{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1674 <br>KARAR NO:2025/511<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/09/2022<br>NUMARASI:2021/201 E. - 2022/693 K.<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibinin yapıldığını, müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibine konu çekteki imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını, takibe ilişkin yasal itiraz sürelerinin kaçırıldığını ve müvekkili şirket malvarlığı aleyhine hacizlerin uygulandığını, haciz tehdidi altındaki müvekkili şirketin, takibe ilişkin davalı vekili Av. ... hesabına 02.10.2019 tarihinde 13.000,00 TL ödeme yaptığını, davanın ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber istirdatı talebine ilişkin olduğunu, müvekkili şirket yetkilisine ait imza örnekleri ile icra takibine konu çekteki imzanın karşılaştırılması ve bilirkişi incelemesi yapılması sonucunda imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşılacağını” beyanla; Davanın kabulü ile 02.10.2019 tarihli 13.000,00 TL bedelli ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdatına, alacaklı davalı aleyhine asıl alacağın %20‘ sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesi talebinde bulunuştur.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... Bankası... seri numaralı, 17.000,00-TL bedelli, 30.08.2019 tarihli çekin karşılıksız kalmasına istinaden, müvekkili şirket tarafından, İstanbul 23.İcra Dairesi ... sayılı dosyasında çekte yer alan keşideci ve cirantalar hakkında girişilen, çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlandığı ve  dosya borçlusu tarafından takip borcunun  02.10.2019 tarihinde ödenmesini müteakip davacı tarafından işbu İstirdat davasının açıldığı, Davaya konu çek incelendiğinde; keşidecisinin .... Şti olduğu daha sonra gerçekleştirilen ciro silsilesiyle takip alacaklısı müvekkil ... A.Ş'ye geçtiğinin görüleceği, hak düşürücü sürenin 02.10.2020 tarihinde sona erdiği, davacı alacaklı müvekkili şirketin pasif dava ehliyetinin olmadığı, paranın istirdatın iyi niyetli alacaklıdan istenemeyeceği, istirdat davasının çekte imzası bulunan diğer cirantalara yöneltilmesi gerektiği, imza itirazının samimi olmadığı, Davaya konu olayda davacının kusur durumunun irdelenmesinin gerektiği, davacı yanın basiretli tacir olduğu gözetildiğinde yapılan takipte çekten ve çek kaynaklı borçtan haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, takip kesinleştikten sonra imzaya itiraz etmeyen, takip kesinleştikten kısa bir süre sonra borcu ödeyen, ödeme yapıldıktan bir buçuk yıl içerisinde borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açmayan, tedbir talep etmeyen, çek iptali yoluna başvurmayan davacı tarafın imza itirazının kötüniyetle yapıldığı, Davacı şirket yetkilisi ...'in imzaya itiraz davası açmamış olması, ve çalıntı veya zayi olduğu durumda da sessiz kalıp Cumhuriyet başsavcılığına başvurmamasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, Davaya konu kambiyo senedinin takibinde imzaya neden itiraz edilmediği, çekteki imzanın ...'e ait olmama durumunun nasıl gerçekleştiği, çek çalındı ise neden Cumhuriyet Başsavcılığına bir yıldan uzun süre içerisinde başvuruda bulunulmadığı, çek iptal davasının bu süreçte neden açılmadığı, çek zayi olduysa, çekin zilyetliğinin nasıl kaybedildiği, buna ilişkin Asliye Tic. Mahkemesinde zayi nedeniyle neden dava açılmadığı hususlara ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir bilgi bulunmadığı gibi delil de bulunmadığı, Dava konusu çekin ... ile yapılmış olan ticari ilişinin sonucu olarak müvekkiline geçtiği, müvekkilin davacının çeki çaldırmış olabileceğini bilmediği gibi davacı ile diğer çek borçluları arasındaki ilişkileri de bilebilmesinin mümkün olmadığı,. Müvekkilinin  huzurdaki davaya konu çekin meşru ve iyiniyetli hamili olduğu, huzurdaki davaya konu çeki TTK 792'e göre iyi niyetle iktisap ettiği, davacı tarafla olan alacak ilişkisinin taraflarına sunulan 08.03.2019 tarihli faktoring sözleşmesine ve çekin iktisabına ilişkin faturalara güvenilerek gerçekleştirildiği, çekin Faktoring Sözleşmesine istinaden ... TEKSTİL firması tarafından müvekkiline teslim edildiği, Müvekkilince  teslim alınan her çekin faturalı ve kanuni düzenlemelere