{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1633 Esas<br>KARAR NO:2025/658 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/783 Esas-  2022/628 Karar <br>TARİH:27/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı ile ticari ilişkilerinden dolayı cari hesap işlemlerinden doğan  ödemelerin yapılmadığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla görüşmeler yapıldığını,  davalı tarafın ödemeden imtina etmesi sonucu aleyhine ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/06/2022 tarih 2021/783 Esas- 2022/628 Karar sayılı kararında;\"Takibin başlatıldığı, ... sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemede; davacı tarafça davalı borçlu hakkında davaya dayanak cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde davalı borçlunun yetkiye, borca, faiz oranlarına, işlemiş faize, masraf ve tüm fer'ilerine vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde davacı tarafça, itirazın bertarafına yönelik dilekçede ileri sürülen nedenlerle eldeki davanın açıldığı görülmüştür.Dava; cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası, bilirkişi raporu ile dosyamızda bulunan tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe vaki itiraz üzerine ile eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu kayıtlar içerdikleri, bu kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 29.833,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, anılan yönde tespitler içeren SMMM bilirkişi raporunun tarafların ticari defter ve kayıtları irdelenmek suretiyle hazırlanmış ve denetime elverişli olması nedenleriyle rapora itibar edilmesi gerektiği, sonuç itibariyle takip tarihi itibariyle davalının davacıya toplam 29.833,74 TL tutarında borçlu olduğu, davalının bu miktara yönelik olarak yaptığı itirazın ise haklı ve yerinde olmadığı anlaşılmakla, hükme esas alınmasında sakınca görülmeyen ve mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporunda tespit edilen miktara göre davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin talepnamedeki koşullar ile devamına, alacak likit olduğundan iptaline karar verilen kısmın % 20'si oranında hesaplanan 5.966,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''DAVANIN KABULÜ İLE, Davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin talepnamedeki koşullar ile devamına,2-Alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen kısmın % 20'si oranında hesaplanan 5.966,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişinin görev ve yetkisini aşarak hüküm kurduğunu, HMK'nın 279/5. maddesinde; \"Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz;hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.\" şeklinde bilirkişinin görev ve yetkilerinin tanımladığını, bilirkişi raporunda ise, görev ve yetki sınırları aşılarak gerekçeli kararda da belirtildiği üzere \"6102 sayılı TT.K  64-65-66 maddeleri hükümlerine göre gerekse HMK 222/3 Maddesine göre sahibi lehine delil teşkil edebileceği değerlendirilmesinde bulunulmuş olduğunu,\" değerlendirmesinde bulunulduğunu, oysa bilirkişi teslim tutanağında da bilirkişiden beklenen durumun, tarafların arasındaki ticari ilişkideki defterlerin incelenmesi olduğunu, davacı yanın iddiasındaki tutarın ticari defterlerde olup olmadığına ilişkin TTK ve HMK'da belirtilen hususlar da hakimin inceleme alanında olup, bilirkişinin bu yönde kanaate varmasının dahi, hakimi yönlendirmeye açık olduğunu, hakimin de bu kanaate göre hüküm verdiğini, bununla birlikte tarafların arasındaki faturaya ilişkin de bilirkişinin, kesin delil vasfı nitelendirmesinde bulunarak hakimin yetkinlik alanına girdiğini ve hükümde bu raporun esas teşkil edilmesinin, hakimin bağımsızlığına gölge düşürdüğünü;Tarafların arasındaki ticari ilişkinin varlığı veya yokluğu halinin, hakim tarafından değerlendirilmesi gereken bir hal olduğunu, bilirkişinin hakimin uzmanlık alanına giren bir konuda değerlendirme yapmakla birlikte, bu hususu saptaması gereken kişinin hukuki yetkinliği olanın hakim olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında, tarafların arasındaki ticari ilişki olup olmadığı hususunu dahi irdelemediğini, ticari herhangi bir ilişki varsa bu ilişkinin cari hesap yahut diğer hallerde olup olmadığına ilişkin herhangi bir şekilde değerlendirmede bulunmadığını, bu yönüyle mahkemenin tarafların arasındaki ilişkiyi dahi nitelendirmeden yalnızca bilirkişi raporu neticesinde hüküm kurduğunu, hakimin kendi uzmanlık alanında olan konuda dahi bilirkişinin inceleme yapmasına müsade ettiğini;Tarafların arasındaki ticari ilişkinin hizmet ilişkisi mi yoksa açık hesap ilişkisi mi olduğunun tamamen hakimin uzmanlık ve takdir alanındayken, bilirkişi raporunun yönlendirmesiyle hakimin bu yönde değerlendirme yapmadan hüküm kurmasının kabul edilebilecek bir hal olmadığını ve HMK'daki usullere de aykırılık teşkil ettiğini;Bilirkişinin yalnızca davalı tarafın defter kayıtlarını