{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/2205 <br>KARAR NO: 2025/441<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2020<br>NUMARASI: 2019/945 Esas, 2020/751 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalının müvekkilden pejyaz ile bir takjm malzemeler aldığını ve davacının sözleşme kapsamında davalıya ait Çeşme'de bulunan ... Projesinin çevre düzenlemesi ve gerekli olan bitki vs. işlerini 913.054,33 TL bedelle yaptığını, müvekkilin tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmeye uygun olarak işin teslim edildiğini fakat davalının işin bedeli ile daha öncesinde alınan malzemelerin bedelini ödemediğini, cari hesaptan kaynaklanan borcun 340.800 TL olduğunu, davalının bağlı olduğu ... Holdingin borçtan kaçınmak amacıyla davalı şirketi kapatma karan aldığını, bu nedenle davalı şirketin gayrimenkul ve bankalarda bulunan nakitleri üzerinde teminatsız tedbir konulmasını,  cari hesap ve sözleşmeden kaynaklı borç bakiyesinden ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davacı vekili 05.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 340.517,79 TL ye çıkartmıştır.  Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusunu teşkil eden ... projesinin başlangıçta dava dışı ... İnşaat A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, projenin akabinde müvekkil şirket ile davacı yan arasında alt yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, ... İnşaatın bir süre sonra sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini ... A.Ş tarafından bizzat ... grup tarafından yürütüleceğinden bahisle müvekkil şirkete peyzaja ilişkin çalışmalarla ilişiğinin kesildiğinin İhtar edildiğini, bu bağlamda huzurdaki davaya husumet itirazında bulunduklarını, davacının tüm taleplerinin ... ve ... A.Ş.ine yönetilmesi gerektiğini, sözleşmenin devri nedeniyle müvekkil şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, anılan nedenlerle davanın usulden,esastan ve husumet yokluğundan reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacı tarafın alacak iddiasının taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklandığı, davalının dava konusu projeye ilişkin peyzaj işlerinin kendisinden alınmış olması nedeniyle husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğine yönelik savunmalarının yerinde olmadığı, sözleşme bedelinin taraflar arasında 913.054,33 TL+KDV olarak kararlaştırıldığı, sözleşme konusu işlere ilişkin 4 adet hakediş belgesi düzenlendiği ve iş bu hakediş belgeleri altında her iki tarafın imzasının da yer aldığı, KDV dahil hakediş tutarlarının 1.128.168,83 TL olarak belirlendiği, ancak davacı tarafça düzenlenen faturaların toplam bedelinin 1.208.935,79 TL olduğu, bununla birlikte toplam 43.247,00 TL (24.367,00 TL+18.880,00 TL) bedelli 2 adet malzeme faturasının bulunduğu, iş bu malzeme faturalarının davalı taraf defter ve kayıtlarında yer aldığı, bu haliyle iş bu faturalara konu malların teslimi hususunun ayrıca araştırılmasına gerek olmadığı, davacı taraf defterlerinin incelenmesinde davacının davalıdan 588.182,79 TL; davalının defterlerinin incelenmesinde ise 312.182,19 TL olduğunun tespit edildiği, dava konusu peyzaj işlerinin dahil olduğu ... Projesinin devredildiği ... ve  ... A.Ş tarafından davacı tarafa 247.665,00 TL ödeme yapıldığı ancak bu ödemenin davacı taraf defterlerine kaydedilip toplam alacaktan mahsup edilmediği, mahsubu halinde bakiye alacağın 340.517,79 TL olduğu, davalı taraf defterlerinde borç bakiyesinin farklı görünmesinin sebebinin 271.400,00 TL 4. hakediş faturasının 271,40 TL olarak kaydedilmesi, davacı kayıtlarında davalının toplamda 12.508,00 TL alacaklandırılmasına karşın davalı defterlerinde iş bu kayıtların yer almaması ve davalı defterlerinde olup davacı defterlerinde yer almayan ve dayanak ödeme belgesi ibraz edilemeyen toplam 17.380,00 TL lik kayıt olduğu, tüm fark tutarlarının birbirinden mahsup edilmesi halinde (312.182,19 TL-12.508,00 TL+271.400,00 TL+17.380,00 TL-271,40 TL= 588.182,79 TL) taraf defterlerinde yer alan alacak kaydının örtüşeceği, kaldıki bu yönde hesaplama yapılamaması halinde dahi varlığı dosya kapsamı itibariyle ispat edilen, tarafların imzalarını havi 4 adet hakediş belgesine dayalı düzenlenen fatura alacağı ile davalı defterlerinde yer alan malzeme faturalarına konu alacağa yönelik davalının dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunamadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek  340.517,79 TL  alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; davacının davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmiş olmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığından mahkemece öncelikle davayı reddetmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacının alt yüklenici olduğunu, sözleşmede belirlenen peyzaj ilişkin iş ve işlemleri üstlendiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler itibariyle alacak miktarını belirleyebilecek