{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/343 - 2025/638<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/343 <br>KARAR NO\t: 2025/638   <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/81 Esas - 2023/890 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/05/2025 <br><br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 26.12.2017 tarihinde, sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araç ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu, sürücüsü ... olan araç arasında meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davalılar ... ve ...’ın kazaya karışan araçların malikleri olarak, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.’nin kazaya karışan araçların ZMSS sigorta şirketleri olarak zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan (Sigorta Şirketleri açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20/06/2021 tarihli kuruşlandırma dilekçesinde, talep edilen maddi tazminatın 500,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik, 250,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 250,00 TL'sinin bakıcı gideri zararına ilişkin olduğunu, 25/11/2023 tarihli değer artırım dilekçesinde, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 793.135,51 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.396,22 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 496,67 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, davacının maddi tazminat isteminin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ... yönünden kabulü ile, sürekli iş göremezlik zararı olarak 793.135,51 TL, geçici iş göremezlik zararı olarak 2.396,22 TL, bakıcı gideri zararı olarak 496,67 TL olmak üzere toplam 796.028,40 TL maddi tazminatın (davalı ... Sigorta 330.496,67 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak kaydıyla), ... Sigorta yönünden 27/01/2020 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Sigorta AŞ., ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat isteminin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ... yönünden feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; 50.000 TL manevi tazminatın, 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın açılmasından önce davacı tarafça davalı şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, istinaf dilekçesi ekinde sunulan medikal firma raporunda da belirtildiği üzere davacı yanın sürekli malul kaldığı düşünülse dahi maluliyetin tespit edilebilmesi için öncelikle eksik tedavi evraklarının tamamlanması gerektiğini, dosya kapsamındaki tedavi evrakları ile alınan maluliyet raporlarının medikal firma tarafından değerlendirildiğini, yapılan değerlendirme neticesinde “pulse oksimetre/arter kan gazı tetkiki”ne ilişkin raporların başhekimlik onaylı birer nüshasının dosyaya kazandırılması ve akabinde maluliyet raporu düzenlenmesi gerektiğinin belirlendiğini, mahkemece kaza ile yaralanmanın mahiyeti arasındaki illiyet bağının araştırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıda travma sonrası stres bozukluğu olduğundan bahisle değerlendirme yapılmışsa da bu teşhisin davaya konu kazadan sonra meydana geldiğine dair somut ve kesin deliller bulunmadığını, nitekim H.Ü.Adli Tıp ABD Başkanlığı’nın 26.12.2017 tarihli raporunda, \"...akut posttravmatik stres bozukluğu saptanmadığı...\" tespitine yer verildiğini, hükme esas rapordaki ifadelerden post travmatik stres bozukluğu tanısına ilişkin olarak davacının kendisine uygulanan tedavileri tam ve sürekli olarak uygulamadığının açıkça anlaşıldığını, tedavileri düzenli bir şekilde uygulasaydı sonucun ne olacağı hususunda değerlendirme yapılmadığını, göğüs hastalıklarına bağlı olarak ise her ne kadar %20 oranında bir raporlama yapılmışsa da uygulandığı belirtilen yönetmeliğin ilgili bölümünde bu bölüme bağlı olarak özür oranı verebilmek için \"Not:Yukarıda bahsi geçen hastalıklarda akut dönem geçtikten sonra ve optimal tedavinin ardından klinik gözlem ve solunum fonksiyon testleri ile değerlendirme yapılır. Solunum fonksiyon testlerinin karar vermede yetersiz kaldığı durumlarda arter kan gazları, egzersiz testleri, ekokardiyografi ve sağ kalp kateterizasyonu ile değerlendirme\" yapılması gerektiğinin ifade edilmiş olması karşısında, hükme esas alınan raporda bu yönde bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığını, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınarak tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan H.