{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/337 Esas<br>KARAR NO: 2025/775 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/343 Esas -  2024/117 Karar<br>TARİH: 25/09/2024<br>DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.  tarafından 07.12.2023 tarihinde T.Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... sayı 1540 sayfasında 262315 ilan sıra numarası ile yayımlanan ve hukuka aykırı ilan ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.198 hükmü kapsamında 'Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan tanımlamaya uygun olarak Şirketler Topluluğu Üyesi olan İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı ... Ticaret Anonim Şirketi unvanlı şirketin ortaklık yapısında 15 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen değişiklik sonrası ...'in şirketteki sermaye payı %30 iken %76 olduğunu, yine diğer ortaklardan ...'in sermaye payı %27.5 iken %6'ya düştüğünü, ...'in ise şirketlerindeki sermaye payı ise %27.5 iken %6'ya düştüğünü, bahsi geçen hususların Türk Ticaret Kanunu Madde l98'e göre tescil ve ilan edilmesini bilgilerinize sunarız.'' şeklinde ilan verildiğini ancak ... A.Ş.’nin 26.03.2021 tarihinde değişikliğe uğrayan esas sözleşmesinin nama yazılı payların devrine ilişkin 16. maddesinin (d) fıkrası; \"Şirketin ortaklarının aynı aile mensubu olması, şirkette yabancılaşmayı önleme, şirketin işletme konusu ve ekonomik bağımsızlığı ile şirket ortaklarının çevresinin bileşimi ve şirket ortak yapısının bozulmasının önlenmesi gayesi ile nama yazılı pay senetlerinin devri sınırlandırılmıştır. İfade edilen hususları bozucu her türlü neden, olasılık ve tereddüt önemli neden olarak kabul edilir. Vaki bir devrin şirket yönünden geçerli olabilmesi için Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması ve Yönetim Kurulunun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi ile mümkündür. Şirketin devre konu payları Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi veya pay sahipleri ya da üçüncü kişiler adına almayı önererek onay istemini ret hakkı saklıdır.\" şeklinde olduğunu, ... A.Ş.’nde 26 Mart 2021 tarihinden sonra gerçekleşen bir pay devrinin geçerli olabilmesi için  Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması, Yönetim Kurulu’nun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi şartlarının tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından böyle bir devrin  gerçekleşmediğini, hatta müvekkilinin davalıya gönderdiği 12.08.2023 tarih ve 13091 sayı ile onaylı ihtarnamesi ile paylarını devretmediğini, pay defterindeki kaydın gerçeği yansıtmadığını bildirmiş ancak buna rağmen sicil müdürlüğünce pay defterindeki kayda bakılarak TTK md. 198’e dayalı tescil işlemi gerçekleştirildiğini, bu suretle kamuya yanlış bilgi verildiğini, müvekkili tarafından, T.C. Beyoğlu ... Noterliğinin 12.08.2023 tarih ve ... sayı ile onaylı ihtarnamesi ile esasen paylarını devretmediği yönünde davalıya müracaat edildiğini, başvuruya davalı yanca verilmiş olan cevapta başvurunun ilgili şirket dosyasına kaydedildiği şeklinde cevap verildiğini ancak davalının tescil ve ilana tabi olmayan ve en önemlisi hukuki geçerliği olmayan bir anonim şirket pay devrini, müvekkilinin açık uyarısına rağmen şirketin talebi üzerine 07.12.2023 tarihinde  tescil ve ilan etmek suretiyle kanunen kendisine getirilen inceleme yükümlülüğünü iki yönlü olarak açıkça ihlal ettiğini, ... A.Ş. tarafından TTK m. 198 hükmüne istinaden Ticaret Siciline yapılan beyan ile şirketteki pay sahipliği oranları T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş ise de söz konusu bildirimin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, ... A.Ş.’de %76 paya sahip olduğunu iddia eden ... TTK m. 198 kapsamında bildirim yükümlülüğü bulunan bir teşebbüs olmadığı gibi bir ticaret şirketi de olmadığını, payları devraldığını iddia eden ... iktisadi faaliyeti olan bir gerçek kişi olmadığından kendisinin pay oranındaki değişikliğin TTK m. 198 hükmüne istinaden tescil ve ilanı da mümkün olmadığını, bu kapsamda taraflarınca davalı tarafa T.C. Beşiktaş ...Noterliğinin ... yevmiye ve 13.05.2024 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini ve ayrıca 21.05.2024 tarihinde sicil müdürlüğüne ek beyan ve uzman görüşü sunulduğunu, davalı yanca işbu talepler reddedildiğini, açıklanan nedenlerle davalı tarafından gerçekleştirilen 07.12.2023 tarihli kaydın terkinine, müvekkilinin manevi zararının tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki davada müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, hmk m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taleple ile ilgili olarak müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan müvekkilu bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğe husumet teveccüh etmediğini, davacı tarafın ilgili sıfatını haiz olmadığından  huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır. huzurdaki davada, davacı tarafın hukuki yararı da bulunmamaktadır. dava konusu tescil işleminin gerçekleştirilmesi için mevzuatta sadece \"ilgili şirket tarafından bir bildirimde bulunulmasının yeterli olduğu\" düzenlenmiş ve başkaca bir belgenin ibraz edilmesi gerekliliği söz konusu değil iken, müvekkili müdürlükçe pay defterinin noter onaylı suretinin ibrazı sağlanmış ve hukuka ve mevzuata uygun olarak tescil işlemi gerçekleştirildiğini,  müvekkili müdürlüğe husumet teveccüh etmediğini, davacı tarafın  ilgili sıfatını haiz olmadığından huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığını,  huzurdaki davada davacı tarafın hukuki yararının da bulunmadığını, dava konusu tescil işleminin gerçekleştirilmesi için mevzuatta sadece \"ilgili şirket tarafından bir bildirimde bulunulmasının yeterli olduğu\" düzenlendiğini ve başkaca bir belgenin ibraz edilmesi gerekliliği söz konusu olmadığını, müvekkili müdürlükçe pay defterinin noter onaylı suretinin ibrazı sağlandığını ve hukuka ve mevzuata uygun olarak tescil işlemi gerçekleştirildiğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden,  mahkeme  aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/09/2024 tarih ve 2024/343 Esas-  2024/117 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK 34. maddesine göre açılan Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. TTK'nın 34. Maddesinde ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir.  Davacı davalı tarafından gerçekleştirilen 07.12.2023 tarihli kaydın terkinini talep etmiştir. Dava dışı ... A.Ş. (“... A.Ş.”) tarafından 07.12.2023 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10974 sayı 1540 sayfasında 262315 ilan sıra numarası ile yayımlanan kaydın terkinini talep etmiştir. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10974 sayı 1540 sayfasında ... ilan numarasında; ''Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan tanımlamaya uygun olarak Şirketler Topluluğu Üyesi olan İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı ... ANONİM ŞİRKETİ (\"Şirket\") unvanlı Şirketimizin ortaklık yapısında 15 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen değişiklik sonrası ...'in Şirketimiz'deki sermaye payı %30 iken %76 olmuştur. Yine diğer ortaklardan ...'in sermaye payı %27.5 iken %6'ya düşmüş, ...'in ise Şirketimizdeki sermaye payı ise %27.5 iken %6'ya düşmüştür. Bahsi geçen hususların Türk Ticaret Kanunu Madde l98'e göre tescil ve ilan edilmesini bilgilerinize sunarız.'' Şeklinde ilan verilmiştir. İlan edilen kaydın dava dışı ... Ticaret A.Ş. Nin şirketin ortaklık yapısında meydana gelen değişiklik sonrası ortakların sermaye payına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Genel kurul veya yönetim kurulu kararının kanuna, ana sözleşmeye aykırı olduğu iddiası ile yasal süresi içinde iptal davası, pay sahipliği iddiasında bulunanlar, sermaye payının tespiti talepli dava açabilirler. Pay defterindeki kaydın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı Sicil Müdürlüğünün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmadığından ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre ihtilafın ayrı bir davanın konusu olması nedeni ile davalının yönetim kurulunun bildirimi ile pay defterini esas alarak işlem yapmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Ticaret Anonim Şirketi’nin 26.03.2021 tarihinde değişikliğe uğrayan esas sözleşmesinin nama yazılı payların devrine ilişkin 16. maddesinin (d) fıkrası; \"Şirketin ortaklarının aynı aile mensubu olması, şirkette yabancılaşmayı önleme, şirketin işletme konusu ve ekonomik bağımsızlığı ile şirket ortaklarının çevresinin bileşimi ve şirket ortak yapısının bozulmasının önlenmesi gayesi ile nama yazılı pay senetlerinin devri sınırlandırılmıştır. İfade edilen hususları bozucu her türlü neden, olasılık ve tereddüt önemli neden olarak kabul edilir. Vaki bir devrin şirket yönünden geçerli olabilmesi için Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması ve Yönetim Kurulunun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi ile mümkündür. Şirketin devre konu payları Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi veya pay sahipleri ya da üçüncü kişiler adına almayı önererek onay istemini ret hakkı saklıdır.