{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/55 Esas<br>KARAR NO: 2025/700<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2022<br>NUMARASI: 2021/267 E. - 2022/547 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili aleyhine davalı alacaklı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olarak gösterilen 02.07.2018 tanzim tarihli ve farklı vadeli toplam 175.000 Amerikan Doları bedelli 5 adet senet nedeniyle müvekkilinin borçlu gösterildiğini, oysa müvekkilinin bu senetlere dayalı herhangi bir borcunun bulunmadığını, senetlerin davalı tarafından kötü niyetli şekilde zorla, boş olarak ve teminat maksadıyla alındığını, daha sonra 2018 yılında doldurularak icraya konulduğunu, bu süreçte davalının müvekkili korkutarak ve tehdit ederek senetleri imzalattığını, bu nedenle senetlerin hukuka aykırı şekilde tanzim edildiğini, müvekkili ...'nın yaklaşık 30 yıldır ... A.Ş. isimli işyerinde çalıştığını, 2015 yılı Kasım ayında davalıdan 290.000 TL borç aldığını, bu borca karşılık boş senetlerin zorla alındığını, bu senetlerin iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, 2018 yılında muvazaalı şekilde doldurularak icraya konulduğunu, davalı hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, 2020/39968 sayılı soruşturma dosyasının halen açık olduğunu, dosyada alınan ifadelerin de iddialarını doğruladığını, davalının bu senetler nedeniyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını beyanla, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davaya konu senetleri zorla, hata, hile, gabin ve ikrah yoluyla alındığını iddia edildiğini, davaya konu senetlerin davacı borçlu tarafından davalı müvekkiline borcuna karşılık verdiğinin açık olduğunu, davacının  iddialarının yersiz olduğunu, davacı borçlunun borç senedinin hata hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu bildirerek borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davasını bir yıllık hak düşürücü sürede açması gerektiğini, davacı borçlunun dava dilekçesinde davaya konu senetleri 2015 yılı kasım ayında müvekkiline teslim ettiğini iddia ettiğini, davasının zamanaşımına uğradığını, davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı yanın senetleri boş olarak teslim ettiği yönünde herhangi bir somut delili bulunmadığını, davacının korkutarak hile ile 2015 yılında teslim ettiğini iddia ettiği, iş bu senetlere yönelik müvekkilinin alacağına kavuşmak için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında açılan icra takibi ve Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/563 Esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davası akabinde bu menfi tespit davasına girişmiş olduklarını, dava dilekçesinde davaya konu senetlerin kendisi tarafından imzalandığını, müvekkilinden borç aldığını kabul ettiğini, müvekkilinin davacının takibe konu senetleri Amerikan doları yazmak suretiyle tamamen kötü niyetli davranarak icra takibi başlattığını, şeklinde beyan oluşturduğunu, ancak davaya konu senetler incelendiğinde dava konu  senetlerin özü itibariyle USD senedi olduğunu, davacı yanın senetleri USD olarak tanzim ettiğini, davanın öncelikle usulden reddine, esas incelemesi yapılması halinde esastan reddine, kötü niyetli olarak açılan davada %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin  15/09/2022 tarihli  2021/267  E. 2022/547 K. sayılı kararı ile;  \"Davacının davasının reddine, Davalının tazminat talebinin reddine, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine aleyhine davalı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe dayanak olarak gösterilen senetler bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açıldığını, ancak ilk derece mahkemesi tarafından davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle reddedildiğini, bu kararın hatalı olduğunu , davaya konu senetlerin; 02.07.2018 tanzim tarihli ve 02.01.2019 vadeli 34.000 USD,02.07.2018 tanzim tarihli ve 04.02.2019 vadeli 35.000 USD,02.07.2018 tanzim tarihli ve 01.03.2019 vadeli 17.000 USD,02.07.2018 tanzim tarihli ve 01.04.2019 vadeli 34.000 USD,02.07.2018 tanzim tarihli ve 02.05.2019 vadeli 55.000 USD olmak üzere toplamda 175.000 USD bedelli 5 adet senet olduğunu, ancak bu senetlerin müvekkiline zorla ve boş olarak imzalattırıldığını, senetlerin teminat amacıyla alındığını, daha sonra davalı tarafından doldurularak kötü niyetle icraya konulduğunu, müvekkilinin yaklaşık 30 yıldır ... A.