{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1629 Esas<br>KARAR NO:2025/326 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/285 Esas - 2022/350 Karar<br>TARİHİ:24/05/2022 <br>DAVA:Tazminat <br>KARAR TARİHİ:27/02/2025 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Şti ne karşı ve diğer eski çalışanlarının da davalı bulunduğu Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ... numarası ile halen daha önceki tarihli “Haksız Rekabet “eylemlerinden dolayı derdest davalarının bulunduğunu, ilgili davada firmanın 2011-2012 dahil dava tarihine kadar olan haksız rekabet teşkil eden eylemlerine ilişkin tazminat ve haksız rekabete konu haksız eylemlerinin engellenmesi talep edildiğini, ilgili davaya rağmen davalı firmanın haksız eylemlerine devamla davalı şirket 2017 Mart ayı içinde 2 çalışana daha teklifte bulunmuş Bursa ofis çalışanları olan ... ve ... 15/03/2017 tarihinde istifa ederek ayrıldıklarını, davalı şirket eleman altyapısını davacı müvekkil .... A.Ş  içinden sağlamayı yol seçtiğini, saldırgan bir rekabet uygulamakta olduğunu, davalı şirketin söz konusu eylemlerinin haksız rekabeti düzenleyen TTK.m.56,57 maddeleri ile işçinin rekabet yasağını düzenleyen TBK.m.444’e aykırı olduğunu, davada söz konusu hallerin gerçekleştiğini, davalı ve davacı şirketlerin ... konusunda çalışarak müşterilerinin teslim ettiği ürünlerini...Nakliyesini gerçekleştirmekte her iki firmada ... firmalardan ve diğer alt taşıyıcılardan aldıkları taşıma bedelleri üzerine kendi hizmet bedellerini de koyarak malın taşınmasına aracılık etmekte olduğunu, her iki şirketinde yabancı yatırımcılar tarafından kontrol edildiğini, uluslararası rekabet piyasasını bilen ve yabancı iştirakleri ile paralel çalışan şirketler olduğunu, davalı şirketin her dönemde davacının eski çalışanlarını bünyesine katarak davacının rekabet gücünü zayıflatmayı amaçlamakta olduğunu, davalı eski çalışanlar ise davalı şirketin kendilerine sunduğu yüksek ücret ve bunun gibi kişisel menfaatleri uğruna davacı şirketin Ticari sırlarını Davalıya sunarak “Haksız Rekabetin “ unsurları olarak davada yer aldıklarını, davalı çalışanların Belirsiz süreli İş Akdi ile Davacının çalışanı olarak 2016 yılına kadar davacının işyerinde ve değişik ofislerinde çalışmış olduklarını, davalı çalışanlar kendi istekleri ile diğer davalı şirketin birtakım vaatlerine kanarak ve kendileri de davalı şirkete davacının Ticari bilgilerini vermek ve sırlarını paylaşmak kaydıyla daha yüksek kazanç sağlamak amacıyla işten ayrıldıklarını, davalı eski çalışanlar davacı şirkette çalıştıkları sürece ve ayrıldıklarında da kendilerini bağlayan kurallara aykırı hareket ettiklerini, imzaladıkları davacı şirkete ait “personel yönetmeliği” çalışma prosedürlerine aykırı hareket ederek hem kendilerine hem davalı şirkete menfaat sağlayarak haksız rekabet yarattıkları belirtilmekte davalı çalışanların yarattıkları haksız rekabetin tespitinde, Davacının hizmet sunduğu müşterilerine verdiği hizmet bedellerini açıklamak yolu ile yeni çalıştıkları diğer davalı şirket lehine Haksız Rekabet yarattıklarını, dava dosyamızda şimdilik 6 çalışan davalılar süreç içinde ekip halinde rakip firmaya geçmiş bulundukları belirtilmektedir.Ekonomik yönden bakıldığında Davacı işletme açısından bir ... kaybı olduğunu, davacı gibi işletmelerin çalışanlarının bilgi ve tecrübe sahibi olabilmeleri için büyük bir yatırım yaptıklarını, çalışanın işten ayrılmasının bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu doğurduğu, işletmelerin değer tespitinde finansal değerleme şirket toplam değeri