{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1425 <br>KARAR NO\t\t: 2025/347<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 20/04/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2020/678 Esas - 2022/422 Karar<br>DAVA             \t\t: Pay Devrinin Şirket Pay Defterine Kaydı<br>DAVA TARİHİ\t\t: 20/11/2020<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 05/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarihli, 2020/678 Esas ve 2022/422 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin borsada arz edilmek üzere SPK’ya müracaat etmiş olan ve yapmış olduğu genel kurullarında bu konuda karar almış ... AŞ’ye ait B gurubu hisselerden 50 adet hisseyi 24.08.2020 tarihinde ... isimli başka bir hissedardan satın aldığını, hisseler için her biri 5 (Beşlira) değer üzerinden 250,00.TL (ikiyüzellilira) ödeme yaptığını, satın alma ve devir işleminin, ... tarafından İzmir 27. Noterliği, 25.08.2020 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... A.Ş.’ye bildirildiğini, davalı ... A.Ş.’nin müvekkil ...’e göndermiş olduğu cevabi yazısında, bu pay devrinin yapılabilmesi için hisseleri satan kişinin değil, alan kişinin imza beyannamesi ile birlikte kendisinin başvuru yapması gerektiğinin yazılı olarak bildirildiğini, davacının Edremit 5. Noterliğinin 02.09.2020 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile satın aldığı hisselerin kendi adına şirket pay defterine kaydının yapılması bildirildiğini, davalı şirketin TTK hükümlerine aykırı olarak, müvekkilinin satın aldığı hisselerin pay defterine kaydını yapmadığını, müvekkilinin almış olduğu hisselerin kaydının yapılmaması ve bunun ötesinde akit serbestisine ve TTK ilgili maddelerine, şirket ana sözleşmesine aykırı olarak alım satım işleminin tanınmıyor olmasının müvekkilini zarara uğrattığını belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin almış olduğu 50 adet hisselerin pay defterine kaydının yapılması konusunda karar verilerek hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Edremit 5. Noterliğinin 02.09.2020 tarihli ihtarnamesiyle müvekkili şirkette pay sahibi ve ortak olan ...’ın hasip olduğu 50 adet nama yazılı payı devraldığına ilişkin beyan ile pay devir işleminin şirket defterine kaydını talep ettiğini, davacının müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapmadığını, pay devrinin hangi tarihte yapıldığının anlaşılamadığını, müvekkili şirkete gönderilen 25.08.2020 tarihli yazıda ve 02.09.2020 tarihli beyanda devir tarihinin belirtilen tarihlerin uyuşmadığı, müvekkili şirketin yönetim kurulunun 24.12.2019 tarihli 2019/37 sayılı kararıyla halka arz çalışmasına başladığını, 17.03.2020 tarihinde SPK’nın halka arzı onayladığını, ancak covid-19 salgını nedeniyle çalışmaların ertelendiğini, 27.08.2020 tarihinde yapılan genel kurulda şirket ortaklarının %65,79’unun halka arz yapılmaması yönünde oy kullandığı ve bu karardan dönüldüğünü, pay sahipleri ... ve diğer 241 kişiye paylarının devrine ilişkin olarak müvekkiline 25.08.2020 tarihinde ihtarnameyle bildirim yapıldığını, müvekkili şirkete bildirim yapılan bu tarih itibariyle müvekkili şirketin halka açık şirket statüsüne geçip geçmeyeceğinin SPK mevzuatına tabi olup olmayacağının 27.08.2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısından iki gün önce olduğu, SPK m. 16/1 gereğince A.Ş. statüsündeki şirketlerin ortak sayısının 500 ve üzeri olması halinde SPK’ya tabi olacağının belirtildiği, müvekkili şirketin ortak sayısının 500’e çıkartılarak müvekkili şirket karar almasa dahi halka açık şirket statüsü kazanılması halinde bu devirlerin yapıldığını, ancak 27.08.2021 tarihli genel kurulda şirketin halka arzının 92.615.490 adet olumlu ve 197.372.184 adet olumsuz oy ile oy çokluğuyla ret edildiği, paylarını davacı dâhil birçok kişiye devretmiş görülen dava dışı ...’