{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1845 Esas 2025/393  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1845 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/393<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>TARİHİ\t\t: 16/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/275 Esas 2022/542 Karar<br><br>DAVA\t: Şirket Ortağı Olunduğunun Tespiti, Kar Payı ve Sermayenin Tespiti ve Tahsili <br>DAVA TARİHİ\t: 20/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 18/04/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/05/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki şirket ortağı olunduğunun tespiti, kar payı ve sermayenin tespiti ve tahsili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı ve yöneticisi ... ile abisi ... vasıtası ile tanıştığını, fidanlık, bitki satışı ve peyzaj uygulama işleri konusunda müvekkilinin var olan bilgi birikiminden faydalanmak ve var olan davalı şirkete ortak olmak üzere görüşmelere başladıklarını, bu konuda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin bu süreç sonucunda davalı şirketin eski ortağının 2019 Mart ayı içerisinde bir kısım canlı bitki alışverişi yapıp fidanlığa getirmesi ve yanlarında çalışmak üzere iki adet işçi ile anlaşması sonucu ticari hayata başladıklarını, bu süreçte müvekkilinin abisinin tarafları tanıştırması, kurulan yeni iş birliğine su ve elektrik tesisat işlerinden anlaması sebebiyle katkı sunduğunu, daha sonra sağlık sebepleri ile ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin şirketin kuruluş aşamasında fidanlık yöneticiliği, personel organizasyonu, canlı bitki ürün alımı, arazi kontrolü, ürün fiyatlama ve satışı, proje çizimi ve hazırlanması gibi peyzaj ve bitki üretimi üzerine sahip olduğu bilgi birikimi ve emeğini şirkete hizmet olarak sunduğunu, davalının yetkilisinin iş kolunda herhangi bir tecrübesi olmadığını, sadece başlangıçta mali katkı sağladığını, davalı şirketin yeni kurulmasına rağmen ciddi bir iş potansiyeline ulaştığını, müvekkilinin iş faaliyeti alanında davalı şirket yetkilisinin talep ve isteği üzerine şahsi alacağına karşılık şirket aracını ortağı olduğu davalı adına devir aldığını, müvekkilinin yürütülen tüm ticari faaliyetlerde şirket ortağı olarak hareket ettiğini, davalı yetkilisinin de bu duruma itirazının olmadığını, müvekkilinin şirket yetkilisiyle ticari ilişkilerde yaşadığı kopukluk ve yasal olarak kendine düşen ortaklık payının ödenmemesi üzerine sorunlar yaşandığını, şirket için kullanmak üzere müvekkilinin şahsen kredi çektiğini, şirket için çekilen kredi ile ortaklık payı ödemesinin talep edildiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkilinin ortaklığına ilişkin tüm kayıt ve belgeleri şirketten uzaklaştırdığını, şirket yetkilisinin hisselerini dava dışı ...'ya devrettiğini, bu devrin müvekkilinin hak talep etmesini zorlaştırmak için yapıldığını, müvekkilinin davalı şirkete mali ve emeğe ilişkin katkısı bulunduğunu belirterek müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunun tespitine, ortaklık dönemine ilişkin şirketteki hissesi oranında müvekkiline düşen kar payı ile şirkete kattığı sermayenin tespitine, tespit edilen miktarın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, bir limited şirketin ne şekilde kurulabileceğinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 585 vd. maddelerinde açıklandığı, açıklanan işlemlerin yerine getirilmesinin geçerlilik koşulu olduğu, bu işlemler yerine getirilmeden, şirketin kurucu ortağı olmanın mümkün olmadığı, anılan yasal düzenlemeye göre işlem yapıldığının iddia olunmadığı, davalı şirketin ortağı olduğu iddia olunmuşsa da, bu hususu ispatlar nitelikte geçerli bir delil ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerinin incelenmediğini, müvekkilinin davalı firma lehine olan araç alım işleminin dahi ticari ve hayatın olağan akışı içinde değerlendirildiğinde eylemin bir ticari işletmenin devamı noktasında alım olduğunu, bu kazanımı şirket lehine yapıyor olmasının bir ortak olarak değerlendirilebileceği hususunun irdeleme dışı bırakıldığını, davalı şirkete ait ticari kayıtların incelenmediğini, eski şirket çalışanlarının ve dava dilekçesinde yer alan tanıkları dinlenilmeden karar alınmasının eksik bir inceleme ve hatalı karar sonucunu doğurduğunu, davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece dava dilekçesinde sunulan delillerin, tanıkların dinlenilmesi akabinde dosyanın bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları incelenmek üzere devredilerek aldırılacak rapora göre hüküm tesis etmesi gerektiğini, HMK'da \"Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\" hükmünü içeren 111. maddede de terditli davanın tanımı ve koşullarının düzenlendiğini, dava dilekçesinin içeriği itibari ile davalı şirket ortağı olduğunun ve ortak olduğu dönem itibariyle hissesi oranına düşen kar payı ve sermayenin tespiti istemine ilişkin talepleri olduğunun karar içeriğinde de özetlendiğini, HMK'nun 111/2. maddesinde açıkça mahkemenin davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceğinin ve hükme bağlayamayacağının düzenlendiğini, bu hüküm gereği, mahkemenin davacının önce asli talebini inceleyip karara bağlaması gerektiğini, mahkemece asli talebin esastan reddine karar verildiği takdirde ise feri talebin incelenmesinin mümkün olacağını, mahkemece öncelikle talep konusu edilen hususta verilen karar içeriği itibari ile reddedildiği ve ortaklık ilişkisinin bulunmadığı kanaati ile hüküm tesisine gidildiğinin görüldüğünü, verilen karar taraflarınca kabul edilmese dahi içeriği itibari ile işbu red kararı sonrasında talep konusu edilen diğer hususların yani ortak olduğu