{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1640 Esas<br>KARAR NO:2025/656<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/07/2021<br>NUMARASI:2019/146 Esas, 2021/544 Karar<br>DAVANIN KONUSU:ALACAK (Borca Aykırılıktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:08/05/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirketler kanalı ile bir kısım Türk yapımı ... dizileri ve filmlerinin İspanya’da ... kanallarına pazarlanması için irtibata geçmesi üzerin davalı ile müvekkilleri arasında Mart 2015 itibariyle ticari ilişki tesis edildiğini, müvekkilleri tarafından Türk yapımı ... dizi ve filmlerinin İspanya mecrasına yönelik ... kanallarında yayınlanması, bu meyanda projelerin kuruluşlara satımı amacıyla davalı ile gerek hak devri gerekse de distribütörlük ilişkisi gerçekleştirildiğini ve nihayetinde müvekkillerinin, davalının hak sahibi olduğun bir kısım ... yapımı için İspanya’da münhasır distribütörü konumuna geldiğini, müvekkillerinin ..., ..., ... ve ... adlı dizileri başarılı bir şekilde pazarladığını, davalının, ... isimli dizi için de müvekkilleri ile irtibata geçtiğini, yapılan ikili görüşmeler sonucunda 90’ar dakikalık 122 bölümün bölüm başı net 8.000,00 Euro bedel ile İspanya’da pazarlanması amacıyla ticari aracılık ilişkisi kurulduğunu, bu ticari ilişkiye göre satım bedeli üzerinden %20 komisyon alacak olan müvekkillerinin, ilgili ... kanalları ve kuruluşlar ile bir seri görüşmeler yaparak bu diziyi pazarlama faaliyetlerine başladığını, bu anlamda pazarlama görüşmelerinin devam ettiği ...'nın (...) müvekkiline gönderdiği e-posta ile başka bir firmanın da bu diziyi pazarlamaya çalıştığını bildirmesi üzerine müvekkilleri tarafından bu durumun davalıya bildirildiğini, davalı yetkilisi tarafından da adı geçen firma yetkililerine gönderilen e-posta ile dizinin pazarlanması için özel yetkili distrübütörlük anlaşması gereği tek yetkilinin müvekkillerinin olduğunun bildirildiğini, ancak taraflar arasındaki bu ticari ilişkiye rağmen davalının, müvekkilleri tarafından dizinin pazarlama faaliyetlerinin yürütüldüğü ... adlı İspanyol yayın şirketi/... kanalı ile müvekkillerini aradan çıkartarak doğrudan anlaştığını ve müvekkiline ait komisyon/aracılık bedelini ödemediğini, ödeme amacıyla müvekkilleri tarafından gönderilen ihtara karşı davalının, taraflar arasındaki ilişkiyi inkar ederek dizinin yegane ve tek distribütörünün kendileri olduğunu bildirmesi sebebiyle sonuç alınmadığını belirterek davanın maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde olması gözönüne alınarak fazlaya ait talepleri saklı kalmak üzere, davalı ve müvekkilleri arasındaki ticari aracılık ilişkisinden kaynaklanan, ... (...) adlı ... dizisinin ... adlı İspanyol ... kanalı grubu/yayın şirketine satılması üzerine doğan ve satış bedelinin %20’si olarak kararlaştırılan bedelin yabancı para cinsinden işleyecek faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki TL karşılığı üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 28/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, 1.000,00 Euro olarak gösterilen dava değerinin 194.200,00 Euro olarak arttırılması neticesinde, davalı ve müvekkilleri arasındaki ticari aracılık ilişkisinden kaynaklanan ... (...) adlı ... dizisinin ... adlı İspanyol ... kanalı grubu/yayın şirketine satılması üzerine doğan ve taraflar arasında kararlaştırılan 976.000,00 Euro satış bedelinin %20'si olarak kararlaştırılan 195.200,00 Euro olarak ıslah ettiklerini belirtmiş olup ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle, müvekkili ile davacılardan ... arasında herhangi bir ticari