{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/522 - 2025/879<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/522 <br>KARAR NO\t: 2025/879<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                        K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/108 E.  -  2023/30 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin, Tespiti, Önlenmesi, Meni,  Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/108 E. - 2023/30 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 18/12/2021 tarihinde, davalının resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden “...” şeklinde manipülatif haber yaptıklarını, bu haber ile ...’ın Katar ülkesine satıldığı algısının yaratılmaya çalışıldığını, müvekkilinin hak ve çıkarlarının ihlal edildiğini, ticari itibar ve saygınlığının sarsıldığını, kamuoyuna servis edilen yanıltıcı ve gerçek dışı haberin haksız eylem niteliğinde olduğunu, bu eylem kapsamında gerçekleşen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve buna bağlı olarak uğranılan zararın tazmini talebinde bulunduklarını, dava konusu spekülatif haber ve bu haberin sosyal medya hesaplarından paylaşılması eyleminin, müvekkilinin maddi ve manevi zararı ile itibar kaybına neden olduğunu, hem marka hakkına hem de haksız rekabet hükümlerine dayanarak maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı talebinde bulunduklarını, marka hakkına tecavüz sebebiyle marka imajının zarara uğradığını, hisselerin olumsuz etkilendiğini, herhangi bir şirketin yabancı bir ülkeye satıldığı haberi ile ...’ın satıldığı haberinin etkisinin aynı olmayacağını, dava konusu haberin o hafta içinde top tweet olduğunu ve haberin altına sayısız olumsuz yorum yapıldığını, müvekkiline ait markanın özel/00961 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, bu konuda bir çok halk oylaması ve anket bulunduğunu, eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, karalama veya kötüleme içeren beyanların ilgili işletmeyi hedef alır biçimde yapılması halinde haksız rekabetten bahsedileceğini, şirket ortakları arasında yabancı kişi veya tüzel kişiler var diye şirket ürünlerinin “gayri milli” olarak vasıflandırılmasının bu duruma örnek olarak verilebileceğini, söz konusu haberin, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olmadığını, müvekkilinin kişilik haklarından sayılan ticari itibarı ile ekonomik geleceğine zarar verildiğini, ... hisselerini, marka değerini, ticari itibarını ve marka hakkını olumsuz yönde etkileyen söz konusu eylemin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında suç tipi olarak düzenlendiğini, ayrıca SPK’nın 104. maddesi dayanak alınarak hazırlanan VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği uyarınca da vaki eylemin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından davalı tarafından gerçekleşen haksız eylemin marka hakkına tecavüz niteliğini taşımadığı kanaatine varılırsa taleplerin Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki haksız fiil ve/veya haksız rekabet hükümleri kapsamında değerlendirilerek tazminata hükmedilmesi ile SMK’nın 149/1-g maddesi kapsamında, hükmün ilanı ile “Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre marka hakkına tecavüzün ve Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, haksız fiil sebebiyle maddi zararın fiili kayıp ve yoksun kalınan kazanç şeklinde 500.000,00 TL’nin tazminini, yoksun kalınan kazançları açısından ise, SMK 151/2-a maddesi kapsamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edeceği muhtemel gelire göre hesaplanmasına, ayrıca somut olayın koşulları dikkate alındığında, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151/4.maddesi kapsamında kazancın hesaplanmasına hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149/1-ç ve 150. maddeleri kapsamında 500.000,00 TL maddi tazminat taleplerinin yanında 1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, tazminat talepleri bakımından haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tazminine hükmedilmesine, davalılar aleyhine karar verilmesi halinde mahkeme kararının masrafları tecavüz edenler tarafından karşılanmak üzere ilgililere tebliğ edilmesi ve ülkemizdeki en yüksek iki tirajlı iki gazetede kamuya ilan yolu ile duyurulması ile kararın davalının eylemlerinin konu olduğu internet sitesinde ilanına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili, içerik sağlayıcının ... Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. olduğunu, diğer davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, marka hakkına tecavüz fiillerinin 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesinde sıralandığını, davacı tarafından, marka hakkına tecavüz fiillerinin varlığının ispatlanamadığını, bu sebeple yasanın 149. ve 150. maddelerinde gösterilen taleplerin ileri sürülemeyeceğini, haksız rekabet açısından, kötülemenin olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, yayında ...’ın Katarlılar’a satıldığı iddiasının bulunmadığını, haberin bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, yayında, ...’ın marka başvurusunun haberleştirildiğini, müvekkilinin, gerçeği araştırma yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, yayında bir soru önergesinin haberleştirildiğini, müvekkilinin, üçüncü kişilerin fiillerinden sorumlu tutulamayacağını, objektif bir şekilde, marka başvurusu ve bir milletvekilinin verdiği soru önergesinin haber olarak sunulduğunu, ... ile ilgili haberlerde üstün kamu yararı bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların “...” markası altında herhangi bir mal yahut hizmet sunmadığı, alan adı vb. kullanımlarının bulunmadığı, haber metni içerisinde yazı ile ve görsel olarak “...” markasının paylaşılmasının, 6769 sayılı SMK’nın 7 ve 29. maddeleri anlamında marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, davacı vekilinin haksız rekabete ilişkin taleplerinin daha önce açılmış olan  Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/217 Esas sayılı dosyasında bulunduğu, davacı vekilinin haksız rekabet nedeniyle açtığı davanın da derdest olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması, tecavüze dayalı maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı vekilinin haksız rekabet nedeniyle açtığı davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 8.12.2021 tarihinde davalının resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden “...” şeklinde manipülatif ve tamamen asılsız haberler yayınlandığını, davalıların ...’ın Katar ülkesine satıldığı algısını yaratmayı amaçladığını, müvekkilinin yurt dışında yaptığı yatırımlar kapsamında ... markasını ve isim haklarını korumak amacıyla ... ... markalarının tescili için gerekli başvurular yaptığını, bahse konu bu asılsız ve spekülatif haberin, tüm haber platformları ile sosyal medya siteleri üzerinden hızla paylaşıldığını, böylece ...’ın hak ve çıkarlarının ihlal edildiğini, ticari itibarı ve saygınlığının saldırıya uğradığını, bu yönde haberler yapılmasının  kamu düzeninin de bozulmasına sebebiyet verdiğini, bu eylem kapsamında gerçekleşen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve buna bağlı olarak uğranılan zararın tazminine karar verilmesi gerekirken bu talebin reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, haksız rekabet nedeniyle açılan davanın derdestlik nedeniyle reddine karar vermişse de Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/217 E. sayılı dosyası kapsamındaki taleple iş bu dosya kapsamındaki taleplerin aynı olmadığını, ... hisselerini, marka değerini, ticari itibarını ve marka hakkını olumsuz yönde etkileyen bu haberin, marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız eylem niteliğinde olup, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin, tespiti, önlenmesi, meni,  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka hakkına tecavüz eyleminden bahsedebilmek için, markanın veya benzerinin, aynı/benzer sınıflarda kullanılmasının gerektiği, somut olayda davalılarca “...” markası altında herhangi bir mal veya hizmet sunulmadığı, haber metni içerisinde davacıya ait olduğu belirtilen binın görünmesi nedeniyle bina üzerinde yazılı markanın yer aldığı, haber metni içerisinde yazı ile ve görsel olarak “...” markasının paylaşılmasının, 6769 sayılı SMK’nın 7 ve 29. maddeleri anlamında marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, diğer yandan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/217 E. Sayılı Dosyasının, davacısının ve davalıların aynı olduğu, dava konusunun da davalılar tarafından ...'ın Katar'a satıldığı yönünde yapıldığı iddia edilen  haber nedeni ile doğan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkin olup, aynı vakıaya dayanıldığı, iş bu dosyada da haksız rekabete ilişkin taleplerin aynı nitelikte olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025<br><br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d32ce4aa34bd1350","SID":"afd269267f72640f"}}