{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/895 <br>KARAR NO: 2025/997<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/11/2024<br>NUMARASI: 2022/253 E.  - 2024/1004 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 15/05/2025\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2022/253 E - 2024/1004  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı ...Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu ve kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalılardan ... kooperatifin inşaat yapmış olduğu arsada, arsa sahibi konumunda olduğunu, diğer davalı ...'ın ise arsa sahibi olmamasına ve hatta kooperatif ile bir ilişkisi bulunmamasanı rağmen müvekkilin dairesinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 20 dairenin 1/2 hissesine sahip olduğunu, davalı kooperatifin KKİS gereğince diğer davalılara devri gereken daireleri devrettiğini,dava konusu dairenin yapılan sözleşme gereğince kooperatife devredilmesi gerektiğini, dava konusu dairenin Kayseri 7. Noterliği'nin ... tarih,... numaralı kura zaptında müvekkiline isabet ettiğini, ilgili dairenin müvekkiline tahsis edildiğini ancak müvekkilinin tescil talebinin kooperatif tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin üye hesap ekstresi ve muavin dökümünde görüleceği üzere 52 numaralı daire için 156.750,00-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davacı davalı kooperatife en yüksek aidat ödeyen kişilerden olduğunu, daha az aidat ödemesine rağmen bir kısım üyelerin tapu devirlerinin yapıldığını, Kooperatifler Kanunu 23.maddesinde geçen eşitlik ilkesi uyarınca müvekkilinin de kooperatiften dairesini alması gerektiğini, kooperatif ile dava dışı kooperatif yüklenicisi arasındaki hukuki uyuşmazlık nedeni ile ...'ın daireleri kooperatife devretmekten imtina ettiğini, eldeki davanın Kayseri İli, ...İlçesi, ... Mah. ... Ada ... Parsel ...kat... bağımsız bölümün aynına ilişkin olduğunu, bu nedenle yaklaşık ispatın gerçekleştiğinden bahisle, öncelikle dava konusu Kayseri İli ...İlçesi... Mah. ... ada ... parsel ... bağımsız bölüm numaralı dairenin tapu kaydı üzerine üçüncü kişilere devrini ve cebri satışı önler nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, akabinde yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile Kayseri İli ...İlçesi... Mah. ... Ada ... Parsel ...kat ... bağımsız bölüm numaralı dairelerin müvekkili adına tesciline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, davacı tarafça iddia edilen olgular ve delillerin dava dilekçesinin dosyaya sunulmasıyla birlikte iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, davacının talebi ile ihtiyati tedbir konulmasına karar verilen taşınmazların tamamen birbirinden bağımsız iki taşınmaz olduğunu, bu hususun açık yazı ve hesap hatası olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava müddeabihinin değiştirilmesi hususunu kabul etmediklerini, eldeki davada Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/160 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi taleplerinin bulunduğunu, bu davanın sonucunun eldeki davada verilecek olan karar sonucunu değiştirecek mahiyette olduğunu, müvekkilinin davacı ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin inşaatın geldiği seviyelere göre yükleniciye düşecek olan arsa payındaki taşınmazların yüklenicinin gösterdiği kişilere tapuda devirlerini gerçekleştirdiğini, her ne kadar TBK'nın 124. madde hükmüne göre dava dışı yüklenici kendiğilinden temerrüte düşmüş ise de müvekkilinin müteveffa ...'nun mirasçılarına karşı bir ihtarname keşide ederek tüm iyi niyetini gösterdiğini, haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden, mahkemeniz aksi kanaate ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davaya konu edilen tapu kayıtlarının müvekkilinin malik olmadığı tapu kayıtları olduğunu, bu nedenle davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davaya konu tapunun müvekkiline ait olan ... Ada ... Parsel ... Kat ... numaralı bağımsız bölüm olduğu kabul edilirse o halde davaya konu taşınmazın müvekkili ile diğer davalı ... adına yarı hisseli olacak şekilde kayıtlı olduğunu, diğer davalı ... Yapı Kooperatifi'nin ilgili taşınmaz üzerinde ayni yahut mülkiyet hakkı bulunmaması nedeniyle davada taraf sıfatı bulunmadığını, bu durumda da davaya bakmaya yetkili olan mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olacağını, görev yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığını ve hiç bir organik bağı da bulunmadığını, kooperatife karşı sunulan hiç bir iddianın müvekkilini ilgilendirmediğini, müteahhit ... ile müvekkili arasında yapılan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin tasfiyesinin Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/84 esas sayılı dosyası ile istenildiğini, davanın halen görülmekte olduğunu ve nihai karar verilene kadar bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak davacı tarafın temlik alacaklısı olmadığını, öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br>Davacı  müflis kooperatifin üyesi olduğunu, Kayseri ili, ...ilçesi, ... mah. ... ada, ...parselde kayıtlı bulunan ... nolu bağımsız bölümün kendisine tahsis edildiğini, davalılardan ...'ın arsa sahibi, diğer davalı ...'ın yaklaşık 20 adet dairenin 1/2 hissesine sahip olduğunu, dava konusu edilen 52 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın kendisine ait olduğunu belirterek tapu iptali ve tescil dilemiştir.<br>Davacının talebi kooperatif üyesi olarak adına tahsis edilen konutun tapu iptal ve tescili istemine ilişkindir.<br>Davacının sunmuş olduğu kayıtlarda davacının kooperatif üyesi olduğu, ... ada ... parselde yer alan... nolu bağımsız bölümün kooperatif tarafından davacıya tahsis edildiği görülmüştür.<br>Tapu kaydının incelenmesinde: 52 numaralı bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davalı ... adına, 1/2 hissesinin ise diğer davalı ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür.<br>Taşınmazın değerinin tespiti için yapılan keşif sonucu alınan 25/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda: dava konusu Kayseri ili, ...ilçesi, ...mahallesi, ... ada, ... parsel, ... Kat, ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazın dava tarihi olan 23/03/2022 tarihi itibariyle değerinin 950.000,00-TL olduğu, dava konusu taşınmazın güncel değerinin ise 1.450.000,00-TL olacağı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.<br>19/10/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda: dava konusu Kayseri ili, ...ilçesi, ...mahallesi, ... ada, ... parsel, ...Kat,... bağımsız bölüm numaralı taşınmazın dava tarihi olan 23/03/2022 tarihi itibariyle değerinin 1.050.000,00-TL olduğu kanaatinde olduğunu bildirmiştir.<br>Mahkememizin 2022/368 E., 2022/940 K. Sayılı ilamı ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-...sicil numarasında kayıtlı davalı ...Yapı Kooperatifi'nin iflasına, iflasın 28/11/2022 günü saat 11:12 itibari ile açılmasına karar verildiği, kararın ise kesinleştiği görülmüştür.<br>İcra dairesi yazı cevaplarında 2. Alacaklılar toplantısını yapamayacağı belli olduğundan ve tasfiyenin tatiline karar verdiğinden mahkememizce yargılamanın sürümcemede kalmaması için yargılamaya iflas dairesine tebligat çıkarmak suretiyle devam edilmiştir.<br>Bilindiği üzere kooperatif, 1163 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).<br>Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde  bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır.<br>Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. 1163 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği üzere, “eşitlik” kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır.<br>İİK 198. maddesi, \"Mevzuu para olmayan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur.\" hükmünü içermektedir.<br>Somut olayda davacı kooperatif üyesi olarak adına tahsis edilen konutun tapu iptal ve tescilini talep etmiştir. Ancak İİK 198 maddesi uyarınca kooperatiften doğan tescil hakları para alacağına çevrildiğinden davacının tescil hakkı kanunen mümkün olmadığından reddedilmiştir.<br>-Davacının alacağının sıra cetveline kayıt kabul olarak görülüp görülemeyeceği hususu;<br>Davacının talebi kooperatif üyesi olarak adına tahsis edilen konutun tapu iptal ve tescili istemine ilişkin olup, 1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini   temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise \"Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmadığı halde, iflas masasına kaydı mümkün alacak olarak kabulü edilemeyeceğinden davanın sıra cetveline kayıt kabul olarak görülmesi de mümkün değildir. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/5348 E., 2023/1558 K. Sayılı ilamı)<br>Davacı Yargıtay uygulaması gereği kooperatif üyesi olduğundan taşınmazın bedelinin sıra cetveline kaydı da mümkün olmadığından bu husus da mahkememizce kabul görmemiştir. Davanın reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  davalı ...Yapı Kooperatifinin üyesi olup kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini,  davalılardan ... kooperatifin inşaat yapmış olduğu arsada arsa sahibi konumunda olduğunu, diğer davalı ... ise arsa sahibi olmamasına ve hatta kooperatif ile bir ilişkisi bulunmamasına rağmen müvekkilinin dairesinin de arasında bulunduğu yaklaşık 20 dairenin ½ si tapu kayıtlarında bu davalı adına göründüğünü, davalı kooperatif KKİS gereğince diğer davalılara devri gereken daireleri devretmiş olup, dava konusu daire yapılan sözleşme gereğince kooperatife devredilmesi gerektiğini, İki davalı arasındaki sözleşmenin davalı kooperatiften celbini talep ettiklerini, dava konusu daire Kayseri 7. Noterliği'nin ... tarih,... numaralı kura zaptınında müvekkiline isabet etmiş olup, ilgili dairenin müvekkiline tahsis edildiğini ancak müvekkilinin tescil talebi davalı kooperatifçe yerine getirilmediğini, müvekkili  davalı kooperatife olan ödemesi ekte sundukları üyenin hesap ekstresi  ve muavin dökümünden  görüleceği üzere 34 numaralı daire için 156.750,00 TL ödeme yaptığını,  müvekkili davacının davalı kooperatife en yüksek aidat ödeyen kişilerden olup müvekkilinden çok daha az aidat ödeyen (115.000,00 TL ile 150.000,00 TL arasında) bir kısım kooperatif ortaklarına tapu devirlerinin yapıldığı taraflarınca haricen öğrenildiğini, Kooperatifler Kanunu m.23 amir hükmüne göre tüm kooperatif üyeleri hak ve vecibelerde eşit statüde olp, bu eşitliği bozan durumların amir hükme aykırılık gereği butlan hükmüne tabi olduğunu, huzurdaki uyuşmazlıkta müvekkili ile eşit miktarda para yatıran ve hatta müvekkillerinden daha az miktarda para yatıran kişilerin tapularını tescil alması karşısında müvekkilin tapusunun devredilmemesi Kooperatifler Kanunu m.23'e muhalefet ettiğini, eşitlik kuralı gereğince müvekkillerinin de kooperatiften dairelerini almaları gerektiğini, taraflarınca yapılan araştırmada davalı ...' ın arsa sahibi olduğu tespit edilmiş olup, kendisine düşen tüm daireleri teslim aldığının tespit edildiğini, Kooperatif ile dava dışı kooperatif yüklenicisi arasındaki hukuki uyuşmazlık nedeni ile daireleri kooperatife devretmekten imtina ettiği kanaatine ulaşıldığını, diğer malik görünen ... ise hiç bir hakkı olmamasına rağmen dava konusu daire üzerinde %50 hissesinin bulunduğunu, Mahkemece huzurdaki davanın \"1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulandığını, TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceğinin öngörüldüğünü, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise \"Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur\" hükmüne yer verildiğini, bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmayacağını, zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturduğunu,  sermaye payının ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamayacaklarını, diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceklerini, ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılmasının mümkün olduğunu,1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmadığı halde, iflas masasına kaydı mümkün alacak olarak kabulü edilemeyeceğinden davanın sıra cetveline kayıt kabul olarak görülmesinin de mümkün olmadığı  gerekçeleri ile reddedildiğini, yerel mahkemece verilen hükmün eksik inceleme sonucunda oluşmuş olup kaldırılması gerektiğini, taraflarınca üyenin hak etmiş olduğu daire arsa sahibinin kayden mülkiyetinde olup kooperatifin üzerinde kayıtlı olmadığını, iflas idaresi vermiş olduğu yazı cevabında da açıkça kooperatifin herhangi bir malı bulunmadığını bildirdiğini ve zimmen de olsa bir hakkı ileri sürmediğini, hatta Ticaret Mahkemesinden iflasın kapanmasını talep ettiğini,  tasfiye işlemlerinin tadil edilmiş iflas idaresince dava konusu daire üzerinde bir hak iddia edilmemişken mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine kararının yerinde olmadığını ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/253. