{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  24. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/535 - 2025/933<br>T.C.<br>ANKARA<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 24. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/535 <br>KARAR NO\t: 2025/933<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/398 Esas 2024/707 Karar<br><br><br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>İSTİNAF TALEBİNDE<br>BULUNAN\t\t: Davacı vekili<br>KARAR TARİHİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 08/05/2025<br>KARAR YAZMA TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br>\tMahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: <br>TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında elektrik aboneliği sözleşmesi bulunduğunu, davacının faturalarını düzenli olarak ödediğini, 22/12/2023 tarihinde davalı görevlileri tarafından kaçak elektrik  tutanağı tutulduğunu, ve kaçak tüketim ve ek tüketim bedelleri olarak toplamda 88.534,79 TL’lik  borç tesis edildiğini, bu cezaların hukuk ve usule aykırı olduğunu belirterek, 22/12/2023 tarihinde tutanak altına alınmış kaçak elektrik kullanımı ve ek kullanım bedellerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının haksız fiil teşkil eden davranışına binaen davalı şirkete kaçak elektrik tüketim borcu bulunmakla, bu borca ilişkin menfi tespit isteminin Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi, davacının tacir sıfatına haiz olmayıp, esnaf statüsünde kuaför olduğunu,  davaya konu hukuki uyuşmazlığın davacının haksız fiilinden kaynaklandığı da gözetildiğinde; eldeki davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunun anlaşıldığını belirterek, davanın usulden ve esastan reddine, davacının asıl alacağın %40'ından az olmamak üzere icra-inkar/kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 25/12/2024 tarih, 2024/398 E., 2024/707 K. sayılı kararı ile tensip zaptının 10 nolu ara kararında, Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk tutanağını sunmak üzere davacı tarafa bir haftalık kesin süre verildiği, tensip zaptının davacı vekiline 19/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı tarafından süresi içerisinde arabuluculuk tutanağı ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 114/2, TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı Yasa'nın 18/A(2) maddeleri uyarınca özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk prosedürünün dava açılmadan önce yerine getirildiğini, ancak anlaşamama tutanağının dava dilekçesi ekine sehven eklenmediğini, dava şartının aslen yerine getirildiğini, dava açılırken arabuluculuk dava şartı olması nedeniyle dosya numarası yazılarak UYAPTAN ilgili arabuluculuk dosyasının seçildiğini, bu seçim yapılıp açılacak dava ile arabuluculuk dosyası ilişkilendirmeden dava açılamadığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, \"Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağının \"dava şartının yerine getirildiğini kanıtlayan belge olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, davalı tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinden davacının sorumlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. <br>Dava şartı olarak arabuluculuk, sürecin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Arabuluculuk ile elde edilmek istenen fayda, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların arabulucu eşliğinde müzakere yoluyla hızlı, çabuk ve ucuz biçimde çözümlenmesidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. <br>Mahkemece, 10/06/2024 tarihli tensibin 10. maddesi ile “6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince;  davacı vekiline, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu halde, dava dilekçesi ekinde bu belgenin sunulmadığı görüldüğünden; son tutanağın tensip zaptının tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğin ihtarını içeren davetiyenin elektronik posta adresine yollanmasına,” karar verildiği, tensip zaptı ve duruşma gününün davacı vekiline 19/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, arabuluculuğa ilişkin verilen kesin süre konusunda ayrıca tebligat yapılmadığı, 09/10/2024 tarihli duruşmada duruşmanın 15/01/2025 tarihine bırakıldığı ancak duruşma günü beklenmeksizin 25/12/2024 tarihinde tarafların yokluğunda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>Somut uyuşmazlıkta mahkemece, davacı tarafından süresi içerisinde arabuluculuk tutanağı ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmadığı belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; davacı tarafça 2024/4269 sayılı başvuru numarası ile dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 30/04/2024 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, elektronik imzalı dava şartı arabuluculuk son tutanağının istinaf dilekçesi ekinde ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde usul ekonomisi gözetildiğinde; arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>O halde mahkemece; uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 25/12/2024 tarih, 2024/398 E., 2024/707 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,\t<br>\t3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, <br>\t4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,\t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>Başkan <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye<br> e-imzalıdır <br><br>Üye <br>  e-imzalıdır<br><br>Katip<br> e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2a3c25294746c21","SID":"ce702fef1e04ccb7"}}