açısından rol oynadığı çalışanların toplu olarak başka işyerine geçmeye teşvik edilerek haksız rekabet yaratmak işletme açısından ekonomik değer kaybı olduğu, Davalı şirket daha önce 6 çalışanını ve yeni davamızda ise 4 çalışanın daha bünyesine kattığı, 2 çalışa daha bünyesine katmaya çalışmak ta durmadan teklifler sunduğu, Davacının ekonomik menfaatlerini doğrudan hedef alacak bir fiyat politikası ile müşterilerine zahmetsiz ve doğrudan ulaşmakta olup bu hedefini çalışan transferleri ile karşıladığı,Davalı şirket en büyük transferi Davacı firmadan yaptığı, hedefi yetişmiş personel almaktan çok Davacının müşterilerine Doğrudan ve kısa yoldan oluşmakta Haksız Rekabetini sürdürmekte olduğunu, Davalı  çalışanlarının ayrılması sonucu yeni çalışanlar ikame etmesinin kolay olmadığı yeni  çalışanların eğitilmesi ve müşterilerinin eski çalışanlar tarafından ayartılmaya çalışılması ve birçok müşteriyi de yanında götürmesi nedeniyle davacı  işletmeye ek maliyetler yüklediğini, Serbest Piyasa koşullarında Rekabetin sıkı kurallara bağlı olduğu, TTK nin  engel olmak açısından net ve anlaşılır hükümler getirdiği, ayrılan çalışanın kendi eski işletmesinde sahip olduğu müşteri bilgileri ve iş sözleşmelerini  rakip  davalı işletmelerde kullanıldığı, yeniden yetiştirilecek elemanın işletme açısından ekonomik değer kaybına neden olduğunu, Davalı işletmenin piyasanın altında bazen zarara bile olsa haksız rekabet yöntemi uygulayarak fiyat verdiği zarara uğranıldığı,Davalı işletmeye zaman içinde kademeli olarak geçen  4 eski çalışanın tüm müşteri dataları yanlarında götürmeleri sonucunda davacı şirket açısından inanılmaz kayba uğrayacağı ve şimdilik bu zararın net olarak tespiti mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, Eski çalışanların işten birden ayrılmadığı, kademeli ve zaman içerisinde ayrılarak davacı şirket hakkında yeni politikaları ile ilgili bilgi akışını sürdürdükleri ve davalı şirketin  ekono mik rekabetini destekler nitelikte eylem içerisinde oldukları Davalı şirketin Eski çalışanları bünyesine katmak yoluyla onlardan aldığı bilgi ve sırları paylaşarak haksız rekabet yarattıkları, piyasaya aykırı sayılabilecek vadelerde ödeme koşulları sunmakta oldukları, Davalı işletme sahibinin Davacının işletmesinde çalışan personeli sırf ve sadece bu işletmenin hizmet ve ticari sırlarını pazarlama usullerini elde etmek amacıyla bünyesine kattığından Haksız Rekabet hükümlerinin alanına giren eylem gerçekleştirdiği, Davalı işletmenin Davacının tüm müşterileri üzerinde vaadlerde bulunarak cirosunu arttırdığı, Davacının Ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağı, İlk davanın Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi  2014/412 E sayılı dosyası ile başlayan haksız rekabet eylemi hızını kesmeden devam ettiği, rakiplerinin hakkında  onun iş gücü ve ticari sırlarını bilerek 3.cü kişilere , piyasadaki rekabet gücünü zayıflatmak amacıyla her kişiye bildirmenin de haksız rekabet olduğu, Haksız rekabeti yaratan hem davalı firma Hem davacı firmanın Ticari sırrını bilen Armatör Çalışanları olduğu, bu dahi TTK Hükümlerine göre Haksız Rekabet teşkil etmekte olup “Bu çalışanlara karşı Haksız Rekabet Davası“ açma haklarını saklı tuttukları, Davacının çalışanlarını Davacı aleyhine ekonomik zarar ve piyasa gücünü doğrudan zayıflatmayı hedefleyerek teşvik ve tahrik ederek vaadlerle bünyesine katmak, davalı sadece ... çalışanı olarak 6 kişiyi bünyesine kattığı 4 kişiyi de katmak için uğraştığı, geçmişte de...ofisi yeni müşteri kayıplarına uğramamak için bu 4 kişinin maaşlarını arttırarak