{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2025/145 - Karar No:2025/512<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/145 <br>KARAR NO\t: 2025/512<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/02/2022<br>NUMARASI\t: 2017/321 E-2022/95 K<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 07.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.05.2025<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece  verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklıkla ile diğer davalılar olan arsa sahipleri arasında Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Susuz Köyünde bulunan taşınmaz üzerine 81 adet bağımsız bölümden oluşan A, B ve C blokların yapımı için Ankara 46. Noterliği’nin 11/12/2012  tarih ve 9910 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili ile ... adi ortaklığı arasında taşeronluk sözleşmesinin yapılarak müvekkilinin  taşeron olarak işin yapımını üstlendiğini, taşeronluk sözleşmesi kurulurken davalı arsa sahiplerinin bilgisinin olduğunu, inşaatın tüm işlerinin arsa sahiplerince verilecek bedel ve daireler karşılığında yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, bu doğrultuda taşeronluk sözleşmesinin imzalandığını, ancak arsa sahiplerinin anlaşma metni üzerine imza atmadıklarını, oysa ki sözleşmenin ifası anında müvekkiline yapılan hakediş ödemelerinde davalıları temsil eden ...’in imzasının bulunduğunu, iş devam ederken müvekkilince yapılan imalatların karşılıklarının ödenmediğini, davalıların edimlerini yerine getirmediklerini, iş ortaklığının ekonomik olarak zorluk içine düştüğünü, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/50 D.iş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu düzenlenen raporda yapılan iş ve imalatların toplam bedelinin 6.393.636,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı şirketler tarafından müvekkiline hiçbir ödemenin yapılmadığını, ancak davalı arsa sahipleri tarafından bazı dönemlerde hakediş ödemelerinin yapıldığını, bu ödemelerin ise eksik olduğunu, davalı arsa sahiplerinden ...’in 17.01.2013 tarihinde müvekkilinin banka  hesabına 118.500,00 TL gönderdiğini, daha sonrasında ise ... tarafından 541.500,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu iki ödemenin de  sözleşmenin 4. maddesinde bahsi geçen avans ödemesi olduğunu, bu avans ödemesi dışında; ... tarafından 26.02.2013 tarihinde \"... Adi Ortaklığı Hakediş Bedelinize Mahsuben\" açıklaması ile 130.000,00 TL, 11.03.2013 tarihinde \"62655/1 parsel işler için hakediş mahsuben\" açıklaması ile 90.000,00 TL, 02.04.2013 tarihinde \"62655/1 parselde yapılan mütahitlik hizmeti hakediş\" açıklaması ile 100.000,00 TL, 03.04.2013 ve 04.04.2013 tarihlerinde ayrı ayrı \"62655/1 parselde yapılan mütahitlik hizmeti hakediş\" açıklamaları ile 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin tamamının ... İnş....Ltd. Şti. hesabına yapılan ödemeler olduğunu, ...’in arsa sahibi olmayıp, bu şahsın  arsa sahipleri adına ve hesabına hareket ettiğini, zira taraflar arasında imzalanmış olan 01.08.2013 tarihli protokolün de ... tarafından imzalanmış olduğunu, kaldı ki düzenlenen hakediş raporlarının da ... tarafından imzalandığını, arsa sahipleri tarafından hiçbir zaman ... tarafından kendi adlarına yapılan işlemlere karşı itiraz da edilmediğini, bu ödemeler dışında şirket yetkililerinin hesaplarına da ödemeler yapılmış olmasına rağmen bu ödemelerin her seferinde borç kaydı ile yapıldığını, zira 07.05.2013 tarihinde ... İnş... Ltd. Şti. hesabına yapılan hakediş ödemesinin de borç kaydı ile yapıldığını, davalılar tarafından müvekkili şirket hesabına sürekli hakediş ödemesi yapılırken birden bu ödemelerin