uygun olduğu, imza şirket yetkilisi ...’e ait olduğundan takip borçlusunun takipten doğan borçlardan sorumlu olduğu, Alacaklı müvekkilinin takibe konu çekin iyiniyetli meşru hamil olması, müvekkilinin çekten kaynaklanan alacağını resmi bir ticari ilişkiye ve gerçek bir alacağa dayanarak tahsil edilmiş olması, çekteki imza itirazında samimi olmadığı gözetildiğinde müvekkil şirkete yöneltilen istirdat davası usul ve yasaya aykırı olduğu” beyanıyla; Hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın usulden reddi, pasif husumet yokluğundan davanın reddi, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi, davacının en az % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Çek üzerindeki imzanın davacı  şirket yetkilisine ait olmadığı husunun  tespit edildiği, salt bu hususun dahi davacının davasında haklı olduğunu gösterme noktasında yeterli olduğu gibi faktoring işlemleri yönünden  değerlendirme yapıldığında da; davalı faktoring şirketinin faturayı sunan borçlu firmanın mali durum incelemesini yeterli düzeyde yapmaması, ayrıca teminata aldığı çekin teyidini almaması nedeniyle riske katlanması gerektiği, her iki durumda da davacının icra baskısı altında sorumlu olmadığı tutarı  ödediğinin izahtan vareste olduğu mahkememizce değerlendirilmiş,  anılan sebeplerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile, -Açılan davanın kabulü ile 13.000-TL alacağın 02/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,-Davalı tarafın zaman aşımı ve pasif husumet itirazının reddine,, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaı tarafın aktif dava ehliyeti bulunmadığının kabulü gerektiğini, dava konusu ... sayılı icra takibine ilişkin olarak dosya borçlusu tarafından yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, icra dosyasına ... tarafından ödeme yapıldığını, istirdat davasını takip borçlusunun açabileceğini, davacı alacaklı müvekkilinin pasif dava ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu çeki iyiniyetle iktisap ettiğini, müvekkili şirketin çekin iyi niyetli hamili olup çeki mahkemeye sunmuş olduklaı faktoring sözleşmesi, faturalar ve çek giriş bordrosuna istinaden elinde bulundurduuğunu, husumetin ancak kötü niyetli hamillere yöneltilebileceğini, paranın istirdadının iyi niyetli alacaklıdan istenemeyeceğini, istirdat davasının çekte yer alan diğer cirantalara yöneltilmesi gerektiğini, aksi takdirde hakkı olan alacağını tahsil etmiş olan alacaklının haksız şekilde fakirleşeceğini, takip borçlularının ise sebepsiz zenginleşeceğini, bu durumda dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, keşidecinin davacı taraf olduğu gözetildiğinde imza itirazının alenen yargılamayı uzatmak maksadıyla ileri sürüldüğünü, davacı tarafın dava dilekçesinde ... sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz etmediğini ikrar ettiğini, davacının basiretli tacir olduğu gözetildiğinde yapılan takipte çekten ve çek kaynaklı borçtan haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, davacı tarafın kambiyo senedi nedeniyle yapılan takip borcu 02/10/2019 tarihinde ödediğini, çekteki imzanın kendisine ait olmadığı durumda ise en başında kambiyo senedi yoluyla ilamsız takipte imzaya itiraz etmesi gerekirken davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmamış olup bu durumun kötü niyetin kanıtı olduğunu, borçlu tarafın imza itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde yapamayıp kaçırması durumunda dahi bundan sonraki süreçte durumdan haberdar olduğu halde uzun süre sessiz kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir buçuk yıl boyunca tedbir talep etme hakkı olmasına rağmen tedbir talep etmemesinin, çekin iptaline yönelik dava açmamasının, bir yıldan uzun süre sonra istirdat davasında imzaya ileri sürmesinin, davacı tarafın keşideci olduğu da gözetildiğinde haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu gösterdiğini, imzanın kendisine ait olmadığını ileri süren ...'in işbu davaya konu çekteki imzanın kendisine ait olmama durumunu açıklığa kavuşturduğunu, bu nedenle söz konusu asılsız iddialardan ibaret olan davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve delil bulunmadığını, davayı açan tarafın basiretli tacir olması durumunda sessiz kalmaması