{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/511 Esas<br>KARAR NO:2025/735<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/01/2025<br>NUMARASI:2024/426 E. - 2025/37 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava  dilekçesinde özetle; Müvekkil, çanta üretim işi yapan  \"... \" isimli iş yerini kendi nam ve hesabına işlettiğini, fason iş yapmış olduğu ...A.Ş. isimli firmaya ait...bank ...şubesinin  31.12.2017 vadeli 80.000 TL ( Seksen Bin TL )  bedelli müşteri  çekini, davalı ... A.Ş. ye başvurarak nakite çevirtmek istediğini, ilgili firma yetkilileri tarafından gerekli araştırmalar yapılmış, araştırmanın  olumlu neticelenmesi  ile  çek davalıya teslim edilmiş  davalının da  müvekkilinin İş Bankası hesabına  76.000 TL  çeke  mahsuben ödeme yaptığını, taraflar arasında faktoring sözleşmesi kurulurken müvekkilden bir kısım evrakları imzalamasını istediğini, faktoring kredi sözleşmesinin imzalanmasından yaklaşık on beş gün geçtikten sonra davalı şirketten bir yetkilinin müvekkilini telefonla arayarak, çek keşidecisinin Kredi Kayıt Bürosundaki olumsuz kaydı nedeniyle çek bedelinin kendilerine derhal geri  ödenmesini istediğini, müvekkilinin de çekin vadesine iki ay olduğunu ve vadesinde ödenmemesi halinde kendisi tarafından çek  bedelinin davalı  firmaya ödeneceğini söyleyerek konuşmayı sonlandırdığını, davalının 30.10.2017 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinden ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkili ile yaptığı faktoring sözleşmesini tek taraflı olarak feshedildiğini,  hesap katı ve borcun ödenmesini içeren ihtarnameyi davacıya gönderdiğini, müvekkili tarafından düzenlenen ve davalıya verilen 1.000.000 TL bedelli bir senet olmadığını ve hatta senedin tanzim edildiği tarih itibariyle firmaya doğmuş bir borcunun olmadığını açıklamasına rağmen hiçbir açıklaması kabul görmemiş ve müvekkilin iş yerinden,  tüm iş makineleri, alet ve edevatları muhafaza altına alınmış ve iş yeri bu haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle fiilen çalışamaz hale getirildiğinden yaklaşık 15 gün kadar kapalı kaldığını, davalının haksız eylemlerinden müvekkilinin 10.000 TL maddi zararı olduğunu ayrıca, iş yerinin kapanmasından dolayı; iş çevresi, ailesi ve tüm çanta işi yapan çevresinde itibarı sarsılmış olup yaşadığı üzüntü ve sıkıntılar sebebiyle de 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin iş yerinde, haciz ve muhafaza işlemi yapılması sebebiyle adına kayıtlı taşınmazını derhal gerçek değerinin altında satarak davalıya henüz vadesi gelmemiş borcunu ... dosyasına 09.11.2019 tarihinde 89.552,88 TL olarak davalı vekili Avukat ... hesabına ödendiğini, müvekkile,  davalı tarafından 76.000 TL ödeme yapılmasına rağmen kendisinden icra tehdidi altında 89.552,88 TL tahsil edilmesi nedeniyle 13.552,88 TL'si fazladan ödeme yapmasına sebep olduğunu, ayrıca; müvekkil icra yoluyla muhafaza altına alınan mallarının iadesi için 1.334 TL icra müdürlüğüne, yolluk ve yediemin ücreti, 2.000 TL nakliye masrafı, 1.000 TL hamal ücreti olmak üzere masraf yaptığını, bunun dışında müvekkilden başlangıçta alınan 4.000 TL faizden,  2.419 TL'si yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup toplamda, müvekkilinden tahsil edilen ve yaptığı tüm masraf toplamı olmak üzere;  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.305,88 TL'nin müvekkile ödendiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle birlikte iadesi gerektiğini beyanla; davalıya yersiz  ödemek zorunda kaldığı  20.305,88 TL'nin  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödendiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle birlikte iadesine ve davalının haksız eylem ve işlemleri nedeniyle, müvekkilin  uğramış olduğu 10.000 TL  maddi, 10.000 TL manevi zararlarının  haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borcun faktoring sözleşmesinin imzalanması ile birlikte doğduğunu, müvekkilinin, faktoring piyasasında faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, Borçlar Kanunu madde 90 “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.” Borçlar Kanunu madde 117 “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer.”Hükümleri uyarınca borcun doğumu ile birlikte muaccel olduğunu  itiraz eden borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile sözleşme kapsamında temlik alınan alacağın vadesinin geçmiş olmasına karşılık ödenmemesi nedeni ile sözleşmenin fesih edildiği ve borcun ödenmesinin ihtar edildiğini ve ihtarnamenin gereği ifa edilmediğinden davacının temerrüde düştüğünü, bu nedenle talep edilen alacak muaccel bir alacak olduğunu, müvekkil sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, müvekkilinin davacı tarafından temlik edilen alacağın günü geçmiş olmasına rağmen ödenmemesi nedeni ile müvekkili ile taraflar arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesinin IV- Sözleşmenin Süresi, Sona Ermesi ve Sonuçları başlığı altında düzenlenen 2. Maddesi uyarınca Beyoğlu ... Noterliği'nin .... yevmiye numaralı 30.10.