kesilip de borç açıklaması ile para gönderilmiş olmasının kötüniyet göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin işin her aşamasında yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen kendisine gerekli ödemelerin yapılmadığını, davalı ortaklığın 6098 Sayılı Kanunun 112. maddesi uyarınca uğranılan bütün zararları tazmin yükümlülüğünün mevcut olduğunu, arsa sahiplerinin kötüniyetli davrandığını, müvekkili şirketin ... Köyünde kain 9.684 m2 taşınmaz üzerinde 81 adet bağımsız bölümden oluşan A,B ve C blokların yapımı inşaatını uzun bir süre devam ettirdiğini, davalı arsa sahiplerinin bu durum karşısında hiçbir itirazda bulunmadığını, zira diğer davalı ... adi ortaklığı tarafından inşaatın bitirilemeyeceğinin anlaşılmasının ardından bu firma ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeden davalı arsa sahiplerinin de bilgisi olduğunu, davalı arsa sahiplerinin bu sözleşmeyi onayladığını, zaten yapılan bütün imalatların sözleşme kapsamında arsa sahiplerinin gözetim ve denetiminde yapıldığını, yani davalılar her ne kadar sözleşmeyi imzalamamış olsalar da sözleşmedeki maddeler uyarınca işin gözetiminin arsa sahiplerinde olduğunu ve yapılan ödemelerin de arsa sahipleri tarafından yapıldığını, zira müvekkili şirkete devri yapılan taşınmazlara ait tapular da arsa sahiplerine ait olup,  arsa sahiplerinin de söz konusu sözleşmeye taraf konumunda olduklarını, davalıların kendi aralarında imzalamış oldukları Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin arsa sahibi olan davalılar tarafından feshedildiğini, ancak bu fesihin müvekkiline haber verilmediğini, bu sözleşmenin Ankara 63. Noterliği'nin 18.04.2013 tarih ve 12813 yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile feshedilmiş olduğunun müvekkilinin çok sonra öğrendiğini, üstelik bu fesih söz konusu olduğu tarihlerde arsa sahiplerinin müvekkili ile sözleşme imzalamayarak sözleşmeyi feshetmiş olduklarını da müvekkilinden gizlemiş olmalarının davalıların kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, ayrıca arsa sahiplerinin ... iş ortaklığının hissesine düşen paylara karşılık, bu firmadan daire satın almış olan kişilere müvekkili şirket ile sözleşme imzalandığı ve müvekkilinin bu inşaatta aktif çalıştığı belirterek her bir üyenin kredi çekmesi gerektiğini belirttiğini, bu kredilere müvekkili şirketin garantör olduğunu, söz konusu krediler için gerekli bütün eksper giderlerinin müvekkili tarafından ödendiğini,  buradaki amacın her bir üye tarafından ... subesinden 85.000,00 TL olmak üzere tamamlama kredisinin çekilmesi ve bu kişilerin kredilerini çekip toplanan paraların müvekkiline hakediş ödemelerinde kullanılması olduğunu, bütün bu paraların ... denetiminde bırakıldığını,  ...'in yapılan işlere ait olmak üzere müvekkili şirkete hakediş bedeli olarak bu miktarları ödemesi gerekmekte iken bu bedellerin müvekkiline ödenmediğini, \tdiğer taraftan bir kısım arsa sahiplerinin müvekkili şirket ve şirket yetkilileri aleyhine başlatmış olduğu bir çok icra takibi de bulunduğunu, bu takiplerin hakediş ödemelerinin borç açıklaması ile yapılmış olmasından kaynaklanan takipler olduğunu, bunların Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3347 sayılı dosyasında alacaklısı ..., borçlusu şirket yetkilisi ... olan 134.828,93 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış ilamsız takip,  Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3348 sayılı dosyasında, alacaklısı ... ve ..., borçlusu ... olan 156.666,46 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış ilamsız takip, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3349 sayılı dosyasında, alacaklısı ... ve ..., borçlusu ... Müh. Mim. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. olan 66.213,28 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış ilamsız takip, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3637 sayılı dosyasında, alacaklısı ..., borçlusu şirket yetkilisi ... 319.673,45 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış ilamsız takip, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3638 sayılı dosyasında, alacaklısı ...  ve ..., borçlusu şirket yetkilisi ... 219.015,75 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış ilamsız takipler olduğunu, bu takiplerin tamamının müvekkillerine gönderilen ve aslında hakediş ödemesi olmasına rağmen davalılar tarafından kötüniyetli olarak borç açıklaması ile gönderilmiş olan miktarlara ilişkin takipler olduğunu, yani davalı arsa sahipleri tarafından müvekkili şirket ve şirket yetkililerine yapılan hakediş ödemelerinin tamamının borç açıklaması ile yapıldığını, bunun sonucunda da müvekkilinin büyük zararlara uğratıldığını, söz konusu takiplerin hepsinin kesinleştiğini, müvekkilinin bu takiplerden, takip dosyalarından konulmuş olan hacizler sonucunda yani kesinleşmeden sonra haberi olduğunu, haber alınması ile birlikte her bir dosyaya itiraz dilekçeleri verildiğini, yine her bir dosya hakkında usulsüz tebligat yapılmış olması nedeniyle dava yoluna da gidildiğini, takipler sonrasında müvekkillerinin bir kısım taşınmaz ve araçlarının satıldığını, tüm bu nedenlerle davalı arsa sahiplerinin de müvekkilinin uğradığı zararları tazminle yükümlü olduğunu belirterek, imalatları müvekkili şirket tarafından yapılmış olan davalılar adlarına kayıtlı dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili şirketin uğradığı zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000.000,00 TL'nın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tDavalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili: Dava dışı ... İnşaat Taah. Oto…Ltd.Şti. ile müvekkili arsa sahipleri arasında ... parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak Ankara 44.Noterliğinin 21.09.2009 tarih 01389 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, sürenin inşaat ruhsatının alınmasını takip eden 40 ay olduğunu, dava dışı şirketin sözleşme ile kendisine düşecek daireleri 3.kişilere satış yoluyla devrettiğini, satış bedellerinin bir kısmının nakit bir kısmının uzun vadeli aylık senetlerle tahsili yoluna gittiğini, sonrasında yüklenici şirketin mali kriz yaşamaya başladığını, müvekkilleri tarafından 12.10.2012 tarihli 8425 yevmiye sayılı ihtarname ile söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, 31.10.2012 tarihinde davalı şirket ve müvekkilleri arasında iş bırakma ve yer teslim tutanağının düzenlendiğini,  sonrasında 11.12.2012 tarihli 9910 yevmiye sayılı kat karşılığı inşaat sözleşmesini  bu defa müvekkillerinin davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklıkla akdettiğini, adi ortaklığın da davacı şirketle taşeron sözleşmesini akdettiğini, davacı ile davalı ortaklık arasındaki sözleşmede arsa  sahipleri olan müvekkillerinin taraf olmadığını, dolayısı ile müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini ve haklarındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava dışı ... tarafından yapılan hakediş ödemelerinin arsa sahipleri adına değil yüklenici adi ortaklık adına yapıldığını, söz konusu bu şahıs arsa sahibi olmadığı gibi kendisine arsa sahiplerince verilmiş usulüne uygun vekaletnamenin de bulunmadığını, dava dilekçesinde bu şahsın arsa sahipleri adına hareket ettiği ve hakediş ödemelerine imza attığı ifade edilmiş ise de bu iddianın soyut olduğunu, müvekkilleri tarafından davacıya yapılan hiçbir