{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ..<br>KARAR NO\t: ..<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ..<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ...<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2024 <br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t:....<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t:...<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVANIN KONUSU\t: Adi Ortaklığın Tasfiyesi <br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk  yolu ile çözümü için yasal zorunluluk uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, dava dışı .... ile  Davalı Şirket yetkilisi ...  geçmişte , resmi kayıtlarda farklı olmakla birlikte .......... ünvanlı şirketlerde gerçekte her biri  % 25 pay ile ortak iken,  adı geçen ortakların söz konusu bu adi ortaklığın tasfiyesi ve varlıklarının paylaşılmasına ilişkin olarak 30.04.2021 Tarihinde bir sözleşme  aktettiklerini, söz konusu sözleşmede  ...., resmi kayıtlarda farklı olmakla birlikte..... ünvanlı şirketlerde gerçekte her birinin % 25 pay ile ortak olduğu açık ve kesin biçimde kabul edildiğini ve buna göre taraflar arasında paylaşım yapıldığını,  30.04.2021 Tarihli bu paylaşım sözleşmesinde tarafların ortak olduğu şirketler ve bu  şirketlerin mal varlıklarının paylaşıldığını, bu kapsamda  resmi kayıtlarda adi ortaklardan ...l adına kayıtlı olup, 30.04.2021 Tarihli sözleşmeden anlaşılacağı üzere gerçekte ... dört  ortak olarak % 25’er  pay sahibi olduğu) ....... mukim olduğu bina ve arsası, ...’nin üçüncü kişilerdeki cari alacak hakları,...’nin elinde bulunan çekler, ... kasasında bulunan nakit para , ...’nin bankalarda teminat olarak duran çekleri, .... adına kayıtlı  arsa (....e komşu parsel) ... adına kayıtlı  bulunan su hakkı, .... için ayrıca tespit edilen marka değeri ile birlikte ... bırakıldığını, 30.04.2021 Tarihli sözleşmede Davalı şirketin, Davacıya,  sözleşmede belirtilen şekilde  başkaca değerleri de ( makine -teçhizat, çeşitli araçlar, bir kısım markaları ve alacağı teşvik bedelinin bir kısmı)  davacı şirkete devredeceği kararlaştırıldığını, davalı şirketin bu edimlerini de  yerine getirmediğini, eldeki davanın sadece  davalı Şirket tarafından davacıya verilmesi gereken iplik stokuna ilişkin davayı kapsamakta olup sözleşmedeki diğer edimler için ayrıca davalı şirkete hukuki takip yapılacağını,  bu .... ile ticari faaliyetine devam ettiğini, diğer ortakların da ..... ile ticari faaliyetlerin sürdürdüklerini  ancak 30.04.2021 Tarihli paylaşım sözleşmesi uyarınca..... tarafından davacı şirkete verilmesi lazım gelen,  sözleşme tarihindeki  kıymeti ortaklarca  1.800.000,00 TL  takdir edildiğini,  bu dava tarihi itibarı ile değerinin tam olarak tespit edilemediğini,  ..... tarafından davacı şirkete teslim edilmesi yükümlenilmiş bu iplik stoğunun teslim edilmesi için davacı Şirket tarafından,....Noterliği aracılığı ile  21.10.2021 Tarihinde .... yevmiye numarası ile  davalı şirkete ve davalı Şirketin maliki ....e ihtarname keşide edilerek  ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde ipliklerin teslim edilmesi talep edildiğini ancak belirtilen ihtarnamenin 25.10.2021 tarihinde Davalı Şirket’e, 25.11.2021 Tarihinde de ,,,, tebliğ edilmesine rağmen ihtarname gereğinin de yerine getirilmediğini, buna göre Davalı şirketin kendisine bu konuda keşide edilen ihtarnamenin tebliğinden itibaren ihtarnamede verilen süre içinde edimini yerine getirmediğinden  04/11 /2021 Tarihinde temerrüde düştüğünü, halen de bu ipliklerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, sonuç olarak Davalı şirketin, sözleşme ile Davacı Şirkete teslim etmeyi yükümlendiğini,  sözleşme tarihinde envanterinde bulunan ve  liste halinde belirtilmiş iplikleri teslim etmediğinden , eldeki dava ile öncelikle sözleşmenin aynen ifası ile bu ipliklerin aynısının  misli ile teslimini, bu şekildeki aynen ifa taleplerinin kabul görmediği  takdirde, kısmi  dava niteliğinde olmak üzere, sözleşme tarihinde Davalı envanterinde bulunan ve  liste halinde belirtilmiş ipliklerin dava tarihi itibari ile  güncel değerinin tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik  500.000,00 TL tutarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek  avans  faizi ile birlikte  Davalıdan tahsiline karar verilmesini, Tekstil sektöründe kullanılan dava konusu ipliklerin uzun süre bekletilmesi  halinde kullanılamayacak hale gelmekte yada ürünün kendisinde bulunan özellikleri kaybetmesinin söz konusu olduğunu, dava konusu ipliklerin 2021 Yılından bu yana Davalı elinde olduğunu, eldeki davanın da istinaf ve temyiz aşamaları da dikkate alındığında çok uzun bir sürede sonuçlanacağının açık olduğunu, bu itibarla aynen ifa isteklerinin yargılama sonucunda kabul edildiği takdirde, Davalı tarafça dava konusu ipliklerin   misli ile yenisinin Davacıya verilmek suretiyle hüküm kurulmasını,  yargılama  giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava dilekçesinden ve ekinde sunulu bulunan 31.04.2021 tarihli adi ortaklık tasfiyesi ön protokolü kapsamında, ön protokolün  \"1.800.000 TL iplik (....)\" kısmını dayanak olarak almak suretiyle davacı şirketin, davalı müvekkili şirketten kısmi dava yolu ile 500.000,00 TL ödeme talebinde bulunduğunu, adi ortaklık tasfiyesi ön protokolü incelendiğinde aralarında adi ortaklık bulunan0....,,arasında meydana getirilen % 25'er paylı adi ortaklığın tasfiye edilebilmesi için hazırlanmış bir ön hazırlık olduğunu, ancak adi ortaklığın bu hali ile tasfiye edilmesi halinde....l'in % 25 ortak olmasına rağmen eline % 15 dahi geçmemesi ve diğer adi ortaklar .... birlikte hareket ederek taahhütlerine uymamalarından kaynaklı olarak ortaklar arasında düzenlenen bu ön protokol ile adi ortaklık kesin tasfiye protokolüne dönüşmediğini ve taraflar arasındaki adı ortaklık tasfiye edilmediği için halen devam ettiğini, adi ortaklık kurumu Türk Borçlar Kanununda düzenlendiğini, adi ortaklıktan kaynaklı davalara, adi ortaklığın tasfiyesine bakmaya görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesi ekinde sunulu bulunan 31.04.2021 tarihli adi ortaklık tasfiyesi ön protokolünün .... arasında düzenlendiğini, ne müvekkili ....şirketi ne de davacı... ön protokolün tarafı dahi olmadığını, şirket tüzel kişiliği ile ortağın gerçek kişiliğinin birbirinden farklı olduğunu, müvekkili şirketin tarafı olmadığı bir sözleşme müvekkili için bağlayıcı olmadığını, bu nedenle de; bu davada davacı şirketin taraf sıfatı olmadığı gibi, davalı müvekkiline de husumet yönlendirilemeyeceğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davalı müvekkili şirketin tarafı dahi olmadığı bir ön protokol içinden cımbızlama sureti ile \"1.800.000 TL iplik (... geçecek)\" kısmına dayalı olarak açılan bu davaya dayanak ön protokol incelendiğinde, .... Kimyaya 4.488.000,00-TL borçlu olacağını, karşılıklı araç satışları olacağını, ....in kimyasal tedariğini ... yapacağını, ... müşterilerine satış yapmayacağını, karşılıklı ticaretlerine aynen devam edeceklerini, ... ev kiraları ödeneceğini, ...örgüde çalışan 2-3 kişinin giderlerini ...'ye fatura edeceğini gibi başka hükümlerinde yazılı olduğunun görüldüğünü, davacı ... kimya ortakları olan ...,altına imzalarını koydukları ön protokole uymadıklarını, adi ortaklık tasfiye protokolünün asıl protokol haline gelmediğini, tam aksine, davacı .... olan ....., davalı müvekkili şirket ortağı olan ....l'e, dolayısıyla davalı müvekkili şirkete zarar vermek için davacı şirket ve ortakları 31.04.2021 tarihinde düzenlenen ön protokol ve ve daha evvelinde imzalanan 06.11.2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesine uymadıklarını ve davacı müvekkilinin siparişlerini teslim etmedikleri gibi, doğrudan piyasaya ürün sattıklarını, bununla da yetinmediklerini, normalde ödeme süresinin 120 gün olan fatura bedellerinin tamamını ..... Noterliğinin 12762 yevmiye numarasından 02.09.2021 tarihli ihtarnamesi ile 10 gün içinde ödenmesini, aksi halde 06.11.2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesini feshedeceklerini ihtar ettiklerini, davacı müvekkili şirketin 2.183.674,49-TL parayı 07.09.2021 tarihinde davalı şirket hesabına yatırarak erken ödemek zorunda kaldığını, davacı şirketin, ön protokol tarihinden sonra.... Noterliğinin .... yevmiye numarasından davalı müvekkili şirkete 02.09.2021 tarihli olarak gönderdiği