{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1365 <br>KARAR NO\t\t: 2025/478<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/02/2019 (Dava) - 18/04/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/310 Esas - 2022/357 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat  (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/03/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/310 Esas-2022/357 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacılar asaleten sundukları dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın kısıtlı kızı ...'nın hacir altına alınıp velayeti altına konulmasına ilişkin İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1997/2156 Esas-1997/2088 Karar ve 07/11/2001 tarihli hükmünün ekte olduğunu, kooperatifle 08/01/1995 tarihinde yaptığı sözleşme ile C blok, 40 m2 ve 25 m2 olmak üzere toplam 65 m2 yan yana bitişik iki adet dükkanı devren aldığını, daha sonra 40 m2 olanı kızı ...'ya devrettiğini, şu anda da kooperatifin üyesi olduklarını, 08/01/1995 tarihli sözleşmede görüleceği gibi C Blok altındaki 40 m2'lik dükkana tuvalet, 25 m2'lik dükkana su ve pis su çıkışı konulacağına dair anlaşma yapıldığını, sözleşmenin kooperatifin mührünü ve imzalarını taşıdığını, ayrıca yönetim kurulunun 08/01/1995 tarihinde kooperatif merkezinde toplanarak ...'a ait 40 m2'lik ve 25 m2'lik C blok altındaki iki dükkanın ...'ya devri isteğinin görüşülerek devrin oy birliğiyle onaylandığının belirtildiğini, buna dair 63 sıra kayıtlı yönetim kurulu karar defteri metninin sunulduğunu, dükkanların, Bayraklı Tapu Dairesi'nde, ... Mahallesi ... Ada, ... parsel, ... blokta, 26 ve 27 nolu kayıtlı dükkanlar olduklarını, 2001 yılında Yönetim Kurulu 2. başkanı olduğu dönemde eski yöneticilerin, zimmet ve diğer suçlardan ceza aldığını, kendisince suçlular açığa çıkarıldığı için 2001 yılından bu yana tapularının verilmediğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/975 Esas sayılı dosyasındaki kararla dükkanlarının cebren tapuda kayıt ve tescillerine karar verildiğini, 04/01/2018 tarihinde tapuları alabildiklerini, kooperatifin 65 m2 toplam alanlı yan yana iki dükkan için sözleşme yaparak iki dükkanın bedellerini peşinen aldığını, ancak, iki dükkanın m2 toplamının 65 m2 gelmediğini, toplamının 62.94 m2 geldiğini, 2,06 m2 eksik olduğunu, şöyle ki; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde tapu iptali ve tescili istemiyle 2006/123 Esas sayılı dosya ile ikame ettiği davaya ilişkin bilirkişi raporunun sunulduğunu, raporun 6.sayfasında görüleceği gibi, aynen; \"Davacılara tahsis edilen dükkanların zemindeki duruma göre toplam 36.10 m2 + 26.84 m2 = 62.94 m2 alanlı olduğu, projesine göre ise toplam 28 m2 + 22 = 50 m2 alanlı olduğu, sözleşmeye göre verilmesi gereken dükkanların 40m2+25m2=65 m2 toplam alanlı olması gerektiği, bu durumda fiili duruma göre davacı tarafa 65 m2-62.94m2=2.06m2 eksik yer, projesine göre: 65m2-50m2=15m2 daha eksik yer tahsis edilmiş olduğu\" denildiğini, yine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/729 Esas sayılı dosyası ile yaptırılan bilirkişi raporlarının 4.sayfasında görüleceği gibi aynı iz düşüm eksik değerlerin tespit edildiğini, o davanın konusunun ise dükkanların tapu devirlerini taahhütname şartına bağlayan kısmı ile ilişkili görülen genel kurul kararı iptali istemine ilişkin olup davanın kabulü ile sonuçlandığını, mahkeme ilamının 25/04/2012 tarihinde kesinleştiğini, kararın ikinci sayfasının son paragrafındaki satırlarda kendilerine eksik alan tahsis edildiğinin açıkça belirtildiğini beyanla, verilmemiş olan 2.04m2 dükkanın belirlenerek parasal değerinin, dava açılış itibariyle faizi ile birlikte davalı kooperatiften alınarak kendilerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birebir bu dava ile aynı mahiyette olan m2 yönünden eksik dükkan aldığı iddiasıyla dava açan bir kooperatif üyesinin davasının 2012 yılında zamanaşımı nedeniyle reddedilerek kesinleştiğini, işbu davanın da her şeyden önce zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kooperatifin inşaatlarının 1999 yılında bitmesinden sonra 1999-2000 yıllarında dükkanlar da dahil tüm taşınmazların