{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1585 <br>KARAR NO\t\t: 2025/586<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.06.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/188 Esas 2022/509 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t:  Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 10.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10.04.2025<br><br>\tİzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.06.2022 tarih 2022/188 Esas 2022/509 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile takip başlatıldığını, takip dayanağı olarak 28/12/2012 tanzim ve 30/01/2013 vade tarihli, 30.000,00-TL bedelli bononun gösterildiğini, tarafların akraba olduklarını, davalının eşinin davacı tarfından kullanılan tüketici kredisine kefil olduğunu, söz konusu senedin bu kredinin teminatı olarak boş şekilde verildiğini, senedin davalı tarafından doldurularak takibe konulduğunu, davacının davalıya her hangi bir borcu bulunmadığını belirterek; davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile % 20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili;  görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında davaya konu icra takibi ile ilgili uzun süredir devam eden davaların söz konusu olduğunu,  davacı, icra dosyasının her aşamasından haberdar olmasına rağmen haczedilmezlik şikayetinin aleyhine dönmesi ile işbu davayı açtığını, davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmadığını, davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu,  takibe konu senedin davacının borçlu olduğu kredi ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, senedin nakdi olarak düzenlendiğini, gerçek bir borç ilişkisine dayandığını, belirterek, davanın redine, davacını % 20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ile diğer deliller ve tüm dosya kapsamına göre;  ispat yükünın davacıya ait olduğu, davacı tarafın iddiasını ispata ilişkin tanık deliline dayandığı, iddiasını senet ile ispat etmek zorunda olduğu,  davacı ile davalının oğlu arasındaki mesaj kayıtlarını delil başlangıcı niteliği bulunduğundan tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de mesaj kayıtları taraflar arasındaki mesajlaşmaya ait olmadığı, delil başlangıcı olabilecek belge niteliği taşımadığı, davalının isticvabını gerektirecek koşullar bulunmadığı, davacı tarafın iddiasını yazılı delille ispat edemediği ve açıkça yemin deliline dayanmadığı, belirtilerek; davanın reddine; ihtiyati tedbir kararının teminat yatırılıp uygulanması talep edilmediğinden davalı yararına tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; davalının çok yaşlı olduğunu, çevresindekiler tarafından yönlendirildiğini, takibe konu senedin davacının kullanmış olduğu krediye davalının eşi ...'in kefil olması sebebi ile teminat amaçlı olarak akraba olmaları sebebi ile  boş şekilde imzalayıp karşı tarafa verildiğini, kredi kefaleti sebebi ile davacı tarafça davalıya teminat amaçlı olarak boş bir senet verildiğini, taraflar arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını,  2012 yılında 30.000,00-TL gibi bir rakamı hiç bir geliri olmayan davalının davacıya elden verdiği iddiası tamamen hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının oğluda bu para borç karşılığı değil teminat amaçlıdır gibi söylemler davacı tarafa göndermiş olduğu mesajlarda da  belirtiğini, davalı yanın oğlunun sürekli her ne kadar kredi borcu ödense de kendilerinin kefil oldukları kredi sebebi ile icra takibine düşmüş oldukları bu sebeple mağdur olduklarını bunun karşılığında senedi doldurduklarını ve icra takibine koymuş olduklarını beyan etiğini davacı ile davalının oğlu arasında mesaj kayıtlarının yazılı delil başlangıcı hükmede olduğunu, tanık dinlenmesi gerektiğini, hayatın olağan akışına ayırırlık halinde de tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, davalının isticvap edilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın  reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın teminat senedi, bedelsizlik ve senedin boş olarak verildiği iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkin olmasına, kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı borçlu üzerinde bulunmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü bedelsizlik ve senedin teminat senedi olduğu iddiasının da ancak yazılı delille ispatlanması gerekmesine, takibe konu bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, bedelsizlik, senedin teminat senedi olduğu ve senedin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delil ile ispat edilememesine, borcun ödendiğini gösterir herhangi bir yazılı delil sunulmamasına, tanık dinlenmesine imkan sağlayan davalıdan sadır olmuş yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge bulunmamasına, davalı asilin isticvabını gerektiren her hangi bir hal ve nedenin mevcut olmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc7fc20f9ef6826e","SID":"7e8f2b97d16e9c82"}}