{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ........       (...)<br>ÜYE\t\t: .....          (...)<br>ÜYE\t\t: .....          (...)<br>KATİP\t: .....          (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/12/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR : 1-........  <br>\t\t  2-........  <br>VEKİLİ\t: .....<br>DAVALILAR: 1-........ <br>VEKİLİ\t:  .....<br>\t\t 2-........  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>\t\t3-........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t\t4-........  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>DAVA\t: Maddi ve Manevi Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 22/05/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/05/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili tarafından Akşehir Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi kanalıyla mahkememize sunmuş olduğu 22.03.2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ........ yönetiminde olan ........ plakalı araç ile ........ yönetiminde olan ........ plakalı araç arasında 25.09.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kaza tutanağında davalının %100 asli ve tam kusurlu olduğunun ortaya çıktığını,  kazadan kaynaklı, Ilgın Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasının halen devam ettiğini, bu kazadan sonra müvekkillerinin, yaralandıklarını, maddi ve manevi zararların oluştuğunu, davadan önce karşı tarafa ait olan ve ........ Şirketince düzenlenen ... poliçe numaralı olan ve ........ plakalı olan araca dair ZMMS sigorta poliçesi kapsamında, KTK ve ilgili sigortacılık kanunları gereği davalı  ........ şirketine 21.10.2021 tarihinde başvuru yapıldığını ve başvurunun 25.10.2021 tarihinde sigorta şirketine teslim edildiğini, ayrıca ........ plakalı araca ait olan kasko sigortası olan ... Sigorta  Şirketince düzenlenen ... poliçe numaralı olan kasko poliçesi gereği de ... Sigorta Şirketine 21.10.2021 tarihinde başvuru yapıldığını ve 25.10.2021'de de tebliğ edildiğini, her iki şirketin de tebliğden sonra 15 gün geçmesine rağmen taraflarına bir ödeme yapılmadığından bahisle; 25.09.2021 tarihinde gerçekleşen ve bu kazada müvekkillerinin hiçbir kusuru olmaksızın müvekkillerinin mağdur olduklarını ve yaralandıklarını, tüm maddi tazminat talepleri ve zararları; Islah, faiz ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve kaza tarihi olan 25.09.2021'den itibaren işleyecek faizi ile beraber talep ettiklerini, manevi tazminat taleplerini  kaza tarihi olan 25.09.2021'den itibaren işleyecek faizi ile beraber talep ettiklerini, faiz ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve hesap raporları geldikten sonra ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile ve kaza tarihi olan 25.09.2021'den itibaren işleyecek faizi ile beraber, şimdilik 100,00'er TL geçici iş görmezlik, şimdilik 100,00'er TL sürekli iş göremezlik, şimdilik 100,00'er TL fatura edilemeyen tedavi gideri bedeli, şimdilik 100,00'er TL Ekonomik Geleceğinin Sarsılmasından Kaynaklı ve şimdilik 200,00'er TL bakıcı giderinden kaynaklı olmak üzere ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber şimdilik 500,00 TL ........ için ve 500,00 TL'de ........ için ayrı ayrı; Yani şimdilik toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve mütessilen tahsiline, kaza tarihi olan 25.09.2021'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber, müvekkillerinin hayati tehlike geçirdiği, işten atıldığı, araçsız kaldığı, ameliyatlar yaşadığı için hayat kalitesi azaldığı için, sürekli olarak vücut kaybı yaşadığı, yaralandığı, hasta olarak epey bir süre işten güçten kaldığı için bir nebze olsun bu acılarının karşılığının yerini bulması adına tüm bu manevi sorunları yok yere yaşamak zorunda kaldığı için hakkaniyet adına ve cezada hukuki caydırıcılık unsuru gereği 30.000,00 TL ........'ın kendisi için ve 40.000,00 TL ........'ın kendisi için ve 15.000,00 TL müvekkili ........'ın kendisi için ve 10.000,00 TL de ........'ın kendisi için manevi tazminatın davalılar ........ ve ........ ve Kasko olan ........ Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak tarafına ödenmesini talep ettiklerini, maddi tazminat taleplerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen talep ettiklerini, ayrıca davalı  sigorta şirketlerinden talep ettikleri tazminatlar açısından şirketleri, sigorta poliçesinde sorumlu oldukları tazminat çeşidi ve sorumlu oldukları limit kadar sorumlu tuttuklarını, alacaklarının ticari avans faizi uygulanmasını talep ettiklerini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ........ Anonim Şirketi vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 06.05.