ihtarnamesi ile davalı müvekkili şirketten  2.183.674,49-TL alacaklı olduğunu bildirmiş olmasına rağmen, söz konusu bedeli müvekkili şirketin 10 gün içinde 07.09.2021 tarihinde ödemesine ve müvekkilinin beş kuruş borcu kalmamasına rağmen, tarafı dahi olmadığı bir ön protokole göre kalkıp 1.800.000,00-TL alacağım var demesinin kendi içinde dahi tutarsız olup, davacının davasının bu nedenle de reddine karar verilmesini, davalı müvekkili şirketin yapmış olduğu bu erken ödemeden sonra 08.09.2021 tarihinde .... Noterliğinin 13027 yevmiye numarasından göndermiş olduğu ihtarname ile 02.09.2021 tarihinde göndermiş oldukları ihtarnamenin 06.11.2019 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde hüküm altına alınan dürüst ticaret ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 13. Maddesine aykırı olarak piyasaya haricen mal sattıklarının tespit edildiğini, sözleşmenin 16.1 maddesi gereğince bu aykırılığı gidermeleri için uyardıklarını, uyarılarına rağmen piyasaya mal satmaları halinde sözleşmenin 9, 16, 5.1 ve 6.1 maddeleri gereğince sözleşmeyi haklı nedenle fesih edeceklerini, akabinde ise Portföy tazminatı, manevi tazminat, itibar ve kar kaybı tazminatı ile organizasyon ve tanıtım masrafları nedeni ile uğranılan zararların tazminini talep edeceğimizi ihtar ettiklerini, davacı şirkete göndermiş oldukları bu ihtarnameye yanıt verilmemesi üzerine, bu kez .... Noterliğinin 13.09.2021 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı müvekkili şirket personelleri tarafından verilen siparişlerin teslim edilmediği, piyasaya haricen mal satışına devam ettiklerinin tespit edildiğini, sadece bu kısa aralıkla davacı şirketin yaptığı harici ve tek satıcılık sözleşmesine aykırı satışlar nedeni ile davalı müvekkilinin şirketin 45.127,50-USD (Amerikan Doları) kar kaybına uğradığını, söz konusu kar kaybı zararını müvekkili şirket banka hesabına ödemelerini, ihtarnamelerinde yazılı bulunan siparişlerin teslimini, müvekkili şirketin davacı şirket fabrika binası içinde kiraladığı alana girişlerinin engellendiğini, bu engellemelere bir an evvel son vermelerini, burada bulunan ve müvekkili şirkete ait ürünleri de izinsiz ve yetkisiz olarak alarak sattıklarının öğrenildiğini, ayrıca müvekkili şirkete ait .... plakalı araçları teslim etmelerinin ihtar edildiğini,  aynı ihtarname ile kira sözleşmesine aykırı davranmadıklarını, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.09.2021 tarihinde yaptığı keşif sırasında bu durumun tespit edildiği araçlardan ... plakalı araçların keşif sırasında teslim edildiğini, diğer aracın ise 31.04.2021 tarihli harici paylaşım sözleşmesinden kaynaklı hakları nedeni ile teslim edilmediğini ihtar ettiklerini, davacı şirketin ve ortaklarının yapmış oldukları tüm haksız ve hukuka aykırı eylemlerinin devam etmesi ve gönderdikleri ihtarnamelere rağmen sözleşmelere uyulmaması nedeni ile 01.10.2021 tarihinde .... Noterliğinin 14421 yevmiye numarasından davacı şirkete göndermiş oldukları ihtarnameleri ile 06.11.2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesini haklı nedenle fesih ettiklerini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000.000-USD (Amerikan Doları) tazminatın davalı müvekkili şirketin banka hesabına ödenmesini, depoda bulunan mallar ile müvekkili şirket muhasebe kayıtları ile.... plakalı aracı teslim etmelerini ve piyasada davalı müvekkili şirkete zarar verecek tarzdaki davranışlarına son vermelerinin ihtar edildiğini, ancak, davacı şirketin bu ihtarlarına da uymadıklarını, müvekkili şirketin müşterilerine mal satışı yaptıklarını, davalı müvekkili şirketin zarar edip ciroları bir anda dibe vururken, davacı şirketin cirolarının bir anda yükseldiğini, davacının bu kural tanımazlıkları nedeni ile üst üste gönderilen ihtarlara uymayan davacı şirketin sözleşme koşullarını açıkça aykırı davranışları nedeni ile davacı müvekkili tarafından tek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiğini ve bu hususların.