{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/730 <br>KARAR NO: 2025/833<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/12/2024<br>NUMARASI: 2023/487 Esas - 2024/826 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2025<br>Davanın zamanaşımı yönünden reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, \"müvekkili şirketin, ... Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve müşterek yetkili müdürü olduğunu, şirketin büyük ortağı ve diğer müdürünün davalı olduğunu, davalının müvekkilin finansör olarak şirkette yer almasını sağladığını, bir süre sonra müvekkil şirket yetkilisinin, şirketin alacaklarının şirketin banka hesabına değil davalının şahsi hesabına ve/veya verdiği başka hesaplara yapıldığını ve/veya nakit tahsilat yapıldığının tesbit edildiğini,durumun devamı üzerine müvekkil tarafından iki ayrı ihtar gönderildiğini, iştigal konusu bütünüyle aynı olan ve aynı ticari unvanı taşıyan... Ltd. Şti. adında ikinci bir şirketin davalı tarafından kurulduğunu ve şirketin sahip olduğu tüm müşteri portföyünün kurulan ikinci şirkete aktarılarak şirketin zarara uğratıldığını, davalının ... adına yaptığı usulsüz tahsilatlar sebebiyle müvekkilin maruz kaldığı zararlarının, şirketin bedeli müvekkil tarafından karşılanan alt yapı, makine ve teçhizatlarla üretim yapıp kazanç elde ettiği için bu şirketin gelirlerinin minimum %25'inin belirlenerek müvekkil açısından tazminat olarak kabulüne karar verilmesini, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ... Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin haklı fesih sebeple tasfiyesine, davalı müdürün usulsüz işlemlerinin tespiti ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>TEFRİK: Dava; davalı şirketin fesih davası nedeniyle, ...'in tazminat davası bakımından hasım gösterildiği açıkça belirtilerek şirket  feshi ve tazminat istemiyle açılmış olup, şirket feshine ilişkin dava iş bu davadan tefrik edilmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili; 26/05/2022 tarihli  dilekçesi ile 4.883.616-TL tazminatın  (tefrik edilen davada davalı) ... Tic Ltd. Şti’ne ödenmesini, talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin ...'in ... adlı şirketi 19/12/2001 yılında ABD Florida Eyaletinde kurduğunu, müvekkilin önceden tanıdığı davacı şirket yetkilisinin kendisi ile ortak iş yapmak istediğini,davacıya finansman sağlaması amacıyla %25 payı olacağının kabul edildiğini, davacı şirketin 31/03/2012 tarihinde şirket ortaklığından fiilen ayrıldığını, %25'lik hissesini müvekkile devredeceğini yazılı ve sözlü bildirdiğini,davacı şirket yetkilisinin,  müvekkile gönderdiği ihtarnamede de şirket ortaklığından 31/03/2012 tarihinde fiilen ayrıldığını ve kendisine ait %25 hisse devri karşılığında sattığı araçtan 59.000-TL aldığını açıkça kabul ettiğini, yine aynı ihtarnamede finansman olarak verdiği paralar karşılığında ...'yu kendisine borçlandırıp fatura kestiğini ve finansman karşılığında vade farkı faturası kestiğini açıkça kabul ettiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından 08/09/2012 tarihinde müvekkile gönderilen e-postalarda ve Eyüp Noterliği'nin 06/02/2014 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarda da müvekkilinin ... şirketini kurduğunu açıkça bildiğini, davacının 30/03/2012 tarihinde ortaklıkdan ayrıldığınıyazılı olarak bildirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Davacı tarafından yapılan ıslahın yapılmamış sayılmasına karar verilerek davanın aktif husumet yokluğundan reddine ilişkin kararı Dairemizin 2023/1405 esas, 2023/1106 karar sayılı ilamı ile \"Mahkemece verilen 2 haftalık kesin süre içinde davanın tam ıslahı olarak kabul edilen dilekçenin verildiği, Anayasa Mahkemesinin güncel kararları dikkate alınarak  hakim tarafından verilen kesin süre sebebiyle ilgililerdeki yanılmanın makul olup olmayacağı noktasında hareket edilmesi gerektiği, “iki hafta” sürenin hukukumuzda yaygın kullanılması sebebiyle makul yanılma olarak kabul edilmesi gerektiği, HMK'nın 90. maddesine aykırı olarak verilen 2 haftalık kesin sürenin makul yanılmaya yol açtığının kabulü ile verilen ıslah dilekçesi kapsamında