{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/556 Esas<br>KARAR NO:2025/742<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:05/12/2024<br>NUMARASI:2023/71 E. - 2024/278 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin yapıştırıcı sektörünün önde gelen kuruluşlarından biri olduğunu, Türkiye ve Avrupa'da pazar lideri olduğunu, Türkiye'de 1984 yılından itibaren faaliyet gösterdiğini, \"...\" markalı ürünlerin yetkili distribütörünün ... A.Ş. olduğunu, müvekkilinin \"...\" markasının sarı ve siyah renkli tüpler üzerinden kullanıldığını, sarı zemin ve siyah renk kompozisyonunun müvekkilinin markasını niteleyen bir unsur haline geldiğini ve müvekkilinin şekil markaları ile tescil edildiğini, ilk ürün ambalajının 1981 yılında Almanya'da tescil edildiğini, ... markasının ve seri markalarının dünya çapında uzun yıllardır tescilli olduklarını, müvekkilinin ... markasının TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış marka olarak da kayıtlı olduğunu, ... markasına ilişkin Arge çalışmaları, reklam harcamaları ve distribütör ağı ile marka değerine sahip olduğunu, Türkiye'de uzun yıllardır satışının bulunduğunu, Türkiye'deki yüksek satış hasılatının ... markalı ürünlerin toplumdaki yüksek bilinirliğine delalet ettiğini, davalının müvekkiline ait tanınmış ... markası ile benzer olan ... ibaresinin benzetilerek kullanıldığını, ... ibaresi TPE nezdinde ... ile tescil edilmiş olsa da bu tescilin kötü niyetli olduğunu, bir markanın tescilli olmasının önceki hak sahiplerinin marka hakkına tecavüz etmediği anlamına gelmeyeceğinin hüküm altına alındığını, davalıya ait tescilin fiili kullanımının tescil edildiğinden farklı şekilde müvekkili markası ile benzetilerek kullanıldığını, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafından müvekkili ile özdeşleşmiş olan sarı-siyah renk ambalaj kombinasyonunun birebir aynısının kullanıldığını, ... ibaresinin tescil edildiğinden farklı yazı fontu ile müvekkili yazı fontu ile aynı olarak sarı zeminde siyah renk ile kullanmakta olduğunu, markalar arasındaki iltibas ve ilişkilendirme riskinin arttırıldığını, davalının kötü niyetinin ortaya koyduğunu, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren ve birebir aynı ürün grubu üzerinde aktif ve fiili kullanımı bulunan davalının müvekkilinin markasından haberdar olduğunun açık olduğunu beyanla davalının eylemlerinin davacının marka hakkına ve tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, kullanımların durdurulmasını, önlenmesini, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, eski hale iadesini, marka tecavüzüne ve haksız rekabete sebebiyet şekilde kullanılan ürünlerin üretiminin, dağıtımının ve satışa sunulmasının durdurulmasını ve önlenmesini, bu ürünlere görüldükleri yerde el konularak imhasını, marka tecavüzüne ve haksız rekabete sebebiyet şekilde kullanılan ürünlerin bulunduğu iş evrakı, broşür, katalog ve sair her türlü tanıtım vasıtasına görüldükleri yerlere el konularak adli muhafaza altına alınmasını ve imhası yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin şahıs firması olduğunu, 1979 yılında Kırtasiye ... Yapıştırıcı ibareli firma ile üretime başladığını, kurulduğu tarihten itibaren ... markası altında üretim yaptığını, ürünlerinin tüm yurtta kullanıldığını, müvekkilinin üretime başladığı yıllarda ... ile ilgili dizilerin revaçta olduğunu ve bu gündem nedeniyle marka adını kullandığını, bu ibarenin ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu ve herhangi bir başka marka ile karıştırılmasının imkansız olduğunu, ilk olarak 31.12.2003 tarihinde ... marka no'su ile ibarenin tescil edildiğini, daha sonradan 17.11.2011 tarihinde ... marka nosu ile ... markasının tescil edildiğini ve ... ibaresinin sarı zemin üstünde siyah yazılı şekilde olduğunu, müvekkilinin tescil ettirdiği diğer tüm markalarda ... ibaresinin sarı zeminde siyah yazılı şekilde olduğunu, müvekkili firmanın adına kayıtlı tescilli markaların olması nedeniyle davanın dinlenilmesinin imkanı bulunmadığını, ürünlerinde kanunda belirtilen korumadan yararlanmakta olduğunu, marka hakkına tecavüz nedeniyle dava hakkının uzunca bir süre geçtikten sonra kullanılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 1989-2002 yıllarında gösterilen dizilerde müvekkili ürünlerinin aynı şekilde satışa sunulduğunun görüldüğünü, davacının müvekkili firmanın ürünlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, önceki tarihlerden sunulan faturalar ile müvekkilinin yaygın bir müşteri kitlesine ulaştığının ortaya konduğunu, sessiz kalma yolu ile hak kaybının bir itiraz olduğunu, davacı yanın müvekkili firmadan, ürünlerinden ve markalarından bu kadar uzun zamandır haberdar olmamasının mümkün olmadığını, uzun bir süre geçtikten sonra dava yoluna gidilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca müvekkilinin davacı firmanın bayi, pazarlamacı ve distribütörleri ile ilişkilerini sürdürdüğünü, müşteri ziyaretlerinde karşılaştıklarını herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığını, 40 yıldır üretim yapan müvekkili firmanın tüm markalarının sarı zemin üzerinde siyah renk ile yazılmış olduğunu, piyasada satışa arz edilen aynı nitelikteki ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ürünlerin tümünün sarı ve siyah renk kombinasyonlarını kullandığını, sarı siyah renk kombinasyonunun davacı markası ile