nitelikte olduğunu, e mail yazışmalarına bakıldığında davacının talep ettiği alacak miktarının belirli olduğunu, mahkeme husumete ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, ... projesi; ... ve ... inşaat şirketine devredildiğinden dolayı davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, devire ilişkin araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, başlangıçta dava dışı ... şirketi tarafından proje devam etmekte iken peyzaj işi yapılması hususunda davalı ile ... şirketinin anlaştıklarını, akabinde davacı şirket ile alt yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, ekonomik şartlar, OHAL ile oluşan mücbir sebepler nedeniyle projede aksaklık yaşanacak düşüncesiyle ... şirketi projeye ilişkin hak ve yükümlüklerini ... ve ... inşaata devrettiğini, davalıya projede yer alan peyzaja ilişkin çalışmalarla ilişkinin kesildiğinin ihtar edildiğini, yerel mahkemenin husumet itirazını incelemediğini, proje yeni şirkete devredildiğinden devirden davalının sorumluluğunun bulunmadığını, devir ile birlikte davalının sorumluluğunun sona erdiğini, sözleşmeyi devralan taraf girdiği sözleşmenin kendiliğinden tarafı olduğunu ve artık o alacakların borçların ve diğer yan hakların külfetlerin sahibi olduğunu, devredilen sözleşme hangi durumda ise o hali ile devredildiğini, ifanın hiç veya gereği gibi yerine getirilmediği durumların meydana geldiğini ve bunların sonuçlarının henüz doğmamışsa bu durumda devir alan tarafın hak sahibi sorumlu olacağını, davacıya borçlarının bulunmadığını, devredilmiş olan bir sözleşme ile devreden tarafın bütün yükümlüklerinden kurtulduğunu, mahkemece, davacının yaptığı ifalara ilişkin taleplerin değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesince salt davacı talepleri doğrultusunda karar verildiğini, davacının edimlerinde birçok eksik ve hatalı işlem olduğunu, iyiniyetle sözleşme feshi yoluna gidilmese de davacının işbu davayı ikame ederek sözleşmeyi feshetmemekte yanıldığını, yerel mahkemenin taleplerini dikkate almadan karar verdiğini, sözleşmeye uygun şekilde ifa edilen edimlere ilişkin hakedişlerin davacı tarafa eksiksiz ödeme yaptıklarını, davacının tüm edimlerini yerine getirmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında Çeşme ... Peyzaj uygulama imalatı alt yüklenici sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme gereğince ek-2 hizmet kapsamı dökümanda belirlenen işlerin yapılması kararlaştırılmış olup,  iş bedeli 913.054,33 TL + KDV olarak belirlenmiştir. Davada davacı, sözleşme gereğince tüm edimlerini yerine getirmelerine rağmen bakiye iş bedeli olan 340.8000,00 TL kısmın ödenmediğini belirterek bakiye iş bedeli için şimdilik 10.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili  05.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 340.517,79 TL ye çıkartmıştır. Davalı, dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ... ve ... inşaat şirketine devir edildiğini, davalının sorumluluğunun bulunmadığını, işin başlangıcında proje ... şirketi tarafından yürütülmekte iken, davalı şirketi ile Selimoğlu şirketi arasında peyzaj işlerin yapılması konusunda anlaştıkları akabinde de davalı şirket davacı şirket  ile alt taşeron sözleşmesi imzaladıklarını, ... şirketi proje kapsamındaki tüm işleri devir etmesi ile birlikte devir alan şirket davalı şirkete ihtarname ile sözleşme kapsamındaki ilişkisini kestiğini, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının hakedişleri süresinde ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle; davacının davasının kabulüne karar vermiştir. Somut olayda, davacı şirket ile davalı şirket arasında tarihsiz ... Peyzaj uygulama imalat sözleşmesi imzalanmıştır. Dava dosyasına sunulan hakediş belgeleri ve bu doğrultuda yapılan denetime elverişli bilirkişi raporu gereğince, davacı şirketin yapmış olduğu edim bedeli, ödeme bedelleri düşüldükten sonra 340.517,79 TL bakiye alacak kaldığı belirlenmiş olup, mahkeme bu miktar itibariyle davanın kabulüne karar vermiştir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi eser sözleşmeleri itibariyle temel prensip olup, asıl işveren olan ... şirketi tarafından proje tümü ile dava dışı ... ve ... inşaat şirketine devir edilmiş olması, davalının sözleşme kapsamında sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Bu sebeple, davalı tarafın husumete yönelik istinaf talebi yerinde değildir. Tarafların ticari defterleri ve özellikle davalı ticari defter kayıtları itibariyle davacının alacaklı olduğu anlaşılmış olup, mahkemece yazılı olduğu şekilde verilen karar doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/11/2020 tarih ve 2019/945 Esas, 2020/751 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 23.260,77 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 5.815,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.445,58‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c97dc652caf5b809","SID":"f047a026d4c95972"}}