aracılık ilişkisinin hiçbir aşamada kurulmadığını, müvekkili ile diğer davacı ... arasındaki ticari ilişkinin ise distribütörlük değil komisyonculuk ilişkisinden ibaret olduğunu, taraflar arasında dava konusu ... dizisine ilişkin bir distrübütörlük ilişkisinin hiçbir aşamada kurulmadığını, zaten bir distribütörlük ilişkisinden, ancak bir mal veya hizmetin satış veya pazarlaması söz konusu olduğunda bahsedilebileceğini, bir fikir ve sanat eserine dair hakların devrinin ise ancak 3846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir lisans ilişkisine konu olabileceğini, bu anlamda taraflar arasında bir lisans sözleşmesinin bulunmadığını, bu nedenlerle ticari ilişkinin münhasır distribütörlük olarak nitelendirilemeyeceğini ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin ancak TBK'nun 546. maddesi çerçevesinde bir ticari aracılık (komisyonculuk) ilişkisi olarak değerlendirilebileceğini, bu ilişkinin temelini oluşturan 25 Ocak 2018 tarihli e-posta ile müvekkilinin, ... ve ... dizilerinin ... isimli yayın kuruluşuna, e-posta içeriğinde belirtilen şartlarda pazarlanması durumunda davacıların %20 komisyon bedeline hak kazanacağını belirttiğini, ... dizisi adı geçen firmaya pazarlanmış ise de dava konusu ... isimli dizinin pazarlanamadığını, bu nedenle komisyon hakkının doğmadığını, bu dizi yönünden taraflar arasında münhasır yetkilendirmeye ilişkin sözlü veya yazılı herhangi bir sözleşme ve mutabakatın mevcut olmadığını, zaten bu sektörde uzun yıllardır uluslararası faaliyet gösteren basiretli bir tacirden, yetkinin tüm koşulları yazılı bir sözleşme ile belirlenmeksizin bir başka şirkete münhasır temsil yetkisi vermesinin beklenemeyeceğini, davacıların münhasır distribütörlük ilişkisi kurulduğuna dair dayandığı 15 Şubat 2018 tarihli e-postanın, ortaya çıkan karışıklığı önlemek için iyi niyet göstergesi olarak gönderilmiş bir bilgilendirmeden ibaret olduğunu, zira davacıların dava konusu ... dizisini pazarlamaya çalıştığı ...'nın, davacılara, dava dışı ... isimli şirketin de bu diziyi kendilerine pazarlamaya çalıştığını bildirmesi üzerine müvekkilinin, adı geçen firmaya gönderdiği e-posta ile dizinin İspanya'da pazarlanmasına yönelik olarak davacı ...'nin yetkilendirildiğinin ve ... firmasının bu anlamda yetkili olmadığının bildirildiğini, ancak belirtildiği üzere bir eser üzerindeki mali hakların devrinin, ancak bir lisans sözleşmesine konu olabileceğini, bu doğrultuda yapılacak bir münhasır lisans (tam ruhsat) sözleşmesinin, FSEK'in 52. maddesi ile yazılı şekil şartına bağlandığını ve sözleşmede ruhsat veren tarafından devredilen hakların ayrı ayrı belirtilmesi şartının da arandığını, müvekkilinin, dava konusu ... isimli dizi üzerindeki haklarını dilediği üçüncü kişilere, dilediği koşullarda devredebileceğini, müvekkili ile dava dışı şirketler arasında varılacak bir anlaşmadan davacıların komisyon haklarının doğmasının hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, davacıların herhangi bir komisyona hak kazanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraf şirketler arasında yapılmış yazılı bir komisyonculuk ve münhasırlık sözleşmesinin bulunmadığı, görüşmelerin e-posta kanalıyla yürütüldüğü, davalı tarafça davacı... firması ile aralarında ticari ilişki bulunmadığından bahisle husumet itirazında bulunulmuş ise de, dosya kapsamına sunulan e-posta yazışmaları kapsamında davalı şirket ile davacıların her ikisi ile de ... dizisinin yurt dışında pazarlanması hususunda ticari ilişki bulunduğundan davalının husumete yönelik itirazının yerinde olmadığı, dosya kapsamındaki e-posta yazışmalarına göre, davacı şirketler