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını davanın kabülüne karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde tescil talebi dışında başkaca bir talep bulunmasa da yerel mahkeme tescil yerine para alacağı talebinde bulunulması halinde de, kooperatif üyesi bir kooperatif alacaklısının, kooperatifin ortağı olması sebebiyle kooperatifin iflas etmesiyle kurulan iflas masasından doğrudan alacağını tahsil edemeyeceğini, ancak borçlulara borçlar ödendikten sonra masada kalan paranın paylaşılabileceğinin belirtildiğini, bu sebeple de kooperatif ortağının para alacağını da masadan istemesinin mümkün olmadığının belirttiğini, davacı vekili, müvekkilinin tüm ödemelerini Kooperatife gerçekleştirdiğini beyan etmekte olup bu hususun diğer davalı Kooperatif ile davacı arasında bir husumet olduğunu, davacı vekilinin de beyan ettiği üzere taraflarına yapılmış bir ödeme olmadığı gibi, davacının tapu iptal ve tescil dahil tüm taleplerinin muhatabı sözleşme imzaladığı diğer davalı Kooperatif olduğunu, Kooperatif tarafından yerine getirilmesi talep edilen edimlerin, arsa sahibi taraflarından istenmesinin hukuken mümkün olmadığını,  Üyeler ile Kooperatif arasındaki sözleşme ve yapıldığı iddia olunan devirlerin tarafları ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, arada herhangi bir anlaşma veya hukuki bir ilişki olmamasına rağmen ve dolayısıyla haksız şekilde dairelerin teslimini talep etmekte olan Kooperatife karşı cevaben keşide edilen İhtarnamenin müvekkilinin tamamen yasal olan muaccel hak ve alacaklarını korumak adına iyiniyetli hareket ettiğini kanıtlar nitelikte olup aynı zamanda alacaklarını elde ettiği ihtimalde, dairelerin devrini sağlamaya hazır olduğuna delil olduğunu, taraflarınca ikame edilmiş olan ve bekletici mesele yapılmasını talep ettikleri sözleşmenin tasfiyesi davası da aynı şekilde müvekkilinin iyi niyetli olduğunu gösterdiğini, her ne kadar TBK'nın 124. madde hükmüne göre dava dışı yüklenici kendiğilinden temerrüte düşmüş ise de müvekkilinin, müteveffa ...'nun mirasçılarına karşı da bir ihtarname keşide ederek, tüm iyi niyetini gösterdiğini, taraflarının sözleşmeyi dahi halihazırda davanın devam ettiği şirket ile imzalamış olup Kooperatif ile müvekkili arasında herhangi bir hukuki ilişkinin de bulunmadığını, bu yönüyle taraflarına yöneltilen asılsız suçlamaların kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek  istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava Kayseri İli ...İlçesi... Mah.... Ada ... Parsel ... Kat ... bağımsız bölüm numaraları  numaralı  dairenin  davacı adına tescil istemine ilişkindir.<br>Davaya konu edilen Kayseri İli ...İlçesi... Mah.... Ada ... Parsel  ... Kat ... bağımsız bölüm numaralı  dairenin 14.10.2011 tarihli  ... ve ... adına tescil edildiği tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.<br>Kooperatifçe bir konutun ortağa tahsisi ortağa şahsi hak sağlar.  Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır. Bu hak ortağa ayni hak bahşetmez. <br>Öte yandan İİK'nın 198. maddesi, \"Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur.\" hükmünü içermektedir.<br>Dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisinin davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşettiği, ancak davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, taahhüdün aynen ifasının yani tapu kaydının devrinin tasfiye durumuna göre iflas idaresinin takdirinde olduğu, davacı ortağın borçlu olmadığının tespiti halinde İİK'nın 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği ancak artık para  alacağına dönüşen alacağının kayıt ve kabul isteminde bulunabileceği uyuşmazlığın  kayıt ve kabul istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacının talebi kooperatif üyesi olarak adına tahsis edilen konutun tapu iptal ve tescili istemine ilişkin olup, 1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise \"Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. Bu açıklama doğrultusunda davacının alacağını masaya kaydettiremeyeceği, kooperatif ortağının taşınmaz bedelinin tahsili talebi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmadığı , iflas masasına kaydı mümkün alacak olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>Dosya kapsamında toplanan delillere, ilk derece mahkemenin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre  davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından  istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca  esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>(Emsal mahiyette Yargıtay 6. HD  2025/2 Esas - 2025/705 Karar) <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2022/253 E - 2024/1004  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 15/05/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"316e7b3bf47dc4ad","SID":"73f1a3ddcd9c79eb"}}