yargılamanın yürütülmesi için kararın kaldırılmasına  karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemece; davanın 26/01/2016 tarihinde açıldığı 26/05/2022 tarihinde ıslah edilen dava eski davanın devamı niteliğinde olduğundan zamanaşımının ilk davanın açıldığı tarihte kesilmesi gerektiği düşünülebilir ise de davadaki talep, tazminatın davacıya ödenmesi istemine ilişkin olduğundan istinaf kaldırma ilamında belirtildiği üzere ıslah suretiyle sunulan yeni dava dilekçesine itibarla yapılan yargılamada ise ıslah tarihi olan 26/05/2022 tarihi itibariyle gerek davacının zarardan haberdar olduğunu gösterir Beyoğlu ... Noterliğinin 22/05/2015 tarihli ihtarı tarihinden, gerekse de ilk davanın açıldığı 26/01/2016 tarihinden itibaren TTKnın 560. maddesinde düzenlenen 2 ve 5  yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, davacı ıslah suretiyle sunduğu yeni dava dilekçesinde  ceza zamanaşımının olaya uygulanması gerektiğini iddia etmiş ise de benzer davada Yargıtay 11 HD'nin 2019/4706 Esas 2020/3325 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sonucu beklenen ve kesinleşen ceza mahkemesi kararında, davacıya işbu davada sorumluluk nedeni olarak yüklenen fiillerin, suçun unsurlarından kanunilik (tipiklik) unsurunun bulunmaması nedeniyle, suç teşkil etmediği bir diğer değişle, açıklanan fiillerin ceza kanunu mucibince suç olmadığından bahisle davalı hakkında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği anlaşıldığından somut olaya uzamış zamanaşımı süresinin uygulama kabiliyeti bulunmadığını, davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle  reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davalı vekili; kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davalı  yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.2-Davacı vekili; Yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin kişisel sorumluluğuna ilişkin istemlerin, kanunda özel zamanaşımı sürelerine bağlanıp  TTKnın 560 madde  hükmünde düzenlendiğini, sorumluluk hukukunda geçerli olan kısa ve uzun zamanaşımı ayrımı, yönetim kurulu üyelerinin ve somut olaydaki gibi limited şirket müdürlerinin kişisel sorumluluğu bakımından da benimsendiği kısa zamanaşımı süresi yönünden zararın ve sorumlunun öğrenilmesi; uzun zamanaşımı süresi açısından ise beş yıllık sürenin uygulandığını, her iki zamanaşımı süresinin de birarada uygulandığını, ceza zamanaşımı ise, her iki zamanaşımı süresinin yerine uygulama alanı bulduğu ve bir ceza yargılamasının yürütülmesini gerektirmediğini, hukuk mahkemesinin, ceza zamanaşımının somut olaya uygulanıp uygulanmayacağını belirlediğini, somut olaya ceza zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davalının eylemlerinin suç teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava;  limited şirket müdürünün rekabet yasağını ihlal ettiği ve şirkete ait paraların şirket müdürü tarafından  şahsı hesabına kullanıldığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Dava dilekçesinde, davacı  şirketin, ... Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin  ortağı ve müşterek yetkili müdürü olduğunu, şirketin büyük hissedarı ve diğer müdürünün davalı olduğu, şirketin alacaklarının davalının şahsi hesabına ve/veya verdiği başka hesaplara  ödenip, nakit tahsilat yapıldığının tesbit edildiğini, şirket adına yapılan işlem ve satışların kayıt dışı yapılmaya devam edilmesi üzerine müvekkil tarafından iki ayrı ihtar gönderildiğini, iştigal konusu bütünüyle aynı olan ve aynı ticari unvanı taşıyan ... Dış Tic. Ltd. Şti. adında ikinci bir şirketin davalı tarafından kurulduğunu ve ilk şirketin sahip olduğu tüm müşteri portföyünün kurulan ikinci şirkete aktarılarak şirketin zarara uğratıldığını, davalının ...o adına yaptığı usulsüz tahsilatlar ve ortak olunan  şirketin tesisleri kullanılarak gelir elde ettiği için bu şirketin gelirlerinin minimum %25'inin belirlenerek müvekkiline ödenmesini, davalı şirketin  haklı fesih sebeple tasfiyesine, davalı müdürün usulsüz işlemlerinin tespiti ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 26/05/2022 tarihinde harçlandırdığı, ıslah dilekçesinde; Huzurdaki