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Sigorta şirketine tazminat ödemesi için başvuru şartlarında yer alan ve sunulması gereken zorunlu belgelerin hiçbirinin müvekkili şirkete iletilmediğini, davacı tarafın  sadece dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduğu dilekçeyle başvuru yaptığını, usulüne uygun bir başvurunun gerçekleşmiş olduğundan bahsedilemeyeceğini,  tazminat talepli işbu davadan önce sigorta şirketine kanunda sayılan belgeler ile birlikte yapılacak olan başvurunun bir dava şartı olarak kabul edildiği göz önünde tutularak dava şartının yerine getirilmediğinden, işbu davanın usulden reddedilmesinin gerektiğini, tüm itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, kusuru ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusur tespitinin gerektiğini, zira müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kazaya karışan araç müvekkili şirket nezdinde ZMMS  ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafı, tedavi masrafı ve sair giderlerinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, sorumluluğu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise söz konusu hesaplama %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılmasının gerektiğini, 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçeler için Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde TRH-2010 ölüm tablosu kullanılmasının ve % 1,8 teknik faizli peşin değer hesabı yapılmasının gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesinin gerektiğini, SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespitinin gerektiğini,  kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkili şirkete sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için davacının gerçek gelirinin tespitinin gerektiğini, dosyada CMK m. 253 kapsamı gereğince uzlaşma olup olmadığının tespit edilebilmesi için kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dosyaya kazandırılmasının gerektiğini, uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini defaten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verileceğini, edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verdiğini, erteleme süresince zamanaşımının işlemediğini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171.maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davasının açıldığını, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davasının açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağını, şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayıldığından, (m.253/19). dosyada uzlaşma raporunun temini ile uzlaşmanın sağlandığının tespiti halinde davanın esastan reddini talep ettiklerinden bahisle; Aleyhlerindeki  tüm hususları reddetmek suretiyle, fazlaya ve başkaya ilişkin hakları, ihbar, dava, talep ve şikayet haklarını saklı tutarak; Müvekkili şirket hakkında açılan davanın  dava şartlığı yokluğundan (eksik belge) reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalı ........ Sigorta Anonim Şirketi vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;  Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,  yetkili mahkemenin sigorta şirketinin Genel Müdürlüğü'nün yerleşim yeri olan Altunizade/Üsküdar olması sebebiyle İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, sigortacılık kanunu gereği müvekkili şirkete başvuru şartının gerçekleşmediğini, başvuru aşamasında sunulması gereken zorunlu evrakların taraflarına sunulmadığını, davacı tarafça maluliyet raporunun sunulmadığından başvuru şartının yerine getirilmediğini, öncelikle davacının kusur durumunu tespit edebilmek adına ve ceza dosyasında uzlaşma mevcutsa müvekkili şirketin sorumluluğunun olmayacağından ceza dosyasının celbini talep ettiklerini, söz konusu suçun şikayete bağlı bir suç olduğunu, dava konusu dosya ile ilgili tazminatın varlığına, miktarına ve diğer unsurlara hükmedilebilmesi açısından olayın trafik kazası olup olmadığı, olayın oluş şekli, tarafların kusur oranlarının önem arz ettiğini, ancak şikayetin varlığının şikayete bağlı suçlarda olayın araştırılması açısından ön koşul olduğunu, şikayet hakkı kullanılmadığı için Savcılık tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verilmiş ise, davacının şikayet hakkını kullanmayarak olaya ilişkin gerekli bilgilerin elde edilmesinin önüne geçtiğini, kaza tarihi itibariyle müvekkili şirketin poliçenin vadesinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasının gerektiğini, her ihtimale karşı sürekli iş göremezlik talebi haricinde; müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik-bakıcı ve tedavi giderleri-yol masrafının sorumluluk kapsamında bulunmadığını, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilinden talep olunmasında hukuka uyarlığın bulunmadığını, müracaatçının SGK’lı olup olmadığına bakılmaksızın, mevzuata göre SGK tarafından karşılanması gereken giderlerin trafik sigortalarının teminat kapsamına girmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu,  müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, karşı tarafın başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle muaccel bir alacağın bulunmadığını,  bir an için, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin de ancak aleyhlerine yapılan başvuru tarihinden itibaren yürütülmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte tazminat hesabının yapılması halinde TRH-2010 mortalite tablosuna uygun hesaplamanın yapılmasının gerektiğini,  davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla her halükarda faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olmasının gerektiğinden bahisle; Haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddi ile yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini  talep ve beyan etmiştir.