nazara aldığı, dolayısıyla eksik inceleme yaptığını, bilirkişi raporunun \"B\" bölümünde mali yönden inceleme yapıldığını, öncelikle davacının defterleri ve hesap hareketlerinin incelendiğini, akabinde davalı müvekkilinin defter ve hesap hareketlerine geçildiğini, ancak davalı müvekkilinin hesap hareketlerinin aşağısına\"Davacı ticari defterlerine, faturalar ve nakit ödemeleri ile banka kayıtlarını süresinde ve usulüne uygun olarak kayıtlarının yapıldığı,\" şeklinde bir açıklama yazıldığını, bu açıklamadan görüleceği üzere bilirkişinin yalnızca davacının defterlerine göre hesap yaptığı, müvekkili şirketin defterlerini ve hesap hareketlerini nazara almadığını;Dava konusu faturaların, icra takibiyle temerrüde kavuştuğundan, iptali istenen icra takibine itiraz edildiğini, bilirkişi raporunda hukuki yönden haklı buldukları tek noktanın, davalı tarafın müvekkili şirketi temerrüde düşürmek için başlattığı icra takibi olduğunu, halbuki huzurdaki davanın, temerrüde düşürmek için başlatılan icra takibine itirazdan ötürü ikame edildiğini, müvekkili şirkete fatura edilen alacakların kabul edilmediği, haksız ve dayanaksız olarak talep edildiğinden bahisle icra takibine ve faturalara itiraz edildiğini, bilirkişinin kendileri tarafından yapılmış olan itiraza değinmediğinin tanzim ettiği raporda açıkça görüldüğünü, dolayısıyla itirazın sonuçlarına da yönelik bir tespit yapamadığını, ilgili faturalara iade kesildiğini, ilgili faturaların müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini; Davacı şirketin müvekkili şirkete tanzim ettiği faturalar için iade faturası kesildiğini, bu hususun bile başlı başına bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olarak tanzim edildiğini gösterir vaziyette olduğunu, her ne kadar Ticaret Kanunu hükümlerinde faturaya itiraz için süre öngörülmüşse de bu süre içerisinde davacı şirket ile defalarca faturalaşıldığını, davacı şirketin fatura kestiğini ve müvekkili şirketin de bu faturayı kabul etmediğini tekrar tekrar davacıya ilettiğini, her fatura kesişinde de, bu faturayı kabul etmediğini beyanla birlikte, iade faturası da kestiğini, sonsuza kadar faturalaşma sürecine iki şirketin de girmesinin beklenemez olduğunu;Bilirkişi raporunun davacı yana yol gösterici olduğunu, buna rağmen itirazları kabul edilerek yeni bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bilirkişi raporu baştan sona kadar HMK hükümleri ile bağdaşmadığı gibi raporun sonuç kısmında belirtilen hususların davacı tarafa yol gösterici nitelikte olduğunu, bu değerlendirme de hakimin uzmanlık alanında olup, bilirkişinin böylesine bir halinin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü ve tüm itirazlarına rağmen, Mahkemenin yeni bir rapor aldırmamasının da yanlış hüküm kurduğuna ilişkin kanaatlerini sabit hale getirdiğini beyanla İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/783 E.,2022/628 K. sayılı kararının kaldırılarak, yeniden yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıdan, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ticari defterlerinde sabit olduğu üzere alacaklı olduğunu, buna rağmen davalının ödeme yapmadığını ve hakkında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek davayı tümü ile inkar etmiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve  rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca, hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. HMK'nın 222. maddesi uyarınca bilirkişi tarafından yapılacak incelemenin; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, düzenlenen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, yapılmış bir ödeme var ise bu ödemenin tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve takip tarihi itibariyle her iki tarafın usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerine göre alacağın bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olması gerektiği, dosya kapsamından, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılıklı olarak incelendiği ve yapılan incelemenin bu yönde olduğu, bilirkişinin yetkisini aşmadığı ve raporda her iki tarafın usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaların kayıtlı ve davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 29.833,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu minvalde davacının alacağını kesin delil vasfında olan ticari defterleri ile ispat ettiği, incelemede davalının ileri sürdüğü istinaf sebebinin aksine kendisi tarafından düzenlenmiş bir iade faturası veya yapılmış bir ödemenin tespit edilmediği, kaldı ki davalı tarafından süresi içerisinde bu hususta bir savunma ve delilin dosyaya sunulmadığı, Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.037,94 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 509,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.528,46 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"412fa15ff6dcea08","SID":"95eb33f934e2d524"}}