dönem itibariyle hissesi oranına düşen kar payı ve sermayenin tespiti istemine ilişkin hüküm tesis edilmediğinin görüleceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; limited şirket ortağı olunduğunun tespiti, kar payı ve sermayenin tespiti ile tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirkete ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları, resmi ve harici araç satış sözleşmesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, davalı şirket ana sözleşmesi, whatsapp yazışmaları, davacının kollukta alınan beyanı dosya içeresinde yer almaktadır. \t<br>\tAnkara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabından, davalı şirkette dava dışı ... ve ...'nın %50'şer oranda hissedar oldukları, ...'in davalı şirketin tek ortağı iken şirketteki %50 oranındaki hissesinin 18/10/2019 tarihli pay devir sözleşmesi ile ...'ya devrettiği, anılan hisse devrinin 30/10/2019 tarihli şirket genel kurul kararı ile kabul edildiği, genel kurul kararının tescil ve ilan edildiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacının kollukta alınan 07/09/2021 tarihli ifadesinde, davalı şirketin fidanlığında 3 yıldır yönetici pozisyonunda çalıştığını, sağlık sorunları nedeniyle iş yerine son bir ay içerisinde ara sıra uğradığını, şirkette çalıştığı pozisyon süresince şirketin resmi evrak ve defterleri haricinde kendi şahsına ait ve fidanlığın ödeme, alacak, verecek, harcama ve projelendirme gibi notlarını tuttuğu defter ve klasörlerini ofisine gittiğinde masasında olmadığını gördüğünü, kimin aldığını bilmediğini, ... isimli şahıstan şüphelendiğini, bu kişinin fidanlıkta kendisinin ortağı olduğunu belirtmiştir. <br>\tHarici araç satış sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... ve ... Mimarlık vekili ... arasında imzalandığı, davacının ... Mimarlık ... firmasıyla yaptığı çalışmalar ve mesailer toplamı 21.000,00 TL olduğu, bu alacak ile ... plakalı aracın takas edileceği, aracın 25.000,00 TL olarak fiyatlandırıldığı, aradaki 4.000,00 TL'nin davacı ve ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti. tarafından ... Mimarlık ... veya vekili ...'a ödeneceği, araç sahibi ...'un bu anlaşmaya rıza gösterdiği, aracın davacının talebi doğrultusunda ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti.'ne noter satışıyla devredildiği belirtilmiştir. <br>\tAnılan sözleşmeye ilişkin resmi araç satış sözleşmesinin 23/01/2020 tarihinde noterde akdedildiği, satıcının ..., alıcının ... ... Ltd. Şti. olduğu, satış bedelinin 25.000,00 TL olarak belirtildiği görülmüştür.<br>\tDavacı yan, davalı şirkete emek ve hizmetini koyduğunu, şirket adına kredi çektiğini, üçüncü kişiden olan şahsi alacağına karşılık aracın şirket adına satın alındığını, şirkete maddi katkı da sağladığını, şirketin ortağı olduğunu, kar payı ve sermaye alacağının tespiti ile tahsili gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının ticaret sicil kayıtlarında davalı şirket ortağı olarak yer almadığı, davacının noterde akdedilen bir hisse devir sözleşmesi ile davalı şirket hisselerini devralmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının noterde akdedilen resmi bir hisse devir sözleşmesi ile davalı şirket hisselerini devralmadan davalı şirkete emek ve hizmet koymak, mali katkıda bulunmak suretiyle davalı şirket ortağı sıfatını kazanıp kazanamayacağı, davalı şirketteki kar payı ve sermaye miktarının tespiti ve tahsilini talep edip edemeyecği hususlarından kaynaklanmaktadır.  <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde \"(1)Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3)Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4)Şirket sözleşmesi ile sermaye payının devri yasaklanabilir. (5)Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6)Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7)Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.\" hükmünü içermektedir.<br>\tAnılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, pay devrinin geçerli olarak yapıldığının kabulü için ilk şart noterde devire ilişkin işlem yapılmasıdır. Somut olayda ise, davacı davalı şirket ortağı olduğunu ileri sürmekte ise de, noterde davalı şirket hisselerini devraldığına ilişkin resmi bir pay devir sözleşmesi akdedildiğine yönelik bir iddia ileri sürmemektedir. <br>\tBu durumda, mahkemece davacı davalı şirket ortağı olduğunu ileri sürmekte ise de, şirket ortağı olduğunun tespitine dayanak olarak pay devrine ilişkin geçerlilik koşulu olan noterde akdedilen bir hisse devir sözleşmesinin varlığını ileri sürmediği, sadece davalı şirkete emek, hizmet ve maddi katkı sağladığını ileri sürdüğü, şirket ortağı olunmasına ilişkin resmi şekil şartının gerçekleşmediği, davacının davalı şirket ortağı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, kar payı ve sermaye tespiti ve tahsilini talep edemeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davacı yan dava dilekçesinde davalı limited şirket ortağı olduğunun tespitine, kar payı ve sermaye payının tespitine, kar payı ve sermayenin tahsiline karar verilmesi talebiyle işbu davayı açmıştır. Dava dilekçesindeki talepler terditli olmayıp, davacı talepleri arasında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurmadan anılan taleplerini ileri sürdüğünden HMK'nun 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması söz konusudur. Mahkemece de, taleplerin terditli olmadığı gözetilerek tüm taleplerin yazılı şekilde reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/04/2025 <br><br>Başkan -            Üye -                     Üye -              Zabıt Katibi <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48ab73d219db279d","SID":"dc90b92112bed056"}}