{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/62 Esas<br>KARAR NO:2025/663<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:03/03/2022<br>NUMARASI:2020/48 E. - 2022/58 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1978 yılından bu yana yangından korunma sistemleri alanında çözümler üreten bir mühendislik ve imalat firması olduğunu, müvekkilinin 1978 yılından bu yana \"...\" esas unsurlu birçok tescilli ve tescil aşamasında olan markası bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresi ile piyasada faaliyet göstermesinin tüketiciler tarafından da bilindiğini ve tanındığını, müvekkili tarafından davalı firma hakkında araştırma yaptığında, davalı şirketin 16/06/2016 tarihinde kurulduğunun öğrenildiğini, davalı yanın ticaret unvanın ...A.Ş. ibaresinden meydana geldiğini, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın ticaret unvanı ile müvekkiline ait \"...\" ibareli markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğunu, davalının ticaret unvanında \"...\" ibaresinin kullanmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalının bu eylemleri neticesinde müvekkilinin markadan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, müvekkiline ait tescilli markaya ve ticaret unvanına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesini ve  davalı şirket unvanından \"...\" ibaresinin terkinini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19 yıldır sektörde gazlı söndürme sistemleri konusunda faaliyet gösterdiğini, davacı yan ile müvekkili arasında farklı mahkemelerde yargılamalar yapıldığını ve bu davaların davacının ispatlayamamış olması nedeni ile reddedildiğini, müvekkili firmanın faaliyet alanının elektronik yangın sistemleri ve mühendisliği olduğunu, davacı firmanın ise yangın söndürme cihazları alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile müvekkilinin aynı sektörlerde faaliyet göstermediklerini, bu nedenle de müvekkili eylemlerinin tüketici nezdinde herhangi bir karıştırılmaya yol açmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla;\"Davacının unvan terkinine dair talebine gelince; davacı şirketin “...” ibaresini 1991 yılında, davalı şirketin ise 2016 yılında ekleriyle birlikte tescil ettirdiği, bu nedenle her iki ticaret unvanında da yer alan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan ek niteliğindeki “...” ibaresini, tescil tarihi itibariyle öncelikli kullanma hakkının kayıtlara göre davacı şirkete ait olduğu, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, davalının unvanındaki ekin,gerek davacı markaları gerekse de davacı unvanı arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret unvanının TTK.m.52/1 uyarınca terkin şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla, davacının terkine ilişkin talebinin kabulü gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile,-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine,-Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepleri yönünden  davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin ticaret unvanı ile müvekkilinin \"...\" esas unsurlu markaları, alan adları ve ticaret unvanının 6769 sayılı SMK anlamında benzer olup davalı tarafından iltibas edildiğinden bahisle davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın isminin ilk üç harfi ile soy isminin ilk iki harfini birleştirerek şirket ismini verdiğini, şirketin 1978'de kurulduğunu, ... ibaresinin logosu ile müvekkili şirket tarafından tescil edidiğini, davalı şirketin 2016 yılında kurulduğunu, ticaret unvanının ... olduğunu, burada davalı şirketi diğerlerinden ayıran, tanıtan ibarenin ... olup çekirdek/esas unsur olarak dikkate alınması gerektiğini, devamının tali unsur olduğunu, davalı şirketin yangın söndürme alanında faaliyet gösterdiğini,  davalı şirketin müvekkili firma ile görsel, işitsel ve faaliyet kapsamındaki ürünler yönünden ayniyet derecesinde benzerlik barındırdığını,  yerel mahkemenin gerekçeli kararının hem çelişkili hem de yeterli inceleme yapılmamış olması sebebiyle yerinde olmadığını, mahkemece 6769 sayılı SMK'nin 29/1-b ve c maddelerini marka tecavüzü olduğunun kabul edileceği durumlara dayanak madde olarak gösterdiğini,  kanun koyucunun marka tecavüzünün gerçekleşeceği halleri ayrı ayrı değerlendirmiş olup tüm bu şartların bir arada bulunması vasfını aramadığını, müvekkili firmaya ait markanın kök unsur ve faaliyet bakımından taklit edildiğini, davalı tarafın ... isimli internet sitesinde ürünlerini satışa koyarak öneride bulunduğunun da açıkça görüleceğini, bu