{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1088 Esas 2025/362  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1088 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/362<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 24/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/538 Esas 2022/228 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 07/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 26/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/04/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibinde nakit alacağa yönelik itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>                        CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kefillerin sorumluluğunun ana paraya ilişkin olduğunu, işlemiş faizden sorumlu tutulamayacaklarını, davalının 4299 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki kriterleri hiçe sayarak müvekkilleri aleyhine takibi yürüttüğünü, Covid-19 şartları nedeniyle müvekkillerinin ödenmesi gereken taksitleri gereği gibi ödeyemediklerini, bankanın usulsüz bir şekilde hesabı kat ettiğini, fahiş faiz oranı uyguladığını, temerrüt sürelerinin dikkate alınmadığını, kefillerin sorumluluğunun sınırınını belirtilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, hükme esas alınan bilirkişi tarafından hesaplanan nakdi alacak miktarının kefalet limiti ve teminat kapsamında kaldığı, her ne kadar davalı kefillerin işlemiş faizden sorumlu olmadığını beyan etmiş ise de, TBK'nun 589. maddesi uyarınca müteselsil kefilin kefalet limiti dahilinde asıl alacak ve asıl borçlunun temerrütünden de sorumlu olduğu, davalıların kefilin kefaletinin ipotekle teminat altına alındığını ispat edemediği, her iki davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapılmasına hukuki engel bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 4. maddesi gözetildiğinde davalı vekilinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesine istinaden müvekkilleri aleyhine takip yapılamayacağına ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, davalıların likit olan alacağa haksız olarak itiraz ettikleri gerekçesiyle davanın  kısmen kabulüne, taraflar arasında tahsilde tekerrüre yol açmamak koşuluyla ... için takip tarihi itibariyle işlemiş temerrüt faizi yönünden taleple bağlı kalınarak davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin 1.440.438,48 TL asıl alacak, 50.610,38 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.530,52 TL BSMV, 5.239,30 TL ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa  işleyecek yıllık %42 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si ile takibin devamına, 299.763,73 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı bankaya verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... ...  Ltd. Şti. için davalının icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin 1.301.185,90 TL asıl alacak, 45.239,42 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.261,97 TL BSMV, 5.239,30 TL ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %42 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si ile takibin devamına, 270.785,31 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı bankaya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararda hesap kat ihtarnamesinin asıl borçluya tebliğ edildiğini, davalılara tebliğ edilmediğini, bu nedenle temerrüt tarihinin takip tarihi olduğunun belirtildiğini, bir an için davalıların temerrüte düşürülmediği düşünülse bile, asıl borçlunun hesapların kat edilmesi suretiyle kat ihtarının tebliğ edilerek temerrüte düşürülmesinin, TBK hükmü doğrultusunda kefillere yönelik de faiz hesaplamasını etkileyeceğini, bir an için asıl borçlu dışındaki kefillerin ihtar ile temerrüte düşürülmediği düşünülse bile muaccel hale gelen alacağa takip tarihinden itibaren bilirkişi raporunda da belirtilen TCMB'ye bildirilen en yüksek TL cari faiz oranı olan %28 oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı olup, mahkeme kararı ile de hatalı bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, davalıların sözleşme adreslerine kat ihtarı gönderildiğini, davalı firmanın ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresinin de sözleşme adresi ile aynı olduğundan, kefillere kat ihtarı tebliğ edilmediği gerekçesi ile temerrüte düşmediğinin değerlendirilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflarca imzalanan kredi çerçeve sözleşmesinin kefalet sözleşmesi başlığı altında yer alan 13. maddesi uyarınca kefillerin sözleşme adreslerine gönderilen kat ihtarlarının da tebliğ edilmediği gerekçesi ile temerrüte düşülmediğinin değerlendirilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirketin süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediğini, diğer davalının cevap dilekçesinde temerrüte düşmediği ve müvekkili bankanın temerrüt faiz alacağının olmadığı yönünde herhangi bir iddialarının da bulunmadığını, davalıların temerrüte düşmediği yönünde herhangi bir iddiaları olmamasına rağmen mahkeme tarafından bu hususta karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda asıl alacağa ilişkin olarak yapılan hesaplamaların da hatalı bulunduğunu, bilirkişinin temerrüt tarihine kadar yürüttüğü gecikme faizini kapitalize etmediğini, bu tutara