\" şeklinde olduğunu, ... A.Ş.’nde 26 Mart 2021 tarihinden sonra gerçekleşen bir pay devrinin geçerli olabilmesi için; ''Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması,  Yönetim Kurulu’nun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi,'' şartlarının tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiğini, müvekkil tarafından böyle bir devir gerçekleşmediğini, hatta müvekkilin, davalıya gönderdiği  12.08.2023 tarih ve ... sayı ile onaylı ihtarnamesi ile paylarını devretmediğini, pay defterindeki kaydıngerçeği yansıtmadığını bildirdiğini, bu bildirimin firmanın dosyasına girdiğini ancak buna rağmen sicil müdürlüğünce pay defterindeki kayda bakılarak TTK md. 198’e dayalı tescil işleminin gerçekleştirildiğini, bu suretle kamuya yanlış bilgi verildiğini, Ticaret sicilinin temel işlevleri arasında hukuki ilişkilerin ve ticari hayatın güvenle işlemesine hizmet etmenin yer aldığını, bu işlevlerin gerçekleştirilmesinde ise sicil memurunun inceleme görevinin son derece önemli bir yere sahip olup bu hususun TTK m. 32/1 hükmünde ayrıca ve açıkça düzenlendiğini, anılan hüküm uyarınca ; “Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.” aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca “Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.”Sicil Müdürlüğünün, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını araştırırken;  ''Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı,Tescil edilecek olguların gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı, üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratacak nitelik taşıyıp taşımadığı ve kamu düzenine aykırı olup olmadığı,'' hususlarını incelemek ve aykırılık varsa tescilden kaçınmakla yükümlü olduğunu, Müvekkili tarafından, T.C. Beyoğlu ... Noterliğinin 12.08.2023 tarih ve ... sayı ile onaylı ihtarnamesi ile, esasen paylarını devretmediği yönünde davalıya müracaat edildiğini,  Başvuruya davalı tarafından verilmiş olan cevapta başvurunun ilgili şirket dosyasına kaydedildiği şeklinde cevap verildiğini, ancak davalının, tescil ve ilana tabi olmayan ve en önemlisi hukuki geçerliği olmayan bir anonim şirket pay devrine ilişkin hukuk ve yasaya aykırı hiçbir hukuki dayanağı olmayan bildiriminin müvekkilin açık uyarısına rağmen, şirketin talebi üzerine 07.12.2023 tarihinde  tescil ve ilan etmek suretiyle kanunen kendisine getirilen inceleme yükümlülüğünü iki yönlü olarak açıkça ihlal ettiğini, ... A.Ş. tarafından TTK m. 198 hükmüne istinaden Ticaret Siciline yapılan beyan ile şirketteki pay sahipliği oranları T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş ise de söz konusu bildirimin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, ... A.Ş.’de %76 paya sahip olduğunu iddia eden ... TTK m. 198 kapsamında bildirim yükümlülüğü bulunan bir “teşebbüs” olmadığı gibi bir ticaret şirketi de olmadığını, TTK m. 198 hükmü söz konusu bildirim yükümlülüğünü, şirketler topluluğu içerisinde yer alan şirketlerin “teşebbüs” veya “ticaret şirketi” niteliğini haiz ortakları bakımından öngördüğünü, teşebbüs kavramının zorunlu unsurunun, iktisadî bir faaliyette bulunmak olduğunu, payları devraldığını iddia eden ... iktisadi faaliyeti olan bir gerçek kişi olmadığından, kendisinin pay oranındaki değişikliğin TTK m. 198 hükmüne istinaden tescil ve ilanının da mümkün olmadığını,  Bu kapsamda kendileri tarafından, davalı tarafa T.C. Beşiktaş ...Noterliğinin ... yevmiye ve 13.05.2024 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğin ve ayrıca 21.05.2024 tarihinde sicil müdürlüğüne ek beyan ve uzman görüşü sunulduğunu,  Davalı tarafından işbu taleplerin reddedildiğini, 30.05.2024 tarihinde işbu ret kararının tebliğ edilmiş olup bu kapsamda işbu davanın ikame edildiğini, mahkemece reddedildiğini, Öncelikle TTK madde 198'e tabi olmayan Anonim Şirketin ortaklık yapısına ilişkin kişi bilgilerine de ilanda yer verilmek sureti ile yapılan hukuki mesnet ve geçerliği olmayan talebe dayalı olan işbu ilanın bağlayıcı olmadığı gibi hukuk ve yasaya da aykırı olduğunu, TTK madde 195/5 kapsamında teşebbüsün tanımı ve kapsamının belirtildiğini ve ilana konu tarafların bu madde kapsamında hakim teşebbüs sayılabilme şartlarına haiz olmadıklarını, teşebbüs kabul edilseler dahi  yönünden de TTK m. 198’de “…teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir.” şeklindeki açık hüküm bulunmak ile söz konusu ilan teşebbüs olsaydı dahi madde