{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/570 <br>KARAR NO\t: 2025/881<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                      \t    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/187 E.  -  2023/29 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/187 E. - 2023/29 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/15170 sayılı \"... + Şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlanmasından sonra davalı şirketin 2010/04353 sayılı ve \"... ...\" ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddedildiğini, bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme taleplerinin 2022-M-2420 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kısmen kabulü ile başvurunun 43. Sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden reddedildiğini, oysa “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu ibarenin müvekkilinin soyadı olmasından dolayı markasal hüviyette kullanılmasının olağan bir durum olduğunu, lokantacılık sektöründe “...” markasının 1973 yılında, yani davalı firmadan önceki tarihlerde müvekkili tarafından kullanılmaya başlandığını ve günümüzde de devam ettiğini, nitekim müvekkili adına tescilli 2008 21704, 2015 29689 ve 2018 92452 sayılı “...” ibareli markaların da mevcut olduğunu, davalının itirazlarına mesnet gösterdiği 2010/04323 sayılı markanın davalıya 12.07.2019 tarihinde devredilmiş bir marka olduğunu, yani davacının tescilsiz marka kullanımından doğan gerçek hak sahipliğinin davalıdan çok önceki tarihlerde gerçekleşmiş olduğunu, nitekim davalının bu markada geçen “... ...” ismiyle de bir alakası olmadığını, müvekkilinin önceki tarihlerde tescilli “...” ibareli markalarının hükümsüzlüğü için davalı firma tarafından açılmış olan davanın huzurdaki uyuşmazlığa bir etkisinin olamayacağını, nitekim davalının söz konusu davayı müvekkilinin bu markalarına dayalı hak iddialarında bulunmasının önüne geçmek için açmış olduğunu, davalının 2021 yılından beri “...” ibareli yeni marka başvuruları dosyalıyor olmasının davalının iyiniyetli olmadığının açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek 2021-M-1625 sayılı YİDK kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davalı firmanın devir yoluyla dahi olsa 2010 04323 sayılı markanın sahibi olduğunu ve bu markaya dayalı olarak, bu markayla benzer olan markaların tesciline itiraz etmesinin hukuka uygun olduğunu, dava konusu edilen markadaki şekil unsurunun işaretin genel görünümünü değiştirmeyen, standart, marka algısı yaratmayan bir şekil olduğunu, dolayısıyla bu markada esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kısmı ret işlemine mesnet alınan davalı markasının da aynı ibareyi esas unsur olarak ihtiva ettiğini, markaların kapsamına giren 43. Sınıftaki hizmetlerin de aynı olduğunu, davalının marka işlem dosyasına sunduğu delillerden davalının “... ...” markasını yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde yoğun bir şekilde kullandığının görüldüğünü, davalının “...” ibaresi üzerinde davacıdan öncelikli olarak gerçek hak sahibi olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının gerçek hak sahipliği müessesesine dayalı olarak kendi markasının tescilini talep edemeyeceğini, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2008 21704 sayılı markanın halihazırda dava dışı üçüncü bir kişi olan “... Lokantacılık Gıda Tur. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.” adına tescilli olduğunu, davacının başkasının sahip olduğu markaya dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunmasının da mümkün olmadığını, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı diğer markalarının da tescil tarihleri itibariyle müktesep hak kriterlerini karşılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, davacının dava konusu edilen markanın ilanına itirazlara karşı görüş bildirirken dayanmamış olduğu, tescilli markalardan kaynaklanan kazanılmış hak iddialarına, huzurdaki YİDK kararının iptali talepli dava esnasında dayanamayacağını, zaten de davacının bu iddialarına mesnet aldığı 2008/21704 sayılı markanın, dava dışı üçüncü bir kişi olan “... Lokantacılık Gıda Tur. