{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:14/12/2021<br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:28/04/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının siparişine uygun olarak ürün satışı ve teslimi yapıldığını, bu ürünler nedeniyle bakiye toplam 4.022,26 USD alacağının doğduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin şirket alacağını ödemekten imtina ettiğini, müvekkili şirket tarafından alacağının tahsili sebebi ile Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından icra takibine, takipte talep edilen asıl alacağa, faize itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, müvekkili tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu, davalının itirazı doğrultusunda  duran icra takibine devam edilebilmesi için itirazın iptali davasının açılma zaruretinin doğduğunu, davalının faize itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ilişkinin, ticari iş ilişkisi olduğunu ve takip tarihinde uygulanması gereken faizin, ticari faiz olduğunu, alacaklarının likit olduğunu, davalının kötüniyetli olarak itiraz ettiğinden, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete cari hesaba ilişkin ödemenin 10/03/2020 tarihinde yapıldığını, daha sonrasında davacı şirket ile herhangi bir ticaret gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde taraflar arasındaki anlaşma ve siparişten kaynaklı ürün satışı ve teslimi yapıldığı belirtilmiş ise de faturalar incelendiğinde, herhangi bir ürün adı yazmadığını, hangi malın, hangi sözleşmenin, hangi siparişin demuraj bedelinin yansıtıldığının anlaşılamadığını, faturanın geçerli olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, faturada hangi sözleşmeden hangi mal veyahut hizmetten kaynaklandığının belirtilmediğini, yalnızca faturaların ödenmediğinden bahsedildiğinden, icra takibi açıldığını ve itiraz sonucunun dava edildiğini, bu nedenlerden dolayı  haksız, mesnetsiz ve yersiz davanın reddine, dava değerinin %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına ve her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu 31/01/2020 tarihli  proforma fatura incelendiğinde; notes kısmında \"mallar devir yolu ile limanda teslim edilecektir. İthalat işlemleri, liman lokal masrafları, ordino masrafı, liman ardiyeleri, ithalatın gecikmesinden doğacak demuraj dahil alıcının sorumluluğundadır.\" şeklinde hüküm bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı şirketin sözleşme yerine geçen bu proforma faturada imzası bulunmasa da taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu faturada yazdığı şekilde kurulduğu, davalının incelenen ticari defterlerinde ilgili faturanın kayıtlı olmasından anlaşılmıştır.  Ayrıca davalı şirketin dava dışı ... Acenteliği A.Ş.'ye gönderdiği 06/05/2020 tarihli dosyaya sunulan yazıda, davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılacak konişmentonun devrinin iptal olduğu, ordinonun davacı şirkete tesliminin talep edildiği anlaşılmıştır. Konişmento, gemiye teslim edilen yükün alındı belgesi, ordino ise, malı gümrükten çekebilmek için vapur işletmesinden yük konşimentosuna karşılık verilen havaledir. Buna göre, davalının dava dışı gemi acenteliğine yazdığı yazı da dikkate alındığında, taraflar arasında ticari ilişkiye konu malın gümrüğe geldiği ve liman masrafının oluştuğu anlaşılmıştır. Davalı taraf konişmento devrini iptal ederek bu masrafların yapılmasına sebep olmuş, ayrıca liman masrafına ilişkin bu faturaları defterlerine de kaydetmiştir. Takipten sonra iade faturası düzenlemesi sonucu değiştirmeyecektir, davalının davaya konu alacaktan sorumlu olduğu\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu alacak faturaya ilişkin olup, likit ve taraflarca bilinebilir olduğundan, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; proforma faturaların ticari ilişkinin gerçekleştiğini kanıtlamaya elverişli olmadığını, davacı tarafça faturayı destekler hiçbir sözleşmenin sunulmadığını, bilirkişi ek raporunda, sadece \"satış formuna istinaden özel şartlar sözleşmesi ve bu özel şartların yazılı sözleşme kabul edilmesi\" gerektiğinin belirtildiğini, bu ifadenin ve özel şartların çok farazi olup, taraflar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin sözleşme niteliğini taşımadığını, bu sebeple temel borç ilişkisinin ispatlanamadığını, proforma faturanın, bir teklif mektubundan ibaret olduğunu, asıl faturanın yerine kullanılmadığını ve kanuni bir dayanağının olmadığını, iade faturalarının icra takip tarihinden önce düzenlendiğini, bu sebeple mahkemece iade faturalarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, iade faturalarının da faturaların tabi olduğu esaslara göre düzenlenmesi gerektiğini, bu sebeple düzenlenen faturanın ayrıca tebliğ edilmesinin zorunlu olmadığını, faturanın içeriği, malların ne zaman teslim edildiği, siparişin ne olduğu, malların teslimine ilişkin irsaliye faturalarının olup olmadığının araştırılmadığını, dosya kapsamında malların teslimine ilişkin hiçbir belge, sözleşme ve irsaliyenin olmadığını, kabul