{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1797 <br>KARAR NO: 2025/598<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/09/2022<br>NUMARASI: 2021/575 E. - 2022/166 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili aleyhine Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/23 değişik iş sayılı dosyası ile adına tescilli ... (3) numaralı tasarımdan doğan hakların ihlal edildiği iddiası ile delil tespiti talep edildiğini, ancak davalı çoklu tasarımı olan ... (1), (2), (3) numaralı tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığını, davalı tarafın başvuru tarihinden çok öncesinde başka firmaların piyasaya arz ettiğini, tasarımlar arasında karşılaştırma yapılırken tasarıma konu ürün açısından seçenek özgürlüğünün mevcut olup olmadığı, ne derecede olduğunun belirlenmesinin gerektiğini, bu manada bir değerlendirme yapıldığında davaya konu tasarımlar açısından seçenek özgürlüğünün geniş olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı adına TPMK nezdinde tescilli olan ... (1), (2) ve (3) nolu tasarım tescillerinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TPE nezdinde kayıtlı ... (1)(2)(3) numaralı tasarımların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, işbu tescilinin SMK hükümleri gereği koruma altına alındığını, bu nedenle müvekkilinin işbu tasarım hakkına tecavüz edenlere karşı tüm yasal haklarını kullanma hakkının her zaman bulunduğunu, davacı tarafın bir çok yerde müvekkiline ait bu tasarım haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle tespit yapıldığını ve alınan bilirkişi raporu ile müvekkiline ait tasarım hakkını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin dava konusu tasarımları her ne kadar 2020 yılında tescil etmişse de aslında uzun zamandan beri bu kek kalıplarını üretip sattığını, dava dilekçesinde bildirilen dava dışı firmaya ait tasarım ile müvekkili tasarımlarının birbirlerinden farklı olduklarını, davacının örnek gösterdiği tasarım ile davalı müvekkiline ait tasarımlar arasında belirgin farklılıkların söz konusu olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayın yukarıda anılı ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmesinde; davalı adına kayıtlı tasarımın başvuru tarihinin 27/08/2020 olduğu, bu başvuru tarihinden önce davalı adına kayıtlı ... numaralı tasarım tesciline benzer ürünün dava dışı ... Ltd.firması adına kayıtlı ... numaralı tasarım ile kamuya sunulduğu; ... numaralı tasarım tesciline benzer ürünlerin başvuru tarihi olan 27/08/2020 tarihinden önce 28/01/2014, 22/02/2016, 16/05/2018 tarihlerinde dava dışı firmalar tarafından kamuya sunulmuş oldukları; ... numaralı tasarım tesciline benzer ürünlerin başvuru tarihi olan 27/08/2020 tarihinden önce 08/08/2016, 10/07/2017 ve 19/01/2018 tarihlerinde dava dışı firmalar tarafından kamuya sunulmuş oldukları bilirkişi raporlarıyla sabittir. Yenilik kırıcı olarak 27/08/2020 tarihinden önce dava dışı firmalar tarafından kamuya sunulan ürünler ile davalı tasarımlarının benzer biçim, oran ve biçimde olduğu, bu itibarla davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliğini haiz olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Davacının davasının KABULÜ ile;  Davalıya ait ...-(1), (2), (3) nolu tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hatalı bir karar tesis edildiğini, davalı müvekkillerinin dava konusu tasarım tescilinin sahibi olup dava konusu tasarımları geliştirmek, tasarlamak, üretmek ve piyasada saygın ve tanınır hale getirmek için ciddi emek sarf ettiğini, söz konusu tasarımların tescilli olduğunu, TPE tarafından yayımlanarak üçüncü kişilere ilan edildiğini, hukuki koruma altına alındığını, üçüncü kişilerin müvekkillerinin izni olmadan bu tasarımları üretemeyeceğini, satamayacağını, piyasaya arz edemeyeceğini, ithal edemeyeceğini, ticari amaçla kullanamayacağını ve bu gaye ile elinde