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.” adına tescilli olduğunu, davacının başkasının sahip olduğu markaya dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunmasının da mümkün olmadığını, söz konusu markanın yenilenmeme sebebiyle 11.04.2018 tarihi itibariyle de hükmünü yitirdiğini, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı diğer markalarının da tescil tarihleri itibariyle müktesep hak kriterlerini karşılamadığını, ayrıca bu markaların Bakırköy 1. FSHHM’nin 2020/236 Esas sayılı dosyası kapsamında yargılaması süren hükümsüzlük davasına konu olduklarını ve bu yargılama sonucunda söz konusu markalarının hükümsüzlüğü yönünde bir karar inşa edildiğini, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların “...” ibaresini esas unsur olarak ihitva etmeleri nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, ayrıca taraf markalarının 43. Sınıfa giren aynı/aynı tür hizmetlerde kullanılacağını, “...” ibaresinin lokantacılık hizmetlerinde Türkiye çapında davalı firma tarafından kullanıldığını ve tanıtıldığını, davacının söz konusu markayı yerel bir coğrafyada kullanıyor olmasından dolayı bir hak sahipliği iddia edemeyeceğini, ayrıca davacının ileri sürdüğü markasal kullanımların başka kişilere ait olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markasal kullanımlarının ise 1988 yılında başladığını ve devam eden süreçte yaygınlaştığını, müvekkilinin halihazırda Ankara’da bu markasının kullanıldığı 7 ayrı şubesinin de bulunduğunu, markanın tanıtımı için yoğun emek ve çaba harcadığını ve masraflar yaptığını, bunun neticesinde davalının bu markasının, logosunun ve ticaret unvanının tanınmışlık vasfını kazandığını, uyuşmazlık konusu edilen markanın gerçek hak sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun \"... + Şekil\" ibaresinden oluştuğu, kapsamından çıkartılan hizmetlerin, \"43. Sınıftaki; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri\" olduğu, itiraza mesnet markanın \"... ...\" ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 43. Sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı, karşılaştırılan markalar arasında davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetlerin tamamı açısından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, başvuru \"...\" ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın \"... ...\" ibarelerinden oluştuğu, davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurunun/ kompozisyonunun işarete kattığı ayırt ediciliğin, işarette kullanılmış olan “...” kelime öbeğinden daha düşük seviyede kaldığının söylenemediği, işarette geçen şekil unsurunun, orijinal bir kompozisyonu haiz, özellikli bir şekil olduğundan, “basit/alelade” bir şekil olarak nitelendirilemediğinden, işarete kattığı ayırt ediciliğin “...” kelimesinden daha düşük seviyede kaldığının söylenemeyeceği, davalının kısmi redde mesnet markasının ise “...” VE “...” kelimelerinin, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle alt alta gelecek şekilde/iki ayrı satırda yazıldığı, ibarelerden “...” kelimesine nispeten daha büyük puntolarla ve kalın harflerle üstte yazılmış olan “...” kelimesinin, “...” kelimesinden ziyade ilk bakışta/ön planda algılandığı, davacının markasındaki şekil unsurunun ve davalının markasındaki “...” ibaresinin baskınlığının katkısıyla, işaretlerde ortak olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin mevcudiyetinin işaretleri görsel açıdan benzer kılmaya yetmediği, işaretlerin bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimlerin, tümüne hakim olan görünüşlerin ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajların yeterli derecede farklılaştığı, görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıkların, işitsel açıdan bakıldığında da, aynı sonucu verdiği, taraf markalarında “...” ibaresi ortak olsa da, davalının markasının “... ...” şeklindeki okunuşu, markaların kulakta bıraktıkları tınılarının işitsel açıdan da yeterince farklılaştığı, işaretlerde ortak ve uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin, yaşadığımız toplumda iyi bilinen, 16. yüzyılda Bolu’da yaşamış bir halk ozanının adı ve “... Destanı” olarak bilinen ünlü bir edebiyat eserinin adı olduğu, ayrıca “...” kelimesinin, toplumumuzda sıklıkla rastlanan bir soyadı olarak da kullanıldığı, taraf markalarında ortak olan “...” kelimesinin, taraflarca yaratılmamış, orijinal olmayan bir ibare olduğu, değinilen yerleşik anlamları itibariyle, markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin düşüklüğünden bahsedilebileceği, somut olayda da, dava konusu edilen markadaki gibi, “ticari dürüstlük kuralları” içerisinde kalan bir şekilde, yani başkaca renk ve kelime unsurlarıyla bir arada/ bütünleşik bir kompozisyon içerisinde kullanılan “...” ibaresinin, bu markayı davalının markasından yeteri derecede farklılaştırdığı, bu markanın tüketici zihninde oluşturduğu ilk algının, bütünleşik