değil yapıştırıcı ürünü ile özdeşleşmiş bir durum olduğunu, siyah sarı renk kombinasyonun uyarı kontrol et anlamı taşıdığını, solvent bazlı yapıştırıcıların sağlık açısından tehlike arz ettiği için bu kombinasyonun kullanılmakta olduğunu, solvent içermeyen su bazlı ürünlerin farklı renk öğeleri içerdiğini, kullanılan renklerin anlam ve işlevselliğinden dolayı kullanıldığını, ... ve ... ibarelerinin son iki harfinin farklı olduğunu ve fonetik açıdan birbirlerinden uzak olduklarını, kelimelerin anlam olarak da birbirlerini çağrıştırmadığını, ürün kutusunda yer alan tanıtım ve yazıların tümünün farklı olduğunu, davacı ürününde güçlü formül ibaresi yer alırken müvekkili ürününde süper yapıştırıcı ibaresinin yer aldığını, kullanılan uyarı işaretlerinin ve kullanıldığı yerlerin birbirlerinden farklı olduğunu, davacının dilekçesinde yer verdiği görselin müvekkili ürünü olmadığını, Çin menşeli bir firmanın ürünü olduğunu, müvekkilinin ... markasını ilk kullanmaya başladığında davacı firmanın herhangi bir tescili bulunmadığını, markasının ilk tescilinin farklı şekilde olduğunu, solvent bazlı yapıştırıcıların özelliğinden ötürü bükülebilir alüminyum tüp kullanımının mecburi olduğunu, üretime başlanan 1979 yılında üretim yapan firmaların kısıtlı harf baskı yeteneğine sahip olduğunu, müvekkili firmanın ambalaj tasarımı yaptığını ve ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, tescilli tasarım kutusu üzerindeki ... ibaresinin birebir aynı olarak kullanıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile Yargıtay'ın mülga 556 sayılı KHK dönemindeki içtihatları ile ortaya çıkan tescilli markanın kullanımı tecavüz teşkil etmez savunmasının artık hukuken yerinde olmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 155. maddesi hükmüne göre bir markanın tescilli olmasının önceki hak sahiplerinin marka hakkına tecavüz etmediği anlamına gelmeyeceğinin açıkça hüküm altına alındığını, İstinaf Mahkemeleri ve Yargıtay'ın da SMK'nın açık hükmünü uygulamaya başladığını, davalının markalarının tescilli olmasının müvekkilinin marka hakkına tecavüzü ortadan kaldırmayacağını, davalının markasını tescil ettiğinden farklı şekilde ve zamanla müvekkilinin markasına ve ürünlerine benzeterek kullanmakta olduğunu, benzer ibarenin konsept olarak da müvekkili ile aynı şekilde kullanılmasının markalar arasındaki iltibas ve ilişkilendirme riskini arttırdığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasının marka sahibine karşı ileri sürülen nispi bir hak olduğunu burada bir itirazdan söz etmenin mümkün olmadığını, davalının kötü niyeti sebebiyle davanın herhangi bir süreye de tabi olmadığını, davalının uzun yıllardır faaliyet göstermesinin yabancı menşeili müvekkili tarafından bilindiği anlamına gelmeyeceğini, ... ibaresinin anlamının müvekkilinin kullandığı sarı siyah renk kombinasyonu ile sunulmasına bir gerekçe oluşturmadığını, davaya konu uyuşmazlığın sadece ... ibaresinin kullanılması değil zamanla ... ibaresinin tescil edildiğinden farklı şekilde ibarenin yazı karakteri değiştirilerek konsept olarak müvekkili ile aynı şekilde kullanılması olduğunu, bir an için ... ibaresinin tescilinin iyi niyetli olmasında dahi zamanla aynı konseptin uygulanmasının davalının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, ön planda yer alan genel kombinasyonun ayniyete varacak derecede benzer olduğunu, markaların aynı ürünler için kullanıldığı dikkate alındığında tarafların ürünleri karıştırıp ilişkilendireceği ve hak sahibi konusunda da yanılgıya düşeceğini, müvekkilinin davalının markalarından daha önceden haberdar olmadığını, yürütülen bir proje kapsamında yapılan araştırmalar vesilesiyle tesadüfen ve yeni haberdar olduğunu, müvekkili tarafından davalı firmaya noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini, davaya konu fiili kullanıma son verilmesinin talep edildiğini, davalı taraf ile müzakereler yapıldığını, ancak müvekkili tekliflerin davalı tarafından kabul edilmediğini, müvekkili firmanın markasını koruma amacıyla uzun yıllardır önlemler almakta olduğunu, bu hususta bir çok markanın tesciline ve kullanımına engel olduğunu, kötü niyetli kullanımlara ilişkin sessiz kalmasının söz konusu olmadığını, davalının marka ve ibaresinin fiili kullanımlarının müvekkili ile aynı olduğunu ve tescilinden farklı olduğunu, davalının diğer markalarında sarı rengin kullanılmış olsa da, bu markalar sadece ... ibaresinden oluşmadığını, fiili kullanımlarının da müvekkili markaları ile herhangi bir karışıklık yaratmadığını, yapıştırıcı markalarının çoğunun artık piyasaya sarı renk zemininde ürün sürmediklerini ve müvekkili firması ile iltibas oluşturacak nitelikte olmadıklarını, yapıştırıcı ambalajlarının sarı renk olması gerektiğine ilişkin herhangi bir kuralın bulunmadığını, aksi halde tüm yapıştırıcıların sarı renk kullanmış olması gerektiğini, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi ünlü markaların ürünleri incelendiğinde davalı iddialarının anlamsız olduğunun görüleceğini,  bir an için dava dilekçesindeki ürün görselinin Çin menşeili bir firmaya ait olduğu kabul edilse bile Çin menşei firma ile davalının ürününün ayırt edilemeyecek derecede benzemesi ve davalının \"... markasını her şeyiyle kopyalayarak üzerini ... markasını yapıştırarak piyasaya sürmesinden ibarettir\" beyanı ile huzurdaki davayı ikrar ettiğini, davalının