Ü. Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporda, davacının %37 oranında sürekli malul kaldığının belirtildiğini, hükme esas alınan raporda ise davacının %48 oranında sürekli malul kaldığının tespit edildiğini, geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, dava dilekçesinde davacı tarafça maluliyet oranının %37 olduğu kabul edilmekle bu hususun tarafları lehine usuli kazanılmış hak meydana getirdiğini, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususu netleştirilerek hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının içinde yolcu olduğu araca, sürücünün alkollü olduğunu bilerek binmesi nedeniyle hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalı şirketin hükümde poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulmuş olmasına rağmen gerekçeli kararın 6. ve 7. sıralı bendinde poliçe teminat limiti esas alınarak oranlama yapılmadığını, bu suretle vekâlet ücreti ile karar ve ilam harcı bakımından oranlama yapılırken yargılama giderleri yönünden oranlama yapılmadığını, mahkemece hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davalı şirkete usule uygun başvuru yapılmadığı için davalı şirketin temerrüde düşmediğini, avans faizine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; olaydan yaklaşık 1 saat sonra düzenlenen raporda, davalının 1.528 promil alkolü, davalı ...’in ise 2.301 promil alkollü olduğunun belirlendiğini, mahkemece hükme esas alınan kusur belirlemesini kabul etmediklerini, davalı ...’nin, olayda sadece KTK 48/1 maddesinde belirtilen alkollü olarak aracı kullanmamak kuralını ihlâl ettiğini, bunun da en aleyhe kabulle bile ancak tâli kusur olarak değerlendirilebileceğini, kaza ile davalının eylemi arasındaki nedensellik bağının doğru tespit edilmesi gerektiğini, yargılaması devam etmekte olan ceza dosyasındaki kaza tespit tutanağı ile alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmiş olduğunu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme unsuru olmaması gerektiğini, davacının yolculuk esnasında emniyet kemerini takmamış olması nedeniyle müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve var ise hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tDavalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur durumunu kabul etmediklerini, ceza yargılamasında alınan kusur raporları ile mahkemece alınan rapor arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, davacının yolculuk esnasında emniyet kemerini takmamış olması nedeniyle müterafik kusurun bulunup bulunmadığının araştırılması ve var ise hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının soruşturma ve yargılama aşamasında şikâyetçi olmadığını, şikâyet yokluğu nedeniyle ayrıca tazminat davası açmış olmasının yerinde olmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, sürücü ...’ın sevk ve idaresinde olan aracın ZMM sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından maddi zararın tazmini amacıyla 05/02/2020 tarihinde davacıya 90.810,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile zararın sona erdiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tSomut olayda, mahkemece hükme esas alınan A.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından hazırlanan 07/03/2023 tarihli maluliyet raporunda, \"Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tip Şube Müdürlüğü'ne ait 16.08.2019 tarihli Adli Tıp raporunda; Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin raporunda, davacıda kaza sonrası sağ ayak bileği sağ omuz sağ üst kadran, sağ kalça ağrısı olduğu, bu esnada çekilen PAN BT sonuçlarına göre bileteral minimal pnömotorax, karaciğer laserasyonu, sağ iliak kanat non deplase kırığı ve talus kırığı, sağ orbuta lateral kenarında minimal deplase kirik saptandığı, yapıları değerlendirilme sonucu talus kırığına yönelik operasyon kararına varıldığı, inspeksiyonda sağ orbita kenarında