{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/169 Esas<br>KARAR NO: 2025/662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2024<br>NUMARASI: 2024/59 Esas, 2024/515 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İFLAS<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, murisi ...'nin vefatından önce davalı şirkette %20 paya sahip olduğunu, murisin vefatından sonra ki ortaklık yapısının; müvekkilinin 43 paya karşılık 43.000,00 TL, ...'nin 22 paya karşılık 22.000,00 TL ve davalı ...'nin ise 35 paya karşılık 35.000,00 TL şeklinde olduğunu, davalı ...'nin 26/01/2009 tarihinde 20 yıl süre için şirkette müdür olarak seçildiğini, bu seçimin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, 10 yıl süre ile görev yapan davalı şirket müdürünün son 1 yılı aşkın süreçte hiçbir ekonomik ve ticari hamle yapmadığını, şirket müdürü olarak kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirket yararına hiçbir katkıda bulunmadığını, müvekkilinin zararına sonuç doğuracak fiiller içinde olduğunu, davalı şirket müdürünün ihmalleri sonucu şirket faaliyetlerinin 2018 yılı sonlarından itibaren durduğunu, kamu kurumları nezdinde şirketin giderek büyüyen bir borç yükü altına girdiğini, buna ceza ve faiz gibi kalemlerin de eklendiğini, şirket çalışanların ücretleri ve tazminatları ödenmediğinden şirket aleyhine tazminat ve alacak davaları açıldığını, fakat davaların takipsiz bırakıldığını, müvekkilinin ekonomik yönden zarara uğratıldığını, bankalar ve üçüncü şahıslarla ilgili münasebetlerde şirket gayrimenkullerinin ipotek edildiğini, söz konusu borçların sağlıklı şekilde takibi ve sonuca ulaştırılması cihetine gidilmediğini, müşteri portföyü tamamıyla ihmal edilerek mevcut distribütörlüklerin kaybedildiğini, şirket müdürünün ihmal ve kasıtla yasal görevlerini yerine getirmediğini, bu nedenle şirketin zararına dolayısıyla müvekkilinin zarar ve sorumluluğuna yol açtığını, davalı şirketin, ticari faaliyetinin durmuş olması ve ekonomik fonksiyonunu yitirmiş olması sebebiyle feshi ve tasfiyesine karar verilmesini talep etme zaruretinin doğduğunu belirterek davalı şirketin feshi ve tasfiyesine, davalı ...'nin müdürlük yetkilerinin ortadan kaldırılarak belirtilen taşınmaz tapu kaydı ile ve yine belirtilen araçların trafik kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 15/06/2023 TARİH VE 2022/719 ESAS 2023/463 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davacı ...'ın, davalı şirket sermayesinde pay sahibi olduğu, İİK. 179. maddesi lafzı ve emsal Yargıtay 19. HD 11/12/2003 tarihli - E.8842/K.12510 sayılı ilamı uyarınca davacının, pay sahibi olduğu şirket hakkında borca batık durumda olduğu gerekçesi ile iflas davası açma konusunda yetkisinin bulunmadığı, ayrıca iflası istenen şirketin müdürüne iflas istemli davada husumet yöneltilemeyeceği gerekçeleri ile  davanın  usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece kısa kararda, davanın usulden reddinin gerekçesi olarak HMK'nun 114/1-h maddesi gösterilmiş ise de, gerekçede, bu hususun yazım hatası sonucu olduğu belirtilerek resen düzeltildiği ve davanın HMK 114/1-d ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine yönelik hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.<br>DAİREMİZİN 30/11/2023 TARİH VE 2023/1297 ESAS 2023/1315 KARAR SAYILI KARARI İLE: Somut olayda, Mahkemece 15/06/2023 tarihli celsede tesis edilen kısa kararda, \"Davanın HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine\" şeklinde karar verilmiş olup gerekçeli karar içeriğinde ise, bu hususun yazım hatası sonucu olduğu belirtilerek resen düzeltildiği ve davanın HMK 114/1-d ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine yönelik hüküm tesis edildiği, bu şekilde gerekçeli karar ve buna göre oluşturulan hüküm sonucu ile tefhim edilen kısa karar arasında HMK'nun 298/2 fıkrasına aykırı şekilde çelişki yaratıldığı gerekçelerine istinaden tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığından bahisle kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 04/07/2024 TARİH VE 2024/59 ESAS 2024/515 KARAR SAYILI KARARI İLE: Somut davada davacı ...'ın davalı şirket sermayesinde pay sahibi olduğu, İİK'nun 179. maddesinin lafzı ve emsal Yargıtay 19. HD'nin 11/12/2003 tarihli 8842 E.12510 K. sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere  davacının pay sahibi olduğu şirket hakkında borca batık durumda olduğu gerekçesi ile iflas davası açma yetkisinin bulunmadığı, ayrıca davacının alacaklı olmadığı, iflası istenen şirketin müdürüne iflas istemli davada husumet yöneltilemeyeceği, bu nedenle davacının, davalı şirketin iflasını isteme hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı gerçek kişiye şirketin iflası davasında husumet yöneltilemeyeceği gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; şirketin borca batık olduğunu tespit eden bilirkişi raporlarının varlığına rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin 4 yıldan fazla süredir faaliyet göstermediğini, müvekkilinin, şirketin %43 hisse ile en büyük ortağı olduğunu ve şirketin borca batıklığından zarar görecek menfaat sahibi olduğunu, mağduriyeti açık olan müvekkilinin hukuki yararının mevcut olduğunu, Ltd. Şti. ortaklarından birinin de iflas talebinde bulunmaya hakkı olduğunu, bir aile şirketi olan davalı şirketin 30 yıl faaliyet gösterdikten sonra fiilen kapandığını, anne ve kardeş şirketi