{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1855 <br>KARAR NO: 2025/537<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2020<br>NUMARASI: 2014/1224 Esas -  2020/413 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 28/04/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasındaki üç sözleşmeye istinaden nakliye hizmetleri taahhüdünde bulunulduğu ve hizmetlerin kusursuzca yerine getirildiği, sözleşmenin feshedilmesinin nedeni olarak... ailesinin yakın akrabası olan ... şirketinin bu işe talip olması ve üst yöneticiler tarafından işin bu şirkete verilmesi konusunda baskı yapılmasının olduğunu, bu nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL sözleşme süresince uğranılan zararın, 100,00 TL kötü niyetli fesih ile 4. Sezon süresince mahrum kalınan karın tespit ve tahsiline, bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının da kabulü olduğu üzere sözleşmenin, sözleşmede taraflarca karalaştırılan fesih hükümlerine göre sona erdirildiği, davacının söz konusu hükmü nakliyecinin kusurlu davranışlarını bertaraf etmek için olduğu şeklindeki yorumunun hukuken kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin kurulması taraf iradelerinin uyuşması ile mümkün olabileceği bu doğrultuda sözleşmenin tarafları 7 gün öncesinden ihtar edilmek kaydı ile sözleşmenin feshedilmesini kararlaştırmışken ve bu şart tüm sözleşmelerde yer alırken, bu maddeye dayanılarak sözleşme feshedilince bu maddenin var oluş amacının fesih olmadığının savunulmasının mümkün olmadığı, müvekkili tarafından yapılan fesih usul ve yasaya uygun olup herhangi bir tazminat talep etme imkanının olmadığı, davacının 3 sezon boyunca çalışılmayan dönemlerde de mevcut ekibini muhafaza ettiğini ve işine personeline yatırım yaptığını bu bahisle tazminat talep ettiğini, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olup müvekkilin de davacıya bu yönde uğradığı ve uğrayacağı veya uğrayabileceği zararları tanzim etmeyi, bu sözleşmenin hiçbir zaman sona ermeyeceğini de taahhüt etmediği, bu itibarla müvekkilin usulüne uygun olarak sona erdirdiği sözleşmeden dolayı müvekkilinden bir tazminat talep etmesinin mümkün olamayacağı, davacının tüm alacaklarının sözleşme süresince davacıya ödendiği, müvekkili şirketin sözleşmeyi usulüne uygun olarak ifa ettiği, davacı fesih nedeni olarak bir takım sebepler ileri sürmüşse de bunların davanın esasına etkili olamayacağı, bu davada tartışılması gereken hususun feshin kanuna ve sözleşmeye uygun olup olmadığı, müvekkilce yapılan feshin de yasalara uygun olduğundan herhangi bir talepte bulunulmasının mümkün olamayacağı, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Mahkememiz dosyası arasına alınan tüm deliller değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki  son sözleşme olan 10.06.2014 tarihinde yenilenen ve  01.08.2014- 31.05.2015 dönemini kapsayan devre için akdedilen sözleşmede 4.maddede “...7(yedi) gün önceden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız fesih yetkisi.” davalı yana tanınmıştır. Sözleşmeye göre Şirket sözleşmenin feshine ilişkin ayrıca zarar ziyan talebinde bulunamayacaktır. Davalı taraf, 19.08.2014 tarihli 06748 yevmiye sayılı Beyoğlu ...Noterliğinden gönderilen nakliye hizmet sözleşmesinin feshi ihbar konulu noter ihtarı ile sözleşmenin feshi süreci işletilmiştir. Feshin tebliğinden itibaren 7 gün sonra geçerli olmak üzere fesih bildirimi yapılmıştır. Taraflar arasında son akdedilen sözleşme yenilemesi 01.08.2014-31.05.2015 dönemi için yapılmıştır. Bu dönem başladıktan hemen sonra 19.08.2014 tarihli ihtar ile fesih bildirimi 21.08.2014 tarihinde davalı yana tebliğ edilmiş ve sözleşmenin 4.maddesi gereği fesih 28.08.2018 itibarı ile gerçekleştiğinden davanın reddine, \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasındaki üç sözleşmeye istinaden nakliye hizmetleri taahhüdünde bulunulduğunu ve hizmetlerin kusursuzca yerine getirildiğini, sözleşmenin feshedilmesinin nedenin ... ailesinin yakın akrabası olan ... şirketinin bu işe talip olması ve üst yöneticiler tarafından işin bu şirkete verilmesi konusunda baskı yapılmasının olduğunun sabit olduğunu, Yerel Mahkeme her ne kadar gerekçeli kararında feshin geçerli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olsa da, davalının feshinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve bunun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, bilirkişi raporunda; dava konusu sözleşmenin davalı yanca taraflar arası sözleşme hükmünde tanınan bir hafta önel tanınarak sözleşmenin süre dolmasına henüz 9 ay 3 gün süre varken fesh edildiği, davalının fesih ihbar bakımından sözleşme hükmüne uygun olmakla birlikte makul süre verilmeksizin sözleşmeyi feshettiği, ....TTK 865/2-b bendi hükmü gözetildiğinde sözleşmeyi fesih için makul sürenin acentelik hükümlerinden kıyasen yasal olarak 3 ay olduğu, davacının bu süre için yoksun kalınan zararı talep edebileceği,.... sözleşmenin feshi kötü niyetli ve haksız olduğu varsayımında 9 ay 3 gün bakiye süre için yoksun kalınan tazmin