 257.718,32 TL'lik kısmını ödediği, 460.000,00 TL ipotek tutarından bakiye 202.281,68 TL tutarında borcun kaldığının tespit edilmiş olmasına; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 13.817,86 TL'den peşin alınan 3.454,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 10.363,36-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 161,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 454,00-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"065827b1224cc118","SID":"329b7b6e0870d5ad"}}