ekimoz, ödem, sağ üst kadranda yaklaşık 20 cm uzunluğunda yüzeyel kesi yarası, sağ ayak bileğinde şişlik olduğu, sağ zimotik ark frakütürtblow-out fraktürü olduğu, GAA uygun takiben sağ subsilier insizyondan girilerek sağ orbita tabanına ulaşıldığı, infraorbital rimer 1plak 4 vida yerleştirildiği, vertebra BT sinde L1 sol transvers proçes non deplase kırığı olduğu, çekilen kafa BT de sağ tripod fraktürü, sağ blow out fraktürü, sağ maksilla antierior duvar fraktürü gözlendiği, üst dudak sağ yarımda cilt altı yabanca cisim gözlendiği kayıtlı olup, hastanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını Ağır 6 dereceden etkileyeceğinin belirtildiği, H.Ü. Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’nın 26.12.2017 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda; hastanın nefes almada zorluk, sırt ağrısı ve ayak ağrısı şikayetinin olduğu, alında 1 cm çapında dermabrazyon, boyunda solda 4 cm'lik sıyrık, sol mandibula altında 2 cm'lik sıyrık, sol boyunda 2 adet 3 cm ve 4 cm'lik dermabrazyon olduğu, servikalde hassasiyet olmadığı, sağ maksilla üzerinde hassasiyet ve 2x4 cm'lik dermabrazyon olduğu, sol maksilla üzerinde 2x2 cm dermabrazyon olduğu, sağda mandibula üzerinde 1 cm'lik sıyrık olduğu, sağ orbita etrafının şiş ve hassasiyeti olduğu, toraks anteriorda sağda 5x5 cm alanda dermabrazyonları mevcut olduğu, sağda sternumun inferioru seviyesinde midklavikular hattan başlayıp sağ laterale uzanan 13 cm'lik sıyrık olduğu, toraks solda dxd4 em alanda dermabrazyonlar mevcut olduğu, biri areola medialinde olmak üzere 2 adet 2 cm ve 3 cm sıyrık olduğu, lumbal 1-2 seviyesinde hassasiyet olduğu, 4 ekstremitenin hareketli, motor duyu defisit olmadığı, sağ el bileği ve sağ ayak bileğinde hassasiyet mevcut olduğu, akut posttavmnatik stres bozukluğu saptanmadığı, karaciğerde laserasyon mevcut olduğunun belirtildiği, 26/12/2017 tarihli Beyin BT, Servikal BT, Paranazal Sinüs BT, Maksillofasiyal BT, Orbita BT incelemesinde; maksiller sinüs lateral duvarında ve medyal duvarında, sağ orbita tabanında blowout fraktürler ve sağ zigomatik kemikte fraktür olduğu,26.12.2017 tarihli Toraks BT- Abdomen BT - Torakal ve Lomber Vertebra BT incelemesinde; karaciğerde grade 3 laserasyon, pelvik alanda serbest sivi, sağ iliyak kemikte deplase fraktür, sağ akciğerde kontüzyon, bilateral pnörnotoraks mevcut olduğu, 26.12.2017 tarihli Sağ Ayak Bileği BT incelemesinde; sağ talus gövde kesiminde parçalı deplase fraktür hattı saptandığı, H.Ü. Hastaneleri'ne ait Epikriz raporunda; hastanın muayenesinde; inspeksiyonda sağ orbita kenarında ekimoz, ödem, sağ üst kadranda yaklaşık 20 cm'lik uzunluğunda yüzeyel kesi yarası, sağ ayak bileğinde şişlik mevcut olduğu, palpasyonda pelvik kompresyon olduğu, sağ ayak bileğinde efüzyon ve ağrı mevcut olduğu, ayak bileği ROM'larının kısıtlı ve ağrılı olduğu, sağ kalça eklemi ROM'larının olağan ve ağrılı olduğu, hastanın çekilen Pan BT sonuçlarına göre; bilateral minimal pnömotoraks,araciğer laserasyonu, sağ iliak kanat nondeplase kırığı ve talus kırığı, sağ orbita lateral kenarında minimal deplase kırık saptandığı, H.Ü. Hastanesi'nin 26.12.2017 tarihli NRŞ Konsültasyon notunda; karaciğer laserasyonu nedeniyle Genel Cerrahi tarafından, pnömotoraks açısından göğüs açısından göğüs cerrahisi tarafından, sağ orbita kırığı nedeniyle göz hastalıkları tarafından, sağ maksillofasiyal kırığı olan ve sağ talus kırığı nedeniyle ortopedi tarafından operasyon planlanan hastanın kafa travması ve Li'de sol transvers proçes kırığı açısından değerlendirildiği, Ankara Şehir Hastanesi'nin 21.10.2019 tarihli SFT Testi formunda; hastanın yapılan değerlendirmesinde hastada hafif orta düzeyde restriktif bulgular mevcut olduğu, kişinin özür oranının %37 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, kaza nedeniyle ortay çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğunun belirlendiği, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri 12.01.2023 tarih 7675 sayılı Adli Sağlık Kurulu Raporunda; ilgilinin psikiyatri bölümünce muayenesi yapılarak, yaşam işlevselliğine olan etkisi hususlarında düzenlenen ayrıntılı son durum raporun amacı ile yönlendirilen