{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>TALEBİN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:21/04/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ (TALEP EDENİN) İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı (talep eden) vekili, şirkete ait pay defterlerinin adres değişikliği yapmak istediği sırada kaybolduğunu, tüm aramalara rağmen bulunamadığını beyan ederek, zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Her ne kadar davacı yanca öğrenme tarihinden itibaren otuz gün içerisinde dava açılmamış ise de şirketin organsız kaldığı, kayyım tayini kararının kesinleşmesi ile öğrenmenin başlayacağı düşünülerek davanın süresi içerisinde açıldığı kabul edilmiştir. Esas yönünden yapılan değerlendirmede; zayi belgesi talep eden davacı öncelikle bir ziyaa olayının vuku bulduğunu ve bu ziyaanın TTK'nın 82/7. maddesinde belirtildiği hallerden veya benzeri bir olay sonucu meydana geldiğini, defterlerin korunması amacıyla gereken dikkat ve özeni göstermiş olduğunu, ziyaanın  onun iradesi dışında meydana geldiğini, yasa gereği tutmak ve saklamak zorunda olduğu şirkete ait pay defterini emin koşullarda saklayıp, muhafaza ettiğini ispatlamak zorundadır. Davacının öne sürdüğü iddia yalnızca defterin kaybolmasına ilişkin olup, Kanun'un aradığı yangın, su baskını gibi bir afet veya hırsızlık gibi sebepler olayda bulunmamaktadır. Defterin emin bir yerde saklanması ve doğru şekilde nakledilmesi gerekir. Aksi tutum özen yükümlülüğü ile bağdaşmaz. Basiretli tacirin özen yükümlülüğüne aykırı davranışları davacıya zayi belgesi verilmesini gerektirmez. Davacı bu defteri kaybetmiş ise de; noter kanalıyla yeniden defter çıkartmasına engel bulunmamaktadır. Davacının noter kanalı ile yeni bir pay defteri çıkartığı durumda talep dilekçesine konu işlemleri yapabileceği, yalnızca zayi kararı verilmeyen eski deftere ilişkin zayi belgesinin bağladığı sonuçlardan faydalanamayacağı açıktır.\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı(talep eden) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı(talep eden) vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %10 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkilinin eşi olan ve aynı zamanda şirkette %90 hisse sahibi bulunan şirket müdürü ...'in 05/01/2023 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin şirketin adres değişikliğini yapmak istediği sırada pay defterinin zayi olduğunu öğrendiğini, 14/03/2023 tarihinde polis merkezine başvurulduğunu, pay defteri olmadığından, pay devri ve yönetime ilişkin hiçbir işlemin yapılamadığını, müvekkilinin öncelikle Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında bu davayı açtığını, ancak 08/05/2023 tarihinde verilen karar ile; şirket müdürünün vefat ettiği, yerine yenisinin seçilmediği, bu haliyle şirketin organsız kaldığı, pay sahiplerinin şirket adına dava açmakta yetkili olmadıkları, bu eksikliği gidermek için dava açılıp kayyım da atanmadığı gerekçeleriyle, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedildiğini, müvekkilinin bunun üzerine kayyım atanmak üzere dava açtığını, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin, şirket adına zayi davası açıp, yürütmek üzere temsil kayyımı olarak atandığını ve bunun üzerine işbu davanın açıldığını, mahkemenin gerekçesinde noter kanalı ile yeniden defter çıkartılabileceği belirtilse de, Antalya ilindeki tüm noterlerle yapılan iletişimde bu hususun mümkün olmadığının öğrenildiğini, zayi belgesi olmadan yeni pay defterinin verilemeyeceğini, diğer taraftan şirketin tek yetkilisi olan müvekkilinin eşinin vefat etmesiyle pay defterinin zayi olduğunu, Kanun'un aradığı afet şartının gerçekleştiğini, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, şirketin hiçbir faaliyet gösteremediğini, zayi belgesi verilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, TTK'nın 82/7. maddesine dayalı zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın 82/1. maddesi, \"Her tacir; <br>a)Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, <br>b)Alınan ticari mektupları, <br>c)Gönderilen ticari mektupların suretlerini, <br>d)64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.\"  şeklinde;<br>6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi, \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>Kanun'da yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan \"gibi\" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, zıya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır (YHGK. 05/10/1984 tarih, 82/11-852 E, 84/788 K).<br>Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticari faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada talep eden ticaret şirketi olmakla, tacirdir. TTK'nın 18/2. maddesi gereği; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir (KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203). Basiret, tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak, fiili ve hukuki işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukuki ve fiili işlemlerini yaparken, ticari hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir. Tacirden beklenen basiretin ne olduğu kanundan değil ticari hayattan, özellikle ticari teamüllerden çıkartılabilir (KİZİR, Mahmut., \"Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi\", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283).<br>İstinaf incelemesine konu, ilk derece mahkemesi dosyasına bakıldığında, mahkemece özetle; pay defterinin maddede yazılı doğal afetler sebebiyle kaybolmadığı, davacının, gerekli dikkati ve özeni göstermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Basiretli iş adamı gibi davranılmasına rağmen pay defterinin zayi olduğuna yönelik bir delil dosyada mevcut değildir. Kanun'un aradığı yangın, su baskını gibi bir afet veya hırsızlık konusunda ortaya atılan somut, incelemeye elverişli herhangi bir olay da ileri sürülmüş ve kanıtlanmış olmadığından, mahkemenin benzer gerekçeyle verdiği ret kararı yerindedir.<br>Mahkemece gerekçeli kararda, noter kanalı ile yeni bir pay defterinin çıkartılabilmesinin mümkün olduğu şeklinde yazılan ifadelerin, davanın reddi kararına herhangi bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri değerlendirmeye alınmamıştır. <br>Yine, davacı öğrenmeden itibaren 30 günlük süre içerisinde zayi belgesi verilmesine yönelik olarak, önce Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açmış olup, mahkemece, şirkete temsil kayyımı atanmak üzere davacıya yetki ve süre verilmesi mümkün iken, davanın aktif husumetten reddedilmesi ve davacının bu karara göre şirketi temsilen bu davayı açmak için temsil kayyımı atanmak üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açması, bu davada temsil kayyımı olarak atandıktan sonra, eldeki davayı açmış olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hakkaniyet gereği eldeki davanın süresinde olduğu kabul edilmiştir.<br>Davacı, temsil kayyımı sıfatıyla şirket adına bu davayı açtığından, mahkemenin gerekçeli karar başlığında davacı olarak şirketin isminin yer alması gerekirken, ...'in ismine yer verilmesi ilk derece mahkemesince her zaman düzeltilebilecek bir hata olarak değerlendirilmiş, neticesi itibariyle karar doğru olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiştir. <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı (talep eden) vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı(talep eden) vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-Davacının(talep edenin) istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a54b05e7772c538d","SID":"0c13302f2446ae48"}}