{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 10/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...  -... <br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t <br>DAVALI\t: ... -<br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  Müvekkili davacının, daha önce üyesi olduğu kooperatiften tanıdığı başka bir üye aracılığı ile yatırım yapmak amacı ile kurulacak olan kooperatife üye olmak/ hisse sahibi olmak istediğini  ve aracı olan... isimli kişiler ile anlaştığını, 17 nolu üyeliğin müvekkili davacıya ait olduğu  bildirildiği ve 650.000,00 TL ödeme yapması talep edildiğini, ödemeleri ise müvekkili davacı bizzat ve son ödemeyi babası ... aracılığı ile parça parça olarak ... hesabına yaptığını, en son olarak ise 10.10.2023 tarihinde 3.000,00 TL yıllık üyelik aidatı müvekkil davacı adına babası ... tarafından kooperatif hesabına yapıldığını, müvekkili davacı ödemeleri tamamlama aşamasında iken 7 kurucu ortaklardan biri olarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kooperatifi kurduğunu ve  ana sözleşmeyi imzalayarak Ticaret siciline tescil işlemi ile davalı kooperatif 14.09.2023 tarihinde tüzel kişilik kazandığını, kooperatif kurulduktan sonra ise tarla niteliğindeki taşınmaz kooperatif adına 09.10.2023 tarihinde satın alındığını ve davalı kooperatif adına ... Sicil Müdürlüğünde tescil edildiğini, 11.10.2023 tarihinde ... isimli kişi tarafından gönderilen mesaj ile kooperatif üyeliği için ödenmesi gereken tutarın daha fazla olduğu, müvekkili davacıya 650.000,00 TL ye üye olmanın mümkün olmadığı bildirildiğini ve ekstra ödeme talep edildiğini, müvekkili davacı konuyu anlamaya ve gerekli izahatı yapmaya kalmadan... tarafından  gönderilen 17.10.2023 tarihli mesaj ile kooperatif kurulum aşamasında .... hesabına ödenen toplam 650.000,00 TL ile aidat tutarı olan 3.000,00 TL'nin .... hesabından müvekkil davacı hesabına iade edildiğini, artık kooperatif üyesi olmadığı bildirildiğini, davalı kooperatifin kurucu üyesi olmasına rağmen kanuna aykırı olarak kooperatifin üye listesinden /üyelikten çıkarıldığını, davalarının kabulü ile müvekkil davacının davalı...... nin kurucu üyesi olması ve üyeliğinin devam etmesi nedeni ile ve müvekkil davacı aleyhine yapılan işlemlerin kanuna açıkça aykırı olması nedeni ile müvekkil davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine, (17 nolu üyesi olduğunun tespitine),  tazminat talep etme haklarının saklı tutulmasına, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının en geniş anlamda saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Kooperatif bünyesinde bulunan taşınmazların satışı ile ilgili davacı tarafın iddia etmiş olduğu parsel alımı için vermiş olduğu paranın kooperatife yapmadığı ve dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu şekilde kooperatifle herhangi bir ilişkisi olmayan şahsa ödeme yapılmadığını, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden üyeliğine son verildiğini, davacı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte yapılmış olan ödemenin kooperatife yapıldığını kabul edilse bile üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi parsel alımı için yapılmış olan ödemeninde eksik yapıldığını,  ödemenin eksik olduğunu tamamlanması konusunda defalarca uyarıda bulunulmasına rağmen herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, davacı tarafından ... isimli şahsa yapılmış ödemenin davacı tarafa tekrar iade edildiğini, parsel alım-satım hususu kooperatifin bilgisi dahilinde olmadığını, davada gerekçe olarak gösterilen ödeme kooperatif üyesi olmayan şahsa yapıldığını, kooperatif bünyesinde bulunmayan ve bu alım-satım konusunda yetkili olmayan kişiye ödendiğini ödemeden dolayı kooperatifin sorumluluğuna gitme yerinde olmadığını, kişinin kooperatif üyeliği özen ve yükümlülüğe uymamasından ve kooperatifi bu yönlü dayanaksız ve haksız bir şekilde zan altında bırakmadan dolayı üyeliğine son verildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  davacı taraf her ne kadar kooperatif üyesi olduğundan ve 17 nolu üyeliğin sahibi olduğundan  bahisle iş