ödemenin de bulunmadığını, davacıya yapılan 118.500,00 TL ve 541.500,00 TL tutarında yapılan ödemelerin taşeron sözleşmesi kapsamında yüklenici adına vekaleten ödendiğini, yine muhtelif tarihlerde davacı şirketin yapılan işe ilişkin hakediş düzenlemesinin ardından toplam 1.336.000,00 TL hakediş ödemesinin de dava dışı ... tarafından yüklenici adına vekaleten gerçekleştirildiğini, bu ödemeler taşerona yüklenici adına vekaleten yapıldığından müvekkili arsa sahipleri için bağlayıcılığının bulunmadığını, adi ortaklık ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin müvekkilleri tarafından feshedilmediğini, davacı şirket ile yüklenici arasındaki taşeron sözleşmesinin yüklenici adi ortaklığın tek taraflı beyanı ile sonlandırıldığını, 18.04.2013 tarihli 12813 yevmiye sayılı fesih ve azil bildirimi başlıklı azilname ile davalı ortaklık tarafından müvekkilinin de aralarında bulunduğu arsa sahipleri ve davacı şirket muhatap gösterilerek keşide edildiğini ve arsa sahiplerine tebliğ edildiğini, ayrıca ihtarname ile ...’in de adi ortaklık tarafından azledildiğini, tüm bu azillerin dava dışı ...’in arsa sahipleri adına değil adi ortaklık adına vekaleten hareket ettiğinin delili olduğunu, davacı şirkete borç kaydı ile gerçekleştirilen ödemelerin davacının malzeme alabilmesi için borç için verilen ödemeler olduğunu, davacının yapmış olduğu imalatlara ilişkin tüm ödemeleri de aldığını, davacı taşeronun üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmediğini, davacı tacir olup dava konusu ettiği sözde alacakları için herhangi bir fatura da düzenlemediğini, davacı tarafından hiç yapılmayan ve eksik kusurlu olarak yapılan tüm imalatların ... tarafından yapıldığını, davacı edimini gereği gibi ifa etmediğinden müvekkillerinin 15.04.2014 tarihinde inşaatların yapım işini site sakinlerinden olan ...’ye devrettiklerini belirterek, davanın husumet ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Grup…Ltd.Şti ile ... Proje…Ltd.Şti davaya cevap vermemiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın  6098 sayılı TBK 470 vdm gereğince eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu,  yapılan yargılama ve toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre; davalı yüklenici şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık ile diğer davalı arsa sahipleri arasında taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığı, davacı taşeron şirket ile davalı yüklenici şirketler arasında imzalanan taşeron sözleşmesi ile davacı taşeronun sözleşme konusu binalardaki sözleşmede belirtilen bir kısım imalatların yapımını üstlendiği ve sözleşme konusu işin ödenmediği ileri sürülen hakediş bedelinin tahsili istemi ile işbu davanın açıldığı ve davalı yüklenici şirketler ile birlikte diğer davalı arsa sahiplerine husumet yöneltildiğinin tartışmasız olduğu, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporu arasında yapılan hakediş bedeli hesaplamaları yönünden farklılıklar mevcut ise de; 2. bilirkişi raporunda 1. bilirkişi heyeti raporundan farklı olarak tespit edilen hususlar denetime olanak verecek şekilde tartışılmış olup 1. bilirkişi heyeti raporunda davacının toplam imalat bedeli tespit edildikten sonra 1. bilirkişi heyeti raporundaki hatalı olarak yapılan toplam imalat bedelinden eksik işlerin bedelinin mahsubu yerine yeniden hak ediş bedelinin hesaplandığı, 2.bilirkişi heyeti asıl ve ek raporunda dosyaya celp edilen delil tespiti dosyalarındaki tespit ve hesaplamalar da dikkate alınarak yeniden hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamada her ne kadar davacının toplam hakediş alacağı 1. bilirkişi raporunda tespit edilen 5.633.040,59 TL’den farklı olarak 