ile davalı şirket arasında dava konusu ... isimli ... dizisi ile diğer dizilerin yurt dışında pazarlanması ve satışı hususunda ticari ilişki bulunduğu, ancak taraf şirketler arasında yazılı şekilde yapılmış gerek aracılık/komisyonculuk sözleşmesi gerekse de dava konusu dizinin pazarlama ve satışının sadece davacılar tarafından yapılacağına ilişkin münhasırlık sözleşmesinin bulunmadığı, davacı tarafça dava konusu ... isimli dizinin yurt dışında ... isimli şirketine satışına aracılık edildiğinden bahisle komisyon bedeli alacağı talebinde bulunulmuş ise de, bu hususta davalı şirket ile aralarındaki e-posta yazışmaları dışında başkaca bir delil ortaya konulmadığı, dosya kapsamında yer alan e-posta yazışmalarındaki davalı şirket yetkilisinin beyanlarında, davacı şirketlerin münhasır temsilci, münhasır distribütör olduğuna dair ifadeler yer alsa da, bu ifadelerin davacı şirketlerin dava konusu ... dizisinin yurt dışında pazarlanması hususunda münhasıran yetkili olduğu hususunu tek başına ispatlamaya yeterli delil olmadığı, ticari şirket olan taraflar arasındaki bu hususun ancak taraf şirketler arasında düzenlenmiş yazılı sözleşme ile ispatlanabileceği, davacı şirketler tarafından münhasıran yetkili aracı olduklarına dair dosya kapsamına sunulmuş geçerli bir yazılı belge bulunmadığından münhasıran pazarlama yetkisinin kendilerinde olduğu hususunun ispatlanamadığı, davacı şirketler ile davalı şirket arasında ... dizisinin pazarlanması hususunda şifahi anlaşma bulunsa da, dava konusu ... dizisinin yurt dışında dava dışı ... isimli firmaya satışında davacıların pazarlamasını yaparak satışı gerçekleştirdiğine ilişkin de dosya kapsamına sunulmuş bir belge bulunmadığından davacıların satışın bizzat kendileri tarafından yapıldığına ilişkin iddiasını da ispatlayamadığı, bu kapsamda davacıların ... dizisinin satışına aracılık ettiklerine ve bu hususta münhasıran yetkili olduklarına ilişkin hususları ispata elverişli delillerle ispatlayamadığı, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacıların münhasıran pazarlama yetkisine sahip olduğu ile satışın kendileri tarafından gerçekleştirildiği hususlarının sabit olmadığı ayrıca davalının ticari kayıtlarına göre satışın davacılar dışında farklı bir şirket tarafından gerçekleştirdiği gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükmün hatalı hukuksal değerlendirmeler içerdiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişki bakımından yazılı sözleşme bulunmasının zorunlu olmadığını, simsarlık halinde bile kanun koyucunun yalnızca gayrimenkul simsarlığı bakımından yazılı şart aramasına rağmen, bu gerekçeye dayanılmasının isabetsiz olduğunu, kaldı ki taraflarca inkar edilmemiş mail yazışmalarının, yazılı sözleşme yerine de geçtiğini, müvekkillerinin ... dizisinin satışına aracılık ettiklerine ve bu hususta münhasıran yetkili olduklarına ilişkin hususları ispatlayamadığı belirtilmiş ise de, satışın müvekkilleri tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin bir iddialarının olmadığını, münhasırlığa ilişkin davalının ikrarının mevcut olduğunu, bir an için münhasırlığın olmadığı kabul edilse bile diziyi satın alan firma olan ... firmasına müvekkili tarafından sunum yapıldığı ve hizmet verildiği ilk bilirkişi raporu ile sabit olup bu firmaya davalı yada bağlı bir 3. kişi tarafından satış yapılması karşısında müvekkilinin anlaşma tutarını hakedeceğinin açık olduğunu, taraflar arasındaki ilişkin davalının iddia ettiği gibi komisyon sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde dahi TBK'nun 539. maddesi uyarınca ücretin ödenmesinin talep edilebileceğini, müvekkillerinin, taraflar