bu davayı açmış ise de, davacının kooperatife üyelik talebini içeren herhangi bir kaydın olmadığı, 17 nolu üyeliğin dava dışı ... ait olduğu, kooperatifçe alınan 22/09/2023 tarihli ortaklık kabul kararında davacının isminin bulunmadığı, yine  27/06/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında da davacının hisse bedelini ödemediğinden bahisle  üyelikten çıkarılma kararı alındığı, bu karara karşı süresi içerisinde iptal davası açma  hakkının saklı olduğu hususları nazara alındığında, davacının kooperatife üye olma şartlarını taşımadığı ve yine üyelik için gerekli olan hisse bedelini ödemediği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesini aynen tekrar ettiğini, yerel Mahkemece incelenmediği gibi bilirkişi tarafından da incelenmediğini, usul ve yasaya, somut duruma aykırı, hükme esas alınması mümkün olmayan bilirkişi raporuna göre yerel mahkemece karar tesis edildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının sunulduğunu, müvekkili davacının davalı kooperatifin kurucu üyesi olduğunu, müvekkili davacı hakkında  ana sözleşme ve kanuna aykırı işlem yapıldığını, üyelikten çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunu, bilirkişi tarafından da dosya kapsamında davacının ortaklıktan çıkarıldığını bildirir tebligatın mevcut olmadığının bildirildiğini, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun Madde 16 da ortaklıktan çıkarmanın usulünün izahatının yapıldığını, söz konusu yasal düzenlemeler ve ana sözleşme uyarınca; müvekkili hakkında yasaya aykırı olarak işlem yapıldığını, usul hükümlerine uyulmadığını, üyelikten çıkarılmaya ilişkin gerekçelerin mevcut olmadığını, dava dilekçesinde izah edilen ve dosya içine celp edilen Ticaret Sicil Müdürlüğü resmi kayıtları ile de sabit olduğu üzere müvekkili davacının üye olması nedeni ile olağanüstü genel kurulda divan başkanı olarak dahi görev yaptığını, olağanüstü genel kurulda divan başkanı olmak için de üye olmanın şart olduğunu ve Olağanüstü genel kurulda da kurucu üye olarak denetçi seçildiğini, müvekkili tarafından kooperatife tüzel kişilik kazanmadan önce şart koşulan ve net şekilde belirtilen ödeme tutarı müvekkilince ödendiği, kaldı ki ödemenin yapılmaması halinde davalı kooperatife üye olması hatta kurucu ortaklardan olması mümkün olmadığını, Ana sözleşmede de nakdi sermayenin taahhüt edilmesi yada 1/4 ününün peşin olarak ödenmesi zorunlu olduğu belirtilmiş olduğu, ayni sermaye konulamayacağının da hüküm altına alındığını, müvekkili tarafından hiçbir ödeme yapılmadan kurucu ortak olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu ve neticede müvekkili davacının kurucu üye olarak kooperatif üyesi olduğu ve sonradan müvekkilin haberi olmaksızın kötüniyetle yapılan işlemlerin kanuna açıkça aykırı olduğunun izah edildiğini, ancak yerel Mahkemece itirazlarının dikkate alınmaksızın hükme esas alınmayacak bilirkişi raporu  dayanak alınarak başka hiçbir gerekçe  olmaksızın davanın reddi yönünde hukuki olmayan ve adaleti sağlamayan kararın tesis edildiğini,  kooperatifler birer kişi birliği olduğunu, ortaklık sıfatının hangi hallerde kazanılacağını ise Koop. Kanunu ve Yargıtay kararlarından belirlendiğini, İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazandıklarını, daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklığın gerçekleştiğini, müvekkili davacının  ortak sıfatını kazandığını açıkça ifade ettiğini, müvekkili davacının açık ve zımni olarak her türlü şarta göre davalı kooperatifin üyesi olduğunu, dosya içine sunulan ve celp edilen Kooperatifin kuruluş aşaması öncesinde .... ile yapılan bir kısım yazışmalar ve mesajlar, ödeme belgeleri, davalı koop. Ana sözleşmesi, Ticaret Sicil gazetesi örneği, ilk genel kurul öncesi düzenlenen ortaklar cetveli ve kroki, Tapu kaydı, ... Sicil Müdürlüğü dosyası, koop.bisten alınan kayıt örneği de iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, taraflarından tanık ve yemin deliline başvurulmuş olmasına rağmen Mahkemece bu delilleri ileri sürme hakkı tanınmadığını, yerel mahkeme kararı hükme esas alınması mümkün olmayan tek taraflı ve tam olarak ne dediği dahi anlaşılamayan çelişkili bilirkişi raporuna göre usul ve yasaya aykırı olarak tesis edildiği gibi eksik incelemeye dayalı olduğunu, bu nedenlerle istinaf itirazlarının kabulü ile...