6.325.041,34 TL olarak hesaplanmış ise de; söz konusu farklılığın gerekçesinin eksik işlerin bedelinin davacı taşeronun imalat bedeli alacağından mahsubu olduğu ve ayrıca davalı yüklenici şirketler tarafından yapıldığı kabul edilen bir kısım hakediş ödemelerine ait yazılı ödeme belgelerinin dosyaya sunulmamasına rağmen hukuken mevcut ve geçerli hakediş ödemesi olarak kabul edilmesi ve davacının alacağından mahsup edilmesi olduğunun dosya kapsamındaki veriler ile de uyumlu şekilde ortaya konulduğu, bu itibarla da çelişkinin gerekçelerini ortaya koyan ve denetime elverişli olduğu anlaşılan 2. bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve hesaplamaların benimsenerek yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, diğer taraftan, dosyada davalı arsa sahipleri dava konusu taşeron sözleşmesine taraf konumda olmadıklarından dava konusu alacaktan sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürdüğü, davacı taşeron şirketin ise; davalı arsa sahiplerinin kötüniyetli olduğunu ve bu nedenle de alacaklarından hukuken sorumlu olduğunu iddia ettiği ve davalı arsa sahiplerinin diğer davalı yüklenici şirketler yerine geçerek kendisine hak ediş ödemesini yapmasını ve davalı ... ...’in davalı arsa sahiplerini temsilen söz konusu ödemeleri yaptığını iddiasına kanıt ve dayanak olarak gösterdiği, ne var ki, dosyada davacının dava konusu istemine dayanak taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciye karşı taraf konumunda olan davalı arsa sahiplerinin davalı yüklenici şirketler ile davacı taşeron şirket arasında imzalanan taşeron sözleşmesinde taraf sıfatı bulunmadığı, diğer taraftan, davalı arsa sahiplerini temsilen hareket ettiği ileri sürülen davalı ... ...’in davalı arsa sahipleri tarafından temsilci olarak yetkilendirildiğine ilişkin bir delil dosyaya sunulmadığı gibi ... İş ortaklığı ile davacı taşeron şirket arasında imzalanan taşeron sözleşmesinin 7.maddesi gereğince anılan davalının davalı iş ortaklığı adına temsile yetkilendirildiğinin de sabit olduğu, bu durumda, dosyaya davacının davalı arsa sahiplerinin kötüniyet iddiasını kanıtlar nitelikte bir delil sunamadığı da gözetildiğinde; davalı arsa sahiplerinin taraf olmadığı ve bu nedenle de sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince kendisi yönünden bağlayıcı hukuki sonuç doğurması mümkün olmayan taşeron sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu hakediş alacağından hukuken sorumlu tutulmasının olanaklı olmadığı, bu itibarla, davalı arsa sahipleri ve davalı iş ortaklığını temsilen hareket ettiği anlaşılan  davalı ... ... aleyhine açılan davanın HMK 114/1-d ve 115/2.m. gereğince reddine karar vermek gerektiği, diğer davalı yüklenici ... Grup... Ltd. Şirketi ile diğer davalı ... Proje... Ltd. Şirketi aleyhine açılan davanın ise; mahkemece de denetime elverişli görülmekle benimsenen 2.bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda taleple bağlı kalınarak  kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davalı ... Grup... Ltd. Şirketi ile davalı ... Proje...Ltd. Şirketi  aleyhine açılan davanın talep ile bağlı kalınarak kabulü ile;  dava konusu 2.000.000,00TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte anılan davalılardan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalar aleyhine açılan davanın HMK 114/-d ve 115/.m. gereğince taraf ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile iş ortaklığı arasında imzalanan sözleşmenin 4.maddesindeki avans ödemesinin dahi  yüklenici iş ortaklığı tarafından yapılmadığını, zaten müvekkilinin bütün süreç boyunca doğrudan iş ortaklığından hiçbir surette ödeme almadığını, buna ilişkin hesap dökümlerinin sunulduğunu, her