Ş.'de çalıştığını, 2015 yılında davalıdan 290.000 TL borç aldığını, bu borca karşılık senetlerin alındığını, ancak müvekkilinin 2016-2018 yılları arasında düzenli ödemeler yaptığını, son iki ödemenin ise icra takibi başlatıldıktan sonra yapıldığını, toplamda 340.600 TL ödeme gerçekleştirildiğini, dolayısıyla borcun fazlasıyla ödendiğini ve senetlerin bedelsiz kaldığını , müvekkilinin bu senetlerin alınmasından itibaren sürekli olarak davalı tarafından tehdit edildiğini, hem kendisinin hem de ailesinin korkutulduğunu, bu sebeple uzun süre hukuki yollara başvuramadığını, tehditlerin istikrarlı ve sürekli bir şekilde devam ettiğini, ancak müvekkilin tehdit etkisinden kurtulmasıyla birlikte dava açıldığını, bu nedenle 1 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanlarının müvekkilin senetleri zorla ve boş şekilde imzaladığı, borcunu fazlasıyla ödediği yönündeki anlatımları teyit ettiğini, buna rağmen mahkemenin bu hususları göz ardı ederek sadece süre yönünden davayı reddetmesinin hakkaniyete, maddi gerçeğe ve usule aykırı olduğunu , gerekçeli kararının 3. sayfasında, davacı tarafından icra takibinden sonra 2.600 USD ödeme yapıldığının tespit edildiği halde  bu hususun kararın hüküm kısmında yer almadığını, kararın bu yönüyle de eksik olduğunu ve bozulması gerektiğini beyanla  kararının kaldırılmasına,  davanın kabulü ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini  talep edilmiştir.<br>GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  irade fesadı nedenine dayalı açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının  2015 yılında davacıya 290.000 TL verdiğini , ancak karşılığında boş senetleri zorla ve tehditle imzalatarak aldığını,  senetleri  2018 yılında doldurup toplam  175.000 USD bedelli olarak icra takibine konulduğunu, davacının aldığı borcu  2016-2018 yılları arasında fazlasıyla ödediğini ancak senetlerin iade edilmediğini, zorla alınan ve bedelsiz kalan senetler nedeniyle menfi tespit kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece \"Davacı tarafından 12/02/2020 tarihinde İstanbul CBS' nin 2020/39968 soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduğu, senetlerin düzenlenme  tarihlerinin  02/07/2018 tarihi olup, icraya konulma tarihinin  ise 04/07/2019 tarihi olduğu ,  menfi tespit davasının  14/04/2021 tarihinde açıldığı, davacının  senetlerin zorla imzalattırıldığını iddia ettiği tarihten itibaren veya senetlerin icraya konulduğu tarihten itibaren 1 yıllık süreyi geçirdikten sonra Menfi Tespit davasını açıldığını, davacı davalının kendisini sürekli korkuttuğunu, ailesi konusunda tehdit ettiğini, korkutmanın kalktığı andan itibaren de bu davayı açtığını, Savcılığa şikayette bulunduğunu iddia etmiş ise de korkutmanın Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet tarihine ve davanın açıldığı tarihe kadar devam ettiğinin ispatlanamadığı,  anlaşıldığından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine\" karar verilmiştir. İrade sakatlığına dayalı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince korkutmanın Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet tarihine ve davanın açıldığı tarihe kadar devam ettiğinin ispatlanamadığı, davanın  bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle  davanın reddine karar verilmiş ise de, \"İrade bozukluğunun giderilmesi\" başlıklı, 6098 Sayılı TBK' nın 39. Maddesinde;\"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.\"  denilmektedir. TBK 39. maddesi uyarınca iradesi fesada uğratılmak suretiyle sözleşme yapan taraf  korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan  itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iptal hakkını karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. İrade fesadı/tehdit  iddiası her türlü delil ile ispatlanabilir ve iptal hakkının kullanılması  belli bir şekle tabi değildir. Davacı korkutmanın ortadan kalması üzerine savcılığa başvurduğunu beyan etmiş olup , davalı ise  davanın 1 yıllık süre içinde açılmadığını  savunmuştur. Böyle bir durumda  hak düşürücü sürenin hesabında davacının  beyanının  esas alınması gerekir. Zira davalı tarafın dan bu tarihten daha önceki bir tarihte davanın açılması gerektiği  iddia ediliyorsa   bunun davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda; davacının korkutmanın etkisinin  savcılığa şikayette bulunduğu tarihte ortadan kalktığı  iddiasının  aksinin dosya kapsamında ispatının bulunmadığı, dinlenen tanıkların davacının yakın zamana kadar tehdit edildiğini söylediğine ilişkin olduğu,  Yasal düzenlemede \"... korkutmanın ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirme. Veya verdiği şeyi geri isteme..\" şartı arandığından, yenilik doğrucu haklardan olan bu irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşme ile bağlı bulunmadığının bildirildiğini kabul etmek gerektiğinden (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2024 tarihli 2022/6036 Esas- 2024/2908 Karar sayılı kararı) mahkemece  davacının savcılığa başvurmakla  irade fesadı iddiasını  1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürdüğü bu nedenle menfi tespit davasını süresinde açtığının kabulü ile, uyuşmazlığın esasına girerek dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirilerek, ceza soruşturmasının akıbeti de araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir  karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih, 2021/267 E. 2022/547 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4d284a14e04581b","SID":"43658077d27525bb"}}