ın paylarının devrinin pay defterine kaydının engel olarak bir takım hususlar tespit edildiğini, özellikle delil beyanlarıyla delil listesinde yer alan devre konu pay adetlerinin birbirleriyle örtüşmediğini, bazı devralma beyanlarında tarihin bulunmadığını, payları temsil eden ilmühaberlerin ciro ve teslim gerekli olduğu halde ilmühaberinin bulunmadığı, yine devreden kişilerin kendi nam ve hesaplarıyla devraldıklarını bildirmediğini, buna istinaden davalı şirketin 08.09.2020 tarihli 2020/21 sayılı yönetim kurulu kararıyla devir işlemlerinde izlenecek yolun kanuni ve usulü eksikliklerle işleme alınmaması, usulüne uygun devredilenler için ise devredene TTK m. 493 gereğince devre konu pay değerlerinin bedellerinin gerçek değeri üzerinden şirket hesabına satın alınmasına ilişkin teklifte bulunduklarını, böylece TTK m. 374 gereğince genel kurul yetkisine bırakılanlar dışında yönetim kurulunun devir işlemlerinde hukuka aykırı bir durum bulunması halinde şirket menfaatlerini korumak için 1100 adet B grubu müvekkili şirket payının devralındığına ilişkin gerekli belgelerin müvekkili şirkete ulaştırılmadığı, bu nedenle TTK m. 493/3F gereğince şirket devrinin pay defterine kaydının ret edildiği, bazı hissedarların da bu devri kabul etmediklerini, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen 29.02.2020 tarihli yazıda yer alan kararların müvekkili şirketin pay sahibi sayısını arttırma amacıyla muvazaalı olarak yapılması nedeniyle taleplerinin ret edildiğini, TTK m. 493/1F gereğince şirketin esas sözleşmede ön görülen bir gerekçe ileri sürerek devredene paylarını başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da 3. kişiler hesabına almayı önererek onay istemini ret edebileceği hükmünün bulunduğunu, davacının iddiasına itibar edilemeyeceğini, müvekkili şirketin esas sözleşmesinde bu hususta özel bir hüküm bulunmasına gerek olmadığına, bu şartın öğretide escape clouse / kaçış klozu olarak yer aldığını, özellikle kişisel unsurları öne çıkan AŞ’lerde yani kapalı AŞ’lerde şirketin yabancılaşmasına engel olmak amacıyla bu hükmün bulunduğunu, ana sözleşmede bu konuda hüküm bulunmasına gerek bulunmadığını, zira yasada açık hüküm yer aldığını, yine TMK m. 2 gereğince herkes haklarını kullanırken kötü niyetli hareket etmemesi gerektiğinden bir kişinin payını aynı anda 342 kişiye devrinde doğruluk ve güven kurallarına aykırılık bulunduğundan bu talebin reddedildiğini, iyi niyetli 3. Kişilerin korunması için hamile yazılı payların nama yazılı paylara dönüştürülmesinin hakkın kısıtlanması anlamına gelmediğini, pay dönüştürme işleminin kanuna uygun olarak yapıldığını, müvekkili şirketin 26.06.2018 tarihinde yaptığı 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında esas sözleşmenin pay senetlerinin nevi ve devri başlıklı 7. Maddesiyle düzenlenen B grubu hamile yazılı paylar nama yazılı paylara dönüştürüldüğü, müvekkili şirketin iştiraklerinin ana iştigal konusuna ilişkin mevzuata yapılan değişiklikler kapsamında bir ihtiyaç nedeniyle bu işlemin yapıldığını, şirketin holdingin bünyesinde bulunan bir tüzel kişilik olduğunu, holdingde birçok şirket yer aldığından Enerji Piyasası Mevzuatına göre hamile yazılı senetlerin devrinin takibi mümkün olmadığından zorunlu olarak yapıldığını, EPDK’nın pay sahiplerini onaylaması yükümlülüğünün bulunduğunu, özellikle Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliği m. 57/2 numarasına göre lisans sahibi ve tüzel kişinin sermayesinin %10 ve daha fazlasını temlik eden payların doğrudan veya dolaylı olarak edinilmesi halinde bunun EPDK onayına tabi olduğunu, müvekkili şirketin iştiraklerinde tek ve hakim ortağı olduğunu ve hissedar yapısının değişmesi halinde EPDK’nın buna izin vermeyeceğini, şirketin bunu şeffaflık gayesiyle yaptığını, özellikle B grubu hamiline yazılı listelerin nama