{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/451 Esas<br>KARAR NO: 2025/777 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/162 Esas -  2024/428 Karar <br>TARİH:  31/05/2024<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, 10/03/2015 tarihinde, davalı ... Sigorta A.ş ile birleşmesinden evvel ... Sigorta A.ş ile sigorta acenteliği sözleşmesi akdetmiş olduğunu, ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 31/08/2020 tarihinde ... Sigorta Anonim Şirketi'nin acenteliğini üstlendiğini, davalı şirketin aralarındaki acentelik ilişkisini 3 aylık ihbar süresi dolduğunda sonlandıracağına ilişkin ihbarnamenin müvekkiline ulaşmasından 3 ay sonra 20/12/2022 yevmiye tarihli ... yevmiye numaralı Beşiktaş ... Noterliği ihtarnamesi ile davalı şirket müvekkili arasında var olan sözleşmeyi herhangi bir haklı nedene dayanmaksızın, ihbar öneline uymak suretiyle feshettiğini, davalı sigorta şirketine 05/10/2023 tarihinde  ... İadeli Taahhütlü Posta yoluyla yapmış oldukları denkleştirme istemine ilişkin başvuruları 10/10/2023 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini, davalı sigorta şirketinin 17/10/2023 tarihli yazısında söz konusu taleplerinin reddedildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine taraflarınca acentelik sözleşmesinde taraflarca getirilmiş yetki kuralına istinaden İstanbul Arabuluculuk Bürosu nezdinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, görüşmenin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin haklı olan denkleştirme alacağını alamamış olması ve acentelik sözleşmesinde yer alan yetki kuralı sebebi ile mahkeme nezdinde dava yoluna başvurduklarını, davalarını gerekçelendirmek ve taleplerini açıklayabilmek için müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilmiş olan sigorta acenteliği sözleşmesinin mahiyeti ile sona erme şartlarının irdelenmesi gerektiğini, Davalı şirket ile devralma işlemi sonrasında akdedilen acentelik sözleşmesinde sözleşmenin bir yıl için yapıldığı ve süre bitiminde aynı şartlarla yenileneceği yönünde düzenleme bulunmaktaysa da kanunen belirli süreli acentelik sözleşmesinin süre bitiminde feshedilmemesi halinde belirsiz süreli sözleşme halini alacağı açıkça düzenlendiğini, her ne kadar 10/03/2015 tarihli sigorta acenteliği akdi ... Sigorta A.Ş. İle müvekkili arasında akdedilmişse de davalı ... Sigorta Anonim Şirketi, devraldığı şirketi tüm hak ve borçlarıyla devralmış olduğu için müvekkili ile ... Sigorta A.Ş. Arasındaki hukuki her türlü hak ve alacağı da üstlenmiş durumda olduğunu, davalı şirketin, müvekkiline tebliğ edilen evrak ile müvekkilli şirket arasındaki sözleşmenin 3 aylık ihbar süresi sonunda feshedileceğini beyan ettiğini, Sigorta şirketi fesih ihbarnamesinde ve ihtarnamesinde feshe ilişkin olarak herhangi bir haklı nedene dayanmadığını,  3 aylık ihbar süresine uymak suretiyle gerçekleştirmiş olduğu feshin haklı nedene dayanmadığı aşikar olup müvekkilin haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu maddi zararın giderilmesi için huzurdaki davayı açtıklarını, müvekkilinin 10/03/2015 - 20/12/2022 tarihleri arasında davalı şirketin acenteliğini yürütmüş olup davalı şirketin haklı bir sebebi olmaksızın aralarındaki akdi feshetmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme alacağının gündeme geleceğini, davanın kabulüne, bilirkişi raporu sonrası belirli hale getirilmek üzere şimdilik 100,00-TL denkleştirme alacağının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, dilekçesinde müvekkil şirketin acentesi olarak faaliyet gösterirken acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, kendisinin sözleşmeye uygun olarak hareket etmesine rağmen zararının meydana geldiğini iddia ederek eldeki davayı müvekkil Şirket aleyhine ikame ettiğini, davacının iddia ve taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Davacı, alacak talebine havi dilekçesi ile müvekkili  şirket aleyhine huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, kanuni noksanlıklar içeren dava dilekçesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava dilekçesi haricinde müvekkili  Şirkete herhangi bir belge