ne kadar mahkeme tarafından verilen kararda davalı arsa sahiplerinin taraf olmadığı belirtilmiş ise de taraf dahi olmadıklarını beyan eden arsa sahipleri tarafından müvekkillerine  ilk avans ödemesi yapıldığını, bu ödemenin dahi arsa sahiplerinin taraf sıfatına haiz olduğunu açıkça gösterdiğini,  arsa sahiplerinin gerek avans ödemesi, gerek borç kaydı ile gönderdikleri paraların diğer davalı adi ortaklık ile imzalanan sözleşme feshedildikten sonra doğrudan müvekkiline, müvekkilinin taşeronlarına ya da müvekkili şirket yetkililerine yaptıkları daire teslimlerinin aslında taraf olduklarını ve müvekkilini zarara uğratma kastı ile hareket ettiklerini gösterdiğini, bu dönemde avans ödemesi dışında ... tarafından da sanki iş ortaklığından gelmiş gibi görünen ödemelerin yapıldığını, aslında bu ödemelerin arsa sahiplerinin kendi adlarına yaptıkları ödemeler olduklarını, sanki olayda taraf değillermiş gibi göstermek amacıyla akrabaları olan ...'i yetkili olarak gösterdikleri paravan bir iş ortaklığı adı altında müvekkiline inşaatı tamamlattığını ve karşılığını tam olarak ödemediğini, inşaat devam ederken arsa sahipleri ile iş ortaklığı arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahipleri tarafından 18.04.2013 tarihinde fesih ihbarnamesi ile feshedildiğini, aynı dönemde ...'in de iş ortaklığı tarafından vekaletten azledildiğini, arsa sahiplerinin sözleşmeyi feshetmelerine rağmen müvekkiline hiç bir bildirimde bulunmadığını, 18.04.2013 tarihinde hala inşaatın bitmemiş olup işin büyük kısmının arsa sahiplerinin iş ortaklığı ile fesihlerinden sonra bitirildiğini, bu tarihe kadar gerek arsa sahipleri gerekse aslında arsa sahibi olan ancak hileli olarak gizlenmek istenen ...'in bütün ödemelerini hakediş açıklaması ile göndermesine rağmen bu tarihten sonra müvekkili tarafından yapılan imalatların karşılıklarının tamamının müvekkilini zarara uğratma kastıyla borç açıklaması ile ödenmiş olduğunu, bu aşamada müvekkil şirket ile ... arasında 01.08.2013 tarihli protokolün imzalandığını, arsa sahibi olan ...'in de bu protokolde şahit olarak yer aldığını, yani ...'in vekaletten azli sonrasında şirket adına değil arsa sahipleri adına hareket ederek protokole imza attığını, sonuç olarak sözleşmenin feshinden sonraki dönemde inşaatın davalı arsa sahiplerinin gözetim ve denetimi altında müvekkili tarafından tamamlanmış ve davalılar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin sona erdiği 18.04.2013 tarihinden 8 - 10 ay sonra 2013 yılının son ayı ve 2014 yılının ilk aylarında daire teslimlerinin bizzat müvekkili şirket tarafından yapılmış olduğunu, teslime ilişkin tutanakların da dosyada mevcut olduğunu, müvekkillerinin bu süreçte kendisine yapılan ödemelerin hakediş ödemesi olduğunu düşünerek (borç kaydı ile yapıldığını farketmeden) arsa sahipleri gözetim ve denetiminde bütün imalatları eksiksiz olarak tek başına tamamladığını, yine arsa sahipleri ile diğer davalı adi ortaklık arasındaki sözleşmenin feshinden sonra B blok 11 numaralı dairenin de doğrudan arsa sahibi olan davalı ... (ki ... arsa sahipleri adına hareket eden ...'in kızı olduğunu) tarafından müvekkili şirket yetkilisi ...'ye 01.08.2013 tarihinde devredildiğini, yine A blok 25 numaralı dairenin de doğrudan arsa sahibi olan ... tarafından müvekkili şirket yetkilisi ...’ye 01.08.2013 tarihinde yani arsa sahipleri ile iş ortaklığı arasındaki sözleşme feshedildikten sonra devredildiğini, bunun gibi bir kaç tane daha daire devri bulunmakta olup bunlara ait tapuların da yargılama sırasında sunulduğunu, bunun yanı sıra müvekkili şirketin taşeronu olan firmalara da doğrudan arsa sahipleri tarafından daire teslimlerinin