kompozisyonu ve bu kompozisyon içerisinde “... Destanı”na atıf yaptığı düşünülebilen “şaha kalkmış at üzerindeki insan figürü” itibariyle, davalının bir şahsın ismini/soy ismini markalaştırmış olduğu algısı yaratan kelime markasından farklılaştığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadığı, ancak, davalının tescilsiz markasal kullanımlarının, SMK m. 6/1 hükmüne dayalı iddialarına mesnet aldığı 2010/04323 sayılı görselli tescilli markasından bir hayli farkı özellikleri haiz olduğu, zira davalının tescilli markasında, “...” ibaresine nazaran daha büyük puntolarda ve kalın harflerle, işaretin üst kısmına konuşlandırılmış şekilde kullanılmış “...” ibaresi, işarette ilk anda/baskın olarak algılanan unsur iken, davalının tescilsiz markasal kullanımlarında, “...” ibaresinin tanıtma vasıtasının baskın/tek unsuru olarak kullanıldığı, bu ibarenin bir kısım kullanımlarda baş harfinin “bir tabak üzerine yerleştirilmiş çatal, bıçak ve kaşıktan oluşan şekilin “K” harfini andırır biçimde tertip edilmiş hali”yle kullanılmış olmasının, bu tespiti değiştirebilecek bir etkisinin olmadığı, karşılaştırılan işaretlerin, davalının tescilli markasındaki durumun aksine, “...” ibaresinin ortaklığı sebebiyle yakınlaşıyor olduğu, bu yakınlaşmanın, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...”lu markasal kullanımlarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”lu markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalinin doğduğu, davalının markasal kullanımlarının davacının markasını tescil ettirmek istediği “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde gerçekleştiği, diğer hizmetlerde ise gerçekleşmediği, bu hizmetlerin de “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nden giderdikleri ihtiyaçlar, hedeflenen tüketici profilleri, birbirleri yerine ikâme imkanları olmaması itibariyle farklılaştığı, dolayısıyla benzer/türdeş emtia olarak nitelendirilemeyeceği, davalının davaya konu tescilsiz marka üzerinde gerçek hak sahipliği durumu incelendiğinde; davalı firmanın, gerek davacının 2020/15170 sayılı markanın işlem dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinin ekinde, gerekse dava dosyasına sunduğu delillerden, davalının dava dışı kişilerden devir aldığı GOP, Ankara adresinde yerleşik işletmenin adının 1988 yılından beri “... ...” olduğu, 02.04.1998 tarihinde alınan Turizm İşletme Belgesi’nde işletmenin adının “...” olarak geçtiği, davalının bu markayı söz konusu tarihten günümüze kadar kullanmaya devam ettiği ve açtığı şubeleri ile kullanımını yaygınlaştırdığı, davalının seleflerinin tescilsiz olarak kullandığı markasını 2006 yılında tescilli hale getirmeye teşebbüs ettiği, davalının 2010 yılında devraldığı işletmede “...” markasını tescilsiz ve kesintisiz olarak bizzat kullandığını tevsik edebildiği, keza www.korogluiskembecisi.com uzantılı alan adını  30.01.2011 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği, 2011-2019 yılında kestiği çok sayıdaki faturada \"... ... şekil\" şeklinde hizmet markası kullanımlarının bulunduğu, davalı firmanın, “...” markasına, “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden kesintisiz, ciddi ve yoğun kullanım sonucunda markasal hüviyette korunması gereken ekonomik bir değer kazandırdığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği, somut olayda davalının gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının, davacının 2020/15170 sayılı markasının (sadece) “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” açısından tesciline engel olabileceği, davacının müktesep hak iddialarının, Yargıtay emsal kararında yer alan birinci kriter olan; kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi kriteri ile uyuşup uyuşmadığının tespiti için, öncelikle, davacının müktesep hak iddiasına mesnet aldığı markalarının, dava konusu markasının başvuru tarihi olan 06.02.2020’den geriye dönük 5 yıl hesaplandığında, yani 06.02.2015 tarihinden önce tescile bağlanmış olması gerektiği, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarının, tescil tarihleri incelendiğinde ise, davacıya ait 2015/29689 sayılı markanın 29.03.2016 tarihinde, 2018/92452 sayılı markanın ise 28.03.2019 tarihinde tescil olduğu, dolayısıyla davacının markalarının, bu tarihten önce tescile bağlanmadığı, davacının, önceki tarihlerde tescilli markalarından gelen ve himaye görmesi gereken bir müktesep hakkının somut olayda bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2022-M-2420 sayılı kararının 43. sınıf \"geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakım (kreş) hizmetleri. Hayvan için geçici barınma sağlama hizmetleri. \" ile sınırlı olarak iptaline, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, benzerlik ve karıştırma ihtimalinin doğduğu sonucuna varılmasının hukuki yönden eksik değerlendirme yapılmasının sonucu olduğunu, müvekkilinin ... ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibi olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığının bilirkişi raporu ile de belirlendiğini, davalının müktesep hak sahibi olduğunun kabulünün hukuka aykırı bulunduğunu, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın tümden reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin markası ile davalının markasının benzer olduğunu, tüketicilerin ... ... ve ... ibareli markaları görüp duyduklarında ilişkilendirebileceklerini, ... ibaresinin 43. Sınıf için ayırt ediciliğinin olduğunu, markalar arasında SMK 6/1 anlamında karıştırma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi ve kelime unsurunun markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında, marka algısının kelime unsuru üzerinde şekilleneceğini, öte yandan markanın oluşturulma şeklinin ... ibaresinin okunup algılanmasının da önüne geçmediği, anlam ve algısını değiştirmediğini, marka algısının kelime unsuru üzerinde oluştuğu, davacının marka başvurusunda esas unsurun ... olduğunu, bu ibarenin, redde mesnet davalı markasında da aynen ve esas unsur olarak yer aldığı, öte yandan diğer davalı tarafından itiraz aşamasında sunulan deliller incelendiğinde, diğer davalının tescilsiz \"... ...\" ibareli markanın da sahibi olduğu ve bu markayı yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri bakımından ticaret alanında yoğun şekilde kullanıldığını, söz konusu tescilsiz marka üzerinde “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, esas unsurlar arasındaki bu ayniyetin markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzerlik kurulmasına neden olduğunu, müvekkili Kurum tarafından verilmiş olan kararın tüm yönleriyle hukuk uygun bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin, dosyada bulunan delillerden, “...” markasını, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden kesintisiz, ciddi ve yoğun bir şekilde kullandığının, bu kullanım sonucunda da markasal olarak korunması gereken ekonomik bir değer kazandırdığının ispat edildiği, davalının tescilsiz markasal kullanımlarında, “...” ibaresinin tanıtma vasıtasının baskın/tek unsuru olarak kullanıldığı, davacının dava konusu marka başvurusunun ise ... olduğu, bu markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilsiz kullandığı markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilsiz kullandığı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davalının markasal kullanımlarının davacının markasını tescil ettirmek istediği yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde gerçekleştiği, diğer hizmetlerin ise yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinden giderdikleri ihtiyaçlar, hedeflenen tüketici profilleri, birbirleri yerine ikâme imkanları olmaması itibariyle farklılaştığı, dolayısıyla benzer olarak nitelendirilemeyeceği, davalının gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının, davacının 2020/15170 sayılı markasının kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri açısından tesciline engel olabileceği, davacının müktesep hakkının bulunmadığı, diğer yandan dava konusu başvurunun \"... + Şekil\" ibaresinden oluştuğu, itiraza mesnet markanın ise \"... ...\" ibaresinden meydana geldiği, davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurunun ve kompozisyonun markaya ayırt edicilik kattığı, davalının “... ...” markasında “...” kelimesinin, “...” kelimesinden ziyade ilk bakışta/ön planda algılandığı, işaretlerde ortak ve uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin, yaşadığımız toplumda iyi bilinen, 16. yüzyılda Bolu’da yaşamış bir halk ozanının adı ve “... Destanı” olarak bilinen ünlü bir edebiyat eserinin adı olduğunun belirlendiği, ayrıca “...” kelimesinin, toplumumuzda sıklıkla rastlanan bir soyadı olduğu, davacının marka başvurusunun davalının bir şahsın ismini/soy ismini markalaştırmış olduğu algısı yaratan kelime markasından farklılaştığı, davacının marka başvurusu ile davalının ... ... markasının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf  vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,5‬0'şer-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e99913dc29be7e23","SID":"adf13286bfb58616"}}