gönderilmediğini, Bu aşamada sadece dava dilekçesinden anlaşılan hususlara karşı itirazlarını sunduklarını,  gönderilecek belgelerin incelenmesi neticesinde çıkacak yeni durumlara karşı itiraz haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak davası ile ileri sürülmesinin olanaklı olmadığını, davacının dilekçesinde bahsetmiş olduğu müşteri odaklı eylemlerin dava konusuyla herhangi bir ilgisi bulunmadığını, Davacı taraf, acente olması sebebiyle müşteriler nezdinde şirketlerini  temsil etmekle yükümlü olup bahsettiği gibi müşterilerle yürütmüş olduğu ilişki, zaten şirketlerinin faaliyetlerinin bir yansıması ve sonucu olduğunu, Dolayısıyla davacının tamamen ticari bir karşılığı olan bu eylemleri neden kamu yararına yapıyormuş gibi gösterdiğini anlamadıklarını, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini bildirdiğini, feshin nedeni  “Verimsizlik H/P Yüksek olması” verimsizlik ve üretim yetersizliği sözleşmenin feshi son çare olmuş olduğunu, davacının acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, davacı tarafından da bu hususun bilindiği dava dilekçesinden anlaşılmakta olduğunu, davacı tarafın önceden bu hususu bertaraf etmeye çalışır açıklamalar yapmış olduğunu, düşük verimi nedeniyle uyarıldığını, tüm yapıcı yaklaşımlara rağmen olumsuz dönüşler aldığının ortada olduğunu, davacının portföy tazminatı talep hakkının bulunmadığını, fazlaya ilişkin tüm dava, talep ve itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu talep miktarı belli olduğundan davacıya eksik harçların tamamlatılması ve dava değerinin bildirilmesi için süre verilmesine, süre içerisinde harç tamamlatılmaz ise davanın usulden reddine, davanın zamanaşımı yönünden reddine, dava bu aşamada usulden reddedilmesi halinde esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/05/2024 tarih ve 2024/162 Esas -  2024/428 Karar sayılı kararında; \"Dava; taraflar arsında yapılan acentelik sözleşmesi kapsamında hak edilmiş olmasına rağmen ödenmeyen denkleştirme alacağının tahsili talepli olduğu,Davacının talep ettiği denkleştirme alacağı TTK da düzenlenen sözleşme bitiminden itibaren  1 yıl içerisinde talep edilmesi gereken alacak türlerinden biri olduğu, bu sürenin hak düşürücü süre olarak kanun koyucu tarafından düzenlendiği, Dava dosyasında yer alan belgeler ve deliller neticesinde 20/12/2022 tarihinde fesih işlemlerinin tebliğ ile gerçekleştiği, denkleştirme alacak talep süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı kanaatine mahkememizce varıldığı, dolayısıyla yapılan incelemede hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığı, hak düşürücü sürenin değerlendirilmesi mahkemece resen dikkate alınacağı da göz önüne alındığında davanın hak düşürücü süre ile reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ' Davanın hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda esas ve karar numarası verilen ve tarafımıza 24.01.2025 tarihinde UETS yolu ile tebliğ edilmiş olan İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında verilmiş olan haksız ve hukuka aykırı usulden ret kararına karşı süresi içerisinde istinaf yoluna başvurduklarını,  Mahkeme tarafından davamız, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde taleplerini ileri sürmemiş olmaları gerekçesiyle reddedilmiş olup bu gerekçe ve bu karar hukuka ve kanuna aykırıdır, bu nedenle istinaf yoluna başvurduklarını,  Davalı şirket tarafından, müvekkil acente ile olan acentelik sözleşmesi 20.11.2022 tarihinde feshedildiğini; taraflarınca davalı şirkete 05.10.2023 tarihinde yani bir yıllık talep süresi içerisinde denkleştirme istemiyle  başvurulduğunu; bu taleplerinin reddedildiğine ilişkin kararın 17.10.2023 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini ve taraflarınca yapılan arabuluculuk başvurusu sonucunda 27.11.2023 tarihinde arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlendiğini; Taraflarınca şirkete denkleştirme isteminin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürüldüğünü,  Türk Ticaret Kanunu Madde 122/4: \"Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.