yapıldığını, görüleceği üzere inşaat süresince müvekkillerine iş ortaklığı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını,  sadece arsa sahipleri tarafından ödemeler yapıldığını  ve daire devirlerinin de doğrudan arsa sahipleri tarafından gerçekleştirildiğini,  davalıların tamamının açık bir şekilde kurgusal bir hikaye ile müvekkillerini zarara uğrattıklarını, daha sonrasında ise borç olarak gönderdikleri tutarları icra tehdidi ile müvekkillerinden geri aldıklarını, ayrıca arsa sahiplerinin ... iş ortaklığının hissesine düşen paylara karşılık, daire satın almış olan kişilere; müvekkil şirket ile sözleşme imzalandığı ve müvekkilin bu inşaatta aktif çalıştığını belirterek her bir üyenin kredi çekmesi gerektiğini dahi belirttiğini, bu kredilere müvekkili şirketin garantör olduğunu, söz konusu krediler için gerekli bütün eksper giderlerinin müvekkilince ödendiğini, buradaki amacın her bir üye tarafından ... subesinden 85.000,00 TL olmak üzere tamamlama kredisinin çekilmesi ve bu kişilerin kredilerini çekip toplanan paraların müvekkiline hakediş ödemelerinde kullanılması olduğunu, bu hususta yine mahkemeye ekspertiz ücret dekontu sunulmuş olduğunu, ancak bu dekontun da dikkate alınmadığını,  bütün bu paraların ... denetiminde bırakıldığını,  ...'in yapılan işlere ait olmak üzere müvekkili şirkete hakediş bedeli olarak bu miktarları ödemesi gerekmekte iken bu bedellerin müvekkiline borç kaydı ile ödendiğini, bu dönemde ...’in iş ortaklığını temsile yetkili olmayıp bu tarihlerde arsa sahipleri ile iş ortaklığı arasında bir sözleşme de bulunmadığını, yani arsa sahipleri ile iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin feshinden sonra müvekkilinin imalatlara devam ettiğini,  arsa sahiplerinin müvekkili hesabına bir çok para gönderdiğini, müvekkili şirketin ve şirket yetkililerinin gönderilen bedellerin açıklamalarına bakmamalarından dolayı hakediş ödemesi olarak gönderilen bedellerin borç kaydı ile gönderildiğini fark edemediğini, inşaatın tamamlanması ve daire teslimlerinin yapılmasının ardından da arsa sahipleri ve ... tarafından müvekkili şirket ve şirket yetkilileri aleyhinde borç kaydı ile gönderilen tutarlar ile ilgili olarak icra takibine girişildiğini, bu takiplerin tamamının müvekkillerine gönderilen ve aslında hakediş ödemesi olduğunu, bütün bu takiplerin kesinleştiğini, dava dışı müvekkili şirket yetkilisinin bu takiplerden, takip dosyalarından konulmuş olan hacizler sonucunda yani kesinleşmeden sonra haberi olduğunu, haber alınması ile birlikte her bir dosyaya itiraz dilekçeleri verildiğini, yine her bir dosya hakkında usulsüz tebligat yapılmış olması nedeniyle dava yoluna da gidildiğini, görüldüğü gibi davalılar arasındaki sözleşmenin feshinden  sonraki zaman içerisinde müvekkili şirket ile arsa sahipleri arasında bir anlaşma oluştuğunu, arsa sahipleri tarafından müvekkiline bir çok hakediş ödemesi yapıldığını, ancak bu hakediş ödemelerinin borç açıklaması ile yapılarak daha sonrasında geri alındığını, davalıların müvekkili şirket ve yetkililerine bu denli yüksek miktarlarda borç vermesinin hiçbir makul açıklaması olamayacağını,  her ne kadar sözleşme döneminde müvekkiline imalatların karşılığı olan bir kısım ödemelerin ... tarafından yapılmış ise de ...'in ödeme ya da borçlandırma yetkisi bulunmadığını, dolayısı ile ...'e o dönemlerde ödemelerin kim tarafından geldiğinin araştırılması gerektiğini, ancak mahkemece bu araştırmanın dahi yapılmadığını, mahkeme tarafından eksik inceleme sonucunda  karar verildiğini, müvekkili şirketin yetkilisi ... ile ... arasındaki mail yazışmalarından da  görüleceği üzere ...’in kendisinin azledildiği ve davalılar arasındaki sözleşmenin