{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/681 - 2025/877<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/681 <br>KARAR NO\t: 2025/877<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                             \t                        K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/172 E.  -  2023/56 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/02/2023 tarih ve 2022/172 E. - 2023/56 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin sektörünün en eski aktörlerinden biri olarak 1998 yılında online alışveriş pazarına girip 200 milyon ziyaretçi ve 32 milyon üyeye sahip olduğunu, ....com markasının müvekkili adına tescilli ... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verir nitelikte olduğunu, dava konusu ....com markasındaki “...” ibaresinin markada siyah ibaresinden önce yer alması nedeni ile tüketici tarafından öncelikli olarak algılanacak ve akılda kalacak unsur olduğunu, müvekkili şirkete ait ... ve ... markalarının da tıpkı dava konusu markada olduğu gibi ... ibaresi ile başlamakla tüketici zihninde ... ibaresi ile başlayan markaların müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkili şirkete ait “....com” markasının tanınmış marka olduğunu ve yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik vasfını haiz olduğunu, ....com markasının T/02598 sayı ile TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka statüsünde korunduğunu, ... ve ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ....com markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, öncü ve toplumda saygınlığı yakalamış müvekkiline ait ... ve ...+sözcük markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ....com ibaresinin tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceğini, davalıya  ait ....com ibareli marka başvurusunun TTK anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-2248 sayılı kararının iptali ile 2020/21145 sayılı ....COM ibareli marka başvurusunun tescile uygun olmadığının tespiti ve işlemden kaldırılması veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, başvuru markasının, “....com” ibareleri ile kullanılan harfler ile ve kullanılan şekil ile tamamen spesifik hale getirilmiş olduğunu, ayırt ediciliğinin sağlandığını, ibarelerin ortalama tüketici nezdinde bütün halde bıraktığı izlenim bakımından farklılaştığını, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/V maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığından davacının haksız rekabet iddialarının hukuka uygun olmadığını, başvurunun kötüniyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı yanca itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığından ve kötüniyet iddiasının da kötüniyetin varlığı için tek başına yeterli bir sebep olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkilinin markalarına kendine özgü unsurlar ekleyerek ayırt edici nitelik kazandırmış olduğunu, taraf markaları görsel-işitsel-anlamsal yönden benzer olmamakla beraber global değerlendirme yapıldığı takdirde de, markaların hitap edeceği tüketiciler nezdinde karıştırılmaya mahal vermeyecek şekilde farklı izlenim oluşturduklarını, itiraza mesnet başvurunun içerisinde yer alan “...” ibaresinin kullanım tekelinin itiraz sahibinde olmadığını, “...” kelimesinin oldukça genel ibare olup herkes tarafından kullanıldığını, bu şekilde herkesin kullanımına açık “...” gibi genel bir ibarenin bir kişinin inhisarına terk edilmesinin mümkün olmadığını, somut olayda daha önce tescil edilen markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak itirazın haksız olduğunu, davacının, ciddi surette kullanmamış olduğu markalarının sicildeki tesciline dayanarak, müvekkili markalarının tesciline muhalefet etmesinin kabul edilebilir olmadığını, bu sebeple davacının markalarını müvekkili markasının tescilli olduğu sınıftaki tüm emtia yönünden ciddi surette kullandığını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının “...” ibaresini içeren markasıyla davacı firmanın “...” ibaresini içeren markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, her ne kadar “...” ibaresi ayırt edici niteliği düşük bir ibare olsa da, davacının “...” ibareli markalarının bilinirliğinden kaynaklı arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, kapsamındaki hizmetler yönünden her iki markanın aynı işletmenin markası ve idari-ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olan bilgi ve belgelerin, davacının “...” markasının Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, bu markanın yani “...” ibaresinin davacı ile özdeşleştiği, bu tanınmışlığın T/02598 sayılı kayıt ile kabul edildiği, davacının www.....com uzantılı web sitesinde 35. Sınıfa giren emtiaların da satışa sunuluyor olduğu ve taraf markalarının benzediği gerçekleri gözetildiğinde, “....COM” ibaresinin, 35. Sınfa giren emtialarda başka bir kişi/kuruluş tarafından markasal hüviyette kullanılması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olabileceği, davalının dava konusu edilen markasının kapsamına giren tüm emtia açısından, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimali olduğu, davalının marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin salt bu nedenle kötüniyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-2248 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili adına tescili talep edilen marka ile davacı adına tescilli markaların benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tanımlayıcı ve tamamlayıcı unsur olan “...” ibarelerinin ortaklığına dayanılarak iltibas ihtimali bulunduğunun ileri sürülmesinin usule, yasaya, yerleşik içtihatlara ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceğini, ... ibaresi olduğu gibi herhangi bir kimsenin tekeline bırakılabilecek bir ibare olmadığını, kullanım yolu ile ayırt ediciliğin arttırılmasının hiçbir zaman zayıf ve herkes tarafından kullanılabilecek bir ibareyi tekelleştirme hakkı tanımadığını, bu kelimenin “kelime olarak” bir kişi veya kuruluşa tekel sağlamasının marka ilkelerine aykırı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığının açık olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı şekilde değerlendirme yapıldığını, rapora itirazların dikkate alınmadığını, emsal kararlara aykırılık olduğunu, mahkemece yapılan tanınmışlık değerlendirmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markası ile davacının redde mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru konusu işaretin her ne kadar bitişik yazılmış olsa da \"...\" şeklinde okunup algılanması, muterize ait markaların da içerdiği diğer unsurlarla birlikte kavramsal olarak iş bu başvurudan farklı olması, başvuru konusu ihtiva ettiği diğer unsurlarından varlığından kaynaklı olarak oluşan belirgin görsel, işitsel ve kavramsal farklılıklar birlikte göz önüne alındığında markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirgin şekilde ortaya çıktığı ve markalar arasındaki belirgin farklılıkların ilgili tüketici kesimi açısından karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaatin oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markaları ile davalının \"...\" ibareli marka başvurusu arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan ve öne çıkan unsurların \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının marka başvurusunu  gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, her ne kadar “...” ibaresi ayırt edici niteliği düşük bir ibare olsa da, davacının “...” ibareli markalarının bilinirliğinden kaynaklı arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğu, diğer yandan, davacının “...” markasının, Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, “....COM” ibaresinin, 35. Sınfa giren emtiada başka bir kişi tarafından kullanılması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olabileceği, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin olduğu  anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı şahıstan ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer TL'nin davalı şahıstan ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"27f523f9351b4f61","SID":"c0a639ea778753ec"}}