{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1966 <br>KARAR NO: 2025/522<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2021<br>NUMARASI: 2019/802 Esas -  2021/244 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkil şirketi ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, borçlunun satın aldığı malların bedelinden düşük ödemeler yaptığını, bu nedenle davalının 9.900,56 TL borcunun bulunduğunu, borcun ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borçlu olduğunun tespiti ile itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ile, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir<br>CEVAP:davaya herhangi bir cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, SMMM bilirkişinin 14/10/2020 tarihli raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 26/10/2018, 19/11/2018 ve 07/12/2018 tarihli faturalardan kaynaklandığını iddia ettiği bakiye alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlattığı ilamsız icra takibine davalı tarafından borcu bulunmadığı gerekçesiyle itiraz edilmesi üzerine takibin yasal olarak durdurulduğu, davacı tarafça bir yıllık yasal süre içerisinde mahkememizde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının defterlerine göre davalıdan 9.900,56 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı tarafın defterlerini ibraz etmediği bu sebeple faturaların kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediği, faturaların miktarlarının sınırın altında kalması sebebiyle vergi dairesine bildirilmediği, faturaların sevk irsaliyelerin teslim alan bölümünde yalnızca ismin yazdığı imzanın bulunmadığı, davalı tarafça 25/10/2018 tarihinde 6.000,00-TL'lik ödeme yapıldığı, takibe konu alacağa esas teşkil eden faturaların ise davacının ticari defterlerine göre ödenmediğinin anlaşıldığı, takibe dayanak faturaların incelenmesinde sevk irsaliyesinde teslim alan kişiye dair imza bulunmadığı sadece ... isminin ve plakanın yazıldığı, davalının faturalara konu malları teslim aldığına dair davacı tarafça dosyaya bir delil sunulmadığı, davalının kendisi adına düzenlenen takibe konu faturalardan önceki döneme denk gelen 25/10/2018 tarihindeki havale işleminin teslim olgusu ispat edilemeyen davaya konu faturalar nedeniyle davalıyı borçlu kılmayacağı, davalı tarafça borç inkar edildiğine göre ispat yükünün davacıya düştüğü, davacının da faturalara konu malların davalıya teslim edildiği hususunu ispat edemediği ve ayrıca davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak yemin deliline dayanmayacağının beyan edilmesi karşısında açılan davanın ispat yokluğundan reddine  \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda takibe konu alacağa dayanak malın davalı borçluya teslim edildiğine ilişkin belgenin (irsaliyede imza isim soyisim var ancak imza var) eksik olduğu hususunun HMK 220 ve 222. Maddelerine göre davalıya açıklamalı ve ihtarlı davetiye gönderilmesinin takdirinin ve takibe konu faturalar için davalının bağlı bulunduğu Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı tarafın 2018 Kasım ve Aralık ayları KDV beyannamesinde indirim konusu yapıp yapmadığının araştırmasını ve bilgi vermesini istenebileceğinin takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konuda işlem yapılarak alacağın varlığını yazılı belge ile ispat etmek yerine taraflarınca  yemin deliline dayanmak isteyip istemediğinin sorulduğunu, yemin delilinin alacağın varlığı yazılı belgeyle ispat edilemeyen alacak davalarında söz konusu olduğu gerekçesiyle taraflarınca yemin deliline gerek duyulmadığının beyan edildiğini, davacı müvekkilinin ticari defterlerini tam ve usulüne uygun tuttuğunu buna karşılık davalı borçlunun ticari defterlerini sunmadığını, mahkemenin davacı müvekkilin alacak iddiasının varlığını davalı borçluya  ve Kartal Vergi Dairesine müzekkere ile sorarak ispatlamak yerine işin kolayına ve yanlışına yönelerek yemin  deliline dayanmak istemesinin  yargılama hatası olduğunu beyanla davanın reddi kararının kaldırılmasına ve davacı müvekkilin davalı borçludan olan alacağının varlığına  ve ferilerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satımdan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının iddiasının ispatlanmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile  \"cari hesap alacağı\" borcun sebebi gösterilerek  9.900,56 TL alacağın tahsili istemiyle 10.09.2019 tarihinde  ilamsız icra  takibi başlatılmış, itiraz  üzerine  takip durmuştur. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur . Davacının lehine delil olma vasfına sahip ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 9.900,56 TL alacaklı olduğu, açık hesabı oluşturan faturalardan 26.10.2018 tarihli faturanın sevk irsaliyesinin teslim alan bölümünde ... isminin ve araç plaka numarasının yazılı olduğu ancak imza bulunmadığı, 19.11.2018 ve 07.12.2018 tarihli faturaların sevk irsaliyelerinin teslim alan bölümünde de ... ismi  ve araç plaka numarasının yazılı olduğu ancak imza bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda açık hesabı oluşturan faturaların aylık KDV hariç 5.000,00 TL beyan sınırı altında kaldığından  VUK tebliğleri kapsamında beyana tabi olmadığı belirtilmiştir. Somut olayda davaya dayanak açık hesabı oluşturan faturalara ilişkin sevk irsaliyelerinde teslim alan bölümünde imza bulunmadığına göre ismi yazılı kişilerin davalı çalışanı olup olmadığının araştırılması ve tanık olarak dinlenmeleri gerekmediği gibi bu hususta davalının isticvap edilmesi de gerekmez. Bu aşamada tarafların ticari defter kayıtlarının değerlendirilmesi gerekir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddeye göre ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekir. HMK'nın 222/3.maddesine göre ticarî defter kayıtlarını HMK 222/2.maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veyadiğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ( HMK'nın 222/3.maddesinde yer alan \"ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi\" ibaresi 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile  \"diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi\" şeklinde değiştirilmiştir.) Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan malların davalıya teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanılmıştır. Mahkemece davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmemiştir. Ancak davalı tarafa gönderilen tebligat ekinde gönderilen duruşma zaptında  yazılı bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararında ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3.maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçlar usulünce ihtar edilmemiştir. Davalı tarafça mazeretsiz olarak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde davacı tarafın kayıtlarına göre karar verilmesi mümkün olup, Mahkemece, davalıdan 220/3. Maddesindeki ihtarlar yapılarak ticari defterlerinin ibrazı istenerek üzerinde mali müşavir aracılığıyla inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d5e86915124ab400","SID":"9b718ae9d39aca7c"}}