ortaklara fiilen teslim edildiğini, davacının da herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin dükkanları teslim alıp kullanmaya başladığını, neredeyse aradan 20 sene geçtikten sonra dükkanların m2’sinin eksik olduğu iddiasını ileri sürmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, eksik m2 teslim edildiği yönündeki iddiayı kabul ettikleri anlamına gelmemek üzere öncelikle ayıp iddiasının ileri sürülmesi yönünden de davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 20 senedir kullandığına ilişkin tanıkları bulunduğunu, bunun yanında dükkanlara elektrik ve su aboneliğinin alındığı tarihlerin sorulması halinde de çok uzun yıllardır taşınmazları davacının kullanmakta olduğunun ortaya çıkacağını, 1999 yılında dükkanları teslim alan ve ayrıca kooperatifin 2001 yılında bizzat yönetiminde bulunan bir şahsın yıllardır kullandığı dairelerin m2’sini bilmediğini iddia etmesinin mantığa ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının delil olarak ibraz ettiği 2006/123 Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporunun 12.05.2009 tarihli olduğunu, yine 2009/729 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun da 15.02.2010 tarihli olduğunu, her iki bilirkişi raporu ile de dükkanların m2’sine vakıf olduğunun aşikar olduğunu, TBK’nın 147.maddesinin 4.fıkrasında ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun belirlendiğini, işbu dava ile aynı nitelikte olmak üzere eski yöneticilerden ...’ın eşi olan ... tarafından dükkanın 45m2 olarak kendilerine satılmasına rağmen 35m2 olması nedeniyle uğradıkları zararın tazmini talebiyle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/1 Esas sayılı davası ikame edilmiş olup, sözkonusu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, kooperatif eski yönetiminin 1995 yılı ocak ayında kendisine 40+25 m2lik iki dükkan tahsis edeceği hususundaki beyanının hukuken kooperatifi bağlamadığını, kooperatif yönetiminin böyle bir taahhütte bulunma yetkisi bulunmadığını, genel kurullarda daire/dükkan m2’lerinin ne olacağı hususunda alınmış bir karar bulunmadığını, davacı tarafından 08.01.1995 tarihinde ortaklığa üye olunurken ortaklık taahhütnamesinin altına kooperatif eski yöneticisi tarafından el yazısı ile kendisine C blok 40 ve 25 m2 iki dükkan verileceği hususunda verilen beyanın kooperatifi bağlamasının mümkün olmadığını, ana sözleşmede de böyle bir taahhüt bulunmadığını, eski yöneticilerin yetkileri dışındaki bu taahhütün kooperatifi değil, ancak taahhüt veren yetkililerin kendilerini bağlayacağını, davacı yana teslim edilen dükkanların, belediyede yer alan projedeki m2’lerden de çok daha büyük olduğunu, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydıyla toplam 40+25=65m2lik iki dükkan verileceği hususundaki beyanda net alan teslimi yapılacağının belirtilmediğini, bu haliyle toplam brüt 65m2 alanlı iki dükkan verileceğinin anlaşıldığını, davacıya ait dükkanlar yönünden ... Belediyesi tarafından bildirilen net ve brüt m2 alanları projeye göre net alan 24+19=43m2 olup brüt alanın 28+23=51m2 olduğunu, halbuki davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere (aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla) iki dükkan yönünden toplam 62,94m2 net alana sahip olduğunu, fiilen kullanılan dükkanların çok daha büyük alana sahip olduğunun da ortaya çıkacağını, dükkanların brüt m2 hesabı yapıldığında toplamda 65m2 den fazla alan aldığının görüleceğini, davacının kaybı değil aksine kazancı olduğunu, davanın kooperatifin geçmiş dönem tüm yönetim kurulu üyelerine ihbar edilerek bu neticesinde çıkabilecek sonuçların ilgili yönetim kurulu üyelerine rücu edileceğinin bildirilmesi gerektiğini beyanla, davanın öncelikle zamanaşımından reddine, esasa girilmesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Davalı vekili her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da;   davacının iddiaya konu dükkanların tapu kayıtlarını vasisi bulunduğu kızı ... ve kendi adına 2018 yılında aldığı, bu hali ile zamanaşımı süresinin dolmadığı, iç ilişki itibari ile kooperatif hukuku mevcut olmakla birlikte dava ve talep hakkının mülkiyet intikali ile başlayacağı