davacının 14.12.2021-29.11.2022 tarihleri arasında poliklinik muayenelerinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında değerlendirildiği, ilgiliden ve incelenen tıbbi evraktan edinilen bilgilere göre 26.07.2017 tarihinde araç içi trafik kazası geçirdiği, kaza sonrası yüzünde, bedeninde çok sayıda kırığı olduğu, kaza anını ve sonrasındaki ameliyat süreçlerini kısmen hatırlayabildiği, kaza sonrasında bacağında kalan sekel nedeniyle ayakta durmakta zorlandığı, kaza sonrasında uykuya dalamama, kabuslar görme, irkilme, tekrar yaşantılama, mutsuzluk, isteksizlik gibi şikayetlerinin olduğu, bu sebeple 2021 yılında fluoksetin 20 mg/gün tedavisi önerildiği ancak yan etkiler nedeniyle kullanamadığı, ilk olarak 14.12.2021 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında değerlendirildiği, \"Travma Sonrası Stres Bozukluğu\" tanısı konularak sertralin 50 mg/gün ve trazodon 50 mg/gün tedavisi başlandığı, tedaviden fayda görmemesi üzerine 25.02.2022 tarihli kontrolünde mevcut tedavisi kesilerek venlafaksin 150 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavisinin başlandığı, tedaviden fayda görmediği, bir süre düzenli kullanmadığı,26.04.2022 tarihli kontrolünde tekrar venlafaksin 150 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavisinin önerildiği, 01.06.2022 tarihli beyin MR'nin “bilateral anterior temporal ve sol frontalde birkaç adet mikrohemorali odağı\" şeklinde raporlandığı, 05.10.2022 tarihli kontrolünde hastanın mutsuzluk, isteksizlik, yorgunluk, keyif alamama gibi depresif şikayetlerinin olduğu görülerek venlafaksin 225 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavilerinin önerildiği, bu tedaviden kısmen fayda gördüğü ancak şikayetlerinin devam ettiği, ruhsal durum muayenesinde giyiminin sosyoekonomik düzeyi ile uyumlu, özbakımının normal olduğu, konuşma miktarı normal, hızının yavaş olduğu, duygu durumunun çökkün, duygulanımının uygun ve artmış olduğu, düşünce içeriğinde kaybettiği arkadaşı ve bacağındaki sekeli nedeniyle depresif temaların olduğu, algılama bozukluğunun olmadığı, dikkat ve bellek bozukluğu olmadığı, Hacettepe Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Adli sağlık Kurulunda 30.11.2022 tarihinde yapılan değerlendirmede hastaya \"Travma Sonrası Stres Bozukluğu\" teşhisi konulduğu, hastalığının tedaviden kısmi fayda gördüğü, yaşam işlevselliğine orta düzeyde etkisi olduğunun belirlendiği, neticeten Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerince değerlendirildiğinde; davacının tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen Post Travmatik Stres Bozukluğu için Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü IV-2 maddesine göre özür oranı %30, resiriktif akciğer hastalığı için Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi bölümü 1-a maddesine göre özür oranı %20, lomber vertebra transvers proses kırığı için Kas İskelet Sistemi Bölümü Tablo 1.1”e göre özür oranı %8, bu oranlar Balthazard formülü ile toplandığında kişinin özür oranının %48 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu...\" belirlendiği, davalı ... sigorta A.Ş. vekili tarafından dosyaya sunulan medikal raporunda, \"hafif derece restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğu\"nun tespiti bağlamında esas alınmış olması lazım gelen “pulse oksimetre/arter kan gazı tetkiki”ne ilişkin raporların temini gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirmede mahkemece hükme esas alınan raporda davacının yaralanmasına bağlı olarak özür oranı verilen hafif derece restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğuna ilişkin raporda SFT testi yapılmış olmakla beraber pulse oksimetre/arter kan gazı tetkikine ilişkin test ve değerlendirmelere yer verilmediği, yine mahkemece hükme esas alınan raporda, davacının yaralanmasına bağlı olarak özür oranı verilen posttravmatik stres bozukluğu tanısına ilişkin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında yapılan değerlendirmede ilgiliden ve incelenen tıbbi evraktan edinilen bilgilere göre, davacıya 2021 yılında fluoksetin 20 mg/gün tedavisi önerildiği ancak yan etkiler nedeniyle kullanamadığı, 14.12.2021 