arasındaki yazışmalar ve görüşmeler ile kurulan distribütörlük ilişkisi bakımından tüm gayreti göstererek edimlerini kusursuz ifa ettiğini, ancak davalı, borçlandığı edimini yerine getirmediğinden müvekkilinin zarar görmesine sebebivet verdiğini, münhasır olsun yada olmasın komisyonculuk yada simsarlık olarak addedilebilecek taraflar arası ilişki bakımından yazılı şekil şartının olmadığını, mahkeme ilamı kendi içerisinde çelişen tespit ve gerekçeler barındırdığından bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında bozma sebebi sayıldığını, Mahkemenin ek rapora dayanma nedenini açıklamadığını, dava konusu dizinin bizzat davalı tarafından pazarlanıp satıldığını, zaten davalı tarafından ... firmasına kesilen komisyon faturasının da bunu tevsik ettiğini, buna rağmen bilirkişilerin önceki raporundan dönerek, dava konusu dizinin aslında ... unvanlı dava dışı bir şirket tarafından satış ve pazarlamasının yapıldığı sonucuna ulaştığını, münhasır olsun yada olmasın taraflar arası kurulan bir aracılık sözleşmesi geriği müvekkilinin, hizmet sunduğu ... firmasına ... dizisinin davalı tarafından doğrudan yada dolaylı pazarlanması ve satışı nedeniyle taraflar arasında kararlaştırılan komisyon bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ... firmasının, dizin yapımcısı olan dava dışı ... şirketinin kardeş kuruluşu olduğunu, faturanın taraflar arasında ihtilaf çıktıktan sonra düzenlendiğini, itirazlarına rağmen savunmanın genişletilmesi mahiyetindeki fiktif özelliklere sahip bu faturaya dayalı bilirkişilerce yapılan tespitlerin hükme esas alındığını, dizinin pazarlama ve satışının ... tarafından gerçekleştirilmesi halinde davalının, bu firmaya neden komisyon faturası kestiğinin haklı bir cevabının olmadığını, bu hale göre hizmeti verenin davalının olduğunu, komisyon bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, bu faturanın davalı tarafından cevap, karşı cevap ve delil beyanlarında, celselerde ve asıl bilirkişi incelemesinde bir kere bile sözü edilmeyen bir belge olduğunu, 15 Şubat 2018 tarihli e-postalar ile davalı firma yetkililerinin, İspanya bölgesi için dava konusu ... dizisi dahil ve bu dizi ile sınırlı kalmaksızın çeşitli dizilerin pazarlanması için müvekkili şirketler ile yaptıkları münhasır (tek) yetkili distribütörlük anlaşması gereği müvekkili şirketlerin tek yetkili olduğunu belirttiğini, bilirkişilerin kök raporlarında, davaya konu ... dizisinin dava dışı ... firmasına satışı konusunda, davacıların, dava dışı ... ile davaya konu dizi için iletişime geçtiğini ve bu durumu davalıya bildirdiğini/davalının bu durumdan haberdar olduğunu açık şekilde tespit ettiğini, davalı, müvekkili ile 122 bölüm üzerinden, vergiler hariç bölüm başına 8,000 Euro olmak üzere toplam 976,000,00 Euro bedel üzerinden müzakere yürütmesine ve hatta birçok mesajında dizinin 976,000 Euro bedelden daha ucuza satılmamasını uyarmasına rağmen bunun üstüne dizinin hem de 244 bölüm olarak 351.000,00 Euro'ya satılmasının akla aykırı olduğunu, dizinin pazarlama ve satışının davalı tarafından yapıldığı konusunun sadece bilirkişi tarafından kabul edilmediğini, davalının ise müvekkili ile yaptığı anlaşmadan vazgeçerek müvekkiline ait komisyon/aracılık bedelini ödemediğini, çelişkili sonuç teşkil etmeyen, eksik tetkik ve incelemeye mahal vermeyecek bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, borca aykırılıktan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece uyuşmazlık konusunda  bilirkişilerden rapor alınmıştır. Alınan raporlarda, üzerinde inceleme yapılan davalı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, davalı tarafından ... AŞ'ye 03/09/2019 tarihinde KDV dahil 395.172,23 TL'lik ... dizisine ait \"yurtdışı satış komisyon bedeli\" açıklamasını içeren bir fatura düzenlendiği, faturanın alt kısmındaki not bölümünde \"... 