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. ,,, Karar ve  09.01.2025 tarihli   usul ve yasaya açıkça aykırı kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Yerel Mahkeme dosyasına dayanak olarak sunulmuş olan WhatsApp ekran görüntüleri ve dekontlar ile de davacı tarafın da ikrar etmiş olduğu şekilde davacının üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirmediğini, 17.parsel için anlaşılan fiyatın 800.000,00-TL olduğu, kısım kısım kooperatif yönetiminde yer alması sebebi ile de kendi hissesi için ödediği bedelin yeterli olmayacağını bildiği bir pozisyonda olduğu kabul edilerek, diğer hisselerin kendisinin ödemiş olduğu bedelden ortalama 150.000,00 - 200.000,00-TL fazlasına satıldığını bildiği halde kendisi düşük miktar karşılığında hisseye sahip olabileceğini düşünmüş kooperatifi aldatmaya çalıştığını, sonrasında eksik bedel talep edildiğinde ise bu taleplere karşılık vermediğinden yönetim tarafından haklı nedenle \"bedelin ödenmemesinden\" sebeple üyeliğin sona erdirildiğini, kooperatif bünyesinde bulunan taşınmazların satışına ilişkin olarak davacı tarafından iddia edilen parselin alımı için davacı tarafından para kooperatif hesaplarına yatırılmadığını, kooperatif ile herhangi bir ilişkisi olmayan dava dışı şahsa ödeme yapıldığını, Kooperatife karşı, kooperatif tarafından talep edilmesine rağmen taşınmazların devredilmesi için gerekli yükümlülüklerini yerine getirmediğinden davacının üyeliğine son verildiğini, dava dışı üçüncü kişi olan paranın hesabına yatırıldığı kişi ...ise bedeli iade ettiğini, kooperatif bünyesinde parsel alımında bulunan şahıslar ile sözleşme imzalanmış olup, kooperatif bünyesinde uygulama bu şekilde gerçekleştirildiğini, Ana sözleşmenin ortaklığa kabul başlıklı 11.maddesinde de görüleceği üzere kooperatife ortak olmak isteyenlerin yazılı olarak yönetim kuruluna başvurmasının kararlaştırıldığını, parsel alım ve üye kayıt işlemleri yazılı bir şekilde gerçekleştirilmekte olup davacı bu parsele ilişkin kooperatif ile herhangi bir sözleşme akdetmediğini, davacının iddialarının haksız olduğunu, davacı tarafından .... isimli şahısa yapılan ödemenin, davacı tarafa iade edildiğini, mahkeme  nezdinde ikame edilmiş olan davanın dayandırılmış olduğu temel olan \"ödeme\" kooperatif yetkilisi unvanına sahip olmamasının yanı sıra kooperatif üyeliği sıfatına dahi haiz olmayan bir şahsa yapıldığından, kooperatifin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, davacının üyeliği özen yükümlülüğüne uymaması sebebiyle bırakmaktan sona erdirildiğini, yerel mahkemece tanzim ettirilen bilirkişi raporu ile davacı tarafın da ikrar etmiş olduğu ve taraflarınca da iddia edilmiş olan şekilde davacının üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirmediğini, ödemesi gereken eksik bedel talep edildiğinde ise bu taleplere karşılık vermediğinden yönetim tarafından haklı nedenle \"bedelin ödenmemesinden\" sebeple üyeliğin usulüne uygun bir şekilde sona erdirilmiş olduğunun sabit hale geldiğini, bu nedenlerle davacı tarafından haksız ve mesnetsiz, kötü niyetli olarak gerçekleştirilen istinaf başvurusunun reddedilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>....Genel Kurulunun.... Esas ... karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun (KK) 1. maddesinde de açıklandığı üzere, kooperatifler; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla, gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiliklerdir.<br>Kooperatif ortaklık sıfatının kazanılması beş halde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması halinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması halinde miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır.<br>Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8 inci maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.