{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1712 <br>KARAR NO\t\t: 2025/601<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.05.2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/439 E. - 2022/480 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 11.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.04.2025<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.05.2022 tarih  2017/439 E. - 2022/480 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı banka ile ... arasında Genel Kredi Sözleşmesinin akdedildiğini, akdedilen kredi sözleşmesinin davalı borçlunun müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ve borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı borçlu hakkında İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2015/5982 Esas sayılı dosyası ile kefalet miktarı olan 100.000,00 TL üzerinden icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile İİK mad. 67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekilince sunulan  18.07.2017 tarihli dilekçe ile;TBK mad. 583 uyarınca şekil şartlarına uyulmadığını, sözleşmeler incelendiğinde eş rızasına ilişkin belge üzerinde tarihin olmadığını, bu tarihin eşin el yazısı ile belirtilmesi gerektiğini, kefaletin geçersiz olduğunu, eşin adi kefalete muvafakat verdiğini, davacının asıl borçluya karşı takibe girişmeden adi kefalete dayalı olarak kefili takip edemeyeceğini, kat ihtarının davalıya tebliğ edilmediğini, davacı tarafın sunduğu dilekçe ekindeki ihtarnamede davalının hesabında bulunan tutarı rehin verdiğini belirterek borcu üstlendiğini iddia etmiş ise de, hesapta bulunan tutarı bankanın izni olmaksızın çekemeyeceğinden bu tutara bloke uygulandığını belirterek davanın reddini istemiştir<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Genel Kredi Sözleşmesi olduğu, uyuşmazlığın ticari mahiyette olduğu dikkate alındığında davacı bankanın kefalete ilişkin dayanak 03/05/2012 tarihli sözleşmeyi sunma yükümlülüğünün bulunduğunu, davalının sorumluluğunu gerektirir husus tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, dava dışı borçlu ... tarafından müvekkili banka nezdinde imzalanan 03/05/2012 ve 14/12/2012 tarihli sözleşmeler bulunduğunu, müvekkili banka tarafından dosya kapsamına gönderilen cevabi yazıda sözleşme tarihinin hatalı yazıldığı düşünülmekle iki farklı belgede 03/05/2012 yazmakta olup, her ne kadar şubece evrak bulunamasa da banka ekranlarında ... tarafından 03/05/2012 tarihli kredinin kullanıldığını, her ne kadar fiziki olarak temin edilemese de banka ekranlarında dava dışı ...'in 03.05.2012 tarihli kredi kullandığı görülmekte olduğundan bilirkişilerin banka şubesi nezdinde yerinde inceleme yapılması sureti ile rapor düzenlenmesinin sağlanması için ek rapor alınması gerektiğini, yerel mahkemece kefaletin 03/05/2012 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğunun kabul edildiğini, 6098 sayılı kanun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiğine göre; borçlunun kefil olduğu sözleşme tarihi olan 03/05/2012 tarihi itibarıyla kefaletin geçerliliği hususunda eş rızasının aranmayacağını, ... hakkında açılan İzmir 27.İcra Dairesinin 2015/5983 Esas sayılı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasının rehin açığı ile kapatıldığını,  borçlunun vadeli hesabından 24/03/2015 tarihinde yapılan 90.563,98-TL tahsilatın kefaletine değil, imzalanan mevduat rehin sözleşmesine istinaden yapıldığını, borçlunun rehin szöleşmesine istinaden sorumluluğunun da devam ettiğini, davalı tarafın kefalette el yazısı şartına uyulmadığı hususundaki itirazına rağmen imza incelemesi yapılmadığını belirtmiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklı borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, taraflar arasında  03/05/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği ve davalının bu krediye kefil olduğu, zira davalının kefaletine ilişkin belgenin de  03/05/2012 tarihli olmasına karşın, davacı tarafça takibe konu 03/05/2012 tarihli kredi sözleşmesinin ibraz edilemediği, sonuç itibarıyla kefaletin 03/05/2012 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğu anlaşılmasına karşın, kefalete ilişkin kredi sözleşmesinin sunulmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi nedeniyle davalı kefilin sorumluluğu bulunduğunun davacı banka tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. <br>\tBuna göre, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davalının kefaletininin 03/05/2012 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğu iddia edilmesine karşın, kefalete ilişkin kredi sözleşmesinin sunulmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi nedeniyle davalı kefilin sorumluluğu bulunduğunun davacı banka tarafından kanıtlanamadığının anlaşılmısana, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7515cf3f9073e294","SID":"0a1bdc895765faaf"}}