{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/11 Esas<br>KARAR NO: 2025/647<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/10/2022<br>NUMARASI: 2020/461 E. - 2022/675 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili  ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Bağcılar Belediyesi arasında 26.1.2017 tarihinde “...” anlaşması imzalandığını, bahse konu işin 2018 yılı Haziran ayında geçici kabulü yapılarak ... Belediye’sine teslim edildiğini, bahse konu iş kapsamında beş firma ile alt yüklenici ve taşeronluk sözleşmesi imzalandığını bu kapsamda çalıştığını, ...SAN. TİC. LTD. ŞTİ firmasının da bu iş kapsamında alt yüklenici olarak firmalarına bu kapsamda hizmet verdiğini, işin yapımı sürecinde ... YAPI'nin işi geciktirdiğini ve sözleşme şartlarına uymadığı için müvekkili firma tarafından yazılı olarak uyarıldığını, bunun üzerine ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti İle ... ( ...) arasında bu iş kapsamında yapılan binaların tamamının Ahşap Cephe Kaplamalarının Malzeme ve İşçilikli yapılması ile ilgili bir anlaşma yapılıp yapılmadığı hususunda bilgi sahibi olmamalarına karşın inşaat alanına ahşap kaplama malzemesinin getirildiğini, ancak ahşap cephe kaplama işi ... Yapı firması tarafından tamamlamış olduğunu, yapılan ahşap işlerine ilişkin ödemelerin imzalı ve faturalı hak edişler karşılığında müvekkili firma tarafından ... Yapı firmasına ödendiğini, müvekkili firmanın ne sözleşme anlamında ne de işin yapılması anlamında ... ile hiçbir şekilde görüşmemiş, anlaşmamış ve kendisinden herhangi bir hizmet almamış olduğunu, tüm bunların yanında müvekkili firmanın muhasebe ve defter kayıtlarından da görüleceği üzere alt yüklenici firma olan ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.’den 210.000,00 TL (İkiyüzonbintürklirası)  alacaklı durumda olduğunu, ...'ın kendisinin alacaklı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ... Yapı Ltd. Şti. aleyhinde takip başlattığını, alacaklı olduğunu iddia eden ...'ın müvekkili hakkında takip işlemine girişmemiş olduğunu ancak aynı dosyadan müvekkili şirkete 89/1 haciz ihbarnamesi tebliği şirketin adresten ayrılmış olması sebep gösterilerek kapıya asılmak suretiyle yapıldığını, ancak müvekkili şirket adresinde faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, adresin kapalı olmasının söz konusu olmayacağını, müvekkili şirketin tebligattan haberdar olmadığından haciz ihbarnamesine geç cevap verildiğini, ayrıca İcra Müdürlüğünün dosyasında yapmış oldukları inceleme neticesinde müvekkili şirkete yazılan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin de düzenlendiğini öğrenmiş olduklarını, her ne kadar da müvekkili şirkete icra dosyasından 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri yazılmış olsa da şirkete ulaşan bir tebligatın bulunmamakta olduğunu, haciz ihbarnamelerinin tümünün usulsüz olarak tebliğ edildiğini, bu nedenle usulsüz tebligat nedeni ile İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/129 E. Sayılı dosyası ile davanın ikame edildiğini, ilgili davanın halen derdest olduğunu ve istinaf incelemesinde olduğunu,  müvekkili şirketin ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye borcu olmadığının tespitine ayrıca ilgili icra dosyası nedeni ile müvekkili şirketin yönünden İİK. 72/2.maddesi gereğince teminatsız bu talepleri mümkün görülmez ise teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile icra dosyasındaki mevcut hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini belirterek, müvekkili şirketin davalı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye borçlu olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki hacizlerin kaldırılmasına, İcra dosyası kanalı ile 13.08.2020 tarihinde ödenen 80.229,75 TL bedelin müvekkiline faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ  Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın takip borçlusu ...'nden olan alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesini müteakiben 07.11.2018 tarihli talepleri doğrultusunda 89/1 haciz ihbarnamesi hazırlandığını ve davacının bilinen en son adresi olan \"... Mah. ... Sok. ... Sitesi ... Ap. No:... ... Esenler/İstanbul\" adresine tebliğe çıkartıldığını, adresin kapalı olması üzerine tebligat memurunun mahallinde gerekli araştırmayı yaptığını, tebligat adresi ile karşı karşıya olan 31 kapı numaralı ... unvanlı firmaya sorduğunu, davacının adreste tanınmadığını tespit ettiğini ve tebligat mercine iade edildiğini, tebligatın iade gelmesi üzerine 25.12.2018 tarihinde davacının Ticaret Sicili'nde kayıtlı adresine (aynı adresine) T.K. md. 35'e göre yeniden 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu ve usulüne uygun tebligat yapıldığını, birinci haciz ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine 20.01.2019 tarihinde 89/2 haciz ihbarnamesi düzenlenerek T.K. md. 35'e göre aynı adrese gönderildiğini, bu haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra da herhangi bir itiraz ve ödeme yapılmaması üzerine, 15.02.2019 tarihinde 89/3 haciz ihbarnamesi düzenlenerek T.K. md. 35'e göre aynı adrese gönderildiğini ve 21.02.