<br> Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. Kooperatifler Kanunu’nun 23 üncü maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği gibi “eşitlik” kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu nedenle, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır.<br> Kooperatif ortakları bakımından  geçerli olan ve öğretide  \"açık kapı ilkesi\" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır.  Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan \"kooperatifin korunması ilkesi\" gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler  hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.<br>Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Bir ortağın ortaklık sıfatı, çıkma hakkının kullanılması suretiyle ortağın kendi isteği üzerine ayrılması (1163 sayılı Kanun  m. 10), ortağın ölümü (1163 sayılı Kanun m. 14/I), ortaklık payının başkasına devredilmesi (1163 sayılı Kanun m. 14/III), ortaklık sıfatının bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı olması hâlinde bu görev veya hizmetin sona ermesi (1163 sayılı Kanun m. 15), ortağın kooperatif ana sözleşmesinde gösterilen sebeplerle ortaklıktan çıkarılması (1163 sayılı Kanun m. 16) ve ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ihracı (1163 sayılı Kanun m. 27) hâllerinde sona ermektedir.<br>Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2022/6-1054 Esas, 2023/88 Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir. <br>Kooperatif ortaklığından çıkarılma nedenleri ve esasları ise 1163 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde gereğince ortaklar ana sözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Ana sözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Aynı Kanun'un 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ise; çıkarılma kararının gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi ortaklar defterine de yazılacağı, kararın onaylı örneğinin çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edileceği, bu ortağın  tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabileceği, tebliğ edilen kararın, yönetim kurulunca verilmiş ise ortağın üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebileceği, bu itirazın, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığıyla  tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılacağı, genel kurula itiraz edildiği takdirde yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamayacağı, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. Kötü amaçlı olarak ortaklıktan çıkarılmaların önüne geçilmesi ve ortaklıktan ihraç kararlarının iptali üzerine yeniden ortaklığa dönecek olan kişilerin menfaatlerinin korunması ve bu süreçte ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla da anılan maddenin son fıkrasında haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağı, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülüklerinin  çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği hükmüne yer verilmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2024 tarih, 2023/(23)6-1043 Esas, 2024/537 karar sayılı ilamı)<br>Bu bilgiler ışığında dosyanın incelenmesinden; davalı kooperatifin tescil edildiği ilan olunan Ticaret Sicil Gazetesinde davacının da kurucular arasında isminin sayıldığı, 21.09.2023 Tarihli 2023 yılı açılış Olağanüstü Genel Kurul toplantısında davacının da hazır bulunduğu, divan başkanı olarak görev yaptığı, denetim kuruluna asil üye olarak seçildiği, Genel Kurul Ortaklar Listesinde davacı ...’ın  isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.Buna göre davacının kurucu ortak olarak kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazandığı anlaşılmaktadır. Ödenmesi gerektiği ileri sürülen toplamda 800.000,00 TL ‘den davacının eksik ödediği 150.000,00 TL nin, kooperatife giriş şartı olmadığı, kooperatife üye olduktan sonra yerine getirilmesi gerekli yükümlülük olabileceği anlaşılmaktadır. Kooperatif anasözleşmesinde de  bu şekilde bir şart yer almadığı açıktır.<br>.... Hukuk Dairesi'nin ... K. sayılı ilamda ''... 