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında değerlendirildiği, \"Travma Sonrası Stres Bozukluğu\" tanısı konularak sertralin 50 mg/gün ve trazodon 50 mg/gün tedavisi başlandığı, tedaviden fayda görmemesi üzerine 25.02.2022 tarihli kontrolünde mevcut tedavisi kesilerek venlafaksin 150 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavisinin başlandığı, tedaviden fayda görmediği, bir süre düzenli kullanmadığı, 26.04.2022 tarihli kontrolünde tekrar venlafaksin 150 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavisinin önerildiği, 01.06.2022 tarihli beyin MR'nin “bilateral anterior temporal ve sol frontalde birkaç adet mikrohemorali odağı\" şeklinde raporlandığı, 05.10.2022 tarihli kontrolünde hastanın mutsuzluk, isteksizlik, yorgunluk, keyif alamama gibi depresif şikayetlerinin olduğu görülerek venlafaksin 225 mg/gün ve mirtazapin 15 mg/gün tedavilerinin önerildiği, bu tedaviden kısmen fayda gördüğü ancak şikayetlerinin devam ettiği, ruhsal durum muayenesinde giyiminin sosyoekonomik düzeyi ile uyumlu, özbakımının normal olduğu, konuşma miktarı normal, hızının yavaş olduğu, duygu durumunun çökkün, duygulanımının uygun ve artmış olduğu, düşünce içeriğinde kaybettiği arkadaşı ve bacağındaki sekeli nedeniyle depresif temaların olduğu, algılama bozukluğunun olmadığı, dikkat ve bellek bozukluğu olmadığının belirtilmiş olması karşısında davacının posttravmaya yönelik tedavide ilaçlarını düzenli kullanmadığı açıkça anlaşılmakta olduğundan, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tBu durumda, mahkemece alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı gözetilerek, Adli Tıp Üst Kurulu'ndan, kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre, yaralanmanın mahiyeti nazara alınarak ve hususiyetle hafif derece restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğuna ilişkin pulse oksimetre/arter kan gazı tetkikine ilişkin test ve değerlendirmelere yer verilerek, yine posttravmatik stres bozukluğu da meydana gelmiş ise davacının travma sonrası stres bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davacının kaza öncesinde stres bozukluğu ile ilgili tedavi görüp görmediğinin ve buna ilişkin ilaç kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için kaza tarihi ve öncesine ait tedavi bilgilerinin istenmesi, ondan sonra kaza tarihinden sonra ortaya çıktığının belirlenmesi halinde tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, kaza sonrası gördüğü tedavide ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmadığı ve bu durumun tedaviye etkisinin tartışılması, rahatsızlığın maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi, dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesiyle kaza nedeniyle davacıda hangi arızalar nedeniyle ve hangi oranda maluliyet ve/veya geçici iş göremezlik oluştuğu ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı konusunda, açık, net denetime elverişli nitelikte yeniden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tDiğer taraftan, müterafik kusur konusunda, zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. <br>\tMahkemece, davacının, alkollü sürücünün aracına yolcu olarak binmesi nedeniyle zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafık kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tartışılması ile müterafık kusuru bulunduğunun anlaşılması halinde hesaplanan tazminattan TBK'nın 52. maddesi uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken salt emniyet kemeri tespiti yönünden değerlendirme yapılarak müterafık kusur incelemesi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tYine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.<br>\tHatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıması ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. <br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Genel Hükümlerin Uygulanması” başlıklı 87. maddesi; “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” hükmünü içermektedir. <br>\tSöz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu hatır veya nezaket için hiçbir bedel almadan yolcu götüren aracın işleticisini ve buna bağlı olarak sürücü ve işletenin sorumluluğunu yüklenen zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğunu genel hükümlere tabi tutmuştur.