kapsamında 2 yıl sonra ilan edilmesinin mümkün olmayacağını, TTK madde 195/5 kapsamında teşebbüsün tanımı ve kapsamı belirtilmiş olmakla ilana konu tarafların bu madde kapsamında hakim teşebbüs sayılabilme şartlarına haiz olmadıklarını, Yapılan ilanın üçüncü kişileri aldatıcı nitelikte olduğunu, üstelik Sicil Müdürlüğünün bu işleminin “Tescil işleminin dayanakları olan dilekçe, beyanname, senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce saklanır.” şeklindeki TTK m. 35/1 hükmünü açıkça ihlal ettiğini, Sicil Müdürlüğünün bu işlemi “Kayıtların 32 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine uymadığını öğrendikleri hâlde düzeltilmesini istemeyenler ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdürler.” şeklindeki TTK m. 38/2 hükmü kapsamında davalıların sorumluluğunu gerektirdiğini,  30.05.2024 tarihinde kendilerine tebliğ  edilen başvurunun reddedildiğini, huzurdaki davanın açıldığını, ilk derece mahkemesince pay defterindeki kaydın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı Sicil Müdürlüğünün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmadığından ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre ihtilafın ayrı bir davanın konusu olması nedeni ile davalının yönetim kurulunun bildirimi ile pay defterini esas alarak işlem yapmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de kararın hatalı olduğunu, izah edildiği üzere dava konusu firma ve ortaklık yapısının teşebbüs olmadığını, ilanda belirtilen pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, bu kapsamda davaların devam ettiğini, yapılan hukuk ve yasaya aykırı ilanın 3. kişiler yönünden müvekkil aleyhine mağduriyet doğurduğunu, Devamla davalı yanca ilan talebi kapsamında  TTK madde 32 vd hükümleri gereğince kanun ve şirket esas sözleşmesi kapsamında gerekli incelemelerin yapılmadığını, kanun ve yasaya aykırı olarak ilan yapıldığını beyanla, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, dava dışı şirketin pay oranı değişikliğinin TTK'nın 198 maddesi uyarınca  ticaret sicile tescil ve ilan edilmesi işlemine itiraz ve terkini talebine ilişkindir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından dava dışı ... Ticaret A.Ş.'ye ilişkin 'Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan tanımlamaya uygun olarak Şirketler Topluluğu Üyesi olan İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı ...YATIRIM TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (\"Şirket\") unvanlı Şirketimizin ortaklık yapısında 15 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen değişiklik sonrası ...'in Şirketimiz'deki sermaye payı %30 iken %76 olmuştur. Yine diğer ortaklardan ...'in sermaye payı %27.5 iken %6'ya düşmüş, ...'in ise Şirketimizdeki sermaye payı ise %27.5 iken %6'ya düşmüştür. Bahsi geçen hususların Türk Ticaret Kanunu Madde l98'e göre tescil ve ilan edilmesi...'' şeklindeki ilanın gerçeği yansıtmadığını, şirketin paylarının nama yazılı olduğunu ve devrine ilişkin esas sözleşmede özel usul getirildiğini, kendisi tarafından paylarının devredilmediğini, buna ilişkin pay defterinin gerçeği yansıtmadığını ve şirkette % 76 paya sahip olduğu bildirilen ...'in de teşebbüs olmaması sebebiyle pay değişikliğinin  TTK 198 maddesine istinaden tescil ve ilanının mümkün olmadığını ileri sürerek söz konusu tescilin terkinini talep etmiş, davalı tarafından tescil ve ilan işleminin pay defterine göre yapıldığı, tescilin iptalinin ancak kesinleşme Mahkemece kararı ile mümkün olduğu ve bu eksikliğin giderilerek başvuruda bulunulması gerektiği gerekçesi ile davacı tarafın talebi yerine getirilmemiştir. Mahkemece de gerekçeli kararda açıklandığı gibi, davalı tarafından tescilin pay defteri dikkate alınarak yapıldığı, pay devrinin geçersiz olup olmadığı, pay defterinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, teşebbüs durumunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna göre pay değişikliğinin TTK'nın 198 maddesi uyarınca tescil ve ilana tabi olup olmadığı hususları buna ilişkin açılacak ayrı davanın konusu olduğu, nitekim davacı tarafından da söz konusu hususlarda açılan ve yargılaması devam eden davaların bulunduğunun bildirildiği, söz konusu yargılama sonucunda verilecek karara göre tescil ve ilan edilen dava konusu işlemin terkin edilip edilmeyeceğine de karar verileceği, dolayısıyla davalı tarafından kesinleşmiş Mahkemece kararı olmaksızın tescil edilen işlemi terkin etmemesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e82c150545312c4","SID":"19384504929a1b07"}}