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve borcun ödenmesini ihtar ettiğini, müvekkil ile davacı arasında yapılan temlik işlemi taraflar arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesi kapsamında yapıldığını, bu nedenle Borçlar Yasasının temlik hükümleri karşısında, yasadan kaynaklı olarak devir anında alacağın varlığı ve temlik borçlusunun ödeme gücünün garanti edildiğini, davacının kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini, zarara uğranıldığının ispat yükü davacıda olup, davacı uğradığını iddia ettiği zararı ispata yarar hiç bir belge sunmadığını, zarara ilişkin somut sunulan belge bulunmaması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan reddini talep ettiklerini, alacağın tahsili için davacı adresine 06.11.2017 tarihinde hacze gidilmiş ödeme olmadığından mahalde bulunan bir kısım menkulleri haczedilmiş ve muhafaza altına alındığını, davacı daha sonra 09.11.2017 tarihinde dosya borcunu icra tahsil harcı hariç olarak haricen ödemiş ve ödeme ile aynı gün ekte dosyaya sunulu talimattan da anlaşılacağı üzere malların davacıya teslimi için ... Talimat sayılı dosyasına talimat gönderildiğini, davacının ödeme yaptığı gün yani muhafaza işleminden 3 gün sonra malların teslimi için gerekli işlemlerin müvekkil tarafından yapıldığını, bu hali ile müvekkili tarafından yapılan haciz işlemi nedeni ile davacı iş yerinin 2 hafta kapalı kalması söz konusu olamayacağını,  davacı tarafından kişilik hakkının zedelendiğine dair ile ilgili hiçbir delil ve bilgi sunulmadığını, davacı taraf mahkemeyi yanıltma ve manevi tazminat için gerekli koşulları oluşturma çabası içerisinde olduğunu beyanla; süresi içinde açılmayan davanın reddine,  Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, Davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI;İstanbul 20. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 01/06/2021   tarihli 2019/855  E- 2021/443 K sayılı kararıyla;Davanın KISMEN KABULÜ ile - 14.924,97 TL'nin ödeme tarihi olan 09/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine,-Davacının maddi tazminat talebinin reddine,-10.000 TL manevi tazminatın haksız haczin gerçekleştiği 06/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan   tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Dairemizin 01/07/2024 tarihli 2021/1373 Esas-2024/1196 Karar sayılı kararıyla; Davacı tarafça haksız haciz nedeniyle işyerinin kapalı kaldığı süre için 10.000 TL maddi tazminat isteminde bulunulduğu, ancak Mahkemece bu talebe ilişkin araştırma yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı, talep hakkında hiçbir hüküm kurulmadığından denetim yapılması mümkün olmadığı, davacı vekilinin haksız haciz nedeniyle işyerinin 15 gün kapalı kaldığını ve maddi zarara uğradığını ileri sürdüğü dosya kapsamından haczedilen mallarının haciz tarihinden 4 gün sonra iade edildiği anlaşılmakla, bilirkişi heyetininden ek rapor alınarak, davacı defterleri de incelenerek, zararın bulunup bulunmadığı tespiti ve maddi tazminat talebi yönünden inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği.Davalı vekili istirdat istemine ilişkin olarak davanın İİK 72/7 maddesi gereği davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığını ileri sürmüş ise de; davacının 09/11/2017 tarihinde icra dosya borcunun tümüyle ödenmediği, İİK 72/7 maddesi gereğince dosya borcunun tümüyle ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlayacağı düzenlendiğinden, davalı vekilinin süreye ilişkin TBK 72/7.maddenin değil, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK 77.mad.'nin uygulanması gerektiğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davalının sair istinaf taleplerinin ise, davacının istinaf talebine ilişkin yeniden incelemede yapılacak olması nedeniyle  bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına   yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI;İstanbul 20. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin21/01/2025 tarihli 2024/426  E- 2025/37 K sayılı kararıyla; faktöring hizmetine konu çek tutarı olan 80.000,00 TL nin her halükarda vadesinde ödenmesi gerektiğinden, fazla ödenen tutarın 9.552,88 TL olduğu, başlangıçta yapılan 4.000,00 TL kesintiden iadesi gereken tutarın 2.372,09 TL olduğu, davacının  yolluk ve yediemin ücreti, 2.000 TL nakliye masrafı, 1.000 TL hamal ücreti ödemelerine ilişkin olarak belgeleri dosyaya sunduğu ve ödemelerin iadesi gerektiği,  davacı taraf  icra yoluyla muhafaza altına alınan mallarının iadesi için 1.334 TL icra müdürlüğüne ödeme yapıldığını ileri sürmüşse de icra dosyası ve talimat dosyasında davacı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, bu nedenle iadesi koşulları oluşmadığı anlaşılmakla; fazla ödenen tutar 9.552,88 TL + kesintiden iadesi gereken tutar 2.372,09 TL + yediemin ve nakliye masrafı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 14.924,97 TL'nin ödeme tarihi olan 09/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine,  davacı vekilinin 10.000,00 TL maddi tazminat talebine ilişkin olarak muhafazalı haczin 06/11/2017 tarihinde yapıldığı, malların 10/11/2017 tarihinde teslim alındığı da dikkate alınarak istinaf kaldırma ilamı sonrası mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda davacının ticari defter ve kayıtlarında 15/09/2017 tarihi sonrası için gelir kaydının bulunmadığı, bu nedenle işyerinin kapalı kalmasından dolayı uğramış olduğu maddi zararının bulunmadığı anlaşılmakla  maddi tazminat talebinin reddine,  davacı aleyhine alınan ihtiyati haciz kararının,... sayılı icra dosyasında ihtiyati haciz kararının uygulandığı,  Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... talimat sayılı dosyasında 06/11/2017 tarihinde davacı hakkında muhafazalı haciz işleminin yapıldığı bu anlamda davalının ağır kusurunun bulunduğu anlaşılmakla, düzenlenen bilirkişi raporu da hükme esas alınarak  davacının manevi tazminat  talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU;Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin davacının istirdat talebi yönünden verdiği kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, ödemenin davacı tarafından rızaen yapıldığını, herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin defter ve kayıtları incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının tacir olup müşteri kabul beyanı ile akdedilen sözleşmeyi okuduğunu ve tüm sözleşme maddelerine vakıf olduğunu ve uygulanmasını kabul ettiğini, sözleşmenin genel hükümler başlıklı 2.bölüm 21.maddesi ve sözleşmenini 6. Maddesi gereğince davacı müşterinin borçlulardan herhangi birinin veya kendisinin ödeme güçsüzlüğü karşısında kullandığı krediyi geri iade etmeyi ve oluşacak tüm giderleri de ödemeyi garanti ettiğini, yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğunu manevi tazminat şartlarının mevcut olmadığını, TBK 58/1.mad.gereğince manevi zarar koşullarının oluşmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kararın hatalı olduğunu, mahkemenin kısmen kabul kısmen red kararı vermesine karşın müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmettiği gibi tüm yargılama giderlerininde müvekkili davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf dilekçesine karşı cevap vermediği anlaşılmıştır. <br>GEREKÇE;İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava İİK 72.maddesine dayalı istirdat ve haksız ihtiyati haciz iddiasıyla manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı tarafından davacı aleyhine factoring sözleşmesi kapsamında davacıdan alınan bir adet bonoya istinaden alınan ihtiyati haciz kararı nedeniyle davacının yapmış olduğu ödemenin iadesi şartları oluşup oluşmadığı, ihtiyati haciz kararının haksız olup olmadığı, maddi ve manevi tazminat koşulları oluşup oluşmadığından kaynaklanmaktadır.İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi  2017/1175 D.İş sayılı kararı ile 27/10/2017 tarihli 1.000.000,00 TL'lik bonoya istinaden davalı tarafın ihtiyati haciz talep ettiği ve 01/11/2017 tarihinde davacı aleyhine 80.000,00 TL'nin %15'i oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verildiği, alınan ihtiyati haciz kararının... sayılı icra dosyasında uygulandığı anlaşılmıştır.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 31/08/2020 tarihli müzekkere cevabında; BDDK'nın 30/05/2019 tarihli 8382 sayılı kararı ile taraflar arasında gerçekleştirilen factoring işleminde davalı tarafından vade tarihi olan 31/12/2017 tarihinden önce 13/11/2017 tarihinde munzam senedin tahsili yoluna gidilmesinin mevzuata aykırılık teşkil etmesi nedeniyle idari yaptırım uygulandığı, 31.08.2020 tarihli BDDK cevap yazısı ekinde yer alan 06.03.2019 tarihli “murakıp raporu” nun içeriğinde; usul yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, ek teminat niteliğindeki çek/senetlerin tahsil edilebilmesi için öncelikle esas alacağın vadesinde ödenmemesi gerektiği,  şirketin anılan faktöring işleminin vadesi olan 31.12.2017 tarihinden önce 13.11.2017 tarihinde munzam senedin tahsili yoluna gidildiği anlaşılmaktadır ifadesinin yer aldığı, sonuç kısmında da faktöring şirketinin bu uygulamasının,Usul Yönetmeliğinin 8.3 maddesine aykırı olması nedeni ile Kanunun 44.3 maddesi uyarınca şirket hakkında işlem tesis edilmesi gerektiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu, taraflar arasındaki sözleşme ve faktoring işlemine dayanak belgelerdin, taraflar arasında faktoring sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafça davacıdan ek teminat mahiyetinde,  27/10/2017 tarihli 1.000.000,00 TL'lik bono alındığı, davacı tarafça faktoring işlemine tabi tutulan ...bank ... şubesinin 31.12.2017 keşide tarihli 