son erdiği tarihten sonra bir çok maili şirket yetkilisine gönderdiğini,  ...'in bu işlemleri iş ortaklığı adına yapmadığı, arsa sahipleri adına yaptığının çok net bir biçimde ortada olduğunu, kaldı ki bahsi geçen maillerden birisinde arsa sahibi olmadığı iddia edilen ve iş ortaklığı tarafından da azledilmiş olan ... tarafından daire sahiplerinin kim olduğunu gösteren bir listenin müvekkili şirket yetkilisine gönderildiğini, müvekkilinin  18.04.2013 tarihine kadar sözleşmesi olmasına rağmen davalı şirketler ya da iş ortaklığından hiçbir zaman doğrudan ödeme almadığını, ancak bu hususun mahkemece inceleme konusu yapılmadığını, 18.04.2013 tarihine kadar yapılan bütün ödemelerin müvekkili şirket hesabına yapılmış olmakla 18.04.2013 yani davalılar arasındaki sözleşme feshedildikten sonraki ödemelerin neredeyse tamamının şirketin yetkililerinin hesabına gönderildiğini, yine ... tarafından yapılan ödemelerin hiçbirisinin de ...'e davalı şirketler ya da iş ortaklığı tarafından gönderilmediğini, bütün ödemelerin arsa sahipleri tarafından yapıldığını, bunun araştırılmasının istendiğini ancak mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığını, arsa sahipleri tarafından müvekkili şirket muhatap gösterilerek şantiye sahasındaki eksik işlerin tespiti amacıyla mahkemeden talepte bulunulduğunu, müvekkili şirketin de aynı şekilde yapılan imalatların tespitini talep ettiğini, dolayısı ile arsa sahiplerinin müvekkili şirket ile aralarında anlaşma olmadığını iddia etmelerinin kabul edilemeyeceğini, bizzat müvekkili şirketi muhatap alarak yapılan tespit başvurusunun arsa sahipleri ile müvekkili arasında bir anlaşma olduğunu gösterdiğini, yine Aralık 2013 ve Ocak 2014 arasında geçici kabul tutanaklarının bizzat müvekkili tarafından hazırlandığını,  üyelerin eksiklikleri için tespitler bizzat müvekkili şirket tarafından yapıldığını, dolayısı ile sadece bu geçici kabul tutanaklarının dahi arsa sahiplerinin olayda taraf olduklarını açıkça gösterdiğini, kaldı ki sözleşmenin feshinden sonraki tarih olan 01.08.2013 tarihinde yapılan protokolde dahi arsa sahiplerinden ...'in imzası bulunduğu, ...'in ise davalı iş ortaklığı ile hiçbir bağı kalmamasına rağmen yine bu protokolde imzası bulunduğunu, yine müvekkiline de taşınmaz sahiplerini dahi bildiren hiçbir vasfı olmadığı iddia edilenin ... olduğunu, ancak bu belgelerin de incelemeden karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş  ve incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve  355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\t Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı ile davalı yüklenici taraf arasında yazılı sözleşmenin bulunduğu, davalı arsa sahipleri bu sözleşmede taraf olmadığı gibi davacının da kabulünde olduğu üzere yüklenici davalı şirketler adına yapılan ödemelerin yüklenicinin talimatıyla ve borç kaydı gösterilerek yapıldığının ve  01.08.2013 tarihli protokolde de arsa sahiplerinden ...'in taraf olarak değil şahit olarak imzasının bulunduğunun anlaşılmasına, davanın davalıları arsa sahipleri ile yüklenici şirketler olup, ... hakkında açılmış bir dava bulunmayıp kurulan hükmün davanın taraflarına yönelik olacağının tabii bulunmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>\t HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına.<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı  ile yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  07.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>         Başkan  ...                   Üye ...\t             Üye ...                  Katip...<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5c0c181043afb64","SID":"e5c5d770f3bbb282"}}