<br>\tSomut olayda davacının, arkadaşının aracında yolcu olduğu sırada kazanın gerçekleştiği ve davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş. vekillerinin cevap dilekçesinde hatır taşıması indimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş oldukları nazara alındığında, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü davalı ..., işleten davalı ... ve bu aracın ZMM sigorta şirketi davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden, mahkemece bu davalılar aleyhine hükmedilen tazminatta bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaması isabetsizdir.<br>\tKabule göre de, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin meydana gelen zarardan poliçe limiti ile sorumlu olduğu gözetildiğinde mahkemece hükmedilen yargılama giderlerinde (Hükmün 6 ve 7 nolu bentlerinde) davalı şirketin sorumluluğunun açıkça ve infazda tereddüte yol açmayacak şekilde belirtilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmemiş olması yerinde görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek mahkemece Adli Tıp Üst Kurulu'ndan; kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre, yaralanmanın mahiyeti nazara alınarak ve hususiyetle hafif derece restriktif tip solunum fonksiyon bozukluğuna ilişkin pulse oksimetre/arter kan gazı tetkikine ilişkin test ve değerlendirmelere yer verilerek, yine posttravmatik stres bozukluğu da meydana gelmiş ise davacının travma sonrası stres bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davacının kaza öncesinde stres bozukluğu ile ilgili tedavi görüp görmediğinin ve buna ilişkin ilaç kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için kaza tarihi ve öncesine ait tedavi bilgilerinin istenmesi, ondan sonra kaza tarihinden sonra ortaya çıktığının belirlenmesi halinde tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, kaza sonrası gördüğü tedavide ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmadığı ve bu durumun tedaviye etkisinin tartışılması, rahatsızlığın maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi, dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesiyle kaza nedeniyle davacıda hangi arızalar nedeniyle ve hangi oranda maluliyet ve/veya geçici iş göremezlik oluştuğu ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı konusunda, açık, net denetime elverişli nitelikte yeniden maluliyet raporu alınması, gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, akabinde davacının, alkollü sürücünün aracına yolcu olarak binmesi nedeniyle zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafık kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tartışılması ile müterafık kusuru bulunduğunun anlaşılması halinde hesaplanan tazminattan TBK'nın 52. maddesi uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin nazara alınması, davacının, arkadaşının aracında yolcu olduğu sırada kazanın gerçekleştiği ve davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş. vekillerinin cevap dilekçesinde hatır taşıması indimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş oldukları nazara alındığında, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü davalı ..., işleten davalı ... ve bu aracın ZMM sigorta şirketi davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden, mahkemece bu davalılar aleyhine hükmedilen tazminata ilişkin hatır taşıması olup olmadığının değerlendirilmesi ve varsa gerekli indirimin yapılması, mahkemece hükmedilen yargılama giderlerinde (hükmün 6 ve 7 nolu bentlerinde) davalı şirketin sorumluluğunun açıkça ve infazda tereddüte yol açmayacak şekilde belirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/12/2023 tarihli, 2021/81 Esas - 2023/890 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br><br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 2. Genel İcra Dairesinin 2024/13035 Esas sayılı dosyasına yatırılan 650.000,00 TL tutarlı nakit teminatın YATIRAN TARAFA İADESİNE,  <br>\t6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br><br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72ba7728490ca076","SID":"2c68ffdac1a583b1"}}