{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/546 <br>KARAR NO\t: 2025/778<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...                   ...<br>ÜYE\t\t: ... ...<br>ÜYE\t\t: ...               ...<br>KATİP\t\t: ...                ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/106 E.  -  2022/282 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, <br>\t\t  Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2022 tarih ve 2022/106 E. - 2022/282 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, 1978 yılından beri gıda alanında faaliyet gösteren müvekkilinin \"...\" asli unsurlu çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 12/11/2020 tarihli ve 2020/109910 sayılı başvuru ile \"...\" ibareli markanın tescili isteğine yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile kısmen kabul edilerek 09 ve 11. sınıftaki bir kısım malların markadan çıkarıldığını, davalının bu karara  yönelik yeniden inceleme talebi üzerine YİDK tarafından nihai olarak itirazın kabulü ile çıkarılan malların markaya iadesine karar verildiğini, müvekkiline ait \"...\" markası ile davaya konu \"...\" markasının görünüş, renk, okunuş ve telefuz açısından birebir aynı olduğunu, davalı markadaki emtia vasıf, hizmet belirten \"...\" ve \"...\" ibarelerinin markada herhangi bir fark yaratmadığını, davaya konu markanın tescilli olduğu 09 ve 11. sınıflarda itiraza mesnet markalar da  tescilli olduğundan mal ve hizmet benzerliği şartının gerçekleştiğini, müvekkiline ait markanın tanınmış marka vasfında olup davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç elde etme amacıyla ve kötü niyetle  hareket ettiğini ileri sürerek 2022-M-1745 nolu YİDK kararının iptaline ve markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, \"...\" ibaresi markalar arasında ortak olsa da, müvekkilinin markasında bulunan “...” ve “...” ibarelerinin markaya ayırt edicilik katan esaslı unsur olduğunu, öte yandan  müvekkilinin markasında kullanılan renk, karakter ve desenlerin markaya farklılık, görsel zenginlik ve yüksek ayırt edicilik kazandırdığını, pek çok dilde aynı şekilde yazılıp okunan ve birden çok anlamı olan \"...\" ibaresinin yaygın ve evrensel bir kelime olarak herhangi bir kimsenin tekeline bırakılamayacağını,  müvekkilinin kendi faaliyet alanı olan elektrik ile ilgili bir ibareyi marka olarak kullanmasının kötü niyetli sayılamayacağı gibi \"...\" ibaresini kullanması nedeniyle davacının herhangi bir zararı söz konusu olmadığından tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markadaki emtiaların tamamı davacı yanın önceki tarihli birden fazla markasında aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıfları altında tescilli olduğundan markalar arasında güçlü bir emtia benzerliğinin bulunduğu, dolayısıyla karşılaştırılan markaların “...” kelimesinin ayırt edici gücünün sınırlarına rağmen birbirlerinden yeterli düzeyde ve somut olarak uzaklaşmayı başaramadıkları, bu haliyle taraf markalarının iktisadi – idari anlamda aynı kaynakça piyasaya sürülmüş markalar olarak algılanabileceği, daha önce davacıya ait \"...\" esas unsurlu markaları gören, işiten bu markalı mal veya hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markaların serisi zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi, bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerden davacının özellikle “çay, meyve çayı, bitkisel çay” gibi içecek ürünlerinde ilgili tüketici kitlesi nezdinde belli bir tanınmışlığının mevcut olduğu, bununla birlikte dava konusu markanın tescilinin talep edildiği 09 ve 11. sınıftaki emtiaların bahsi geçen emtialardan tamamen farklı nitelikte sektörlere yönelik oluşu ve “...” ibaresinin yaratılan bir sözcük olmaması nedeniyle konusu markanın SMK m.6/5 kapsamında davacının markasının elde ettiği tanınırlığı sulandırabilecek, ayırt ediciliğini zayıflatabilecek sonuçlar doğurma riskinin bulunmadığı, davalının ticaret unvanında da yer alan \"...\" ibaresinin davalı tarafından uyuşmazlık konusu 09 ve 11. sınıf mallarda markasal etki yaratacak şekilde aktif ve fiili kullanıldığını gösterir herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı ve davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet bir kısım markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmaları haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2022-M-1745 sayılı YİDK kararının davacının aleyhine iptaline ve 2020/109910 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde karşılaştırılan işaretlerin markaları birbirlerinden yeterli düzeyde ve somut olarak uzaklaştırmayı başardığını ve mahkemenin kabulünün aksine markaların  kapsamında bulunan emtialar arasında güçlü bir emtia benzerliği bulunmadığını ileri sürerek ilk derece  mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik  itirazları dikkate alınmadan davanın tek celsede sonuçlandırılmasının hukuki dinlenilme hakkını  zedelediğini,  bilirkişi raporundaki tespitlerin gerekçeli karara aynen aktarılmasının  Anayasa'nın 36. ve AİHS'in 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, davacının 2017/74796 ve 2017/45451 sayılı markalarının  hazır çay emtiası ile ilgili olup  müvekkil şirketin esas iştigal konusu olan  sınıflarda kullanılmadığını, müvekkilinin  markasında görsel olarak dikkat çekici  unsurun kalın harflerle yazılı \"...\" ibaresi olup  markanın görsel olarak itiraza dayanak gösterilen bütün markalardan şüpheye yer bırakmayacak şekilde farklılaşmış olduğunu, B ve E harflerini içerir özel olarak tasarlanan logonun markalar arasındaki ayrımı artırdığını,  \"...\" ibaresinin  müvekkilinin faaliyette  bulunduğu   sektörde fazlaca kullanılan bir ibare olduğunun göz önünde tutulmadığını,  elektrik, sanayi sektöründen uzman bir bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alınması gerektiğini,  ... ibaresi ile ... ibaresi arasında sektörel bir ilişki mevcutken, \"... ...\", \"... ...\" gibi anlamlara gelen itiraza mesnet markalarla bu ibare arasında böyle bir ilişki bulunmadığını, markaların bütünsel olarak benzeşmediğini, aralarında kavramsal bir bağ  bulunmadığını, ortalama tüketicinin tecrübesi çerçevesinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını,   evrensel  nitelikli \" ...\" ibaresinin kullanımının yalnızca davacıya  bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, gerekçeli kararda  SMK md. 6/5 ve 6/6 ile ilgili iddialar bakımından davacı iddialarının yerinde olmadığı yönündeki  tespitin  bütünsel olarak markalar arasında benzerlik olmadığına işaret ettiğinden markalar arasında iltibasın varlığının çelişkili olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasını  ve davanın reddine  karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka  ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br> istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru markası ile davacının redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarının asli unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu ve bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağı anlaşılmakla, davalılar ... vekili ile ... sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50'ar-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86e63060e9c76b1c","SID":"1862aeaef35db00d"}}