gerektiğini, dava konusu çekin... Tekstil ile yapılmış olan ticari ilişkinin sonucu olarak müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin davacının çeki çaldırmış olabileceğini bilmediği gibi davacı ile diğer çek borçluları arasındaki ilişkileri de bilemeyeceğini, davacının çekleri gerektiği gibi muhafaza etmemesinin mesuliyetinin müvekkiline ait olmayıp bu konuda iyi niyetli hamil olan müvekkiline değil; kusuru bulunan kişilere rücu edilmesi gerektiğini, davacı tarafça ödemenin icra tehdidi altında yapıldığı iddiasının asılsız olduğunu, söz konusu ödemenin alacaklı vekili banka hesabına haricen yatırılmış olup davacı tarafça herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediğini, bu nedenle söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, yerel mahkemece salt bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, ancak söz konusu bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak tanzim edildiğini, bilirkişi raporunda yer alan ancak mahkemece göz ardı edilen önemli hususların; \"faktoring işleminin faturaya dayandığı, faturanın muhasebe işlemlerine yansıtıldığı, faturanın merkezi fatura sisteminden denetlendiği, fatura ile teminata alınan çek arasında bağlantı olduğu, faktoring şirketi ile müşterisi arasında sözleşme yapıldığı,\" gibi hususlar olduğunu, dosya içerisinde mevcut olan raporda bilirkişinin 10.11.2021 tarihli Dr. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitinin doğrudan kendi raporunun sonuç kısmına aktarmasının abesle iştigal olduğunu, faktoring bilirkişisi tarafından yalnızca faktoring işlemlerine dair inceleme yapılması gerekip imza incelemesine dair hazırlanan raporu kendi raporuna esas alamayacağını, bilirkişi incelemesi için bahse konu çekin keşide tarihine yakın tarihlerde düzenlenip şirket yetkilisinin imzalarının olduğu çeşitli kurumlardan alınarak evraklarla yeniden inceleme yapılması gerektiğini, adli belge inceleme uzmanının imza incelemesi konusunda son merci olmadığından mahkemece grafoloji dalında uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararını maddi olgular nitelendirilmeden hazırlamış olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit ve istirdat  davasıdır. ...sayılı dosyasında, alacaklı davalı tarafından keşideci davacı firma ve çekteki diğer cirantalar aleyhine, 30.08.2019 vadeli ... seri no.lu 17.000 TL. bedelli çeke istinaden toplam 18.852,29 TL. alacağın tahsili amacı ile   11.09.2019 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davacı icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, davalı alacaklıya 02/10/2019 tarihinde ödeme yaptığını belirterek ödenen bedelin istirdadını talep etmektedir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.19.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “İnceleme konusu olan mevcut yazı ve imza örneklerinden tamamen farklı olması ve aynı elden çıkmış olabileceğini gösteren hiçbir benzerlik ihtiva etmemesi nedeniyle (imzanın) ...’e ait olmadığı” belirtilmiştir.İİK  Madde 72/7 bendine göre; Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Düzenlemesi yer almaktadır.İİK 72/7 bendine göre kısmi ödemede istirdat davasındaki 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamaz.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde,  imzaya itiraz  def'inin mutlak bir def'i olup, herkese karşı ileri sürülebileceği gözetildiğinde senet hamilinin iyi niyetli olup olmamasının  hukuki sonucu değiştirmeyeceği,  sahtecilik mutlak def'inin davalı hamile  karşı ileri sürülebileceği açıktır. Yapılan inceleme ile takibe konu çekteki keşideci  imzasının davacı şirket yetkilisine  ait olmadığı  tespit edilmiştir. Çekteki imzanın davacıya ait olmadığı bu nedenle davacının takip konusu çek nedeniyle  iyiniyetli olsa dahi çek hamillerine karşı  sorumlu tutulamayacağı, davacının ödediği bedelin iadesi gerektiği mahkemece davanın  kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih ve 2021/201 E., 2022/693 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 888,03 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 222,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 666,03 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32917e7c0f2e91e8","SID":"6001854d4e7a1182"}}