{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2021/1917 <br>KARAR NO:2025/481<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/10/2020<br>NUMARASI:2018/75 Esas, 2020/521 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:13/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 3 ayrı sözleşme kapsamında müvekkilinin davalı şirketin alt yüklenicisi olarak “... Projesindeki bir kısım kaba inşaat işlerini yerine getirdiğini, ayrıca inşaatta kullanılan “nevrüllü demirlerin” satışını da gerçekleştirdiğini, bu amaçla 15 adet satış faturası düzenlendiğini, işin devamı sırasında geçici kabullerin ve buna bağlı hakkedişlerin yapıldığını, tamamlanan işlerle ilgili taraflarca imzalanan hakkedişlere uygun şekilde müvekkilince 26 adet hakkediş faturası düzenlendiğini, gerek işin bedeline ve gerekse satılan demirlerin bedeline ilişkin kayıtların tek bir cari hesapta tutulup taraf ticari defter kayıtlarına işlendiğini, düzenlenen tüm faturaların davalı tarafından kabul edilip ticari defter kayıtlarına işlendiği, işin devamı sırasında düzenlenen 26 adet hakkedişlerden %5 oranında teminat kesintisi yapıldığını,  taraflar arasında 30.11.2017 tarihinde yapılan hesap mutabakatında davacı alt yüklenicinin cari hesap alacaklarının 5.381.281,87 TL, %5 teminat kesintisi toplamının ise 972.655,65 TL. olduğunun belirlendiğini, yine bu tarih itibariyle işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızalarının bulunmadığına ilişkin geçici kabul tutanağının düzenlendiğini, 11.12.2017 tarihinde ... dan ilişiksiz belgesi alındığını, davalıya belgenin elden teslim edildiğini, işin tamamlanıp teslim edilmiş olmasına rağmen işin bedeli ile teminat kesintilerinin müvekkiline ödenmediğini, sözleşmelerde işin bedelinin işin kesin kabulü sonrası ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, teminat kesintisinin ... dan ilişiksiz belgesi alınması koşuluna bağlandığını, Davalı iş sahibi şirket hakkında ... sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine konu alacak ve eklentilerine haksız ve kötü niyetle itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu belirterek davalının borca itirazının iptaline takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili,  davacı alt yüklenicinin sözleşmeler uyarınca yüklendiği edimlerini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini ve eksik yerine getirdiğini, işte açık ve gizli ayıpların bulunduğunun yapılacak yargılamada ortaya çıkacağını,TBK.m.97 uyarınca kendisine düşen edimlerini yerine getirmeyen davacının davalı iş sahibinden edimlerini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, eksik ve ayıplı işler nedeniyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, yapılan bildirimlere rağmen davacının adına düzenlenen faturaların kabul edilmediğini, işletmesinin kapatılması üzerine adına fatura düzenlenmesinin önüne geçildiğini, bu durumun davacı tarafın haksız ve hukuksuz işlemler gerçekleştirdiğini ortaya koyduğunu, karşı alacaklarının, hatalı beton imalatından, kayıp edilen kalıplardan, malzemelerden ve bir kısım onarım ve tamiratlardan, aplikasyon hizmetlerinden, ödenmeyen işçi alacaklarından, davacı işçilerinin kendilerine karşı açtıkları davalardan, davacı tarafından ödenmesi gereken mal ve hizmet bedellerinin davalı müvekkili tarafından ödenmesinden ve benzeri durumlardan kaynaklandığını Sözleşme konusu işlerin kabulünün de yapılmadığını, sözleşme uyarınca davacının garanti yükümlülüğü de bulunduğunu ve bu sürenin dolmadığını, buna rağmen icra takibi yapılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,Sözleşme uyarınca gerçekleştirilen teminat kesintisinden kaynaklı alacaklarının henüz muaccel olmadığını, İşe karşılık bir kısım hakkedişlerin yapılmasının ve bu yönde mutabakatın gerçekleştirilmiş olmasının müvekkilinin doğrudan sorumluluğuna neden olamayacağını, düzenlenen bir kısım faturaları da açıkça kabul etmediklerini, faturaların sözleşme hükümlerine uygun şekilde düzenlenip düzenlenmeyeceğinin bilirkişilerce araştırılması ve denetlenmesi gerektiğini, bir kısım faturaların ise kendilerine teslim edilmediğini, taraf ticari kayıtlarının örtüşmediğinin görüleceğini, söz konusu faturalara dayalı mal ve hizmetlerin kendilerince alınmadığını, İhtiyati haciz istenemeyeceğini, TBK.m.117 uyarınca koşullar oluşmadığı içinde işlemiş faiz de istenemeyeceğini, ortada likit bir alacak olmadığı için de icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, davacının tüm alacaklarının ve haklarının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarının da dikkate alınarak açılan davanın reddini istediklerini, tarafların tacir olmaları nedeniyle tanık dinlenilmesine izinleri olmadığını da belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacı tarafın işlemiş faiz talebine ilişkin teknik bilirkişiler eliyle yapılan hesaplama usul ve yasaya uygun bulunarak hükme esas alınmış ve icra