edilebileceği\" sonuç ve kanaatine varıldığını, dolayısıyla, Yerel Mahkemede sözleşme feshinin geçerli olması sebebiyle  davanın reddine karar vermişken bilirkişi raporunda feshin geçerliliği için makul sürenin verilmediği kanaatine varıldığını, Hal böyle iken Yerel Mahkeme kararının kanuni dayanak olmadan ve bilirkişi raporu dikkate alınmadan verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak, sözleşmedeki usul ve şartlara uygun olmadan, davacıyı zarara uğratarak sözleşmeyi fesh ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasında 10/06/2014 tarihinde düzenlenen \"Nakliye Hizmeti Sözleşmesi\"nin davalı tarafça sözleşmenin 4. maddesine dayanılarak feshedilmesi nedeniyle fiilen uğranılan zarar,  mahrum kalınan kar  istemlerine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine  karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,   davalı tarafça sözleşmenin 4.  Maddesine dayalı olarak  feshinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı noktasındadır. Taraflar tacir olup aralarında 10/06/2014 tarihinde  \"Nakliye Hizmeti Sözleşmesi\" düzenlendiği, sözleşmenin 4. Maddesi “ İş bu sözleşme 01/08/2014 tarihinden itibaren geçerli olmakla 31/05/2014 tarihinde sona erecektir. Bununla beraber yapımcı  7 (yedi) gün önceden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız fesih yetkisini haizdir. Bu durumda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri sözleşmenin feshine kadar geçecek süre ile sınırlı olacak; Şirket sözleşmenin feshine ilişkin ayrıca zarar ve ziyan talebinde bulunmayacaktır.\" hükmünü içerdiği, davalı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinin 19 Ağustos 2014 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarı ile; sözleşmenin  4. maddesi gereği ihbarnamenin  tebliğinden 7 gün sonra geçerli olmak üzere feshinin bildirildiği görülmektedir. Fesih, sürekli bir borç ilişkisini ileriye etkili bir şekilde sona erdiren, bozucu yenilik doğuran bir hak olarak kabul edilmektedir. Feshi ihbar (feshin ihbarı, bildirilmesi ) ise, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gereken bir irade beyanıyla kullanılır; şarta bağlanamaz, kullanıldıktan sonra da geri alınamaz. Fesih, hüküm ve sonuçlarını muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirir. Fesih, olağan (süreli) ve olağanüstü fesih olmak üzere ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme ilişkisi, fesih beyanının muhataba ulaşmasının üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra ortadan kalkar. Bu nedenle, olağan feshe, “süreli fesih” de denilmektedir. Olağanüstü fesihte ise, sürekli sözleşme ilişkisi fesih beyanının muhataba ulaşmasıyla derhal sona erer. Olağanüstü feshe, “süresiz fesih” adı da verilmektedir. Fesih, sözleşmeden dönmeden farklı olarak, geçmişe etkili hüküm doğurmaz. Fesih ister olağan, ister olağanüstü olsun, daima, geçmişe değil, ileriye etkili sonuçlar doğurur (Eren, F.:age., s.1212 vd. ). Kural olarak belirli süreli sözleşmeler, olağan fesih yoluyla sona erdirilememektedir ancak sözleşmede bu yönde bir hükmün bulunması hâlinde olağan fesih suretiyle sözleşmenin sona ermesi mümkündür. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme özgürlüğüne de sahiptir.  Olağan feshin  bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi açıkça hakkın kötüye kullanımını oluşturur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 inci maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk, dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünün de dürüstlük kurallarına göre belirlenmesi gerekir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasına zarar verme kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağını kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile kendiliğinden bunu dikkate almalıdır(Yargıtay HGK'nın 21.06.2023 tarih  ve  2021/11-942 E. - 2023/669 K. Sayılı kararı). Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönüldüğünde; her hak gibi fesih hakkı da TMK 2 maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına uyarak kullanılmak zorundadır. Davalı tarafça yapılan fesih bildiriminde her ne kadar bir gerekçe bildirilmemiş ise de sözleşmenin az yukarıda metni verilen maddesindeki açık düzenleme gereği herhangi bir gerekçenin davalıya bildirilme zorunluluğu bulunmadığı, sözleşmenin imza tarihinin 10/06/2014 olup  01/08/2014 tarihinden itibaren geçerli olacağının kararlaştırıldığı, sözleşme henüz yürürlüğe girmeden sözleşmenin 4. Maddesine uygun şeklide feshedildiği, yine taraflar arasındaki daha önceki dönemlere ilişkin sözleşmelerde de aynı mahiyette maddeler bulunup bu hususun tacir olan davacı tarafça bilindiği her herhangi bir itiraza uğramadığı, Basiretli davranması gereken davacı tacirin sözleşme hükümlerine uymak zorunda olduğu, bu durumda  fesih hakkının dürüstlük kurallarına aykırı kullanıldığından bahsetme imkanı bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  24/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc70cdaeccda6329","SID":"206ae2ba8ac555c8"}}