müvekkilinin ilk tescilini 1981 yılında aldığını beyan ettiğini ancak dava dilekçesinde belirtildiği üzere müvekkilinin ... markasını ilk olarak 1913 yılında Almanya'da tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... markasının ve seri markalarının dünya çapında uzun yıllardır tescilli olduklarını ve siyah sarı renk kombinasyonu ile ayrılmaz bir parça olduklarını, davaya konu fiili kullanımların tüplerin bükülebilir olması ile ilgili olmadığını, müvekkilinin ... markasının ve siyah sarı renk kombinasyonunun birebir taklit edilmesinden dolayı bu davanın ikame edildiğini, davalının ... ürünü ambalajına ilişkin tasarım tescilinin de kötü niyetli yapıldığını, yenilik ve ayırt edicilik vasfından uzak olduğunu, müvekkili firmanın sadece ... ibaresini değil ... ambalaj şekillerini de tescil ettirmekte olduğunu, müvekkili kullanımlarından çok sonraya dayanan tescili yapılan bu tasarımın davaya konu haksız kullanımları hukuka uygun hale getirmediğini, davalının tasarım tescillerinden birinin müvekkilinin piyasaya çok önceden sürdüğü bir ürün ambalajının kopyalanması ile oluşturulduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Markaların hiçbirinin kullanımında herhangi bir marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, sessiz kalan tarafın uzun süre bu davranışı sergiledikten sonra dava açma yoluna gitmesinin kötü niyetli olduğunu ve Mahkemeler tarafından resen göz önünde bulundurulacağını, ... markasının 1979 yılından bu yana yazılı ve görsel basında kullanıldığını, marka bilinirliği anketi ile yabancı menşeli firmanın araştırmadan ve ... markasından haberdar olduğunun açık olduğunu, müvekkili firmadan tesadüfen ve sonradan haberdar olduğu şeklindeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, kötü niyeti gösterdiğini, marka hakkının ihlale uğradığını iddia eden kimsenin uzun süre sessiz kalarak başvuru veya dava yoluna gitmediyse sessiz kalma sebebiyle hak kaybı ilkesinin uygulama alanı bulacağını, sarı ve siyah kompozisyonun davacı markasıyla özdeşleşmiş bir kullanım olmadığını, sarı siyah kombinasyonunun yıllardır piyasaya arz edilen aynı nitelikteki ürünlere ait markaların TPE nezdinde marka haklarının halen devam ettiğini, 1963 yılında kurulmuş olan ... markasının, ..., ..., ... ve ... markalarının sarı tüp üzerinde siyah renk kombinasyonunu kullanmakta olduklarını, siyah sarı renk kombinasyonun uyarı kontrol et anlamı taşıdığını, solvent bazlı yapıştırıcıların sağlık açısından tehlike arz ettiği için bu kombinasyonun kullanılmakta olduğunu , davacı yanın ihtarname gönderdiği belirtmiş olsa da müvekkiline bir ihtarname göndermediğini, davacı yana ait markanın jenerik marka haline geldiğinin açık ve net olduğunu, tüm güvenilir internet sitelerinde ve araştırmasında ... İbaresinin jenerik olduğunun sayıldığını, markanın jenerik olduğunun kendilerinin de kabulünde olduğunu, müvekkili firmanın özgün yapılmış sloganı, uyarı işareti, barkod vs. tercih ve konumlandırmalarının bulunduğu ürün yerine Çin menşeli ürün kıyaslaması yaptığını, tek boy küçük bir bilgilendirme alanı ve kısıtlı harf baskı yeteneğine sahip olma açıklamasına bir cevap verilemediğini, müvekkilinin ... tescil no'lu tasarımının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmasaydı zaten tescil edilemeyeceğini, davacı firmaya ait marka ile müvekkili firmaya ait marka arasında herhangi bir iltibasın bahis olmadığını, karıştırılmaya yol açacak bir hal bulunmadığını, davacının müvekkili firmanın ürünü üzerinde yer alan ... sloganından hiç bahsetmediğini, ayırt edicilik noktasında büyük önem taşıyan süper yapıştırıcı sloganının var olduğunu, ikaz işaretlerinin birbirlerinden farklı olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur. <br>MAHKEME KARARI;İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  21/01/2021 tarihli,  2019/118 E. - 2021/27 K. Kararıyla; \" her ne kadar raporda  davalının sadece \"...\" isimli yapıştırıcı ürünü için sarı zemin üzerinde siyah bold harfler ile uygulanmış bir markası bulunmadığı davalı kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiği değerlendirilmiş ise de davalının uzun yıllar davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği, fiili kullanıma ilişkin marka tescili yaptırmamış ise de sarı zemin üzerine bold harflerle uygulanmış seri marka tescillerini oluşturduğu, davalı kullanımlarının bu kapsamda kaldığının kabulünün gerektiği, davacı markası tanınmış marka olarak kabul edilmekle birlikte davalı kullanımları dikkate alındığında, kullanım başlangıç tarihi itibarı ile davacı markasının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği, her ne kadar davalı marka tescilleri 2003 yılı sonrasına denk gelmekteyse de davalının tescil öncesi \"...