bulunduramayacağını, buna rağmen davacı yanın dava konusu tasarımları hukuka aykırı olarak ürettiğini ve satışa arz ettiğini, davacının bu eyleminin SMK 81. Maddesi ile hüküm altına alınmış tasarım hakkına tecavüz olduğunu, buna rağmen bu davayı ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu, mahkemece davacının bu kötü niyetinin görmezden gelindiğini, davalı müvekkilleri adına kayıtlı tasarımın başvuru tarihinden çk önce farklı pazar modelleri vasıtasıyla üretilerek satışa sunulduğunu, burada müvekkili şirketin hak sahipliğinin açık ve tartışmasız olduğunu, davacının dava konusu tasarımların dava dışı üçüncü kişiler tarafından kamuya sunulduğunu iddia etmişse de gerçek hak sahibi olmayan davacının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket değil de dava dışı üçüncü bir kişi olduğunu iddia etmesinin hukuken mümkün olmadığını, böyle bir iddianın açıkça kötü niyetli olduğunu ve ancak gerçek hak sahibi tarafından ileri sürülebileceğini, davalı müvekkillerine ait tasarımlar ile dava dışı üçüncü kişilere ait ürünler arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, birbirinden farklı tasarımlar olduğunu, davalı müvekkili şirkete ait tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edici niteliklere sahip olduğunu, buna rağmen bilirkişi heyetinin eksik ve hatalı bir değerlendirmeye vardığını, mahkemenin bu eksik ve hatalı rapor doğrultusunda hüküm tesis ettiğini, rapor ile yalnızca dava konusu tasarım ile dava dışı üçüncü kişilere ait ürünler arasındaki benzerliklerin tartışmaya dahil edildiğini, raporda tasarımlar bakımından küçük ayrıntılarda farklılıklar olduğu iddia edilmişse de bu küçük nitelik olarak ifade edilen farklılıkların dahi zikredilmediğini, rapora itirazlarının mahkemece değerlendirilmeyerek salt bu rapor doğrultusunda karar verildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili KATILMA Yolu ile istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalarının tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı adına tescilli 3 adet tescilli tasarımın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiş olmasına karşın müvekkili lehine eksik vekalet ücretine hükmediğini, her bir tasarım yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, davalının istinaf sebeplerinin hukuken yerinde olmadığını, söz konusu tasarımların davalı tarafın başvuru tarihinden yıllar öncesinde yabancı firmalar tarafından kamuya arz edilmiş olan tasarımlar olduğunu, dayanak tasarımlarla davalı tasarımlarının neredeyse birebir aynı olduğunu, davalı tarafın da tasarımların ne gibi özellikleri açısından farklı olduğunun belirtilemeyip yalnızca genel bir ifade ile farklıdır diyerek geçiştirdiğini, davalı tarafın huzurdaki davada tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadığını ileri süremeyeceği ve kötü niyetli olduğu iddialarının da izahtan vareste olduğunu, hukuki menfaati olan herkesin hükümsüzlük davası açabileceğini, davalının daha önce kamuya arz edilmiş başka birine ait tasarımı Türkiye'de tescil ettirerek müvekkiline karşı bu tescilden doğan hakları ileri sürmesi durumunda müvekkilinin hükümsüzlük dava açma hususunda hukuki menfaati olduğunu, daha önce başkaları tarafından kamuya sunulmuş tasarımları yıllar sonra kendi adına tescil ettirerek rakiplerine karşı kullanmaya çalışan davalı tarafın asıl kötü niyetli davrandığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle, davanın kabulü halinde davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kararın yerinde olduğunu, mahkemece verilen 21.09.2022 tarihli karar muhteviyatında usul ve esas yönünden hukuka aykırılıklar olduğundan kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının istinafa başvururken yalnızca tek bir istinaf sebebine dayanmışsa da davacının  istinaf gerekçesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu tasarım davacının iddiası gibi ayrı tasarımlar olmadığından tek bir vekalet ücretine hükmedildiğini, zikredilen tasarımların ... numaralı tasarımların birer alt sınıfı olup neticeten tek bir tasarıma ait ürünler olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli, ... (1), (2), (3) numaralı çoklu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesi ile açılan tasarımın hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 22/06/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\"Hükümsüzlüğü talep edilen ... 