anlamına gelmemekle, davacının sonrasında malları satıp satmadığı, varsa gerçek zararının ne olduğu hususlarının incelenmediğini, proforma faturada, müvekkili şirketin imzasının olmadığının son derece açık olduğunu, bu sebeple bir an için davacının zararı olduğu kabul edilse dahi, gerçek zararının iddia edildiği miktarda olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ancak mahkemece bu hususlarda detaylı inceleme yapılmadan, hüküm kurulduğunu, fatura içeriğinin anlaşmaya uygun olduğunu ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, dava konusu fatura içeriğinde, yalnızca \"yansıtma bedeli ve demuraj bedeli\" belirtilmiş olduğunu, taraflar arasında, malların teslimi olmasa da bu bedellerin müvekkili tarafından ödeneceğine ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, ticari satımda düzenlenen fatura alacaklarının tahsili için başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı taraf, kendisi tarafından ithal edilen ve davalı tarafça satın alınan ürünlerin gümrükten geçtikten sonra davalının satın almaktan vazgeçmesi sebebiyle ortaya çıkan demuraj yansıtma bedeli ve liman masraflarından kaynaklı fatura alacaklarının takip konusu edildiğini, taraflar arasında gerçekleşen satışın proforma faturaya dayandığını, bu faturanın özel şartlar bölümünde masrafların, davalıya ait olduğunun açıkta yazılı olduğunu, bu husus dikkate alınmasa dahi, malı almaktan haksız yere vazgeçen davalının buna katlanması gerektiğini belirtmektedir. <br>Davalı taraf, fatura konusu alacaktan sorumlu tutulamayacağını, böyle bir anlaşmanın bulunmadığını belirtmektedir. <br>Dosyada mevcut 31/01/2020 tarihli  proforma faturada, malların devir yolu ile limanda teslim edileceği, ithalat işlemleri, liman lokal masrafları, ordino masrafı, liman ardiyeleri, ithalatın gecikmesinden doğacak demuraj dahil tüm hususlarda sorumluluğun alıcıya ait olduğu yazılıdır. <br>Tarafların usulüne uygun tuttukları anlaşılan ticari defterlerde, bu proforma fatura ve takip konusu 2 fatura dahil olmak üzere, davacı tarafça kesilen tüm faturaların defterlerde kayıtlı olduğu, davalının 8 günlük süre içerisinde faturalara karşı ileri sürdüğü herhangi bir itirazın bulunmadığı, 8 günlük süre geçtikten ve hatta takibe başlanıldıktan sonra davalı tarafça iade faturalarının kesildiği, iade faturalarının davacı tarafa tebliğ edilmediği gibi davacı defterlerinde de yer almadığı, neticeten, davalının takip konusu alacaktan sorumlu olduğu anlaşılmakla, mahkemenin aynı yönde verdiği karar isabetli bulunmuş, davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. <br>Ancak, yabancı para cinsinden yapılan icra takiplerinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmesi durumunda, yabancı paranın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı esas alınmak suretiyle tazminat hesabı yapılması ve buna göre hükmolunan icra inkar tazminatı miktarının hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2022 tarih, 2020/8204 Esas - 2022/4939 Karar sayılı ilamı). Bu husus kamu düzeninden olup, Dairemiz'ce re'sen yapılan incelemede; mahkemece, takip konusu yabancı para alacağının takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı bulunarak, tazminatın bu tutar üzerinden hesaplanması gerekirken, doğrudan yabancı para cinsinden yapılan hesaplama hatalı bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu re'sen nedenlerle kabul edilmiştir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen nedenlerle kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen nedenlerle KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile; Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 4.022,26 USD asıl alacak üzerinden aynen DEVAMINA, <br>3-Asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 29.686,69 TL'nin %20'si olan 5.937,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.156,87 TL harçtan peşin olarak yatırılan 540,99 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.615,88 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, <br>b-Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>c-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ile 540,99 TL peşin harç toplamı 595,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>d-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafından oluşan toplam 1.129,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>e-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 1.320,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davalıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>f-(İstinafa gelen tarafın sıfatı gözetilerek ve aleyhe bozma yasağı gereği) Davacı  kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 5.100,00 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>4-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 539,21 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 78,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 299,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98fe6a64ff573365","SID":"f55f0e629c10a99f"}}