sebeple marka tecavüzüne yönelik taleplerinin kabulü gerektiğini, mahkemece marka tecavüzü ve haksız rekabet kapsamında unvanın marka olarak kullanılması durumu göz ardı edilerek marka tecavüzüne ve haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddedildiğini, gerekçeli karara dayanak gösterilen kanun hükümleri ile marka tecavüzü ve haksız rekabete dair taleplerinin reddi kararının kendi içerisinde açıkça çelişkili olduğunu, yerel mahkemenin davalının markayı kullanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar vermesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın iltibas suretiyle marka tecavüzüne ve haksız rekabete sebep olduğunu, haksız rekabet koşullarının gerçekleştirdiğini, davalı tarafın aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığının yerel mahkemece de tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından aynı talep ve istemler ile müvekkili firmanın ortaklarının ortağı olduğu ... Şti. firmasına karşı da dava ikame edildiğini, bu davaların huzurdaki uyuşmazlıkla emsal olarak dikkate alınması gerekirken mahkemece tarafından bilirkişi raporunda yer alan görüş ve kanaatler hükme esas alınarak bu emsal dosyaların değerlendirilmediğini, Bakırköy 2. FSHHM 2013/40 sayılı dosyası kapsamında ittihaz edilen kesinleşmiş karar ile Bakırköy 1. FSHHM 2017/17 Esas sayılı dosyalarının tarafları olan ...Şti firması ortakları ile müvekkili firma ortaklarının aynı olduğunu, ... Şti firmasının ortakları ... ve ... iken davalı müvekkilinin tek ortağının ... olduğunu, hükme esas alınan raporda bu dosyaların davalılarının müvekkili firmadan farklı olduğu belirtilerek bu dosyalar kapsamında verilen kesinleşmiş mahkeme kararı dahi dikkate alınmadan rapor tanzim edildiğini, mahkeme tarafından da bu rapor benimsenerek işbu dosyalar değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının gerek müvekkili firma grup şirketi olan...Şti, gerekse müvekkili firma yetkilileri hakkında yukarıda verilen dava konularında yargılanmış olup davacının davalarının reddedildiğini, müvekkili firma ile ortağı aynı olan, ihtilaf konusu yine ... ibaresi olan ve davacının taleplerinin aynı olduğu dosyada verilen kesinleşmiş mahkeme kararı da nazarı dikkate alındığında müvekkilinin davacı marka haklarına tecavüz teşkil eder bir kullanımının olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının terkini için şartların olşmadığının izahtan vareste olduğunu, aksi yönde ittihaz edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının davacı adına tescilli markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti,  önlenmesi ve davalı şirket unvanından \"...\" ibaresinin terkini talebidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... başvuru numaralı 45. Sınıfta ... şekil markası, ... başvuru numaralı 01/09/11/17/20. sınıflarda ... şekil markası,  ... başvuru numaralı 35. Sınıfta ... şekil markası ve ...başvuru numaralı 45. Sınıfta ... şekil markasının davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.15/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle:\"Davalının, tecavüz teşkil eder şekilde markaya dair kullanımını gösterir dosya içinde herhangi bir bilgi/belge yer almamaktadır. Belirtilen nedenle, dosyanın mevcut durumu itibariyle markaya tecavüz açısından herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı,  Davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediğine dair belge/delil sunulmamış olduğundan markasal açıdan bir tecavüz tespit edilememiş olmakla Haksız Rekabetin mevcut olmayacağı,  Ticaret ünvanı kullanımı açısından ise, ünvan üzerinde Davacının öncelik hakkı olduğu dikkate alındığında, Davalının ticaret ünvanındaki benzer olan ek’i kullanımı nedeniyle TTK. M.55/1a(4) uyarınca karıştırılmanın ve haksız rekabetin mümkün olacağı,  davacı şirketin “...” ibaresini 1991 yılında, davalı şirketin ise 2016 yılında tescil ettirdiği sicil kayıtlarından tespit edilmektedir. Bu nedenle her iki ticaret ünvanında da yer alan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan ek niteliğindeki “...” ibaresini, tescil tarihi itibariyle öncelikli kullanma hakkının kayıtlara göre Davacı şirkete ait olduğu, Şirketlerin faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, Davalının ünvanındaki ek’in gerek davacı markaları gerekse de Davacı ünvanı arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m.52/1 uyarınca terkin şartlarının mevcut olduğu, \" belirtilmiştir.04/02/2022 havale tarihli ek raporda özetle, \"Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/40 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının...Şti olduğu, konusunun markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ticaret unvanının terkini, maddi ve manevi tazminat olduğu, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/17 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ...Şti, davalının ...Şti olduğu,konusunun haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi-manevi tazminat, unvan terkini olduğu, söz konusu dosyalarda davacı aynı olmakla birlikte, huzurdaki davanın davalısı farklı şirket olduğundan, adı geçen dosyaların huzurdaki dava ile ilişkilendirilemeyecekleri, itiraz noktasında kök raporda incelemenin yapıldığı, açıklanan bu nedenlerle kök raporda ulaşılan tespit ve sonuçlardan dönülmesini gerektirir bir durum olmadığı\" belirtilmiştir.6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir.Madde 55- (1) \"Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle,  4/ Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\"Düzenlemesi yer almaktadır.6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebileceği belirtilmiştir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir.Nitelikleri itibariyle markalar, bir tacirin ürettiği veya piyasaya sunduğu mal ve hizmetleri, diğer tacirlerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan tanıtıcı işaretlerdir. Ticaret unvanları ise bir ticari işletmenin faaliyetlerini, diğer ticari işletmelerin faaliyetlerinden ayırt etmeye yarayan tanıtıcı işaretlerdir. Bununla birlikte, markaların; ayırt edicilik, reklam, garanti gibi işlevleri yanında, köken bildirme işlevleri de bulunmaktadır.O nedenle, bir ticaret unvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de dahil, ticari işletmeler arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanım marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmelidir. Bu bağlamda, daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin, bir başkası tarafından ticaret  unvanı olarak tescil ettirilmesi ve unvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemez.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının markasal kullanımına ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, davalının ihaleye girdiğini ve internet sitesi ....teknik.com adresinde ürünleri satışa sunmak için öneride bulunduğunu ileri sürmüş ise de; bu husus  yargılama sırasında ileri sürülmediğinden HMK 357 maddeye göre, davada ileri sürülmeyen hususlar  istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden dikkate alınmamış, davalının markasal kullanımı ve markaya tecavüzün ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde; davalı şirket ortak ve yetkilisinin, ... Şti.'de ortak iken ...'nın şirket ortaklığından ayrıldığını, davalı şirket ortak ve yetkilisi olduğunu, gerek grup şirketi olması, gerekse ortaklıktan ayrılırken yüklü miktarda ödeme yapması nedeniyle ... ibaresini, ticaret unvanında ve marka olarak kullanmasına izin verildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/10/2013 tarihli, 2013/40 Esas-2013/38 Karar sayılı kararından; davacının, davalı .. şirketine açtığı ticaret unvanı ve markaya tecavüzün önlenmesi ve unvan terkinine ilişkin davada, mahkemece davanın davacının sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkını kaybettiğinden davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince davacının temyiz başvurusu üzerine kararın bozulmasına karar verildiği, davalının tashihi karar talebi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2015 tarihli 2015/3796 Esas-2015/13295 Karar sayılı kararıyla, tashihi karar talebini kabul ederek kararın onanmasına karar verdiği anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçesinde, Bakırköy 2. FSHHM 2013/40 sayılı ve Bakırköy 1. FSHHM 2017/17 Esas sayılı dosyaları bu dava açısından kesin hüküm oluşturduğunu belirtmiş ise de, bu dosyalarda ki davalıların farklı şirketler olduğundan kesin hüküm teşkil etmeyecekse de; şirket ortaklarının aynı kişi olması nedeniyle mahkeme kararlarının delil niteliğinde olduğu  anlaşılmakla mahkemenin bu konuda ki gerekçesi düzeltilmiştir. Dosya kapsamında bulunan önceki yargılamaya ilişkin mahkeme kararları ve Yargıtay ilamlarından; ...'nın davacı ve davalı şirket ortaklığından ayrıldığı (... Şti.) davalı şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra, davalıya ihtar göndererek markayı kullanmamasını istediği, davalı  ... Şirketinin 11/08/2000 tarihinde tescil ettirdiği, ticaret unvanı tescilinden itibaren emtiasında ve ticari faaliyetlerinde kullandığı, davacının sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği halde bu kullanıma 5 yıl süreyle sessiz kaldığı 01/04/2011 tarihinde dava açtığından bahisle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacının tekrar 31/01/2017 tarihinde Bakırköy 2. FSHHM'nin 2017/17 Esas-2018/386 Karar sayılı kararıyla, yukarıdaki gerekçeler ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır....'nın davacı şirket ortağı olduğu, ...'