takip tarihi itibariyle davacının ihtiyat kesintisi için 2.634.27 TL, hakediş alacağı için 82.297,06 TL olmak üzere toplam  84.931,33 TL  işlemiş faiz alacağının bulunduğu kabul edilmiş, davalı tarafın takas-mahsup talepleri reddedilerek, davacı alt yüklenicinin icra takip tarihi itibariyle 4.654.619,11 TL iş bedeli, 972.655,65 TL ihtiyat kesintisi alacağı olmak üzere toplam 5.627.274,76 TL asıl alacak ve 84.931,33 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 5.712.206,09 TL üzerinden davanın kabulüne ve takibe yapılan itirazın iptaline, davacı taraf her ne kadar icra-inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de, alacağın varlığı ile miktarının yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuyla saptanmış olduğu ve davalı itirazında tamamen haksız olmadığından koşulları oluşmayan icra-inkar tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin 01.10.2020 tarihli otumundaki kısa karının 2 nolu bendinde \" alacağın likit olması ve itirazın haksız olması nedeniyle kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan 1.142.441,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. \"şeklinde hüküm tesis edildiği halde maddi hata nedeniyle gerekçeli kararında bu hususta yer vermediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekmesine rağmen kısmen kabul edilmesi ve dolayısıyla davalı vekiline vekalet ücreti takdiri hatalı olduğunu, kısa kararda hükmedilen icra inkar tazminatı gerekçeli kararda verilmemiş olması hatalı olduğunu, mahkeme bilirkişi heyetinin 15.07.2020 tarihli bilirkişi raporunu esas almak suretiyle hüküm verdiğini ancak bilirkişi raporunda son iki fatura bedeli olan 726.562,76 TL alacak kısmının muaccel hale gelmediği yönünde hatalı değerlendirme yaptığını, taraflar arasında kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olan 30.11.2017 tarihli hesap mutabakı dahi alacağın tamamının muacceliyeti hususunda bir kuşku bulunmadığını, mahkemenin takipteki asıl alacak tutarını hatalı ve eksik olarak takdir olması, yine hatalı bir şekilde davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, yargılaması devam eden dava dosyasında davalı hakkında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 917 Esas dosyasından iflas kararı verildiğini, ayrıca verilen kararın Bakırköy ... İflas İdaresinin ... İflas dosyasına kaydedilerek tasfiye işlemlerine başlandığı iflas idaresi tarafından ilgili mahkemesine bildirildiğini, davalı şirketin iflasına karar verildiğinden davanın 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya bırakılmasını talep ettiklerini,   yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararının da dosya esasına uygun olmadığı gibi maddi durumla da örtüşmediğini, hükme esas alınan raporuna yönelik taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece mali kayıtlarla izah edilmesinin mümkün olmadığını, işin gerçekleştirildiği yerden numuneler alınarak ve kapsamlı teknik incelemeler ile davacı tarafın ihlallerinin ve de sözleşmeye aykırılıklarının anlaşılacağının bildirilmiş olmasına rağmen bu hususlar yerine getirilmeden hüküm tesis edildiğini, mahalde yapılacak kapsamlı incelemenin sözleşme, taraf defter ve kayıtları ile örtüşüp örtüşmediğinin de irdelenmesi gerektiğini, davacının sözleşmeye riayet edip etmediğinin, süresinde yapıp yapmadığı gibi ve bunlarla sınırlı olmaksızın, davacı tarafın yüklendiği edimlerini gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin görülebilecekken tüm bu hususların eksik kaldığını,  bir kısmı açıkça belirginleştirilen ve de somutlaştırılan alacaklarının ve taleplerin  yeterince de dosya esası çerçevesinde irdelenmediğini,  sözleşme konusu işlerin kesin kabullerinin de yapılmadığını,  garanti sorumluluğu da bulunmakta ve sözleşmenin garanti süresinin de dolmadığını,   sorumluluğu halen de devam eden davacının edimlerini tam olarak ifa etiğini bildirmesi ve alacaklı olduğunu belirtilmesini kabul etmediklerini,  takas ve mahsup definin eksik ve hatalı değerlendirmelerle karar tesis edildiğini,  tüm eksikliklere rağmen davalı  bakımından sorumluluğa karar verilmesinin usul ve esas bakımından hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında ... projesi kapsamında kaba inşaat yapımına ilişkin 3 ayrı sözleşme imzalanmıştır. Davacı, edimlerini tamamladıklarını, fatura düzenlenerek tebliğ edildiğini ve 30.11.2017 tarihli hesap mutabakatı ile alacak borç durumun belirlenerek geçici kabul düzenlendiğini, davalı tarafından girişilen icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına,  %20 icra inkar tazminatının tahsili talep edilmiştir. Davalı, davacı alt yüklenici edimlerini eksik ve ayıplı yerine getirdiğini, edimlerini tam yerine getirmediğini, düzenlenen faturalar kendilerine tümünün tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu doğrultusunda, icra takibi itibariyle davacının  4.654.619,11 TL iş bedeli, 972.655,65 TL