<br>Davalılar ........ ve ........ vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 10.06.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ........ yönetiminde olan ........ plakalı araç ile içerisinde karşı tarafın bulunduğu ........'ın sevk ve idaresinde olan ........ plakalı araç ile seyir halindeyken 25.09.2021 tarihinde iş bu davanın konusunu oluşturan trafik kazasının meydana geldiğini, davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmamakla birlikte huzurdaki dosyada tarafların kusur oranları tam ve kesin olarak tespit edilmeden değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin huzurdaki davada ve ilgili olayda husumetleri bulunmadığından davanın husumet yokluğundan usulden reddedilmesinin gerektiğini, söz konusu davada taraf husumeti ehliyetine haiz olanlar diğer davalı sigorta şirketi ve kasko şirketi olup iddia ve taleplerin diğer davalılara yöneltilmesinin gerektiğini, davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmediklerini, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddini talep ettiklerini, karşı tarafın müvekkilinin %100 asli ve tam kusurlu olduğuna dair iddialarının hukuken mesnetsiz olup, soyut iddialardan ibaret olduğunu, dosya kapsamında henüz herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılamadığını, bilirkişi raporu ile tarafların kusur ve zarar oranları belirlenmeden değerlendirme yapılamayacağının aşikar olduğunu,  davacı tarafın maddi tazminat taleplerinin fahiş, soyut  ve zenginleşme amaçlı olduğunu, davacıların manevi tazminat hakkının doğduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; talep edilen manevi tazminat tutarlarına da itiraz ettiklerini, karşı tarafın beyanlarının çelişkili ve soyut iddialar olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davacıların dava dilekçesinde talep etmiş oldukları tazminat ve giderlere avans faizi uygulanmasını talep etmişlerse de diğer davalıların sigorta şirketi olmalarının davacılara ticari faiz (avans faizi) isteme hakkını vermediğini, tazminat taleplerini kabul etmemekle birlikte mahkemenin aksi kanaatte olması halinde  faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak tespit edilmesi ve yasal faizin uygulanmasının gerektiğinin, mahkememizce manevi tazminata hükmedilmesi halinde ise, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminatın belirlenmesinde tarafların sıfatı, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları ve kusurlarının dikkate alınmasının gerektiğini, davacıların talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarlarının müvekkilinin ekonomik açıdan zor duruma düşmesine, davacıların ise zenginleşmesine neden olacağını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin de reddini talep ettiklerinden bahisle; Davacıların haksız ve mesnetsiz tüm iddia ve taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden yapılan yargılama neticesinde; Davacılardan ........'ın  8.880,18 TL geçici iş göremezlik, 2.696.026,88 TL sürekli iş göremezlik, 3.577,50 TL Bakıcı gideri, 2.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 2.710.984,56 TL maddi zararının bulunduğu, davacı ........'ın  7.672,77 TL geçici iş göremezlik, 3.742.261,52 TL sürekli iş göremezlik, 3.577,50 TL Bakıcı gideri, 2.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 3.756.011,79 TL maddi zararının bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortası kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve kaza tarihinde geçerli olan  poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, kazaya karışan diğer davalı  ........'nın kazaya karışan ........ plakalı aracın sürücüsü, diğer davalı ........'nın ise aracın işleteni olması nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluğunun bulunduğu,  davacıların KTK.97.maddesi gereğince dava açmadan önce davalı  ........ A.Ş.'ne 25.10.2021 tarihinde başvuru yaptıkları ve 8 iş gününün 05.11.2021 tarihinde dolduğu dikkate alındığında davalı ........ yönünden faiz başlangıç gününün,  başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonrası 9.gün olan 06.11.2021 tarihi olduğu, davacıyana herhangi bir ödemenin yapılmadığı, KTK 97. maddesinde düzenlenen başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği ve sigorta şirketi yönünden KTK'nun 99. Maddesi gereğince 06.11.2021 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, diğer davalı ........ Sigorta A.Ş'nin İMMS sigortası kapsamında ZMMS'nin teminat limitini aşan kısmından sorumluluğunun bulunduğu, poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL olduğu, maddi manevi tazminat ayrımının yapılmadığı, ancak manevi tazminat için %25 ile sınırlı tutulduğu bu nedenle bu davalının maddi tazminat yönünden sorumluluğunun 150.000,00 TL ile sınırlı olduğu, dava açılmazdan önce davalı ........ Sigorta A.Ş.'ye 21.10.2021 tarihli müracaat dilekçesi gönderildiği, dilekçelerinin 25.