\" ibaresini 1980 li yıllardan itibaren markasal olarak kullandığı, bu kullanımın kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir herhangi bir delil dosyaya sunulmadığı gibi davacının uzun yıllar kendisi ile aynı piyasada yer alan davalıya ait kullanımlardan haberdar olmadığının kabulünün basiretli tacir ilkesi gereği mümkün olmadığı, uzun yıllar davalının sektörde yer almasına ve pazar payı oluşturmasına sessiz kalan davalının sonradan markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunarak -davalıya ait markaya yönelik yurtdışı tescil başvuruları da dikkate alındığında - korunma talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği ve hukuken korunmayacağı sonucuna ulaşılmış olup rapordaki aksi yöndeki değerlendirmelere itibar olunmamış, yine davalının sektörel zorunluluk yönelik savunmalarına da itibar olunmaksızın sübut bulmayan davanın TMK 2 gereği reddine karar vermek gerektiği.Haksız rekabet iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar raporda aksi yönde değerlendirme ve tespitlerde bulunulmuş ise de markaya tecavüze yönelik değerlendirmelerde de belirtildiği üzere davacının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki haksız rekabet iddialarına da itibar olunmaksızın bu yöndeki taleplerin de reddine karar vermek gerektiği\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizin 09/02/2023 tarihli 2021/1393 Esas-2023/82 Karar sayılı kararıyla; \"Somut davada, rapora karşı beyanlar ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde açıklanan hususlar gözetildiğinde iddia- savunma- toplanan bilgi, belge, deliller ile itirazların raporda ve gerekçeli kararda karşılanmadığı saptanmıştır.Her ne kadar mahkemece gerekçede bilirkişi raporuna atıfta bulunulmuş ve hukuki yorumla rapordan farklı olarak aksi yönde hüküm kurulmuş ise de tarafların rapora beyan ve itirazları karşılanmadığı gibi raporun hangi nedenle hangi kısmının neden üstün tutulmadığı ve ya neden hükme esas alınmadığı karar yerinde tam olarak tartışılmadığı\" gerekçesiyle;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI;İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  05/12/2024 tarihli,  2023/71 E. - 2024/278 K. sayılı Kararıyla;\"Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile birlikte İstinaf kaldırma ilamı sonrasında alınan 26/05/2024 tarihli bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve mevcut uyuşmazlık açısından... başvuru numaralı ''...'' ibareli markaya ilişkin 23/11/2015 tarihli başvurunun 05/06/2017 tarihinde kabul edildiği, tanınmışlık değerlendirmesi yönünden 2015 tarihinin baz alınması gerektiği,\"...\" ibaresinin davalının ticaret unvanında 13.12.1984 ve işletme adında 1979 yılından bu yana yer aldığı, davalı tarafından keşide edilen (1995 - 2017) tarihli faturalarda \"...\" ibaresinin markasal vasıfta kullanıldığı, dolayısı ile davacının markasının tanınmış olduğu 2015 tarihi öncesinde \"...\" markalı ürünlerin davalı tarafından 1995 yılından bu yana ülkemizde satışa sunulduğu, davalının davacının bu tanınmışlık olgusundan önce davaya konu kullanımları gerçekleştirdiği, bu kullanımın kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı,  susma yolu ile hak kaybı açısından davacının basiretli bir tacir olmasının beklenmesi nedeni ile (TTK m. 18/2), kendisinin de içinde bulunduğu ilgili piyasada daha önce kullanılan markayı bildiğinin kabulünün gerektiği, dosya içerisinde mevcut 2010 tarihli marka anketi, yapılan distribütörlük sözleşmeleri ve sair deliller ile birlikte davalının ilgili sektörde uzun yıllardır faaliyette olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davalı kullanımlarından davacının haberdar olduğu ve davalı kullanımlarına davacının uzunca süre katlandığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilirken davacının kullanımdan haberdar olduktan sonra izlediği yol ve sergilediği tavrın önemli olduğu, bu noktada davalı kullanımındaki ... ibaresine ilişkin yurt dışı tescil başvurusunda markasını korumaktan ziyade hak sahipliğini kazanmaya çalıştığı, zira uzun yıllar davalının sektörde yer almasına ve pazar payı oluşturmasına sessiz kalan davacının sonradan markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunarak -davalıya ait markaya yönelik yurtdışı tescil başvuruları da dikkate alındığında - korunma talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi hukuken korunmayacağı  ve -uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybının yasal dayanağı olan - TMK m. 2'ye aykırı olduğu anlaşılmakla,davacının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı açmış olduğu davaların reddine karar vermek gerektiği\" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU;Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunun yüzeysel ve usule aykırı olduğunu, mahkemenin bu raporu hükme esas almasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun istinaf tarafından kaldırılan mahkemenin önceki kararının incelenmesinin ötesine geçmediğini, ayrıca bilirkişi heyetinin hukuki değerlendirme yapma yetkisinin de bulunmadığını, ek raporun hükme esas almaya elverişli olmadığını. -Müvekkiline ait ... markasının çok uzun yıllardır tanınmış olduğunu, mahkemenin müvekkiline ait markanın tanınmışlığı ve tanınmışlıktan yararlanma şartının gerçekleşmediğine yönelik gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait marka TPMK nezdinde 2015 yılında tanınmış marka olarak korunmaya başlanmışsa da müvekkiline ait markanın 2015 yılından çok önce de yüksek bir bilinirliğe sahip olduğunu, belgenin sonraki tarihli olması markanın 2015 yılından önce tanınmış olmadığı anlamına gelmediğini, kuruma başvuru tarihinden önce tanınmışlığını gösterir birçok belge sunulduğunu, tanınmışlık tescil belgesinin açıklayıcı nitelikte olduğunu.-... markasının dünyada kullanıma hazır ilk reçine bazlı sentetik yapıştırıcının icadıyla başladığını, sentetik bazlı yapıştırıcıyı \" ...