{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/56 <br>KARAR NO: 2025/661<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/10/2022<br>NUMARASI: 2020/740 E. - 2022/718 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyaları üzerinden başlatılan takiplere konu kambiyo senetlerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyaları üzerinden başlatılan takipler dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyalarına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının asılsız ve gerçekdışı olduğunu,  davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için takip müstenidi kambiyo sentleri üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı düşünülse dahi müvekkil aleyhine tazminat, para cezası, yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"2004 Sayılı İ.İ.K' nun 72/5  maddesi uyarınca, menfi tespit davası  açan borçlu  lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle  yapılması da zorunludur. Bir başka deyişle, takibin kötü niyetle  yapıldığının iddia  ve ispat edilememesi halinde, sadece takibin haksız olması nedeniyle borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi olanaklı değildir. İcra takibinde bulunan alacaklının da kötü niyetli olup olmadığının somut olaya özgü  olarak değerlendirilmesi gerekir. Davalının ispat edilemediğinden, davalının alacağı takibe koyduğu için kötü niyetli olduğu varsayılamaz. Bu sebeplerle kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde  hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile,  Davanın kısmen KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı dosyasında takibe konulan 10/02/2019  keşide tarihli, lehtarı ... A.Ş , Keşidecisi ... / ...  olan 9.700 TL bedelli bono nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 08/06/2018 keşide tarihli, lehtarı ... A.Ş , Keşidecisi ...Salonu / ...  olan 3.000 TL bedelli bono nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine, 07/12/2017 keşide tarihli, lehtarı ... A.Ş , Keşidecisi ... Yemek Salonu / ...  olan 3.000 TL bedelli bono nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı davacının talebinin reddine Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya konusu üç ayrı senetteki imzaların hiçbirinin müvekkiline ait olmadığını, davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin dosya borcunun büyük bir kısmını ödemesine ve dosyada tedbir olmasına rağmen halen haciz tehdidine devam ettiğini, davalı tarafın davalıya ev haczinde ve muhafazada bulunduğunu, davalı tarafın bu haciz ısrarının hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, davalının kötü niyetinin stanbul Anadolu 29.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/553 E. Sayılı soruşturma dosyasındaki iddianameden de anlaşılabileceğini, müvekkilinin hem bu senetlerle ilgili olan soruşturma dosyasında 02.02.2018 tarihinde sözlü olarak ... isimli iş yerini ... 'e devrettiğini, 20.07.2018 tarihine kadar müvekkilinin ergi kaydıyla devam ettiklerini şikayet dilekçesinde de belirttiğini, bunun da ilgili mahkemenin soruşturma dosyasında mevcut olduğunu, bilirkişi raporunda 20.02.2019 tarihli ve 30.10.2018 vade tarihli senetlerin müvekkili eli ürünü olmadığı, tarafları yine aynı olan 03.06.2018 vade tarihli senedin müvekkilinin eli ürünü olduğu kanaatine varıldığını, bu durumun kabul edilemeyeceğini, bu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığının gözle görülebileceğini, iki senette de müvekkilinin isminin geçmediğini, sadece sözde kaşesi bulunduğunu, bu kaşenin herkes tarafından yapılabilen ve kullanılabilen bir kaşe olduğunu, müvekkilinin işbu senetlerle ilgisi olmadığını, 03.06.2019 tarihli senette atılan her iki imzanın boyutunun bile farklı olduğunu, müvekkiline ait olan imzalarda alt çizgi olmasına rağmen senetteki imzalarda çizgi olmadığını, bu senede atılan her iki imzanın bile aynı olmadığını, tarafları aynı dosyaya konu üç senedin ikisindeki imzaların müvekkiline ait olmayıp birinin ait olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  bilirkişi raporuna itirazlarında da açıklanan nedenlerle müvekkiliyle ticari işlemler nedeniyle 3.000 TL yönünden yapılan tespitte imzanın davacıya ait olduğunun tespiti ve 9.700 TL çek yönünden ise yeterli incelemenin yapılmadığını, bilirkişi raporunun eksik ya da çelişkili olması nedeniyle bu raporun hüküm vermeye elverişli olmadığını, Adli Tıp Kurumu'nun imza incelemesinde son merci olarak kabul edilmemekle beraber belirsiz bir rapora göre sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İİK'ye ve Yargıtay kararlarına göre usulüne uygun yöntemler kullanılarak davacının iddialarının doğruluğunun araştırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (89.700,00 TL bedelli senet)  ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (07/12/2017 tanzim 03/06/2018 vade tarihli ve 08/06/2018 tanzim ve 30/10/2018 vade tarihli 3.000,00 TL bedelli iki adet senet) sayılı takip dosyaları üzerinden başlatılan takiplere konu senetlere istinaden açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından imzanın müvekkiline ait olmadığı ileri sürülmektedir. Bilirkişi raporunda özetle,\" inceleme konusu 9.700,00 TL bedelli  senetteki ...'ya atfen atılmış imzalar ile ...'nın mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde bitiş hareketlerinde, ara  gramalarında farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hiz ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu senette ...'nın adına atfen atılmış imzaların elde mevcut ... nın imzalarına benzerlik göstermediği, inceleme konusu senetteki imzanın ...' nın eli ürünü olmadığı\" belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporda özetle; \"inceleme konusu 30.10.2018 vade tarihli 3.000,00-TL bedelli bir adet senette ...'ya atfen atılmış imzalar ile ...'nın mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, başlangıç hareketlerinde, ara gramalarında ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu senetteki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı, İnceleme konusu 03.06.2018 vade tarihli 3000-TL bedelli bir adet senette ...'ya atfen atılmış imzalar ile ...'nın mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarında ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu senetteki imzaların  ...'nın eli ürünü olduğu\" belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. İstanbul Anadolu 29 Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2021/553 esas 2022/756 karar sayılı dosyasında dava konumuz olan İstanbul Anadolu ... icra müdürlüğünün dosyasına ilişkin olarak açılan davada sanık ...' in beraatine, sanık ...' in cezalandırılmasına karar verilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından her iki icra takibine konu senetlerdeki imzaya itiraz ettiği bilirkişi raporu ve ek raporunda incelemelerin yargıtay uygulamalarına göre usulüne uygun yapıldığı, raporların hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafından istinafında tarafları aynı dosyaya konu üç senedin ikisindeki imzaların müvekkiline ait olmayıp birinin ait olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de davacı tarafından red edilen senet bedelinin miktar itibarı ile kesin olduğundan davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı tarafından istinafa gelinen miktarın karar tarihi itibarı ile 8.000,00 TL'nin altında 3.000,00 TL.olduğu,  kesin olması sebebi ile  6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince usulden reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 tarih ve 2020/740 E., 2022/718 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf başvurusunun istinafa gelinen miktar itibarı ile kesin olması sebebi ile  6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE  2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 867,54 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 216,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 650,66 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"721c1c17ea7df7bb","SID":"5752742835902d1c"}}