yazılı hale getirildiğini, payların dönüştürülmesine yönelik olarak esas sözleşme değişiklikleri için özel bir nisap öngörülmediğini, TTK m. 485 gereğince payın türü dönüştürülme yoluyla yapılabileceği ve TTK m. 421’de yer alan nitelikli karar sayısının aranmadığını, müvekkili şirketin halka arz için SPK’ya ön izin başvurusunda bulunmasının tüm kamuoyu tarafından bilindiğini belirterek davacının davasının reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Davalı şirkette A ve B grubu payların bulunduğunu, payların nama yazılı olup, 30.07.2018 tarihinde ilmühaberlere bağlandığını A grubu payların devrinin yönetim kurulunun muvafakatine bağlı olmasına karşılık B grubu payların devrinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığı, TTK m. 486/2 gereğince hisse senetleri basılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabileceği, ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı hisse senedi hükümleri uygulanacağı, TTK m. 490 gereğince nama yazılı payların devrinde ilke olarak herhangi bir sınırlandırılmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, devrin ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyedinin devri yoluyla yapılacağı, davalı şirkette B grubu payların ilmühaberlere bağlandığını, payın devri için ciro edilmiş ilmühaberlerin zilyedine geçirilmesi gerektiği, davaya konu devirlerin bu usule göre yapılmadığı, ilmühaberlerin ibraz edilmediği gibi hangi payların devredildiğin belirlenmediği, yine davacıya hissesini devreden ... hisse devrinin geçerli olmadığı, zira İzmir 27. Noterliğinin 25.08.2020 tarihli işleminde ...ın şirkette maliki bulunduğu 20946 adet B grubu hisseleri belirli kişilere devrettiğini belirttiği ve imza attığı, ancak devralanların ise bu hisseleri aldıkları ve kabul ettiklerine dair bir ibare ve imza bulunmadığı, bu devrin TTK da yer alan alacağını temliki şartlarını dahi taşımadığı belirlenmiştir. TTK m. 499 da pay defteri ile ilgili olarak payın usullüne uygun devrinin yapılması halinde şirketin pay defterine yeni paydaşın kaydedeceği aksi halde pay defterine yazılamayacağı bu halde payın usulüne uygun devredilmemesi nedeniyle yönetim kurulunun devri pay defterine kaydetmeyeceği yer almaktadır. Somut olayda da davalı şirket usulüne uygun olarak yapılmayan devir nedeniyle pay devrinin TTK m. 493/3f  göre davacının payı kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmediğinden şirkete paydaş olarak kaydetmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenmiştir. ...ın tek başına imzaladığı devir senedinde ilmühaberlerden bahsedilmediği ve hangi hisseye ait bilgi olmadığından 342 kişiye devir yapmasının hukuka uygun olmadığı, şirketin 500 hissedarı aşması halinde halka açık AŞ olacağı tespit edilmiştir. Bu durum TTK m. 499/1 ve 2 bentlerine aykırıdır. Daha sonradan davacının 06.10.2021 tarihli dilekçesinde açıkladığı üzere başvurunun 2 kez reddedilerek davanın açılmasından sonra eksikliklerin giderilerek devralanın pay defterine kaydedilmesinde davalının kusuru bulunmadığı yani dava açıldığı tarih itibari ile pay devrinin usulüne uygun olmadığı, ... ilmühaberleri böldüğü ve ilmühaberleri ciro ve teslim yoluyla devir ettiği böylece davacının da bölünmüş ilmühaberlere dayanılarak başvuru yapması nedeniyle pay defterine hisseleri kayıt ettiği tespit edildiğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinden bırakılmasına karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle \"...Davada dava sırasında konusu olan payların şirket pay defterine kaydedildiği, tespit edilmekle konusu kalmayan dava hakkında  karar verilmesine yer olmadığına ancak davalının usulüne uygun olarak payın devri yapılmadan payların pay defterine  tescil yapılamayacağını belirtmesinde hukuka uygunluk bulunduğundan davacının dava tarihi itibari ile haklı olmadığı belirlenmiş olmakla yargılama gideri ve vekaleti ücretinin davacı üzerine bırakılmasına...