80.000 TL ( Seksen Bin TL )  bedelli müşteri  çekinin, keşide tarihi gelmeden, davalı tarafça davacıya, 30.10.2017 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinden ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek, müvekkili ile yaptığı faktoring sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, hesap katı ve borcun ödenmesinin talep edildiği, aynı tarihte ek teminat için alınan 1.000.000,00 TL bedelli çekin 80.000,00 TL'lık kısmı için ihtiyati haciz kararı alınarak, davacının adresinde ihtiyati haciz işlemi yapıldığı ve davacının haciz baskısı altında, 09.11.2017 tarihinde dosya borcunu icra tahsil harcı hariç olarak haricen ödediği anlaşılmıştır.6361 sayılı yasanın 31.maddesine uygun , temerrüt şartının ve ihtarın gerçekleşmediği , sözleşmenin  5. maddesindeki  \".. aynı zamanda müşteri, müşteri’nin veya borçlulardan herhangi birinin ödemelerini geciktirdiği ödeme güçlüğü içine düştüğü yada teminat açığının doğduğu, borçların vadelerinde tamamen ödenmeyeceğinin önceden anlaşıldığı hallerde... ciro ettiği vadesi gelmemiş her türlü çek ve senedin ve bütün olarak faktör olan tüm borçlarının da herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın takibe konulabileceği..\"  şeklindeki hükmün faktora  derhal fesih hakkı verdiğinin düzenlendiği,  ancak somut olayda , söz konusu senetlerin faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslara dair yönetmeliğin 8/3-4 maddesi kapsamında müşteriden alınan ek teminat niteliğinde olduğu, ek teminat olarak alınan bononun tahsil edilebilmesi için ise vadesinde ödenmemiş borcun mevcut olması şart olduğu ancak 80.000,00 TL bedelli çekin keşide tarihi gelmeden davalı tarafça yapılan feshin usulüne uygun olmadığı, hatta ek teminat senedinin takibe konulması nedeniyle, yukarıda aktarıldığı üzere davacıya BDDK tarafından işlem başlatıldığı,  bu nedenle bonoya dayalı takibin haklı olmadığı, çek bedeli olan 80.000 TL dışında davacının ödemek zorunda kaldığı  14.924,97 TL'nin ödeme tarihi olan 09/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan   tahsiline karar verilmesinin, aynı zamanda ihtiyati haczin haksız ve usulsüz olduğu, davalının kusurlu olduğu anlaşılmakla manevi tazminata hükmedilmesinin  usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürdüğü, kararın incelenmesinde, mahkemece 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi 11.fıkrasında yer alan \"taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez.\" düzenlemesi gereğince,  davalı tarafın mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmesine katılmadığı gerekçesiyle yargılama giderlerinin tamamının davalı tarafa yükletilmesine, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verildiği anlaşılmıştır.Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi 11.fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptalinden sonra, değişiklik yapıldığı; \"(11)Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerilerinde bırakılır.\" şeklinde düzenlendiği, hüküm tarihi itibarıyla değişen yasal düzenlemenin uygulanarak davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/2 oranda belirlenerek ve yine reddedilen kısma isabet eden yargılama giderinin 1/2 oranda davalıdan tahsiline karar verilerek hükmün düzeltilmesi gerektiği kanaatiyle, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hükmün düzeltilerek  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/01/2025 tarih, 2024/426 E., 2025/37 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hükmün düzeltilerek  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABULÜ ile -14.924,97 TL'nin ödeme tarihi olan 09/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan   tahsili ile davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE,-10.000 TL manevi tazminatın haksız haczin gerçekleştiği 06/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan   tahsili ile davacıya verilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.702,62 TL karar harcından peşin alınan 688,33 TL'nin mahsubu  ile 1.014,29 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 688,33 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 4.600,00 TL bilirkişi ücreti, 495,90 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.835,03 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.917,51 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 100,00 posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 50,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 24.924,97 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.380,91‬ TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,  5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan  1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 489‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.172,1‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f884af7daacbb98","SID":"b7b07f2f03ff0dc2"}}