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacı tarafın 21.02.2019 tarihinde (süresinden sonra) dosyaya 89/1 haciz ihbarnamesi cevabı gönderdiğini, 25.02.2019 tarihinde ise (İİK md. 89'da böyle bir itiraz yolu bulunmadığı halde) 89/3 haciz ihbarnamesi cevabı adı altında bir beyan gönderdiğini, davacının her iki dilekçesi de 89/2 haciz ihbarnamesi tebliğ edilip itiraz süreleri geçtikten sonra dosyaya sunulduğunu, süresinden sonra yapılan bu itirazların dosyaya bir etkisi olmadığını, davacının yapması gereken, 89/3 haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden sonra 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde takip alacaklısına karşı menfi tespit davası açmak iken, bunu da yapmadığını, 89/3 haciz ihbarnamesi borçluya 21.02.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve menfi tespit davası açma süresinin 08.03.2019 tarihinde dolduğunu, 20 günlük süre içerisinde yani 13.03.2019 tarihine kadar da dava açıldığına dair bir bilginin dosyaya sunulmadığını,  davacı taraf davasını İİK MD. 89/3 kapsamında menfi tespit talepli olarak açtığı iddiasında ise, 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı için davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerekeceğini, davacı tarafın UYAP sistemi üzerinden davayı açarken dava değerini 1.000,00 TL olarak gösterdiğini ve 1.000,00 TL üzerinden harçlandırdığını, dava dilekçesinin sonuç kısmında 80.229,75 TL'nin iadesini talep ettiğini, davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirterek, dava dilekçesinin sonuç kısmında istirdadı talep edilen 80.229.75 TL üzerinden yatırılmayan eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde harcın tamamlanmaması durumunda davanın reddine, dava İİK md. 89/3 kapsamında üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davası olarak kabul edilecek ise, 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine, dava İİK md. 89/5 kapsamında üçüncü kişinin açtığı istirdat davası olarak kabul edilecek ise, zorunlu arabuluculuk kapsamında olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı için davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın esasına girilerek bir karar verilecek ise, müvekkilimin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davanın esastan reddine karar verilmesini taleple cevap verdiği görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı ... Yapı ile alt yüklenici ve taşeronluk sözleşmesini imzaladığını, bu kapsamda bu davalıdan alacaklı olduğunu, diğer davalı ...'ın ise davacı şirkete 89/1,2 ve 3 ihbarnameleri gönderdiğini, icra dosyası kapsamında ödeme yapıldığını belirterek davalı ... Yapıya borçlu olmadığının tespitine ve ödediği bedelin her iki davalıdan istirdatını talep ettiği, dava konusu 3.haciz ihbarnamesinin 21/02/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın ise hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, bu nedenle davalı ... Yapıya karşı İİK 89.maddesine dayalı olarak açılan  menfi tespit davasının hak düşürücü süre yönünde reddinin gerektiği, davalı ...a karşı açılan istirdat davasının ise İİK 89/5 maddesi gereğince alacaklının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden reddedildiği, alınan rapor ile davacının davalı ... Yapıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda davacının Bağcılar Belediyesindeki alacağından icra dosyasına aktarılan 80.229,75 TL'nin davalı ... Yapı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatiyle davacının ... Yapıya karşı açtığı istirdat davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Davalı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açılan menfi tespit davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, ...'a karşı açılan istirdat davasının reddine, Davalı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı açılan istirdat davasının kabulü ile 