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği davacıların dava açmadan önce KTK'nun 100.ve 97. Maddeleri kapsamında davalı sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği, davalı ........ Sigorta A.Ş.'nin  (25/10/2021+45 gün =10/12/2021) tarihinde temerrüde düştüğü, her iki davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının ZMMS  sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL' lik miktarı aştığı, yine aşan bu miktarın İMMS poliçe limiti olan 150.000,00 TL'yi de aştığı bu nedenle davacılar arasında garameten paylaşım yapılması gerektiği anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafça ispatlanamayan ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br> Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden yapılan yargılama neticesinde; Davacıların manevi tazminat taleplerinin davalı ........ Sigorta A.Ş'nin İMMS sigortası kapsamında poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL olduğu, maddi manevi tazminat ayrımının yapılmadığı, ancak manevi tazminat için %25 ile sınırlı tutulduğu bu nedenle bu davalının maddi tazminat yönünden sorumluluğunun 50.000,00 TL ile sınırlı olduğu, hükmedilecek manevi tazminatın  İMMS poliçe limitini aşması halinde davacılar arasında garameten paylaşım yapılması gerektiği,  davacılar vekili tarafından dava dilekçesi ve 08.04.2022 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgeler ile  Dava açılmazdan önce davalı ........ Sigorta A.Ş.'ye 21.10.2021 tarihli müracaat dilekçesi gönderildiği, dilekçelerinin 25.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği; Davacıların dava açmadan önce KTK'nun 100.ve 97. Maddeleri kapsamında davalı sigorta şirketine  başvuru yaptıkları, başvuruya ilişkin dava şartının davacılar tarafından yerine getirildiği, davalılardan ........ ve ........'nın olay tarihi itibariyle, davalı ........ Sigorta A.Ş.'nin  (25/10/2021+45 gün =10/12/2021) tarihinde temerrüde düştükleri, davacıların yaralanmaları nedeniyle uzun süre tedavi süreci geçirdikleri, acı çektikleri ve sağlık bütünlüklerinin bozulduğu, yaralanmalarına bağlı olarak kişilik haklarının zarar gördüğü, bu nedenle davacıların manevi zarara uğradıkları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" şeklinde  davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ........ için 8.880,18 TL geçici iş göremezlik, 2.696.026,88 TL sürekli iş göremezlik, 3.577,50 TL Bakıcı gideri, 2.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 2.710.984,56 TL maddi tazminatın davalılardan ........ ve ........ yönünden olay tarihi olan 25/09/2021 tarihinden, davalı ........ AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 06/11/2021 tarihinden, davalı ........ Sigorta AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 10/12/2021 tarihinden  itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ........ Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) (davalı ........ Sigorta Aş'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti ile sınırlı olmak ve tazminat miktarının ZMMS sigortası sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarından sonra kalan 62.812,35 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ........'ın Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine, davacı ........ için 7.672,77 TL geçici iş göremezlik, 3.742.261,52 TL sürekli iş göremezlik, 3.577,50 TL Bakıcı gideri, 2.500,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 3.756.011,79 TL maddi tazminatın davalılardan ........ ve ........ yönünden olay tarihi olan 25/09/2021 tarihinden, davalı ........ AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 06/11/2021 tarihinden, davalı ........ Sigorta AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 10/12/2021 tarihinden  itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalı ........ Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 430.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) (davalı ........ Sigorta Aş'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti ile sınırlı olmak ve tazminat miktarının ZMMS sigortası sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarından sonra kalan 87.187,65 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ........'ın ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine, davacılardan ........ için 25.000,00 TL, davacı ........ için 25.000,00 TL, davacı ........ için 5.000,00 TL, davacı ........ için 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan  ........ ve ........ yönünden olay tarihi olan 25/09/2021 tarihinden, davalı ........ Sigorta AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 10/12/2021 tarihinden  itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalı ........ Sigorta Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan manevi tazminat güvence miktarı 50.000,00 TL'lik miktar ile davacı ........ için 20.833,34 TL, davacı ........ için 20.833,34 TL, davacı ........ için 4.166,66 TL, davacı ........ için 4.166,66 TL ile sorumluluğu sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın sigorta şirketine başvuru yapmadan dava açtığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler sonucu dosya kapsamındaki eksilikler ve çelişkiler giderilmeden yargılama yürütüldüğünü,  denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınarak usul ve yasaya uygun düşmeyecek şekilde karar verildiğini, ilk derece mahkemesince dava konusu kazadaki kusur oranı yanlış tespit edildiğini,. adli tıp raporu ve bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, mahkemece Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporu eksik ve hukuka aykırı olmasına rağmen hükme esas alındığını, sağlık kurulu raporunda 3 ayrı yönetmeliğe göre hesaplama yapıldığını, mahkemenin gerekçeli kararında hangi yönetmeliğin uygulanması gerektiği ile ilgili bir açıklama yapılmadığını,  yasal süresi içerisinde aktürya bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı belirtildiğini ancak yerel mahkemece itirazların gözetilmeden hüküm verildiğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, müvekkilinin bu giderlerden poliçe gereği sorumlu olmadığını, davacıların kaza tarihinde işsiz olduğunu ve geçici iş göremezlik tazminatı hak edişlerinin bulunmadığını, teminat limitinin üzerinde tazminata hükmederek hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, dosyada 3 ayrı kusur değerlendirmesi bulunduğunu, çelişkili raporlarla dosyanın karara çıkartılmasının Yargıtay tarafından bozma sebebi kabul edildiğini, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi’nin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyeti ve itü trafik kürsüsünden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden’den rapor alınması gerektiğini, maluliyet raporunda tespit edilen maluliyet oranının hatalı olduğunu, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunun adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi tarafından incelenmesi gerektiğini, bakıcı gideri hesaplanacaksa hastanede kaldığı günler düşülerek net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise söz konusu hesaplama %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, aynı zamanda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Davalı ........ vekilinin  istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf harçlarını yatırmama sebebiyle  HMK.m.344 gereğince yapılmamış SAYILMASINA karar verilmiş olmakla inceleme diğer istinaf edenler için yapılmıştır.<br>Maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>\tAnayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>\tDiğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>\tZira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>\tBu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>\tYine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>\tMali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>\tBu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları. <br>\tBu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine GÖRE RAPOR ALINIP BU RAPORUN SONUCUNA  RAPORA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR<br>KEZA<br> AYM'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre EK RAPOR ALINIP KARAR  verilmesi gerekerken trh 2010 uygulanması  yanlış olup itirazlar yerindedir<br>ZİRA DÜZENLENEN MALULİYET RAPORLARI HÜKME ESAS ALINABİLECEK NİTELİKTE DEĞİLDİR.<br>Her iki davacı için de  \"kişinin tedaviyle işlevselliği kısmen düzenlenen travma sonrası stres bozukluğu arızasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının (Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal bozukluklar, geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar madde IV. C.2'ye göre %40 OLDUĞU KALICI OLDUĞU\" tespiti yapılmıştır.<br>\tBu halde mahkemece HER İKİ DAVACI YÖNÜNDEN Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden, davacının muayanesi ve tedavi evrakları incelenmek suretiyle, kaza tarihi itibariyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında  davacıda kazaya bağlı post travmatik stres bozukluğu meydana gelip gelmediği, post travmatik stres bozukluğu mevcut ise kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kazaya bağlı psikiyatrik sorunlarının bulunması durumda, söz konusu rahatsızlıklarının sürekli olup olmadığı, sürekli olması halinde çalışma gücünün azalmasına etki edecek boyutta olup olmadığı, çalışma gücüne etkisi mevcut ise ilgili yönetmelikte belirtilen arıza oranlarında takdiri indirim gerekip gerekmediği, hususlarının değerlendirildiği rapor alınarak  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri YönetmeliğiNE GÖRE RAPOR ALINIP ve çelişkileri giderecek BU RAPORUN SONUCUNA  RAPORA GÖRE  karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan rapor çerçevesinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Kusura İtiraz<br>Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 26.05.2023 tarih ve  ............. no'lu kusur raporunda; Davalı sürücü ........'ın %85 oranında, davacı sürücü ........'ın %15 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkeme dosyasının Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek; Kaza zaptı ve yargılama sırasında alınan kusura yönelik raporlar arasında çelişkili olduğu anlaşıldığından, çelişkinin giderilmesi hususunda Karayolları Fen Heyetinden rapor düzenlenmesinin istenildiği, Makine Mühendisi ........, Makine Mühendisi ........ ve Makine Mühendisi ........ tarafından düzenlenen 27.11.2023 tarihli kurul raporunda; ........ plakalı araç sürücü ........'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/c, 52/c, 57/a ve 84/h maddelerini ihlal etmesi yanı sıra dikkatsizliği ve tedbirsizliği de mevzubahis olduğundan olayın meydana gelmesinde % 100 (Yüzdeyüz) oranında Kusurlu olduğunun, ........  plakalı araç sürücüsü ........'ın olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığının bildirildiği, 26/05/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna katılınmadığını, Trafik Kazası Tespit Tutanağında belirtilen kusur durumunun hakkaniyete uygun bulunduğunun değerlendirildiğini, mahkememizin “oransal kusur durumunun tespiti de yapılarak” rapor düzenlenmesi yönündeki 10.10.2023 tarihli yazısı gereğince,  belirtilen kusur oranlarının tarafların kaza olayına etkileri dikkate alınarak, yapılan teknik analize dayalı olarak belirlendiğini, raporda yer alan mevzuat hükümlerinin hukuki yorum niteliğinde olmayıp kusur dağılımında gerekçe olarak gösterildiğinin bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkemece Karayolları Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 27.11.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun çelişkiyi giderir ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle tarafların kusur oranları yönünden hükme esas alınması doğrudur<br>Davalı vekilinin teminat limitinin aşıldığı istinafı <br>Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 430.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında  430.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur. <br>Bu iki limit(teminat) birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. <br>Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan(teminatından), geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri zararlarını ise tedavi giderleri klozundan (teminatından) karşılanmak üzere talep edebilir. Teminat limiti aşılmamıştır. İtiraz yersizdir.<br>Davalı vekilinin faiz başlangıcının yanlış belirlendiği istinaf itirazları yönünden,<br> Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.<br> Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. <br> Somut olayda davalı sigortaya davadan önce başvuru yapıldığı anlaşılmakla itiraz yersizdir.<br>Bakıcı gideri için hakkaniyet indirimi gerektiği istinafı<br> Bu tür hesaplamalarda, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiğine yönelik içtihatlarının kökleşmiş olduğu, Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamasına göre, davacının gerçek zararından, varsayıma dayalı hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmasına göre buna yönelen itirazlar da yersizdir<br>\tDavalı sigorta vekilinin kabul edilen   Bakıcı gideri, Geçici iş göremezliğin teminat kapsamı dışında  olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;<br>\t2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları  nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", kanunun geçici 1.maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür.\t<br>\tSigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br>Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği  ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN  nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR<br>Bu halde davalı vekilinin  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Davalı vekilinin Olayda müterafik kusur bulunduğu, davacının emniyet kemeri takmaması  nedeniyle indirim yapılması gerektiği istinafı yönünden;<br>\t6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>\t\t\t\t\t\tZararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>\tMüterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>\t Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kemerin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlenmiştir. davacının  kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı  üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından,aslolan  kemerin takılması olup ,bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir<br>Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ........ ile davalı ........ AŞ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalılarca peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,  <br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Akşehir İcra Dairesinin ........ Esas sayılı dosyasına davalı ........ AŞ tarafından yatırılan 2.200.000,00 TL tutarlı teminatın İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 22/05/2025<br><br>\t\t\t\t<br>        ........    \t      .....\t\t        .....\t\t       .....<br>            Başkan\t       Üye\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t    Üye\t\t\t\t\t\t\t\t\t \t\t\t\t\t\t\t  Katip<br>         ...\t \t      ...\t       \t        ...\t  \t\t...<br>            E imza                        E imza                         E imza                         E imza<br><br><br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3958d6a5a614dd37","SID":"45f81c4edb7d5612"}}