ve bu cihetle mülkiyetin 04.01.2018 tarihli tapulara istinaden tesis edildiğiin anlaşıldığı, keza davanın ayıplı ifa sebepli alacak davası mahiyetli olması itibari ile gizli ayıba dair 6098 sayılı Borçlar Kanunu 478. madde hükümleri de nazara alınarak, açıklanan gerekçelerle zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; yapılan keşif, denetime ve elverişli olarak hazırlanan ve mahkemece hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporu nazara alınarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kooperatif ile davacı arasında yapılan sözleşmeye göre verilmesi gerekenden eksik metrekare dükkan teslim edilip edilmediği, dükkanın değeri, eksik teslim var ise metrekare değerinin tespiti ile şimdilik 10.000 TL'nin tahsili, zamanaşımı hususlarında toplandığı anlaşılmakla;  yapılan keşif esnasında bilirkişinin yaptığı incelemeler ve tarafların dosyaya sundukları bilgi ve belgeler neticesinde hazırlamış olduğu hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın ara sokakta konumlu olduğu, ticari hareketliliğin düşük olduğu, emsal olarak yakın çevresinden ve benzer sokaklardan bilirkişi tarafından araştırma yapıldığı ve davacının talep ettiği 2,06 m2 değeri emsaller ve olumlu-olumsuz etkenler, alan, konum, iç hacim, kullanım şekli göz önüne alınarak yaklaşık m2 birim değerinin 4.000 TL olabileceği ve davaya konu iki dükkan için toplam 2,06 m2 alan değeri  2,06 m2x4.000 TL/ m2=8.240 TL olduğu anlaşıldığından, davacının davasının kısmen kabulü ile ayıplı teslim kaynaklı noksan metrekare bedeli olarak 8.240,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden (15/02/2019) itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmekle, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, ayıplı teslim kaynaklı  noksan metrekare bedeli olarak 8.240,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden (15/02/2019) itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...Zamanaşımı itirazlarının mahkeme tarafından göz önünde bulundurulmadığını, kooperatifin inşaatlarının 1999 yılında bitmesinden sonra 1999-2000 yıllarında dükkanlar da dahil tüm taşınmazların ortaklara fiilen teslim edildiğini, davacının da herhangi bir ihtirazi kayıt ileriye sürmeksizin dükkanları teslim aldığını ve kullanmaya başladığını, daireleri teslim alan ve yıllardır kullanan davacının nerede ise aradan 20 sene geçtikten sonra dükkanların m2’sinin eksik olduğu iddiasını ileri sürmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, ayıp iddiasının ileri sürülmesi yönünden de davanın zamanaşımına uğradığını, dükkanları davacının neredeyse 20 senedir kullandığına ilişkin tanıklarının bulunduğunu (bu tanıkların mahkemece dinlenmediğini), dükkanlara elektrik ve su aboneliğinin alındığı tarihlerin sorulması halinde de çok uzun yıllardır taşınmazları davacının kullanmakta olduğunun ortaya çıkacağını, bunların yanında, davacının dükkanın m2’si yönünden eksik olduğu iddiasına delil olarak ibraz ettiği (aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacısı olduğu İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/123 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun 12/05/2009 tarihli olduğunu, yine davacısı ... olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/729 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun da 15/02/2010 tarihli olduğunu, davacının her iki bilirkişi raporu ile de dükkanların m2’sine vakıf olduğunun aşikar olduğunu, TBK’nın 147.maddesinin 4.fıkrasında; ‘Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu' nun belirtildiğini (Yargıtay 11. HD 2003/5315 Esas-2004/121 Karar), kooperatif ile ortağı arasındaki uyuşmazlıklarda Borçlar Kanunu gereğince zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, yine işbu dava ile aynı nitelikte olmak üzere eski yöneticilerden ...’