351.000,00 EURO\" ibaresinin mevcut olduğu, bu tespite nazaran, davalının söz konusu dizinin yurtdışına satışını direkt yapmadığı, dizinin yurt dışına satışının davacıların aracılık faaliyeti ile değil, dava dışı ... isimli firma tarafından yapıldığı, satış tutarının 351.000,00 Euro ve bu işlemden elde edilen komisyon geliri tutarının 334.891,72 TL + 60.280,51 TL KDV olmak üzere toplam 395.172,23 TL olduğu bildirilmiştir.Somut olayda, davacılar vekili, ... isimli Türk ... yapımı dizinin İspanya'da pazarlanması ve satımı konusunda müvekkillerinin münhasır distrübütör konumunda olduğunu, ancak davalının, müvekkillerini aradan çıkararak ... isimli İspanyol yayın şirketi/... kanalı ile doğrudan anlaşarak dizinin satıldığını belirterek satım bedelinin %20'si olarak kararlaştırılan komisyon/aracılık bedelinin ödenmesini talep etmiş olup buna karşılık davalı vekili ise, iddia edildiği üzere ticari ilişkinin distrübütörlük değil komisyonculuk ilişkisinden ibaret olduğunu, bu ilişkinin de dizinin sadece ... isimli yayın kuruluşuna pazarlanmasına yönelik olduğunu, dizinin adı geçen yayın kuruluşuna pazarlanması konusunda başarılı olamayan davacıların komisyona hak kazanamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun \"Belge\" başlığı altında düzenlenen 199. maddesi uyarınca, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının bu Kanuna göre belge olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda belgenin sahip olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-328 Esas 2022/154 Karar sayılı ilamı). Bu anlamda taraflar arasındaki e-mail yazışmaları birçok Yargıtay kararında belge olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 13. HD'nin 2017/1014 Esas 2020/4488 Karar sayılı ilamı).Taraflar arasında ... isimli Türk ... yapımı dizinin İspanya'da pazarlanması ve satımı konusunda bir ilişkinin bulunduğu sabit olsa da buna yönelik yapılan bir yazılı sözleşme bulunmadığı, bu ilişkinin dosya kapsamına sunulan e-mail yazışmaları ile kurulup yürütüldüğü anlaşılmakla taraflar arasında kurulan ilişkinin niteliği, buna uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve sonuç olarak uyuşmazlığın çözümü bakımından bu yazışmaların incelenmesi önem arzetmektedir.Öncelikle davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacılardan... arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, Mahkemece davalının, adı geçen davacıya yönelik husumet itirazı reddedilmiş olup bu yönüyle hüküm davalı tarafından istinaf edilmediğinden artık bu husus kesinleşmiştir. Bir başka anlatımla davalının, her iki davacı ile arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu sabit hale gelmiştir.Davacıların dava konusu dizinin pazarlanması için görüştüğü ... isimli firma tarafından, bu film ile birlikte başka birkaç filmin de ... isimli firma tarafından kendilerine önerildiğini belirterek bu hususta kimin yetkili olduğuna ilişkin davacı tarafa gönderdiği e-mail davacı tarafından davalıya gönderilmiştir. Bunun üzerine davalı yetkilisi ... tarafından ... firmasına gönderilen e-mailde yaşanan karışıklıktan bahsedilerek dava konusu dizi ile ..., ..., ... ve ... dizileri için ... ve  ... (davacı yetkilileri) ile imzaladıkları İspanya sınırları içerisinde münhasır distribütörlük anlaşmalarının mevcut olduğu bildirilmiştir. Bunun dışında davalı tarafından davacı tarafa gönderilen bazı e-maillerde