80.229,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, Davacının hacizlerin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine,, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 89/1 haciz ihbarnamesi tebliği şirketin adresten ayrılmış olması sebep gösterilerek kapıya asılmak suretiyle tebligat yapıldığını, ancak müvekkili şirketin adresinde faaliyetlerine devam etmekte olup kapalı olmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin tebligattan haberdar olmadığından haciz ihbarnamesine geç cevap erdiğini, ancak icra müdürlüğü dosyasına yaptıkları inceleme neticesinde müvekkili şirkete yazılan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin de düzenlendiğini öğrendiklerini, şirkete ulaşan bir tebligat bulunmadığını, haciz ihbarnamelerinin tümünün usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davalı ...'ın müvekkili şirkete usulsüz bir şekilde tebliğ yapmak suretiyle haciz ihbarnamelerini kesinleştirdiğini, bu nedenle müvekkili şirketin süresinde itiraz edemediği gibi haciz ihbarnamelerinin içeriğine de vakıf olamadığını, davalı ... ile aralarında asıl borç ilişkisi bulunan diğer davalı ... Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı olmadığını, aksine dava konusu icra dosyasına borçlu şirketin müvekkili şirkete de borcu olduğunu, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, müvekkili şirketin haberi olmadan kesinleşen icra dosyası nedeniyle mağdur olduğunu ve banka hesaplarına konulan hacizler nedeniyle mağdur olduğunu, mahkeme dosyasına ibraz edilen 01.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ticari deftrerlerinde yapılan inceleme neticesinde davalı ... Yapı..Şti'nin müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını ve davalı şirketin dava tarihi olan 09.09.2020 tarihinde müvekkili şirkete 220.760,24 TL borcu olduğunun tespit edildiğini, dava dilekçesi ve diğer beyanlarında da izah ettikleri üzere müvekkili şirketin davalı ... Yapı...Şti'ye herhangi bir borcu olmadığının, diğer davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde icra dosyasıyla borçlu hale getirildiğinin tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,İİK 72.maddesi gereği menfi tespit davası ikame ettiklerini, bu hususun ön inceleme duruşmasında beyan ederek zapta geçirildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında İİK 89.maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar vermiş olmasının hatalı olduğunu, dava şartı olarak yapmış oldukları arabuluculuk başvurusunda da genel hükümlere göre menfi tespit ve istirdat talep etmiş olup görüşmelerin bu talepleri doğrultusunda gerçekleştiğini, hem dava dilekçemizde hem de duruşmalardaki tüm beyanlarında genel hükümlere göre menfi tespit davası açtıklarını beyan etmiş olmalarına rağmen mahkemenin verdiği kararın ilgili yasa hükümlerine aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararın 3.sayfasında bilirkişi raporundan kısaca bahsetmek suretiyle \"davalı takip alacaklısı olarak ... Yapı şti'ne ödenen 80.229,75 TL'nin istirdadı ile müvekkili şirkete ödenmesine\" şeklinde belirtildiğini, ancak bu durumun yanlış anlaşılmış ve hatalı yazılmış olduğunu, dosya alacaklısının ... olduğunu, bilirkişilerce tebligatların usulsüz olarak yapıldığının tespit edildiğini, yerel mahkemece 25.05.2022 celse tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı gereğince menfi tespit talebinin hangi miktar ve kime karşı talep edildiği (birinci haciz ihbarnamesindeki tutar üzerinden mi, ödenen tutar üzerinden mi) hususunun açıklanması varsa eksik harcın ikmal edilmesi” için kendilerine süre verildiğini, buna ilişkin olarak 31.05.2022 tarihli yazılı beyanlarını dosyaya ibraz ettiklerini ve davalı ...'a 80.229,75 TL ödenmiş olup bu nedenle bakiye kalan 86.703,58 TL yönünden eksik harcı işbu dilekçeleri ile tamamladıklarını, mahkemece 05.10.2022 tarihli duruşmada ise ilgili ara kararının “üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin olduğunu sehven birinci haciz ihbarnamesi” yazıldığını beyan edildiğini, mahkemece eksik tespit ve inceleme yapıldığını, istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini, mahkeme huzurunda dinlenen tanıklar ile müvekkili şirketin ... Yapı...Şti'ne bir borcu olmadığını, davalı ... ile ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti arasında o dönemde de anlaşmazlık olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin bir dönem ... Yapı ile olan çalışmasına vakıf olan ...'