{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas - Karar No: 2024/672 Esas - 2024/624<br>T.C.<br>ANKARA<br>12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t:\t2024/672 Esas<br>KARAR NO\t:\t2024/624<br>T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A<br>K A R A R<br><br>DAVA\t:\tMenfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:\t27/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t:\t31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:\t01/11/2024  <br>Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;<br>DAVA\t:\tDavacı vekili dava dilekçesinde, davacının toptan-perakende elektronik alet alım satımı yaptığını, davalı şirket ise müvekkili toptan elektronik eşya tedarikçisi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında mal alım satımı amacıyla anlaştıklarını, anlaşma üzerine müvekkili tarafından davalı şirkete çeşitli meblağlarda ödemeler yapıldığını, bunun yanında çeşitli meblağ ve vade tarihli çekler verildiğini, müvekkili tarafından davalıya yapılan ödemelere ve verilen çeklere rağmen davalı şirketin anlaşma gereği müvekkiline vermesi gereken malları teslim etmediğini, hali hazırda müvekkil aleyhine.... .... ....  esas sayılı icra dosyaları nezdinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin, teslim etmesi gereken malları teslim etmeyip edimini yerine getirmemesi nedeniyle ve uhdesinde bulunan söz konusu çekleri teslim etmesi gereken malları teslim etmeyip edimini yerine getirmemesi nedeniyle ve uhdesinde bulunan söz konusu çek ve senetleri haksız şekilde tahsil etmeye kalktığını, davalı şirketin ve müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde bahsedilen duruman ortaya çıkacağını, davalı şirketin haksız icra takibi marifetiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilin ticari itibarı ve saygınlığı olan bir tacir olduğunu, hakkında cebri icra yapılması yahut muhtemel icra takipleri nedeniyle taşınır taşınmaz mallarına haciz konulması halinde ticari itibarını kaybedeceğini, ticari işletmesinin iflas tehdidi ile karşı karşıya kalacağını iddia etmiş, öncelikle icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, netice olarak davanın kabulü ile dilekçe ekinde suretleri sunulan çeklerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, haksız ve kötüniyetli davalının  takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini istemiştir. <br>CEVAP\t:\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, öncelikle dosyada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle görev itirazı olduğunu, davalı tarafın ticari şirket oluşu nedeniyle davanın görülmesi gereken mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu sebeple huzurdaki davaya görev itirazında bulunduklarını, dava konusu çekin aslında taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklandığını ileri sürmenin karşı tarafın haklılığını gündeme getirmeyeceğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı-borçlunun teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediği iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekeceğini, mevcut durumda takibe konu yapılan senedin metninden bu husus anlaşılamadığı gibi, davacının bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil dosyaya sunmadığını, bilindiği üzere bu tür davalarda kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükünün tekrar borçlu tarafa geçtiğini, somut uyuşmazlıkta davacı tarafça borçlu olmadığını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı delil dosyaya sunulmadığını, satışa konu emtiaların teslim edildiğini, ayrıca muavin defterinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını iddia etmiş, davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLER\t.... .... ...  esas sayılı icra dosyaları, 14/10/2024 başvuru, 21/10/2024 son tutanak tarihli Arabuluculuk tutanağı, dava dosyasında bulunan diğer deliller.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, icra takiplerinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen TTK.nun \"Dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı 5/A maddesinin 1. fıkrasında \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun \"Dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı 18/A maddesinin 2. fıkrasında \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemeleri yer almaktadır.<br>Dosya kapsamına göre davanın, Polatlı İcra Dairesi'nin 2023/449, 2023/4089 ve 2023/4090 esas sayılı icra takiplerine konu kambiyo senetlerinden kaynaklanması nedeni ile davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, konusunun menfi tespit istemine ilişkin bulunduğu, görevsiz mahkemeye 27/12/2023 tarihinde açılan davada arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın eklenmediği gibi, görevsizlik kararından sonra davanın 02/10/2024 tarihinde mahkememizin 2024/672 esasına kaydından önce de dosyaya sunulmadığı, bu tarihlerden sonra 14/10/2024 tarihinde arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın 21/10/2024 tarihinde düzenlendiği görülmektedir.<br>Dosya mahkememize.... .... ....  karar sayılı kararında, \"Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren bir davanın görevli olmayan bir başka mahkemede açılması durumunda da arabuluculuğa başvuru şartının aranması gerektiği, aksi halde taraflarca görevli olmayan bir başka mahkemede arabuluculuk dava şartını aşmak amacıyla dava açılmasına yol açılması durumunun söz konusu olacağı\" belirtilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/10/2023 tarih ve 2022/2421 esas, 2023/5898 karar sayılı ilamı ile (görevsiz mahkemeye açılan dava tarihi olan) \"12/12/2019 dava tarihinden önce arabuluculuk sürecinin bitirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin\" usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek istinaf mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/12/2023 tarih ve 2023/4107 esas, 2023/4318 karar sayılı kararında da \"6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine davaya görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından mahkemece görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından\" istinaf kararının onanmasına karar verilmiştir.<br>Usul ekonomisi gereğince arabuluculuk dava şartının, davanın görevli mahkemenin esasına kaydından önce giderilebileceğine dair görüşler bulunmakta ise de, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan davanın yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğu, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının hükmüne göre arabuluculuk son tutanağın dava dilekçesine eklemesinde zorunluluk bulunduğu, usul ekonomisi ilkesinin kanunun açık hükmünün önüne geçemeyeceği, aksinin kabulünün taraflarca arabuluculuk dava şartını aşmak amacıyla görevli olmayan mahkemede dava açılmasına yol açacağı, kaldı ki arabuluculuk son tutanağının görevsizlik kararı üzerine dosyanın 02/10/2024 tarihinde mahkememiz esasına kaydından da sonra 21/10/2024 tarihinde düzenlendiği gözetildiğinde bu dava şartı eksikliğinin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>HMK'nun 115. maddesinin 2. fıkrasında \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.\", 3. fıkrasında \"Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.\" düzenlemeleri yer almakta ise de, yukarıda da açıklandığı gibi davada arabuluculuk müessesesini özel olarak düzenleyen 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin öncelikle uygulanması gerektiği, eldeki ticari davada ise arabuluculuk dava şartının görevsiz mahkemede dava açılırken yerine getirilmediği ve sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM\t:\tGerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle davanın, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrası ile HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,<br>2-Dava usulden reddedilmekle, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 12.312,61‬ TL harçtan düşülmesi ile, artan 11.885,01‬‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,<br>3-Davacının karşıladığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalının karşıladığı yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca, ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddi halinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı (maktu) miktarı geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nisbi) avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, 720.983,77 TL dava değeri üzerinden hesaplanan 112.147,57 TL nisbi vekalet ücreti maktu vekalet ücretini geçmekle, 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Karar kesinleştiğinde alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,<br>Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/10/2024 <br><br>\t¸ e-imzalıdır\t¸ e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51a30781b3e245a3","SID":"f95c50ba50edf9d6"}}