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42 ve Konut Yapı Kooperatifleri Tip Anasözleşmesi'nin 23. maddesi gereği üyeler hakkında yükümlülük belirleme yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Kanun'un 23. maddesinde ise 'Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, üyelerin yükümlülüklerini doğuran konularda genel kuruldan karar alınması gerekmektedir.'' belirtilmektedir.<br>Davalı kooperatif ana sözleşmesinin “Ortaklıktan Çıkarma”başlıklı 14. Maddesinde;<br>Madde 14-Durumları aşağıda gösterilen hallere uyanlar yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır.<br>1) 10uncu maddede yazılı ortaklık şartlarını kaybedenler.<br>2) Parasal yükümlülüklerini 30 (Otuz) gün geciktirmeleri üzerine, yönetim kurulunca noter aracılığı ile yapılacak ihtarı takip eden 10 (On) gün içinde bu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yine aynı kurulca ikinci ihtar yapılır. İkinci ihtarı takip eden (Bir) ay içinde de yükümlülüklerini yerine getirmeyenler.<br>3) Kura çekimi sonunda kendilerine düşen konutları kabul etmeyenler.<br>4) Tapuda kendi adlarına tescilinden önce konutlarında yaptıkları tahribat veya tadilatı yazılı ihtara rağmen düzeltmeyenler.<br>5) Kooperatifin para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı mahkum olanlar.<br>Çıkarma kararı gerekçeli olarak yönetim kurulu karar ile ortaklar defterine kaydedilir. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere 10 (On) gün içinde notere verilir. Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren 3 (Üç) ay içinde iptal davası açabilir veya genel kurula itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere yönetim kuruluna noter aracığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine iptal davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı iptal davası hakkı saklıdır.<br>3 (Üç) aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarma kararları kesinleşir.<br>Ortaklar, bu maddede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamaz. 2 nci fıkrada belirtilen koşullar birden fazla ortaklık payına sahip ortağın paylarından herhangi birine ve/veya payların toplamına ait parasal yükümlüklerini geciktirmesi halinde de geçerlidir. Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.” Şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>Somut olayda ise davalı kooperatif tarafından davacı ... üyelikten çıkarılırken yukarıda belirtilen 1163 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine ve anasözleşmenin 14. Maddesine uygun hareket edilmediği dosyaya sunulan belge ve yazılarla sabit olduğu anlaşılmış, buna göre davacının davalı kooperatife üyeliğinin tespiti gerekirken ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararı isabetsiz olmuştur. <br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, .... Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih, ... Karar kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek  gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih, .... Karar kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, <br>1-Davanın KABULÜ İLE;<br>Davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun TESPİTİNE,<br>2-Alınması gerekli 683,10  TL karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 413,25 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan   578,10 TL ilk masraf, 4.490,75 TL tebligat, müzekkere , bilirkişi gideri ve  posta ücreti olmak üzere toplam 5.068,85 TL  yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>5- Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>B)İstinaf yargılaması bakımından:<br>1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>2-Davacı tarafından yapılan 3 adet elektronik tebligat ücreti 30,00 TL, 360,00 TL posta masrafı  ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.073,100 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>C)Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen  yatırana iadesine,<br>Ç)İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>D)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/04/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d96502cbf2dda1c","SID":"96d19264a675d54a"}}