ın kötüniyetli olarak müvekkiline 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ ettiğini, mahkemece gerekçeli kararında davalı ...'ın kötüniyetli olduğunun ispat edilemediğini beyan etse de dosya kapsamında davalı ...'ın kötüniyetli hareket ettiğinin ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda 89/1-2-3 ihbarnamelerine ilişkin tebligatların usulüne uygun yapılmadığı yönünde tespitler mevcut ise de; bu tespitlerin bilirkişinin görevlendirme konusunu aştığını ve kesinleşmiş icra hukuk mahkemesi kararları ile çeliştiğini, müvekkilinin kötüniyeti ya da kusuru olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispat için yeterli delil sunmadığını, dava dilekçesinde müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ortaya koyan beyanlarda bulunduğunu, yasanın ön gördüğü gibi sorumluluklarını yerine getiren müvekkilinin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalı ... Yapı ile davalı ... yapı arasında bir sözleşme ilişkisi var olduğunu, cebri icra yoluyla davacıdan para tahsil edilmesi konusunda müvekkilinin herhangi bir kötü niyeti veya kusur olmadığını, davada delil olabilme özelliği bulunmayan ve çelişkili olan tanık beyanlarının yerel mahkemece hükme esas alınmamış olmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın mevcut bir Yargıtay kararının içeriğini değiştirip farklı algılanacak şekilde dosyaya sunarak mahkemeyi ciddi şekilde yanıltmaya çalıştığını, davacının beyanında geçen kararın 12. Hukuk Dairesi'nin kararı olmadığını, mevcut bir Yargıtay kararının içeriğini değiştirip farklı algılanacak şekilde dava dosyasına sunan davacının istinaf başvurusunun kötü niyetli olduğunu, istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; 2004 Sayılı İİK'nın 89/3. maddesi gereğince davalı tarafa borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat  istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 01/04/2022  tarihli bilirkişi raporunda özetle;\" bilirkişinin 4/b, c maddelerindeki tespitleri muvacehesinde İİK. 89/1 tabir edilen haciz ihbarnamesinin tebligat kanunu 35 ve 7.maddeleri, nizamnameye aykırı tebliğ edildiğinin sayın mahkemenin kabulü halinde, sonraki ihbarnamelerde yok hükmünde ve sonuçta İİK. 89.maddesine uygun davacı borçlunun yasal olarak borçlandırılmadığından, 13/08/2020 tarihinde davacının Belediye nezdinde istihkakı haczedilmesi sonucu davalı takip alacaklısı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödenen 80.229,75-TL'nin 09/09/2020 dava tarihinden itibaren faizi ve dava masrafları ile birlikte istirdadı ile davacı ... San.ve Tic. Ltd. Şti. Şirkete ödenmesi gerektiği\"  belirtilmiştir. 2004 sayılı Kanunun İİK'nun 89/5 maddesine göre,  \"Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik cümle: 17/07/2003 - 4949 S.K./22. md.) Her halde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.\" Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus HMK'nın 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrası Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.  TTK m.4'te hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK m.4/1'de bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz,  TTK m.4/1'de sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar, kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK m.4/1'e göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifadeyle, TTK m.19/2 uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari  sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere, bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. İncelemeye konu dava; İİK'nın 89/3 hükmüne dayalı olarak açılmış olup, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İşbu eldeki dava ticari dava değildir. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı da değerlendirilmiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK'nın 4. ve 5. maddeleri kapsamında \"ticari dava\" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın asliye hukuk mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı kanunun 114/1-c bendi gereğince dava şartı olan bu husus, HMK m.115/1 gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır ve göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile esasa girilerek  inceleme yapılması yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın görev yönünden değerlendirilmesi  için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2022 tarih, 2020/461 E. 2022/675 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"988960bf412d9464","SID":"7f0831f9372fb7cf"}}