BSMV'yi uygulamadığını, bilirkişi tarafından gecikme faizi kapitalize edilmediğinden asıl alacak tutarı ve buna bağlı diğer tutarların da yanlış hesaplandığını, hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte kararda davalılar yönünden müvekkili aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, itirazın iptali davasında verilen kararda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karar verildiğini, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla verildiğini, her davalı yönünden vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıkken, davalıların icra takibine itirazı üzerine verilen kararda müvekkili alacağının davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alınacak olup, mahkemenin müvekkili aleyhine her bir davalı yönünden karşı vekalete hükmetmesinin doğru olmadığını, davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tek bir vekalet ücreti olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tYargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 03/03/2022 tarihli rapor, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/2599 sayılı takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 30/09/2019 tarihli protokol, asıl borçlunun banka hesap ekstreleri ve banka dekontları dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/2599 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 1.550.578,42 TL nakit alacağın tahsili, 26.920,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile davalı ..., toplam 1.386.580,98 TL nakit alacağın tahsili, 16.240,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara 15/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 19/03/2021 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tAnılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı banka ile dava dışı ... arasında 18/02/2019 tarihli 3.000.000,00 TL limitli, 08/11/2017 tarihli 3.000.000,00 TL limitli olarak akdedildiği, davalıların 18/02/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinde 3.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 08/11/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın 3.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalı şirketin anılan sözleşmede kefaletinin bulunmadığı, davalı ...'ın eş muvafakatlerinin alındığı anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalı dışı asıl borçlu ve davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. 24/11/2020 tarihli ihtarnamede 1.440.438,48 TL nakit alacağın ödenmesi, 25.140,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi ihtar edilmiş, borçlulara 3 günlük atıfet süresi tanınmıştır. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlu ile davalılara sözleşmedeki adreslerine bila tebliğ ediltir. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, dava dışı asıl borçlunun 02/12/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, davalı kefillerin takipten önce temerrüte düşmediği, davacının davalılardan %42 temerrüt faizi talep edebileceği, takip tarihi itibarıyla davalı şirketten, davalı şirketin kefaletinin bulunduğu 18/02/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle 1.301.185,90 TL asıl alacak, 45.239,42 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.261,97 TL BSMV, 5.239,30 TL masraf olmak üzere toplam 1.353.929,59 TL alacağı bulunduğu, davalı ...'dan ise kefaletinin bulunduğu her iki genel kredi sözleşmesi nedeniyle davacının takip tarihi itibarıyla 1.440.438,48 TL asıl alacak, 50.618,38 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.530,52 TL BSMV, 5.239,30 TL masraf olmak üzere toplam 1.498.826,68 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan nakit alacağı bulunduğunu, nakit alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınarak işlemiş temerrüt faizi yönünden bilirkişi raporundaki görüşten ayrılınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, nakit ve gayri nakit alacağa itiraz edilmesi üzerine davacının nakit alacağa itirazın iptali talebiyle işbu davayı açtığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği nakit alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu nakit alacak miktarı tespit edilmiş, raporda temerrüt faizinden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. <br>\tMahkemece ise, davalı kefillerin temerrüte düşen asıl borçlunun tüm borcundan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporundaki anılan görüşten ayrılınılarak davalılar aleyhine rapor ile tespit edilen temerrüt faizi ve BSMV miktarları da hüküm altına alınmıştır. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde 5.3. maddesinde müşteri ve kefillerin sözleşmede yazılı adreslerinin kanuni ikametgah kabul edildiği, bu adrese yapılacak tebligatın geçerli olduğu ve şahıslarına yapılmış sayılacağını kabul ve beyan ettikleri düzenlendiği gibi, davalı kefillerin kefalet imzasının yer aldığı kefalet sözleşmelerinin 2.3 maddesinde benzer içerikte düzenleme yapılmıştır. İİK'nun 68/b maddesinde ise kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlamıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durumda dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine yapılacak tebligat İİK'nun 68/b maddesi uyarınca geçerli olacak ve asıl borçlu anılan tebligat üzerine temerrüte düşecek ise de, temerrütün oluşması için süre içeren bildirimin davalı kefillere tebliğ edilmesi gerektiğinden bu tebligatın kefillerin adresine tebliğ edilmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla davalı kefiller sözleşmedeki adresine davacı bankanın gönderdiği ödeme yapılması ihtarının bila tebliğ olması davalı kefillerin temerrüte düşmesi sonucunu doğurmayacaktır.