\" (... genel amaçlı yapıştırıcı) adı verildiğini, markanın dünyaca tanınan en eski markalardan olduğunu, markanın sarı ve siyah renkte tüpler üzerinde kullanıldığını, sarı zemin ve siyah renk kombinasyonunun müvekkilinin ... markasını niteleyen bir unsur haline geldiğini ve özdeşleştiğini, müvekkilinin ambalaj şekil markasının da tescilli olduğunu, 150 den fazla ülkede davacı adına tescilli olduğunu, ilk olarak 1913 yılında ... markasının, 1981 yılında da ambalaj şekil markasının Almanya'da tescil ettirildiğini, Türkiye'de tescilinin 1989 yılına dayandığını, markanın Türkiye de tanınmışlığınında oldukça ciddi boyutta olduğunu, sarı siyah renkli ... markalı ürünün uzun yıllardır yaygın olarak kullanıldığını, 2010 yılında ... firması tarafından yapılan marka bilinirliği araştırmasından görüleceği üzere Türkiye'nin en bilinen yapıştırıcı markası olduğunu, yapıştırıcı denildiğinden akla ilk olarak ... markasının geldiğini, tanınmışlığın 2015 yılından çok eskiye dayandığını, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını.-Davaya konu uyuşmazlığın davalının sadece ... ibaresini kullanması değil zamanla ... ibaresinin tescil edildiğinden farklı bir şekilde, ibarenin yazı karakterini değiştirerek konsept olarak müvekkili ile aynı şekilde kullanması yani müvekkilinin ... markalı ürünlerini taklit etmesinden kaynaklandığını, mahkeme tarafından davalının 1995 yılından bu yana faturalarda ... ibaresinin markasal olarak kullanıldığı gerekçesi ile davalının kullanımlarının müvekkiline ait ... markasının tanınmışlığından önce olduğu ve davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmadığından bahsedilmesinin hatalı olduğunu.-Davalının kötü niyetli olduğunu, fiili kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, mahkemenin dava açılmasını hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin müvekkilinin davalı kullanımındaki ... ibaresine ilişkin yurtdışında tescil başvurusunda bulunmasının markasını korumaktan ziyade ... ibaresi üzerinde hak sahipliğini kazanmaya çalıştığı yönünde tespitlerinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin tescillerinin benzer nitelikteki kullanım ve marka tescillerini önlemek amacıyla yapıldığını, kaldı ki bu durum davalının haksız kullanımlarını haklı çıkarmadığını, davalının ... ibaresini tescil ettirdiğinden farklı bir şekilde yazı karakterini değiştirerek konsept olarak müvekkili ile aynı şekilde kullanması ve müvekkilinin tanınmış markalı ürünlerini taklit etmesinden kaynaklandığını. -Davalının açık kötü niyeti sebebiyle dava açıldığı göz önüne alındığından davanın herhangi bir süreye tabi olmadığını, mahkeme tarafından müvekkilinin davalının kullanımlarından haberdar olduğuna ilişkin dosyaya ... ibaresini içeren faturalar, müvekkilin Türkiye de yaptığı distribütörlük sözleşmesi 2010 yılında yapılan marka araştırmasına dayandığını, bu belgeler üzerinde hiçbir değerlendirme yapılmaksızın delillerin müvekkilinin davalı kullanımlarından uzun yıllarda haberdar olmasının beklenebileceği sonucuna varıldığını, müvekkilinin yabancı menşeili olduğunu, Türkiye de iş ilişkilerinin olmasının davalı fiili kullanımlarından haberdar olduğu anlamına gelmediğini, tam aksine davalının müvekkilinin markasından haberdar olduğu ve müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanmaya gösterdiğini, 2010 yılında yapılan araştırma raporunun müvekkili tarafından değil yabancı bir firma tarafından yapıldığını, müvekkilinin tesadüfen haberdar olduğunu, davalı firmaya 26/06/2018 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalı tarafça cevap verilmediğini, müvekkilinin sessiz kalmasının söz konusu olmayacağını.-Dosya kapsamında bulunan görsellerden de anlaşılacağı üzere davalının ... markasını müvekkilinin ... markasının bulunduğu yerde ve aynı sarı renkli fon üzerinde konumlandırdığını, yazım sitilini de kopyaladığını, arka fon ve yazı sitilininde aynı olduğunu, benzerliği hat safhaya çıkardığını, sarı rengin tanımlayıcı niteliği bulunmadığını, müvekkili markaları ile ayırt edici hale geldiğini, aynı ürünler için kullanıldığını, bilirkişi heyeti kök raporunda da davalının ürün versiyonundaki kullanımı için tescil kapsamında korumasının bulunmadığı, ürün ambalajlarının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı kullanımının davacı tescilli marka koruma kapsamında olduğu ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiği, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olması için markayı yetkisiz kullanan kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, markayı kullanan kişi iyi niyetli olarak değerlendirilemiyor ise karşı tarafın sessiz kalmasına rağmen marka üzerinde hak iktisabının gerçekleşmeyeceği dosya kapsamına sunulan delillerden davalının amacının özgün bir marka ve ürün üretmek olmadığı, müvekkilinin ürününün birebir kopyalayıp ... markasının tanınmışlığından kötü niyetli olarak fayda sağlamak olduğunu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilemeyeceğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili  istinaf dilekçesine cevabında; müvekkilinin kurulduğu 1979 yılından itibaren ara vermeden ... markası altında bugünkü kullanım ile aynı şekilde üretim yaptığını ve kullandığını, dosyaya aynı şekilde kullanıma yönelik resmi evraklar iş hacmini gösteren faturalar, belirli bir tanınmışlığa ulaştığını televizyon dizi gösterimlerinin dosyaya sunulduğunu, 1991 yılı yapımı orijinal numunenin fiziki deliller ile sunulduğunu, ... ve  ... ibarelerinin benzer olmadığını, mahkemenin müvekkilinin marka tescili 2003 yılında ise de kullanımının 1980 li yıllara dayandığını tespit ettiğini, piyasada birçok yapıştırıcı ürününün sarı renkli tüplerin üzerine siyah fontta marka ismi yer alacak şekilde satışa sunulduğunu, somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, ... firmasının 2010 tarihli araştırma raporunun davacının haberdar olduğunu gösterdiğini, davacı ile uzun yıllarda kesişen bayilerinin bulunduğunu, davacının 40 yıl sonra  ... ibaresi üzerinde hak sahipliği elde etmek için... Ofisinde başvuru yaptıktan sonra kötü niyetli olarak başvuru yaptığını beyanla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE;Davacı vekilinin ... markasının dünyaca tanınmış olduğu ve uzun yıllardır Türkiye de tescilli olduğundan bahisle davalı tarafın ... ibareli yapıştırıcı ürün ambalajlarının tescilden farklı olarak müvekkilinin markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanıldığından bahisle markaya tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti, meni ve ref-i talebinde bulunmuştur.İlk derece mahkemesince 21/01/2021 tarihli, 2019/118 E. 2021/27 K.sayılı kararı ile davalı kullanımlarının davacı markaları ile benzer olduğu kabul edilmekle birlikte davacının dava açmada uzun süre sessiz kaldığı ve dava açma hakkını yitirdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği, Dairemizin 09/02/2023 tarihli 2021/1393 E. 2023/82 K.sayılı kararı ile mahkemece gerekçeli kararda bilirkişi raporuna atıfta bulunarak hukuki yorumla farklı sonuca varılmışsa da raporun neden hükme esas alınmadığının tam olarak tartışılmadığı denetime elverişli itirazları karşılar mahiyette ek rapor alınması gerektiği, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece dört kişilik bilirkişi heyetinden alınan 15/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı Kırtasiye ... Yapıştırıcı İmali ...’nun davaya konu ürün versiyonundaki kullanımları için sahip olduğu tesciller kapsamında bir korumasının bulunmadığı, davacı ... 'nun davaya konu ürün ambalaj kompozisyonları ile davalı ... ’nun davaya konu ürün ambalaj kompozisyonlarının birbirleri ile iltibas bırakacak derecede benzer oldukları, davalı ... ’nun davaya konu ürün versiyonundaki kullanımlarının, davacı ...'nun tescilli markasının koruma kapsamında olduğu ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının kullanılan renkler yönünden toplum sağlığı ve cevap dilekçesindeki savunmalar dikkate alındığında, davalının bu yönde bir tercih yapmasının sektöre yönelik mevzuat açısından uygun olduğu, ancak bu tercihin SMK m.5/l/e açısından teknik bir zorunluluk teşkil etmediği, teşebbüslerin renkler konusunda seçenek özgürlüğüne sahip oldukları, bu tür renk unsurlarının ilgili sektörlerde kullanılmakla birlikte uyarı amacına ulaşmada yegane ve mecburi unsurlar olmadıkları, davalının tescilli markalarının hükümsüzlüğü açısından davalının uzun süreli sessiz kalmaya dayalı hak kaybıyla ilişkin iddiaları değerlendirildiğinde , SMK m. 25 f. 6 maddesi hükümleri gereği \" sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça \" hükmü gereği , mevcut davanın devam etmesi nedeni ile uzun süreli sessiz kalmaya dayalı hak kaybıyla ilişkin değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olacağı yönünde görüş  bildirmişlerdir.Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra: daha önce rapor alınan bilirkişi heyetinden 26/05/2024 tarihli heyet raporu alındığı, bilirkişilerin ek raporunda davacı markasının tanımış marka olduğu buna karşılık  davalının uzun yıllar süren kullanımlarının davacının tanınmışlığa ulaştığı tarihten daha önceye dayanması karşısında SMK m. 7/2-c hükmü kapsamında “tanınmışlıktan haksız yararlanma” şartının gerçekleşmediği, davalının ... ibaresine yönelik uzun yıllar süren markasal kullanımları karşısında davalının haberdar olmasının beklenebileceğini gösteren delillerin dosyaya sunulduğunun anlaşıldığı, uzun yıllar boyu sessiz kalan davacının marka hakkının korunamayacağı yönündeki değerlendirmelerin yapılan ek incelemelerde dosyaya sunulan deliller ile ortaya konulduğu sonucuna varıldığı beyan edilmiştir.İlk derece mahkemesinin istinaf başvurusuna konu 05/12/2024 tarihli kararında; davacı markasının tanınmışlığına ilişkin ... başvuru nolu ... ibareli markaya ilişkin ... tescil tarihinin esas alınması gerektiği, davalının Ticaret unvanında 1984 işletme adında 1979 yılından bu yana ... ibaresinin yer aldığı, 1995-2017 tarihli faturalarda ... ibaresinin markasal vasıfta kullanıldığı davacının tanınmış olduğu 2015 yılı öncesinde ... markalı ürünlerin 1995 yılından bu yana satışa sunulduğu, davacının 2010 tarihli marka anketi yapılan distribütörlük sözleşmesi ve diğer delillerden davacının davalı kullanımlarını uzun süredir bildiği ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerçekleştiği davacının sonradan davalıya ait markaları yurtdışında tescil başvurusunda bulunmasınında dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı davanın hakkın kötüye kullanılması nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu delillerden ve davacı ... markasının dünyada birçok ülkede tescilli olduğu, Türkiye'deki tescilinde en eskisinin 24/10/1989 başvuru tarihli olduğu, dosyaya davalı tarafça sunulan 2011 tarihli ...com internet sitesindeki haberde davacı şirket yetkilisi ...'nun ... kelimesinin jenerik isim olduğunu, ... markasının Türkiye de %99,3 ile sektörler üstü bir bilinirlik oranı olduğunu ifade ettiği, davacı vekilince dosyaya sunulan 07/09/2011 tarihli ... gazetesi örneğinde solvent içerikli yapıştırıcıların satışının yasaklanmasına ilişkin haber aktarılırken, yapıştırıcı ürün adı yerine, \"... satana hapis cezası geliyor\" şeklinde haberin verildiği, aynı tarihli internet haber görselinde ise davaya konu davacı ürün görselinin paylaşıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan deliller ve haber içeriklerinden, davacının ... markasının yapıştırıcı ürününde tanınmışlığının 2015 yılından eskiye dayandığı göz önüne alındığında mahkemece, davacı markasının tanınmışlığının TPMK nezdinde tanınmışlık başvuru tarihinin esas alınması gerektiğine yönelik gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamına sunulan tescil belgeleri ve delillerden davalı ... ibareli sözcük markasının 31/12/2003 başvuru tarihli ... başvuru nolu 1,16,17 ve 28.sınıflarda olduğu davalının daha sonra 30/10/2009 başvuru tarihli 5 ve 21.sınıflarda ...olu ...,  02/12/2010 başvuru tarihli 1 ve 16.sınıflarda ... sayılı ..., 22/10/2013 başvuru tarihli 1 ve 16.sınıflarda ... nolu ... markası, 05/01/2012 başvuru tarihli 1 ve 16.sınıflarda ... başvuru nolu ... markası, 05/01/2012 başvuru tarihli ... başvuru nolu 1 ve 16.sınıflarda ... markası, 05/01/2012 başvuru tarihli ... başvuru nolu ... markasının tescilli olduğu ilk marka dışında tescilli markalarında ... ibaresinin sarı zemin üzerine siyah renkli yazıldığı, ancak davalı markalarından ... başvuru nolu ... sayılı ... markasının ev ve kırtasiye tipi yapıştırıcılarda tescilli olduğu, davalı adına tescilli diğer markaların ev ve kırtasiye tipi yapıştırıcılarda tescilli olmadığı   anlaşılmıştır. Davalı vekilinin dosyaya sunduğu delillerin incelenmesinde; davalı adına tescilli 11/02/2008 başvuru tarihli ambalaj tasarımında sarı zemin üzerine siyah renkli ..., ... süper yapıştırıcı ibarelerinin kullanıldığı, ambalaj üzerindeki yapıştırıcı ürün görselinin davaya konu kullanımdan farklı olduğu, bunun dışında dosyaya ekran görüntüleri sunulan Bizimkiler isimli dizinin 35. ve 39. bölümü ve ...isimli dizinin 8.bölümündeki bakkal sahnelerinde ... markalı sarı siyah renkli ürün ambalajlarının kullanılımına ilişkin ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğu, 1989 yılına ait olduğu beyan edilen ve üzerinde yazılan bir adet ürün ambalajı görselinin sunulduğu anlaşılmıştır. Bu deliller dışında davalı tarafça devam eden yıllarda ... ibaresinin başka ibarelerle, şekil görseli ile tescil ettirilen markalara da dayanıldığı, davalı adına tescilli ... sayılı markanın 01 ve 16. Sınıfta kırtasiye amaçlı yapıştırıcılar emtiasında tescilli ise de, davalı adına tescilli diğer markaların ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar emtialarında tescilli olduğu, sonraki tarihli markaların davalı tescili yönünden hukuka uygunluk sağlamayacağı anlaşılmıştır.Gerek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları gerekse ürün görsellerinden tarafların ürün görsellerinde; markaların aynı yazı fontu ve aynı ton ve renkler ile benzer ambalajlar üzerinde aynı ürünlerin satış ve pazarlanmasında kullanılmasının iltibas yarattığı  anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davalı tarafça, ürünün uzun yıllardır benzer ürün ambalajı ile ürünün pazarlandığı, davacının bunu bildiği/bilmesi gerektiği halde sessiz kaldığı dava açma hakkını yitirdiği savunulmuştur. Davacı ise yabancı menşeili firma olması nedeniyle ambalaj kullanımından yeni haberdar oldukları, haberdar olduktan hemen sonra ihtarname çekildiği ve sessiz kalınmadığı, ayrıca davalının kullanımı kötü niyetli olduğundan sessiz kalma savunmasının ileri sürülemeyeceği beyan edilmiştir.Davanın açılış tarihi itibariyle 6769 SMK hükümlerinin yürürlükte olduğu, SMK 25/6.maddesinde hükümsüzlük davası yönünden 5 yıllık sessiz kalma süresinin düzenlendiği, sessiz kalma hükümlerinin uygulanabilmesi için sonraki tarihli marka sahibinin tescilinin kötü niyetli olmaması ve marka sahibinin sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde uzun süre sessiz kaldığının ispatının arandığı anlaşılmaktadır. SMK da tescilli markaya tecavüz teşkil eden kullanımlar yönünden, sessiz kalma yolu ile hak kaybı ilkesinin düzenlenmediği anlaşılmakla birlikte, temelini MK 2.maddesinde düzenlenen iyi niyet ilkesinden alan bu ilkenin, marka sahibi tarafından markaya tecavüz teşkil eden fiilleri bildiği yada bilmesi gerektiği halde uzun süre sessiz kalarak, karşı tarafın yatırım yapmasına göz yumduktan sonra dava açma hakkının kötüye kullanılmasının korunamayacağı, sessiz kalma süresinin somut olayın özelliklerine göre değerlendirileceği uygulamada kabul edilmiştir.Somut uyuşmazlığın temelini, davalı kullanımlarının başlangıç tarihinin tespiti ile, davalının fiili kullanımlarında tescilli markasından uzaklaşıp uzaklaşmadığı, kullanımlarının davacı markasına yanaşma, tanınmış markasından faydalanma amacını taşıyıp taşımadığı ve kullanımlarında kötüniyetli olup olmadığının tespiti oluşturmaktadır.Dava dilekçesinde yer alan görsellerden, davacı vekilinin; davalının ev ve kırtasiye tipi sarı siyah renkli tüpte satılan yapıştırıcı ürünü ile yine aynı renklerde, piyasaya sunulan ve davalının ambalaj tasarım tesciline konu edilen ürün