ihtiyat kesintisi alacağı ve  84.931,33 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 5.712.206,09 TL alacağının bulunduğunu kabul ederek,  itirazın iptali davasını bu miktar itibariyle kabulü ile icra takibin devamına, icra inkar tazminat talebin reddine karar vermiştir. Mahkemenin 01.10.2020 tarihli karar duruşması duruşma zaptında,\"2-Alacağın likit olması ve itirazın haksız olması nedeniyle kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan 1.142.441,21 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,\" denilmesine rağmen; mahkeme kararının gerekçe bölümünde, \" ...Alacağın varlığı ile miktarının yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuyla saptanmış olduğu ve davalı itirazında tamamen haksız olmadığından koşulları oluşmayan icra- inkar tazminatı talebin reddine\" denilmek suretiyle hüküm kısmında, icra inkar tazminatı ilişkin bir hüküm oluşturulmadan fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir. HMK'nın Hükmün yazılması düzenleyen 298 maddesi gereğince, \"(1) Hüküm, hükmü veren hakim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hakimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır. (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir. (4) Hüküm, hükmü veren hakim veya hakimler ile zabıt katibi tarafından imzalanır. \" düzenlemesi bulunmaktadır.HMK 298 maddesi gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, duruşma sırasında verilen kısa kararda; 1.142.441,21 TL icra inkar tazminatına hükmedilmişken, gerekçeli kararın hüküm kısmında icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Mahkemenin, kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklı hüküm kurması hatalı olmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde, davalı şirket hakkında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 917 Esas dosyasından iflas kararı verildiğini, ayrıca verilen kararın Bakırköy ... İflas İdaresinin ... İflas dosyasına kaydedilerek tasfiye işlemlerine başlandığı beyan etmiştir.Davalı şirketin müflis olarak tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK m.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine aittir. İflâs idaresinin dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir (İİK m. 194). İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (istisnaları hariç) iflasın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir (İİK m. 194,1) İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, davacı olarak müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı davalı olarak açılmış olan davalardır.İflâsın açılmasından, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar geçecek zaman (hukuk davalannın duracağı zaman), uzunca bir zamandır ve bu süre içinde davaların durması, davaların önemli ölçüde gecikmesine sebep olur.İşte bu nedenle, kanun, gecikmesini istemediği bazı davaların, iflasın açılması ile durmayacağını kabul etmiştir (İİK m. 194,1). Buna göre, acele davalar iflâsın açılması ile durmaz. Tarafların özel durumu veya konusu nedeniyle beklemeye tahammülü olmayan davalar acele davalardır. Hangi davaların acele olduğuna, dolayısıyla iflâsın açılması ile durmayacağına, davaya bakan mahkeme karar verir.Meselâ, tahliye davaları, zilyetliğin korunması davalan, şüyuun (ortaklığın) giderilmesi davaları, işçilerin (müflis) işverene karşı açtıklan alacak davaları, ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve delil tespiti talepleri acele işlerdendir.Somut olayda; her ne kadar Mahkemece, dava konusu taşeron sözleşmesinden kaynaklanan alacak davacı olan eldeki dava İİK 194 üncü maddesinde öngörülen acele davalardan olmadığından, davanın iflasın açılmasından itibaren ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar durması gerekir.O halde, mahkemece, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 917 Esas kararı ile davalı şirket yönünden iflas kararı verilip verilmediği, kararın kesinleşip kesinleşmediği, karardan bir suret celbinin sağlanması, ayrıca Bakırköy ... İflas İdaresinin ... İflas dosyasına müzekkere yazılarak, iflasın açılıp açılmadığı, iflasın ne şekilde yapıldığı, iflas idaresi oluşturulup oluşturulmadığı, ikinci alacaklar toplantısı yapılıp yapılmadığı, dava konusu talep alacak yönünden iflas masasına kayıt bulunup bulunmadığı, iflas idaresinin temsil ilişkin hususlar itibariyle alınacak cevaplar itibariyle, iflas idaresi tarafından davalı sıfatı ile yargılamanın devam edilip edilmeyeceği, davanın İİK 194 gereğince yargılamanın durmasının gerekip gerekmediği hususlarında gerekli inceleme ve araştırma yapmak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur.Tarafların diğer istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  2-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/10/2020 tarih, 2018/75 Esas, 2020/521 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e62b93d34e3534b","SID":"9727674274dda0a5"}}