ise, davacıların, dava konusu dizinin temsil hakkına sahip olduğu, münhasır temsilcisi olduğu belirtilmiştir. Buna göre dava konusu dizinin İspanya sınırları içerisinde pazarlanması ve satışına ilişkin yetkinin mühhasıran davacılara verildiğinin dosya kapsamında yer alan e-mail yazışmaları ile ispatlandığı anlaşılmakla 6098 sayılı TBK'nun 12/1 maddesi uyarınca, sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmadığından bu anlamda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunması zorunluluğu da bulunmamaktadır.Davalı tarafından Nisan 2018 tarihi içerisinde davacı tarafa gönderilen e-maillerde, \"Toplantıda her iki taraf da, ... ve ...'in hiçbir koşlulda dizilerin distribütörleri olarak belirtilmemeleri hususunda mutabık kalmışlardır.\", \"...'muz ..., ... dünya genelinde ...'ın tek ve münhasır distribütörü olduğundan, böyle bir basın bildirisinin yayınlanmasına hiçbir şekilde izin vermiyor.\" ve \"..., İspanya dahil olmak üzere dünya genelinde tek distribütör.\" şeklinde ifadeler kullanılmış ise de, söz konusu e-maillerin konusu olan film ... olup dava konusu ... dizisi ile ilgili değildir. Kaldı ki e-mail içeriğinde bahsi geçen hususlar yayınlanacak basın bildirisi metninde kullanılacak ifadelerin belirlenmesine yöneliktir. Ayrıca davalı taraf, davacı ile aralarındaki ilişkinin dizinin sadece ... isimli yayın kuruluşuna pazarlanmasına yönelik olduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamında bu iddiasını destekleyecek bir delil bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre, davacıların, dava konusu dizinin ... isimli firmaya pazarlanması ve satılması konusunda adı geçen firma ile e-mail yazışmalar yaptığı da sabittir. Daha sonradan bu dizi adı geçen firmaya satılmış olup davacılar ise, her ne kadar satış kendileri tarafından yapılmasa da aralarında ki anlaşmaya binaen komisyon bedelini talep etmektedir.Davalı tarafından (...) davacı tarafa (...) gönderilen 01/02/2018 tarihli \"...\" konulu e-mail'de, dava konusu dizinin satışı bakımından 90 dakikalık 120 bölüm olacak şekilde 8.000,00 Euro (vergi hariç) olduğu ve davacı için de %20 komisyon bedeli belirlendiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili dava konusu dizinin davalı tarafından ... isimli firmaya satıldığı iddia edilmiş ise de, davalıya ait incelenen ticari defterlerde, iddia edilen satış işleminden kaynaklı bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiş olup rapor ekinde sunulan davalı tarafından dava dışı ... AŞ'ye dava konusu dizi için \"yurtdışı satış komisyon bedeli\" açıklaması ile 395.172,23 TL bedelli fatura kesilmiştir. Hem bu fatura içeriğinden hem de davalının ek rapora karşı beyan dilekçesinden, dava konusu dizinin satışının dava dışı şirket tarafından yapıldığı davalının ise dizinin pazarlamasını yaptığı anlaşılmaktadır.O halde, gerektiğinde dava dışı ... AŞ'ye ait ticari defterlerin de incelenerek dava konusu dizinin ... isimli firmaya hangi bedel üzerinden satıldığının tespiti, bunun mümkün olmaması halinde ise o zaman da oluşturulacak bilirkişi heyetine bu alanda uzman bir bilirkişi (film/dizi sektörü alanında) dahil edilerek davacıların komisyon bedelinin belirlendiği 01/02/2018 tarihli e-mail'de belirtilen satış bedeli ... isimli firma için verildiğinden dava konusu dizinin ... isimli firmaya satılması bakımından muhtemel satış fiyatının ve buna göre davacıların komisyon bedelinin tespitine yönelik rapor alınıp sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/146 Esas, 2021/544 Karar sayılı ve 01/07/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36b8654df707be63","SID":"fc9e82b0d93dcc8e"}}