ambalajını ve ürününü ihlal iddiasına konu ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekilince, dosyaya görseller sunularak yapıştırıcı ürünlerinin sarı siyah renklerde tüplerde piyasaya sunumunun sektörel olarak yaygın olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmakla birlikte, bilirkişi raporlarında bu konuda sektörel bir zorunluluk olmadığının beyan edildiği, davacı vekilinin farklı firmalarca kullanılan farklı ürün görsellerini ibraz ettiği, kaldı ki  farklı firmalarca da benzer renk kullanımının davalıya aynı/benzer ambalaj görselini kullanım hakkını vermeyeceği, bu alanda seçenek özgürlüğünün  bulunduğu kanaatine varılmıştır.Davalının 2003 tarihli markası hariç diğer markalarının ev tipi ve kırtasiye amaçlı yapıştırıcı ürününde tescilli olmadığı, markaların farklı ibare ve renklerle ve şekil ile birlikte tescil ettirilmesi nedeniyle, sarı siyah renk ve ambalajı kullanım yönünden koruma sağlamayacağı anlaşılmaktadır.Davalı vekilince dosyaya sunulan kullanıma ilişkin eski tarihli delillerden, üretim tarihi 1989 yazılı olan yapıştırıcı ürün görselinin, ürünün o tarihte üretildiği yönünde kanaat verici olmadığı gibi, güncel örnekler üzerinde üretim tarihinin bulunmadığı, çeşitli dizilerin bakkal sahnelerinden alınan görsellerde de ... ibareli ürün ambalajı yer alıyorsa da, bu görsellerdeki ürün kutularının, davaya konu ürün ambalajı olup olmadığı ve davalı tarafça ürün ambalajının yaygın şekilde kullanıldığını ispat yönünden yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, davalının dosyaya delil olarak sunduğu, 2010 yılından 2016 yılı Haziran Ayına kadarki (15/06/2016 tarihi dahil) faturalarda ürün görselinin yer aldığı ve kullanımın davaya konu edildiği şekilde, ... ibaresinin kapağa yakın yerde bold yazım ile yazılmış şekilde değil, daha küçük yazım şekli ve çerçeve içinde yazıldığı, davalının 2008 tarihli tasarım tescilinde de,  kutu ürün ambalajı üzerinde faturadaki ürün görselinin bulunduğu, ürün kapağının da farklı olduğu, davalının davacı markasına yakınlaştırarak kullanımının 2016 yılından sonraki tarihli olduğu, aynı sarı ton üzerine, siyah yazı ve tescilden farklı olarak aynı yazım stili ile ... markasının kullanımının davacı kullanımına yakınlaştırılarak kullanım teşkil ettiği ve kullanımın kötüniyetli olduğu, kötüniyetli fiillerde davacının sessiz kalma suretiyle dava açma hakkını yitirildiğinden bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Davacının MK 2 maddesi gereğince iyiniyetli olup olmadığının tespitinin, hukuki değerlendirme gerektirdiği dikkate alınarak, mahkemece dosyadaki delillerin incelenerek, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekirken, bilirkişi heyetinin hatalı görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının yurt dışında tescilli ... sayılı 1981 tarihli yurt dışı tescilli ürün ambalaj markasının ve 2002 tarihli ... ambalaj markasının bulunduğu anlaşılıyorsa da, davacının Türkiye'de tescilli davaya konu ürün ambalaj markası bulunmadığı, davalının kullanımla davacı ile özdeşleşmiş  ürün ambalajı ve ticari sunumunu taklit ederek, ürün satış ve pazarlamasını yaptığı, fiilinin TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, davalının tescilli markasından farklı olarak, davacının ürün ambalajı ve ticari sunumuna yakınlaştırarak  kullanımlarının men ve refine, 15/06/2020 tarihli bilirkişi kök raporunun infazda tereddüt yaratılmaması yönünden kararın eki sayılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarih, 2023/71 E., 2024/278 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davanın REDDİNE, -Haksız rekabetten kaynaklanan DAVANIN KABULÜ İLE;Davalının  tescilli markasından farklı olarak,davalının tescilli markasından farklı olarak, davacının ürün ambalajı ve ticari sunumuna yakınlaştırarak  kullanımlarının haksız rekabet yarattığının tespitine, haksız rekabet teşkil eden ürün ambalaj kullanımlarının men ve refine, bu kapsamda; haksız rekabet yaratan ürünlerin üretim, satış ve dağıtımının yasaklanmasına, ürünlere el konularak karar kesinleştiğinde imhasına, 15/06/2020 tarihli bilirkişi kök raporunun infazda tereddüt yaratılmaması yönünden kararın eki sayılmasına,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 44,40 TL'nın mahsubu ile, eksik alınan bakiye 571,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,4/b-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL karar ve ilam harcı, 44,40 TL başvuru harcı olmak üzere 88,80 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/c- Davacı tarafça yapılan 869,30 TL posta ve tebligat gideri ile 8.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.363,30 TL yargılama giderinden, kabul ve red oranına göre yarı oranda, 4.681,65 TL  yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/ç-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; Haksız rekabet davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; Marka hakkına tecavüz davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4/e-Davalı tarafından yapılan 49,30 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre yarı oranda 24,65 TL davacıdan tahsili ile  davalıya verilmesine, 4/f-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 480,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.163,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"248a621da4a4331f","SID":"5a971443cf2978e8"}}