ın eşi olan ... tarafından kendisine teslim edilen dükkanın 45m2 olarak satılmasına rağmen 35m2 olması nedeniyle uğradıkları zararın tazmini talebiyle açılan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/1 Esas sayılı davasında yapılan yargılama neticesinde, davacının 2001 yılında dükkan alanının tadilat ruhsat projesinde 35m2 olarak değiştirildiği ve o zamandan beri bu şekilde davacı tarafından kullanıldığı belirlenmiş olup davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle red kararı verildiğini, davacının da işbu taşınmazını 1999 yılında diğer tüm üyeler gibi teslim almış olup o yıldan itibaren de fasılasız nizasız kullanmaya devam ettiğini, davacının bizzat 2001 yılında yönetime de seçilmiş olup dairesini kullanmakta olduğunun açık olduğunu, mahkeme tarafından tanıklarının dinlenebileceği hususunda ara karar kurulmuş olsa da yargılamanın ilerleyen aşamasında tanıklarının herhangi bir gerekçe sunulmadan dinlenmediğini ve hüküm kurulduğunu, 12/02/2021 tarihli 6.celsenin 3 no'lu ara kararında davalı vekilinin tanıklarının bildirilmesi halinde mahkemece talebin değerlendirilerek uygun görülen tanıklar adına duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğine dair karar verildiğinin görüleceğini, söz konusu ara kararın akabinde beyan dilekçesi sunduklarını ve dinletilmek üzere ... ve ...'ın isimlerinin mahkemenin bilgisine sunulduğunu, ancak tanıklara ne meşruhatlı davetiye çıkarıldığını ne de tanıkların dinletilmesi hususunda ayrı bir ara karar kurulduğunu, mahkemenin herhangi bir gerekçeli ara karar vermeden tanıkları yok saydığını ve dosyayı karara çıkardığını, usuli eksikliğin tamamlattırılması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere raporun birçok açıdan eksiklikler içerdiğini, m2 için belirlenen 4.000,00 TL rayiç bedelin emsallere göre yüksek olduğunu, kooperatif eski yönetiminin 1995 yılı Ocak ayında kendisine 40+25 m2’lik iki dükkan tahsis edeceği hususundaki beyanının hukuken kooperatifi bağlamadığını, kooperatif yönetiminin böyle bir taahhütte bulunma yetkisinin bulunmadığını, genel kurullarda daire/dükkan m2’lerinin ne olacağı hususunda alınmış bir karar bulunmadığını, ana sözleşmede de böyle bir taahhüt bulunmadığını, kooperatif eski yöneticilerinin yetkileri dışındaki bu taahhütlerinin kooperatifi değil, ancak taahhüt veren yetkililerin kendilerini bağlayacağını, teslim edilen dükkanların belediyede yer alan projedeki m2’lerden de çok daha büyük olduğunu, davacının eksik m2 almak bir yana aksine projede yer alan m2’lerden çok daha büyük m2’ye sahip dükkanlar teslim aldığını, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek kaydıyla toplam 40+25=65m2’lik iki dükkan verileceği hususundaki beyanda net alan teslimi yapılacağı belirtilmemiş olup bu haliyle toplam brüt 65m2 alanlı iki dükkan verileceğinin anlaşıldığını, Bayraklı Belediyesi’ne sorulması halinde davaya konu iki taşınmazın brüt m2’lerinin toplamının 51m2, net alanının 43m2 olması gerektiğini, halbuki davacının da belirttiği üzere iki dükkanın toplam 62,94m2 net alana sahip olduğunu, dükkanların brüt m2 hesabı yapıldığında toplamda 65m2’den daha fazla brüt alana sahip olduklarının da ortaya çıkacağını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı kooperatif ortaklarına verilen bağımsız bölümlerin olması gerekenden küçük olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılar, kooperatif tarafından kendilerine teslim edilen bitişik iki dükkanın eksik m2 ile teslim edildiğini iddia ederek işbu tazminat davasını açmış olup, davalı tarafın ise iddiaları reddettiği görülmüştür.<br>2-Davacılardan ...'in kısıtlandığı, ancak babası olan diğer davacının velayeti altında bırakılmış olduğu görüldüğünden, TMK 335. ve 352. madde hükümleri gözetilerek, husumet konusunda dosyada bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>3-Bilindiği üzere, bağımsız bölümün taahhüt edilen niteliğe uygun olmamasından dolayı sorumluluk kooperatife aittir. Bununla birlikte, davacı tarafça ileri sürülen m2 eksikliği gizli ayıp niteliğinde olmadığı gibi, dosyada, davacıların taşınmazları ihtirazi kayıt ile teslim aldıklarına dair bir belge de bulunmamaktadır. TBK 147.madde uyarınca kooperatif ile ortakları ile kooperatif arasındaki davalarda zamanaşımı 5 yıl olup, eldeki davanın tarihinin 15.02.2019 olduğu ve davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunulduğu da anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, davaya konu dükkanların 2000 yılı Nisan ayında fiilen teslim alındığı beyan edilmektedir. Her ne kadar tapu tescili için açılan dava sonucunda tapuların resmi olarak 04.01.2018 tarihinde davacılar adına tescil edildiği anlaşılmakta ve mahkemece de buna dayalı olarak zamanaşımı def'inin reddedildiği anlaşılmakta ise de,  kooperatifin davacı tarafa taşınmazları fiilen kullanım için teslim ettiği tarihin 2000 olduğu, davanın tarihinin 15.02.2019 olduğu, zamanaşımı itirazının bu hususlar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği (aynı yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 23. HD 2012/5594 E. - 2012/7014 K,  benzer yönde bknz. 2014/2218 E.