\" Kanunda 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması değil, denkleştirme isteminde bulunulması için belirlenmiş bir süre olup dava zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 147. Maddesi uyarınca 5 yıl olduğunu; taraflarınca davalı şirkete 1 yıllık süre içerisinde denkleştirme tazminatı taleplerini öncelikle başvuru, sonra da arabuluculuk görüşmesiyle ileri sürmüş oldukları dikkate alındığında 1 yıllık süreyi kaçırmış olmalarından bahsedilemeyeceğini, \"Türk Ticaret Kanununun 11'nci maddesinin 4'üncü fıkrasına göre denkleştirme talebinin ileri sürülebileceği süre, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıldır. Bu sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir. Denkleştirme talebi, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmüş olmak kaydıyla Türk Borçlar Kanununun 147'nci maddesinin (b) bendinin 5'inci cümlesi uyarınca, beş yıllık zamanaşımı süresi içinde dava yoluyla istenebilir.\" (Ayhan, R./ Çağlar, H./ Özdamar, M.: Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 12. Bası, Ankara 2019.) \"Kanunda dava açılmasından söz edilmeyip tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiği hususu dikkate alındığında, bir yıllık sürenin dava açılması için değil, tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hak düşürücü süre olarak anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir.\" (İstanbul BAM 14. HD, 09.02.2023, 421/183) Yukarıda açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak olan sebeplerden ötürü yerel mahkeme tarafından verilmiş olan hukuka ve kanuna aykırı usulden ret kararının bozularak dosyanın yeniden görülmesi için yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf başvurumuzun kabulüne, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/162 E. 2024/428 K. Sayılı ret kararının bozularak yeniden yargılama yapılması için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TTK'nın 122. maddesi uyarınca acentenin denkleştirme tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talebinin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Yasa maddesinde sürenin niteliğinin ne olduğu açık bir şekilde düzenlenmemiş olup, bu hususta öğretide de görüş birliği bulunmamaktadır. Madde gerekçesinde ise sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararlarda; acentenin denkleştirme talebini ileri sürmesinden anlaşılması gerekenin, bu süre içerisinde dava açılması gerektiği olmadığı, talebin ileri sürülmesinin bir irade beyanıyla gerçekleşeceği, irade beyanının ileri sürülmesi ile tazminat talep hakkının kazanılmasına bağlı olarak da, sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafından davacıya gönderilen 20.12.2022 tarihli ve 18511 yevmiye numaralı Beşiktaş 15. Noterliği ihtarnamesi ile taraflar arasındaki acentelik sözleşmeleri ve ek sözleşmelerinin feshedildiğinin ve davacıya verilen acentelik vekaletnamesinden azledildiğinin bildirildiği, fesih ihtarnamesinin davacıya 21/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından davalıya PTT iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderilen 05.10.2023 tarihli dilekçe ile açıkça denkleştirme tazminatı talebinde bulunulduğu, bu yazılı talebin davalıya 10/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 17/10/2023 tarihli cevap yazısında denkleştirme tazminatı talebinin kabulünün mümkün olmadığının bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafından 09/11/2023 tarihinde arabuluculuk dava şartı başvurusunda bulunulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine 27/11/2023 tarihinde son tutanağın düzenlendiği ve davacı tarafından 15/03/2024 tarihinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu sözleşmenin fesih tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davacı tarafından davalıya denkleştirme tazminatı talebinin yöneltildiği ve hak düşürüsü sürenin dolmadığı anlaşılmakla Mahkemece aksi gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2024 tarih ve 2024/162 Esas ve 2024/428 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının talep halinde iadesine, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2064f0f5cf72ff0","SID":"51ccc28fec438a88"}}