ın ise önceki davaların davalısı olan ... Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu, bu davada davalı şirketin de tek ortak ve yetkilisi olduğu, davalı şirketi 16/06/2016 tarihinde tescil ettirdiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporda tarafların iş kolunun benzer olduğu, TTK 52/1 maddesi uyarınca terkin koşullarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin tek ortak ve yetkilisinin, daha önce ortağı olan ...'nın ortaklıktan ayrılması üzerine, ... Şti. Ticaret unvanını kullanmaya devam ettiği, ortağı olduğu şirket aleyhine açılan davaların sessiz kalma nedeniyle reddi üzerine,  yine aynı/benzer işkolunda faaliyette bulunmak üzere davalı şirketi 16/06/2016 tarihinde tescil ettirdiği ve ... A.Ş. Unvanı ile faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça, daha önce davalar açılmasına rağmen, davacının tescilli ... markası ve tescilli ticaret unvanı ile iltibasa neden olacak şekilde, ticaret unvanı tescil ettirilmesi ve aynı faaliyet alanında ticaretinde kullanılmasının ticari dürüstlük kuralına aykırılık ve TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenen; \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak\" fiilini oluşturduğu, haksız rekabet kurallarına aykırılık teşkil ettiği, önceki davaların sessiz kalma nedeniyle reddine karar verilmesinin, davalının aynı çekirdek unsurlu, yeni ticaret unvanı tescilini haklı göstermeyeceği, mahkemece haksız rekabete dayalı davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Ticaret unvanının kullanımı yönünden yapılan incelemede, ticaret sicil kayıtlarına göre,  davacı şirketin “...” ibaresini 1991 yılında, davalı şirketin ise 2016 yılında tescil ettirdiği,  her iki ticaret unvanında da yer alan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan ek  niteliğindeki “...” ibaresini, tescil tarihi itibariyle öncelikli kullanma hakkının  kayıtlara göre davacı şirkete ait olduğu, şirketlerin faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, davalının unvanındaki ... ibaresinin, davacı markaları ve unvanı arasında benzerlik ve iltibas riski  doğuracağı, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret unvanından \"...\" ibaresinin TTK.m.52/1 uyarınca terkin şartları oluştuğu anlaşılmıştır.Mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek önceki yargılamalarda verilen mahkeme kararları gerekçeye esas alınmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle her iki tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Tarafların istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/03/2022 tarih, 2020/48 E., 2022/58 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- -Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, davalı şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine, -Davacının marka haklarına tecavüz talebi ispatlanamadığından davanın REDDİNE4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL, ticaret unvanından terkin davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,8‬0 TL  karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu  ile 1.176,4‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 108,80 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Davacı tarafından yapılan 235,10 TL tebligat - tezkere ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.235,10 TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre (2/3) 823,4‬0 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına,4/ç-Davalı tarafından yapılan 88,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre 29,5‬0 TL'sinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen unvan terkini davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen haksız rekabet davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen markaya tecavüz davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı,14,90 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 235,6‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 141,6‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 362,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a73950b270766e1","SID":"6e8e2dd9872b1129"}}