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Saylı Tek Satıcılık Sözleşmesinin feshinden kaynaklı tazminat davasına konu olduğunu, davanın devam ettiğini, davalı  müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir şekilde borcu ve borç taahhüdü olmadığını, davalı müvekkili şirketin, davacı şirketin sunduğu ve müvekkili şirketin tarafı olmadığı sözleşmeye göre bırakın borçlu olmayı 4.488.000,00-TL alacaklı olduğunun yazılı olduğunu, davalı müvekkilinin alacaklı olduğu yazılı olan bir protokolü sunup, alacaklı olduğunu iddia etmesinin de kendi içinde çelişkili olup, işbu haksız davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \" 31.04.2021 tarihli Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolü .... arasında düzenlenmiş olup,  davalı... .. şirketi  ve davacı ...l şirketinin sunulan  ön protokolün tarafı olmadığı, davacı ve davalı şirketin ayrı ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu,  bu  suretle davacı ve davalı şirketin tarafı olmadığı bir sözleşme yönünden davacının  dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı\" gerekçesiyle  6100 Sayılı HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince davada taraf sıfatı bulunmayan davacı tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar  verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Dava dışı... ile  Davalı Şirket yetkilisi..., geçmişte , resmi kayıtlarda farklı olmakla birlikte .... ünvanlı şirketlerde gerçekte her biri  % 25 pay sahibi olmak üzere ile adi ortaklık kurduklarını, bu adi ortaklığın uzun yıllar devam ettiğini, Adi ortaklık devam ederken, resmi kayıtlarda  bu şirketlerden  ..i'nin ortakları... olarak gözüktüğünü, ... ve  ... ise ... adına gözüktüğünü, taraflar 2021 yılında bu adi ortaklığı tasfiye etmek, adi ortaklık varlıklarını oluşturan yukarıda anılan şirketleri ve şirketlerin mal varlıklarını da paylaşmak amacı ile 30.04.2021 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, davanın  30.04.2021 tarihli sözleşmede .... Tarafından, davacı şirkete teslim etmesi kabul edilmiş iplik yükümlülüğüne (edime)  ilişkin olduğunu, bu durumda istinaf incelemesine esas teşkil eden konu, öncelikle söz konusu sözleşmeye dayalı olarak davacı şirketin bu sözleşmeden kaynaklanan edim niteliğindeki ipliği talep edip edemeyeceği eş söyleyişle aktif husumet yetkisi olup olmadığı diğer husus ise buna paralel olarak bu sözleşmenin  davalı şirketi bağlayıp bağlamadığı hususu olduğunu, mahkemenin hem davacının hem de davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığını belirttiğini,  30.04.2021 Tarihli sözleşmenin altında bulunan imzaların...'e ait olduğu, bu imza sahiplerinin  tamamının aynı zamanda hem  adi ortak olup hem de davacı ve davalı şirketleri münferiden temsile ve imzaya yetkili ortakları oldukları, imzalanan sözleşmenin davacı ve davalı şirket yönünden karşılıklı edimler içerdiği  gözetildiğinde, sözleşmedeki karşılıklı edimler bakımından bu sözleşmenin davacı ve davalı şirketi bağlayacağını,  30.04.2021 Tarihli sözleşmede, dava konusu ipliğin davacı şirkete teslim edileceği belirtildiğini, bu edim, 30.04.2021 Tarihli sözleşmenin 2.sayfasında 'Tablo verilerine göre ...kalacaklar' ibareli bölümün ilk cümlesinde '' ...Elindeki 19.968.000 TL'lik stok + 1.800.000 TL iplik (...geçecek ) '' şeklinde ifade edildiğini, bu durumda davacı Şirketin bu sözleşmenin tarafı olmasa dahi, sözleşmede kendisine verileceği belirtilen bu bu iplik için bu sözleşmeye dayanarak, bu edimin sorumlusu kişiye karşı dava açma hakkı  mevcut olup onun davacı sıfatı  maddi olarak bu hak sahipliğine dayandığını,  İlk derece mahkemesinin davacı şirketin sözleşmenin tarafı bulunmadığından bahisle  dava konusu edimi talep etme hakkı bulunmadığına ilişkin gerekçesinin  hatalı olduğunu, bu nedenlerle, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2024 Tarihli, ..... K. Sayılı ilamı hakkındaki istinaf istemlerinin kabulü  ile anılan kararın ortadan kaldırılmasını,  davanın görülüp sonuçlandırılmak üzere Mahkemeye gönderilmesini, istinaf istemi sonuçlanana değin  icranın geri bırakılması kararı verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; şirketler hukukunun en temel hükümlerden bir tanesi ortak ile şirketin birbirinden bağımsız olduğunu, ortağın hisselerine yönelik veya 3. kişiler ile yaptığı adi ortaklığa ilişkin haklarının kullanılması sadece ortağı