<br>\tDavacı tarafından davalılara ve dava dışı asıl borçluya gönderilen ihtarname ile 3 günlük atıfet süresinin tanındığı gözetildiğinde dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine ihtarname 26/11/2020 tarihinde tebliğ edildiğinden dava dışı asıl borçlu 30/11/2020 tarihinde temerrüte düşmüştür. Davalı kefillerin sözleşmede yer alan adresine gönderilen ihtarname ise bila tebliğ olduğundan davalı kefiller takip tarihi olan 26/02/2021 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. Davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin usulüne uygun olarak dava dışı asıl borçluya tebliğ edildiği gözetildiğinde, davalı kefiller yönünden TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulu oluşmuştur. <br>\tBu durumda, dava dışı asıl borçlu takip tarihinden önce temerrüte düşmüş ise de, davalılar takip tarihinden önce temerrüte düşmediğinden işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacak, takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz ile işlemiş akdi faiz üzerinden hesaplanacak BSMV miktarı ana para alacağı ile kapitalize edilmek suretiyle takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği asıl alacak miktarının hesaplanması gerekecektir. Mahkemece ise, bu husus gözetilmeden davalıların dava dışı asıl borçlunun temerrüt faizinden de sorumlu tutulmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.   <br>\tİşbu dava konusu icra takip dosyasında davalı ...'dan 1.492.198,22 TL asıl alacak, 50.610,38 TL işlemiş temerrüt faizi, 5.239,30 TL masraf, 2.530,52 TL BSMV olmak üzere 1.550.578,42 TL alacak, davalı şirketten ise 1.333.840,29 TL asıl alacak, 45.239,42 TL işlemiş temerrüt faizi, 5.239,30 TL masraf, 2.261,97 TL BSMV olmak üzere 1.386.580,98 TL alacak talep edilmiştir. <br>\tMahkemece icra takibinde davalı ...'dan 1.492.198,22 TL asıl alacak talep edildiği halde, 1.440.438,48 TL asıl alacak, davalı şirketten 1.333.840,29 TL asıl alacak talep edildiği halde 1.301.185,90 TL asıl alacak hüküm altına alınmış, ayrıca temerrüte düşmediği halde davalılar aleyhine temerrüt faizi, BSMV'de hüküm altına alınmıştır. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere, temerrüte düşmeyen davalılardan davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar tespit edilirken takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve BSMV miktarı ana parayla kapitalize edilerek asıl alacak miktarı tespit edileceğinden takip tarihinde tespit edilecek asıl alacak miktarı artacağından ve aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde yer alan %42 oranında temerrüt faiz işletileceğinden yapılan bu hesaplama istinafa gelen davacı lehine olacaktır. <br>\tBuna göre, banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporundaki ana para miktarları esas alınmak suretiyle Dairemizce yeniden yapılan hesaplama sonucu; <br>\t-Davacı banka dava konusu icra takip dosyasında takip tarihi itibarıyla davalı ...'dan 1.440.438,48 TL anaparaya kat tarihi olan 23/11/2020 tarihinden takip tarihi olan 26/02/2021 tarihine kadar %14,50 oranında akdi faizi işletildiğinde 55.116,78 TL işlemiş akdi faiz ile bu miktar üzerinden %5 oranında hesaplanan BSMV miktarı olan 2.755,84 TL'nin 1.440.438,48 TL ana para ile kapitalize edilmesi sonucu takip tarihinde talep edebileceği asıl alacak 1.498.311,10 TL'dir. Davacının dava konusu icra takibinde davalı ...'dan talep ettiği asıl alacak miktarı ise 1.492.198,22 TL'dir. HMK'nun 26. maddesi uyarınca talebin aşılamayacağı gözetilerek 1.492.198,22 TL asıl alacak miktarının hüküm kurulması sırasında esas alınması gerekmiştir. <br>\t-Davacı banka dava konusu icra takip dosyasında takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 1.301.185,90 TL anaparaya kat tarihi olan 23/11/2020 tarihinden takip tarihi olan 26/02/2021 tarihine kadar %14,50 oranında akdi faizi işletildiğinde 49.788,43 TL işlemiş akdi faiz ile bu miktar üzerinden %5 oranında hesaplanan BSMV miktarı olan 2.489,42 TL'nin 1.301.185,90 TL ana para ile kapitalize edilmesi sonucu takip tarihinde talep edebileceği asıl alacak 1.353.463,75 TL'dir. Davacının dava konusu icra takibinde davalı şirketten talep ettiği asıl alacak miktarı ise 1.333.840,29 TL'dir. HMK'nun 26. maddesi uyarınca talebin aşılamayacağı gözetilerek 1.333.840,29 TL asıl alacak miktarının hüküm kurulması sırasında esas alınması gerekmiştir. <br>\tDavalılar yönünden hesaplanan ve talebin aşılamayacağı gözetilerek takip talebinde yer alan asıl alacak miktarlarının yanı sıra davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla mahkemece de hüküm altına alınan 5.239,30 TL masraf alacağı da bulunmaktadır. <br>\tSonuç olarak davacının işbu dava konusu icra takibi nedeniyle takip tarihi itibarıyla davalılardan 1.492.198,22 TL asıl alacak (davalı şirket 1.333.840,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 5.239,30 TL masraf olmak üzere toplam 1.497.437,52 TL (davalı şirket 1.339.079,59 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alacaklı bulunduğu davalıların anılan miktarlara itirazlarının haksız olduğu Dairemizce yapılan hesaplama sonunda tespit edilmiştir. \tYukarıda açıklandığı üzere tespit edilen asıl alacak miktarı mahkemece hüküm altına alınan asıl alacak miktarının üzerinde olup, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %42 oranında temürrüt faizi ve BSMV'si işletileceğinden, davalılar temerrüte düşmediğinden temerrüt faiz miktarları mahkemenin aksine hüküm altına alınmamış ise de, neticesi itibarıyla istinafa başvuran davacının lehine hüküm niteliği taşıyacaktır. <br>\tÖte yandan, mahkemece davalılar yararına ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, yargılama aşamasında davalıların vekille temsil edildiği, her iki davalı yönünden ret gerekçelerinin aynı olduğu, davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olmasında isabet görülmemiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, kabul şekline göre de, işbu dava dava şartı arabuluculuğa tabi olup, dava tarihinden önce yapılan arabuluculuğa ilişkin son tutanak aslı dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti hazineden karşılanmıştır. <br>\tBu durumda hazineden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan aleyhine yargılama gideri olan arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınması gerekirken, mahkemece bu hususun gözetilmemiş olmasında isabet görülmemiş, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re'sen gözetilmiştir.  <br>\tİstinafa gelenin sıfatı gözetilerek, hesap kat ihtarnamesinde temerrüt faiz oranı %33 olarak bildirildiğinden davacı bankanın kat ihtarında yer alan temerrüt faiz oranıyla bağlı olacağı, takip talebinde yer alan %42 oranında temerrüt faizi işletilmesini talep edemeyeceği gözetilmeden %42 temerrüt faizi esas alınarak hesaplama yapılması hatalı ise de, davalı yanın istinaf başvurusunun bulunmadığı, aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden de isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan asıl alacak yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, davalılar yararına reddedilen miktarlar da ayrı ayrı gözetilmek suretiyle tek vekalet ücretine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden de KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih ve 2021/538 Esas 2022/228 Karar <br>sayılı kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalıların Ankara 30. İcra Müdürlüğünün  2021/2599 sayılı takip dosyasında 1.492.198,22 TL asıl alacak (davalı şirket 1.333.840,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 5.239,30 TL masraf olmak üzere toplam 1.497.437,52 TL'ye (davalı şirket 1.339.079,59 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) yönelik itirazlarının ayrı ayrı iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınan 1.492.198,22 TL asıl alacağa (davalı şirket 1.333.840,29 TL asıl alacağa işleyecek kısımla sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) takip tarihinden itibaren %42 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle devamına,<br>\t2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t3-Hüküm altına alınan toplam 1.497.437,52 TL alacak üzerinden (davalı şirket 1.339.079,50 TL'siyle sınırlı sorumlu olmak üzere) %20 oranında hesaplanan 299.487,50 TL (davalı şirket 267.815,9 TL'siyle sınırlı sorumlu olmak üzere) icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t4-Reddedilen kısım yönünden davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine,<br>\t5-Alınması gereken 102.289,95 TL harçtan (davalı şirket 91.472,52 TL'siyle sınırlı sorumlu olmak üzere) peşin alınan 18.719,06 TL harç ile icra dosyasında alınan 7.752,89 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 75.818,00 TL harcın (davalı şirket 65.000,57 TL'si ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 18.719,06 TL peşin harç, icra dosyasında alınan 7.752,89 TL peşin harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan 154,30 TL posta ve tebligat gideri ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.654,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.597,60 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan arabuluculuk asgari ücret tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.274,78 TL'sinin davalılardan müteselsilen, 45,22 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t8-Davacının yargılama sırasında vekille temsil edildiği gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 221.641,25 TL vekalet ücretinin (davalı şirket 199.471,14 TL'siyle sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t9-Davalılar duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 53.140,90 TL vekalet ücretinin (davalı şirket yönünden 47.501,39 TL olmak kaydıyla) davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t10-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,<br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 63,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 60,84 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2025 <br><br>Başkan -            Üye                  Üye -           Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"27354c8963f58677","SID":"ee8ef4e33e5c656a"}}