davada, iki ayrı istemi bulunduğunu, davalı şirketin, sadece fesih,davalı gerçek kişinin ise, TTK nın  553 vd. hükümleri uyarınca açılan tazminat  davasının davalısı olduğunu,...huzurdaki davaya konu olan ikinci istemin, limited ortaklıkta müdürün, şirket yöneticisi olarak kusurlu davranışlarıyla şirketi zarara uğratan eylemlerinden doğan zararın tazmini istemi olduğunu, ıslah dilekçesiyle, bu tutarın ... şirketine ödenmesini talep ettiklerini, davalıya isnat edilen sorumluluk doğurucu işlem ve eylemlerin şirket alacaklarının davalı tarafından bizzat ve şahsen tahsil edilerek kendi menfaatine kullanılması davalı şirketle aynı unvanda ... Ltd. Şti (...) unvanlı yeni bir şirket kurması ve davalı şirketin işlerini o şirkete aktarması olduğunu, davalının bu tutarları tahsil ettiğini ancak şirketin borçlarının ödenmesinde kullandığını iddia ettiğini,  davalı bu tutarları şirket borçlarının ödenmesinde kullandığını ispat etmediği takdirde, davalının uhdesinde sayılacağını ve davalının bu tutarları davalı şirkete ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, davada ceza zamanaşımı hükümlerini Uygulanması gerektiğini ceza davasının bekletici mesele yapılması suretiyle yargılamanın yürütülmesini, 4.883.616-TL'nin diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti’ne ödenmesini talep etmiştir. GOP 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/806 Esas - 2024/33 Karar sayılı dosyasında davalının davacı şirket yetkilisinin şikayeti nedeniyle açılan kamu davasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olmak üzere yapılan yargılamada \"Her ne kadar sanık hakkında \"Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma\" suçundan dolayı TCK.nun 155/2, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/07/2019 tarih ve 2019/1537 E. 2019/7606 K sayılı ilamı da gözetilerek, sanıkla katılan arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi değil ortaklık ilişkisi olduğu, atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı, eylemin hukuki ihtilaf kapsamında kalacağı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmiş, karar istinaf incelemesi sonucunda 24/05/2024 tarihinde kesinleşmiştir. TTKnın 555 maddesi uyarınca dolaylı zararın ise pay sahibi tarafından ancak şirkete ödenmek üzere talep edebileceği düzenlenmiştir. Elde ki davada şirket paralarının şahsi işlerde kullanıldığı ve rekabet yasağının ihlal edildiği ileri sürüldüğünden iddia olunan zarar şirketin zararı olup, davacı bakımından dolaylı zarardır. Davacı ancak tazminatın şirkete ödenmesi kaydı ile talep hakkına sahiptir. Davalının eylemlerinin suç teşkil etmediğine yönelik kesinleşen ceza mahkemesi kararı içeriğine göre davada uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davası açılması gerekmese de somut olayda isnat olunan eylemler nedeniyle davalı yargılanmış olup, davalının eylemlerinde suçun unsurları bulunmadığının tesbit edilmesi nedeniyle; hukuk mahkemesince aksi yönde eylemlerin suç teşkil edebileceği değerlendirmesi  yapılamayacaktır. AAÜT’nın 13/4 maddesinde: maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiş olup, eldeki davanın tazminat davası olduğu, tamamen red edildiği anlaşılmakta tarife uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle  davacı; ıslahtan evvel dava dilekçesinde tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiğinden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, talep olunan zararın dolaylı zararlardan olduğundan ancak tazminatın  şirkete ödenmesi talep edilebileceğinden davacı  26/01/2016 tarihinde açtığı kısmi davasını 26/05/2022  tarihi itibariyle  tamamen ıslah etmiş olup, ıslah tarihi itibariyle TTK'nın 560. maddesinde düzenlenen 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşılmakla, uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanamayacağından  davalı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamış, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Taraflarca yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca yapılan  istinaf yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33f235b1cecaa735","SID":"4f931cb509d2c755"}}