{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:13/01/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:28/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yapıldığını, takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilene karşı yapılan icra takibinin tamamen usulsüz ve yasaya aykırı olduğunu, icra müdürlüğüne bildirilen dosyadaki imzanın, yazıların ve borçların müvekkiline ait olmadığını, icra takibine konu olan söz konusu bonoya dikkatlice bakıldığında iki-üç el değiştirilerek tanzim edildiğini aynı ahvelde senet üzerinde hiç bir yazı karakterinin birbirini tutmadığını, senedin üzerinde tahrifat yapıldığını, borçlunun isminin ve senet üzerindeki imzaların sonradan ilave edildiğinin çok açık olup çıplak gözle dahi açıkça görüldüğünü, takibe konu yapılan bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, söz konusu senedin nasıl ve nerede tanzim edilerek icra takibi yapıldığının bilinmediğini, müvekkilinin olayda sorumlu olmadığı halde hileli olarak sahtecilik yapmak suretiyle borçlandırıldığını, bu nedenle davanın kabulü ile Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla müvekkili adına yapılan icra takibinin iptaline, müvekkili aleyhine yapılmış bulunan icra takibinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, karşı taraf kötüniyetli olarak hareket ettiğinden %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, ceza dosyası ifade tutanakları ve  imzanın davacıya ait olduğu hususundaki ATK raporu gereği, ispat yükü üzerinde olan davacı bononun anlaşmaya aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu yazılı delil ile kanıtlayamamış olmakla....\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dosya kapsamında alınan raporda bonodaki imzanın müvekkiline kesin olarak ait olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığını, yeniden rapor alınması yönündeki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, kesin kanaat bildirmeyen raporun hükme esas alınamayacağını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere;  ATK'nın imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığını, bono üzerindeki imza incelendiğinde müvekkiline ait olmadığı hususunun çıplak gözle dahi ortada olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı vekili, icra takibine konu yapılan bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmektedir.<br>Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan raporda,  \"inceleme konusu senette atılı basit tersimli borçlu imzaları ile ...'nun mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'nun eli ürünü olduğu\" bildirilmiştir.<br>Herhangi bir  belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının teslim seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiyle ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, muhkemin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim yukarıda vurgulanan ilkeler, Yargıtay Hukuk, Genel Kurulu'nun 30/05/2001 gün E: ..., K: ... ve 07/10/2009 gün ve E: ..., K: ... sayılı ilamlarında da benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2012/12-240 Esas, 2012/419 Karar, Tar. 27/06/2012).<br>İlk derece mahkemesinin gerekçesinde de bahsedilen, dosya içinde mevcut, Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E, ... Karar sayılı dosyasına bakıldığında, katılanın, ..., sanığın ... olduğu, atılı suçun resmi belgede sahtecilik olduğu, iş bu hukuk davasına konu senedin yargılama konusu olduğu, yargılama sonunda, sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesinin gerekçesinde özetle; yapılan bilirkişi incelemesinde, Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin ... tarihli raporuna göre, ... adına atılan imzanın, ...'nun eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu tespitinin yapıldığı belirtilmiştir.<br>Hem hukuk mahkemesince, hem ceza mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarında, dava konusu senetteki imzanın, \"kuvvetle muhtemel\" davacıya ait olduğu belirtilmiştir.<br>Raporun, Adli Tıp Kurumu'ndan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından, kesin kanaat bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemez. Zira Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2009 tarih ve 2009- 12-282 sayılı kararı ).<br>Dosyadaki rapor ve ceza mahkemesince aldırılan bilirkişi raporu kesin kanaat içermemektedir.<br>İmza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).<br>Hal böyle olunca, borçlu görünen tarafça yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması da talep edildiğine göre, varsa başkaca, senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzaları taşıyan belgelerin,  düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak toplanarak (dava dilekçesinde delil olarak gösterilen ancak ATK raporunda mukayese incelemesi içindeki belgelerde bahsedilmeyen davacı tarafın vekiline verdiği vekaletname, dosya içinde mevcut Pamukkale Vergi Dairesinin 02/07/2021 tarihli yazı cevabı ekindeki belgeler vb) mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı nazara alınarak, gerekirse başkaca Bölge Bilirkişi Kurulu Listelerinden oluşturulacak (veya Üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümü bünyesinde bulunan) grafoloji dalında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir kuruldan  (HMK m. 267 hükmü de dikkate alınarak)  rapor alınarak,  oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cfa74c9672c8c4d","SID":"3192f7b6ccb92268"}}