terkettiğinden bütün sorumluluğun müvekkiline bırakıldığını, anonim şirketler faslında düzenlenen TTK 376/3. maddesinin \"Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesi … tespiti halinde … Yönetim Kurulu şirketin merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesinde iflasını ister…\" hükmünü ihtiva ettiğini, limited şirketler bakımından ise sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanacağının belirtilmesi sebebiyle (TTK 636/3) her ortağın şartları varsa iflas talep edebileceğine yasal olanak sağlandığını, borca batık bir şirketin resen iflas ettirilmesi gerektiği yasa gereği iken hakim ortak olan müvekkilinin iflası talep edemeyeceği kararının bir çelişki olduğunu ve hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, İİK'nun 179. maddesi, iflas talep ve hakkını idare ve temsil görevindeki kişilere de tanıdığından mahkemenin gerekçesini geçersiz kıldığını belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ilk açıldığı tarih itibariyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile davalı ...'nin müdürlük yetkilerinin ortadan kaldırılması talebine yönelik olup davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile, borca batık olduğundan bahisle davalı şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Dava ilk olarak, davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ile davalı ...'nin müdürlük yetkilerinin ortadan kaldırılması talebi ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup davacı vekilinin 30/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporuna göre davalı şirketin borca batık olduğunun sabit olduğundan bahisle davaya iflas davası olarak devam edilerek davalı şirketin iflasına karar karar verilmesini talep etmesi üzerine Mahkemenin 2019/662 Esas 2022/431 Karar sayılı kararı ile, ıslah ile iflas talebine dönüşen dava yönünden iflas davasına bakmakla görevli ihtisas Mahkemeleri olan İstanbul 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan 07/04/2022 tarihli raporda; dosya kapsamına alınan, davalının bağlı olduğu vergi dairesinden gelen yazılar ile diğer vesaikler nazara alındığında davalı şirketin 2018 yılından itibaren faaliyetsiz olduğunun kabulünün gerektiği, şirketin aktiflerinde 2 adet araç haricinde rayiç değeri olabilecek herhangi bir varlığın dosya kapsamına göre tespit edilemediği, davalı şirketin kaydı verilere göre 813.654,39 TL borca batık olduğu, rapor içeriğinde detaylandırıldığı üzere aktiflerinde kayıtlı olan stoklar-alacaklar ve duran varlıkların (2 adet araç haricinde) değersiz (“0”) olduğu, yine dosya kapsamında ki verilere göre rayiç değerlere göre de borca batık olmasının muhtemel olduğu bildirilmiştir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan 15/02/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalı şirketin mükellefiyetinin 31/12/2018 tarihi itibariyle re'sen terk edilmiş olduğu, 31/12/2018 sonrasına ait şirketin ticari defter ve mali verilerinin bulunmadığı, son mali verilerin dava dosyasında bulunan 01/01/2018 - 31/12/2018 dönemine ait Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile 31/12/2018 tarihli mizan kayıtları olduğu, mükellefiyeti re'sen terkin edilen davalı şirketin gayri faal olduğu, herhangi bir çalışanının bulunmadığı, davalı şirketin 31/12/2022 tarihli rayiç değer bilançosuna göre; varlıklarının 1.722.140,55 TL, borçlarının 2.134,551,49 TL, özkaynaklarının (-) 412.410,94 TL olarak hesaplandığı ve bu kapsamda davacı şirketin borca batık durumda olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, davacının pay sahibi olması sebebiyle iflas davası açma yetkisinin bulunmadığı, ayrıca iflası istenen şirketin müdürüne iflas istemli davada husumet yöneltilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine dair karar verilmiş olup hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. 2004 sayılı İİK'nun \"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı\" başlığını taşıyan 179. Maddesi \"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır.\" hükmünü içermektedir. \"...Borca batık durumdaki şirketin iflasını isteme mecburiyeti, şirketi idare ve temsil ile görevlendirilmiş kişilere, yani anonim şirketler (YTK m.376/3) ile kooperatiflerde (Kooperatifler K.m.63,II) yönetim kuruluna, limited şirketlerde müdürlere (YTK m.623) ve şirket tasfiye halinde ise tasfiye memurlarına (YTK m.542/c) düşer...\" (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1162). Somut olayda, dava önce davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ile davalı ...'nin müdürlük yetkilerinin ortadan kaldırılması talebi ile açılmış olup daha sonra sunulan ıslah dilekçesi ile şirketin borca batık olduğundan bahisle davalı şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı şirketin limited şirket vasfında olması sebebiyle borca batık olduğu gerekçesiyle iflasını ancak şirketin müdürü talep etmeye yetkili olup davalı şirkette pay sahibi olan davacının, davalı şirketin iflasını talep etme bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Öte yandan ıslah ile birlikte davalı şirketin iflasına karar verilmesi talebi ile davaya iflas davası olarak devam edilmiş olmasına göre davalı şirket müdürü olan diğer davalı ...'ye husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/59 Esas, 2024/515 Karar sayılı ve 04/07/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5c3129198ef2053","SID":"817bc78682e44492"}}