1-2-3 sıra numaralı tasarımların tescilinin başvuru tarihi olan 27/08/2020 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadıkları ve belirtilen nedenlerle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu\"  belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 56/4. maddesine göre bir tasarımın aynısı tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce Dünya'nın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Yenilik tanımındaki küçük ayrıntının sınırları somut olaya göre farklılık göstermektedir. Yenilik incelenmesinde esas alınacak referans tarihi tescilli tasarımlar açısından başvuru ve rüçhan tarihidir. Yani SMK 56/4-a gereği tescilli tasarımın aynısı başvuru veya rüçhan tarihinden önce Dünya'nın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise söz konusu tescilli tasarım yeni kabul edilecektir. Bir tasarımın ayırt edicilik özelliği ise SMK'nun 56/5 maddesinde belirlenmiştir. Buna göre bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. Kanunda yer alan \"bilgilenmiş kullanıcı\" özel bir bilgiye sahip olmadan markalar alanında markaları karşılaştırabilen ortalama tüketici kavramı ile ilgili sektörde teknik bilgiye sahip uzman arasındaki kişidir. Ayırt edici niteliğin belirlenmesinde tasarımların karşılaştırmasını yapacak bilgilenmiş kullanıcı üretici, satıcı, tasarımcı veya teknik uzman değildir. Sektörde bu tür tasarımların olduğunu bilen dikkatli ve deneyimli ürün kullanıcısıdır. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi de dikkate alınır. (SMK 56/6 mad.) Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu tasarımların  “Kek Kalıbı” tasarımı olduğu, karşılaştırılan tasarımları oluşturan bütün öğelerin benzer olduğu, tasarımlar arasında bulunan küçük ayrıntıların tasarımların bütüncül algısında ayırt edici nitelik oluşturmadığı, bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere, 2020/05978 – 1-sıra numaralı tasarımın başvuru tarihi 27/08/2020 tarihinden çok daha önce, 18/10/2018 başvuru tarihli ... tescil no.lu tasarımın kamuya sunulmuş olduğu, ... -sıra numaralı tasarımın başvuru tarihi  27/08/2020 tarihinden çok daha önce, 28/01/2014-22/02/2016-16/05/2018 tarihlerinde kamuya sunulmuş olduğu, 2...-sıra numaralı tasarımın başvuru tarihi  27/08/2020 tarihinden çok daha önce, 08/08/2016- 10/07/2017- 19/01/2018 tarihlerinde kamuya sunulmuş olduğu, söz konusu geçmiş tarihli ürün görselleri ile davalının tasarımlarının, dava konusu ürün bakımından, bilgilenmiş kullanıcı gözünde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı ve bir bütün olarak benzer olarak algılandıkları,  bu itibarla hükümsüzlüğe dayanak gösterilen geçmiş tarihli ürün görsellerinin, dava konusu olan davalıya ait tasarımların yenilik ve ayırtedicilik vasıflarını ortadan kaldırdığı,   tasarımın hükümsüzlüğü şartları oluştuğundan davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf başvurusunda çoklu tasarımın her biri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürülmüş ise de çoklu tasarımın dava konusu olduğu her bir çoklu tasarım için ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin ve davacı vekilinin katılma yolu ile yaptığı  istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/09/2022 tarih ve 2021/575 E., 2022/166 K. sayılı kararına karşı taraflarca yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba4312a88c407400","SID":"d9c9e2ed5621c34c"}}