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ..., borsada arz edilmek üzere SPK’ya müracaat etmiş olan ve yapmış olduğu genel kurullarında bu konuda karar almış ... AŞ’ye ait B gurubu hisselerden 50 adet hisseyi 24.08.2020 tarihinde ... isimli başka bir hissedardan satın aldığını, satın alma ve devir işlemi, ... tarafından İzmir 27. Noterliği, 25.08.2020 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirket, müvekkiline göndermiş olduğu cevabi yazısında, bu pay devrinin yapılabilmesi için hisseleri satan kişinin değil, alan kişinin kendisinin başvuru yapması gerektiğini yazılı olarak bildirdiğini, bunun üzerine davacı müvekkili, Edremit 5. Noterliğinin 02.09.2020 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile satın aldığı hisselerin kendi adına şirket pay defterine kaydının yapılarak bundan sonra yapılacak genel kurul çalışmalarının ve tüm bildirimlerin kendi adresine yapılmasını talep ettiğini, buna rağmen davalı şirket TTK hükümlerine aykırı olarak, müvekkilinin satın aldığı hisselerin pay defterine kaydını yapmadığını, bunun yanı sıra davalı şirketin, 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında, şirket hisselerinin devirlerinin kısıtlanamayacağına ilişkin beyanları tutanaklara geçirdiğini, aynı genel kurulda nama yazılı hisse senetlerinin, hamile yazılı hisse senedine çevrildiğini, alınan bu karar nitelikli oy çokluğu gerektirirken bu prosedüre uyulmadığını ve müvekkili tarafından alınan hisseler şimdiye kadar hiçbir ortağa yapılmadığı şekilde bir prosedüre tabi tutularak hisselerin pay defterine kaydı talebinin reddedildiğini, müvekkilinin satın aldığı hisselerin pay defterine kaydını ısrarla yapmaması üzerine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/678 E sayılı dosyası ile davanın açıldığını, davanın devamı sırasında ise davalı şirket hisselerin pay defterine kaydını yaptığını, bunun üzerine mahkemece, dosyayı bilirkişiye tevdi ederek yargılama giderlerinden kimin sorumlu olduğuna dair rapor aldığını, rapora davacı tarafından itiraz edildiğini, davacı müvekkilinin, davanın devamı sırasında, diğer pay devralan şahısların paylarının pay defterine kaydının yapıldığını öğrenince, noter vasıtası ile göndermiş olduğu ihtarname ile talebini yinelediğini, tekrar ihtarname gönderdiğini, yapılan başvuru önceki ile aynı usulde olduğu halde bu kere davalı şirket, pay defterine kaydı yaptığını, her ne kadar bilirkişiler usulün aynı olmadığını söyleseler ise de aradaki farkın ne olduğunu ortaya koyamadıklarını, davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın ve/veya yargılama giderlerinden kimin sorumlu olduğunun tespiti hukuki bir nitelendirme olup hakimin yetki ve görevine giren bir husus olduğunu, bu konuda bilirkişi raporu alınmasının dahi usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermesi sebebiyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi ve kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, anonim şirket hisse devri nedeniyle payların devralan davacı adına davalı şirket  pay defterine tescili isteğine ilişkindir.<br>Mahkemece, yargılama sırasında, davacıya devri yapılan payların davacı adına pay defterine kaydının yapılması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihi itibariyle davacı dava açmakta haklı olmadığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacı tarafın dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olmadığı usulünce tespit edildiğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında ve davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarihli, 2020/678 Esas ve 2022/422 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/03/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b6635597806b6d2","SID":"785d975d95c699a6"}}