bağladığını, ortağı olduğu şirket yönünden hiçbir bağlayıcılığının olmadığını, yerel mahkeme kararında da belirtildiği üzere 31.04.2021 tarihli Adi Ortaklık Tasfiyesi Ön Protokolü ....arasında düzenlenmiş olup, davalı müvekkili şirket ,,,,şirketi ve davacı .... sirketi ön protokolün tarafı olmadığını, davacı ve davalı müvekkilinin şirketin ayrı ayrı tüzel kişiliği bulunduğundan davacı ve davalı müvekkili şirketin tarafı olmadığı bir sözleşme yönünden davacının dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, bu nedenlerle davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin imzalanan ön protokol hükmüne dayanan alacak istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br> Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK. 620/1 md.).<br>6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi; “Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü içermektedir.<br>Adi ortaklığın sona erme sebeplerini düzenleyen TBK'nın 639 uncu maddesinin yedinci bendinde ise, \"Haklı sebeplerin bulunması halinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla\" ortaklığın sona ereceği belirtilmiştir.<br>Adi ortaklık sözleşmesinin haklı sebeple feshi için ortaklık süresinin önemi bulunmamaktadır. Haklı sebeple fesih hakkı; mutlak ortaksal bir hak olup, bu hakkın ortaklık sözleşmesiyle sınırlandırılması veya tamamen ortadan kaldırılması olanaksızdır. Gerçekten ortaklar arasındaki ilişkinin devam etmesini haklı göstermeyecek bazı durumlar ortaya çıkarsa, bu durumda ortakların ortaklığın feshini mahkemeden istemesi mümkündür. Hatta belirli süreli ortaklıklarda da sözleşmede belirtilen ortaklık süresinin bitmesinden önce haklı sebeple sözleşmenin feshi davası açmak olanaklıdır ( ....., Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 482 ).<br>Ortak tarafından ileri sürülen sebebin, ortaklığın sona erdirilmesine olanak sağlayacak derecede haklı olup olmadığının belirlenmesi mahkemenin takdirindedir. <br>Ayrıca fesih talebinin mutlaka fesih istenmesi şeklinde açıkça olması zorunluluğu yoktur. Örneğin ortağın, ortaklığa getirdiği sermayenin iadesini istemesi, ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemini de kapsamaktadır. <br>Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına  girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. <br>Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK’nın 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. <br>Öte yandan; adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, ortaklardan biri tarafından ortaklığa karşı açılacak davaların ortakların tamamına karşı açılması, tüm ortakların davaya dahil edilmesi gerekmektedir. <br>Somut olayda; davacı ve davalı şirketin ortakları ....... arasında %25'er eşit hisseyle adi ortaklık kurulduğu, taraflar arasında imzalanan 30/04/2021 tarihli sözleşme ile bu adi ortaklığın tasfiyesi için ön protokol hazırlanarak ortaklar tarafından imzalandığı, davacı şirketin bu protokol hükümlerinden biri olan “...’nın elindeki 19.968.000 TL‘lik stok +1.800.000 TL iplik İber’den NF ‘ye geçecek” ifadesine dayanarak  ipliklerin aynen teslimini ya da dava tarihindeki değerini talep ettiği anlaşılmaktadır.<br>Buna göre  yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde,  bu istemin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebini kapsadığı,  ortaklık ilişkisinin devamının artık mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine açılan iş bu davanın ortaklardan biri yada birkaçı  tarafından  diğer ortakların tümüne  karşı yöneltilmesi gerektiği sonucuna varıldığından sonuç olarak  ilk derece mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi kararı isabetli  olduğundan   davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1  maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2024 tarih, ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen  yatırana iadesine,<br>6-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2025<br>....<br>Başkan<br><br>....Üye<br><br>....Üye<br><br>...Katip<br> <br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>\t\t\t\t<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61568680101137ec","SID":"2910705a4204cc88"}}