-2014/5695 K.) açıktır. Bununla birlikte, somut uyuşmazlık bakımından farklılık teşkil eden husus; dosyadaki mevcut belgelere göre davacı tarafın eksik m2 hususunu öğrenmesi akabinde açtığı başka bir dava dosyasının daha bulunmasıdır. Eldeki dava ile aynı talebin de yer aldığı sözkonusu İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/123 E. sayılı dosyasında (davacı tarafça daha önce 20.02.2002 tarihli dava dilekçesi ile açılıp birleştirme kararı verildiği anlaşılan ve 2006/123 E. sayılı dosya üzerinden yürütülen) davacıların yine işbu davadaki ile aynı iki dükkan için (26 ve 27 nolu) eksik imalata dayalı tazminat talep ettiği, mahkemece verilen kararın Yargıtay'da temyiz aşamasında; \"davacı ortakların bu taleplerde bulunması için öncelikle kooperatife borcu olmaması gerektiği, dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilecek olup dava tarihinde kooperatife borçları olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle bozulduğu (2012), sözkonusu dosyada alınan bilirkişi raporunda da 2.06 m2 eksiklik olduğunun belirlendiği, anılan yargılamanın Yargıtay bozma kararları sonrasında devam ettiği görülmektedir. Ne var ki, mahkemece bahse konu dava dosyasının sonucu, kesinleşip kesinleşmediği, eldeki davaya ve zamanaşımı itirazına etkisi ve derdestlik gibi hususların hiç irdelenmediği, dosyanın Yargıtay bozması sonrasında aldığı yeni esas nosunun dosya kapsamından anlaşılamadığı ve akıbetinin belirsiz olduğu görülmekle, mahkeme kararının, bu dosyanın akıbeti, eldeki davaya etkisi ve zamanaşımı itirazları yönünden incelenmesi için eksik inceleme nedeniyle kaldırılması gerekmiştir.<br>4-Uyuşmazlığın niteliğine, dosya kapsamındaki belgelere, davacı tarafın beyanlarına, davalı tarafın tanıklarını dinletmek istediği konulara göre mahkemece tanıkların dinlenmemiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş, bu itirazın reddi gerekmiştir. Yine, YK karar defterindeki kayıtlar ve davacıya karşı kooperatif kaşe ve imzalarıyla vaat edilen m2 miktarlarına göre, bu hususların davalı kooperatifi bağlamayacağına dair itiraz da yerinde görülmemiştir.<br>5-Zamanaşımına ve diğer dava dosyasının içeriğine dair eksik araştırmaya ilişkin yukarıdaki açıklamalar saklı kalmak üzere, kabule göre de, hükme esas alınan raporun yalnızca gayrimenkul değerleme uzmanından alınıp, heyete bir inşaat mühendisi bilirkişinin  eklenmemiş olması da doğru olmamıştır.<br>6-Yine kabule göre, davada iki davacı olduğu halde başlıkta tek davacı şeklinde gösterilmesi ve hükümde de yine tek davacı var imiş gibi hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.<br>7-Son olarak, gerekçeli kararda dava tarihinin Türkçe olarak usulünce yazılmamış olması da doğru olmamıştır.<br>8-Taşınmazın yıkılmış olduğuna ve eldeki davada hukuki yarar kalmadığına dair davalı tarafın istinaf aşamasında sunduğu dilekçe bakımından; davanın sözleşmeye aykırı edim iddiasına dayalı tazminat davası olduğu, davanın açıldığı tarihteki duruma göre taşınmazın eksik m2 ile teslimine dayalı talepte bulunulmuş olmasına göre zamanaşımı konusundaki açıklamalar saklı olmak üzere- mahkemece tazminat alacağının tespit edilmesi durumunda, taşınmazın yıkılmış olmasının sonuca etkili olmayacağı görülmekle, bu yöndeki talebe itibar edilmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/310 Esas - 2022/357 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 140,72 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  26/03/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f9f0f53249203e6","SID":"b97498460c57970d"}}