gitmelerine engel olduğu, Davacının eski çalışanları sayesinde davacının müşterileri ile eski çalışanların tanışıklığından faydalanarak yeni müşteriler elde etmesi kendi emeği ve çabasına dayanmadan bir rekabet ortamı geliştirmesi davacının faaliyet alanı ... Taşımacılığı sektöründe rekabetini imkansızlaştıracak derecede ticari sır ve eski çalışan bilgi ve tecrübelerinden çekinmeden faydalanması, 6102 sayılı TTK nın Haksız Rekabet Hükümlerinin ilgili tüm maddelerinin ihlal edilmesinin olduğu, Davalı çalışanlar, Davacının iş politikalarını, ticari sırlarını,piyasa kuralları dahilinde belirlense dahi sır olarak saklaması yasa gereği olan tüm satış politikalarını davalıya ,davacı ile yaptıkları sözleşmeye ve davacı işyerinin çalışma koşulları arasında bu durumun yasak olduğu açıkça belirtilmesine rağmen sundukları, Davacının işyerinde beraber çalıştıkları diğer mesai arkadaşlarının da zaman içinde  kademeli olarak davalı şirketin bünyesine aynı amaçla katılmalarını sağlamaları Davalı eski çalışanların normal piyasa koşulları içindeki bilgi ve tecrübelerini kullanmaları değil, eski işverenleri olan davacıyı hedefleyen şekilde bilgi ve tecrübelerini müşteriler le olan tanışıklıklarını kullanmaları yazılı bilgi ve belgeleri de Davalı işletmeye transfer ederek kullanmaları, bu şekilde davacıyı zayıf düşürerek veya onun iş faaliyetlerini imkansızlaştırmak amacının güdülmesi olduğu, Davalıların, davacının ticari sırlarını ifşa ettikleri, ticari sır kavramının ,şirketlerin yazışmaları, elde edilen bilgilerin fiyat politikaları, şirket stratejileri gibi bilgilerin, ticari sırlarının saklanması olduğu, Davalıların, yarattıkları haksız rekabet  eylemi sonucunda  kaybedilen ve davacı için en önemli olan  bazı firmalar ve bu firmalar ile yapılan iş ve kapasiteleri açıkladıkları, kısa bir sürede bu kadar firmayı zahmetsiz olarak kazanma yoluna gittikleri Davalı ve Davacının defter kayıtları incelemelerinde ortaya çıkacak olan yaratılan haksız rekabet ile kaybedilen müşterilerden ...Ambalaj firmasının yükünü aldıkları, konu ile ilgili e maillerde yazışmalar ve ekinde faturalar görülmekte olduğu, davacı şirket net kara ulaşmak için  daha fazla masraf ve gider yaptığı daha çok özveride bulunduğu , Davalılarca yaratılan haksız rekabet ile taşıma fiyatlarında piyasa koşullarına göre indirime gitme zorunda kalındığı, 2012 yılından sonra dava tarihi ve devamında zarar görmeye devam edildiği, dava sürecinde davacıdan diğer davalılar 4 çalışanı daha bünyesine katarak davacı şirketin müşterilerini almakta olduğu,Davacı müvekkilin uğradığı maddi zararın hesaplanmasında sadece net kar ölçü alınmamalı toplam ciro üzerinden zarar hesaplanması gerektiği, ayrıntılı mizanların incelenmesi ile örneğin %9 olarak hesaplanan kar miktarının gerçekte %11 iken bu rakama düştüğünün görüleceği, davacı şirketin %2 kar kaybına uğradığı, haksız rekabet konusu tazminat bedelinin  net kardan değil Ciro üzerinden hesaplanmasının uygun olacağı, davalının karının da aynı yönde hesaplanması yapılması gerektiği,Haksız Rekabet eyleminin yarattığı ticari itibar kaybı  da dahil olmak üzere maddi ve manevi zararların giderilmesine yönelik “belirsiz alacak“ davası açma zorunluluğu olduğu ayrıca TTK Madde 62.b temel alarak “cezayı gerektiren fiiller“ arasında sayıldığı, davalı şirket hakkında TTK Madde 63. Dayanarak suç duyurusunda bulunacaklarını, Öncelikle TTK Madde 61. Kapsamında teminatsız  veya Sayın Mahkemenin öngöreceği uygun bir teminat bedeli ile ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalıların haksız rekabete konu eylemlerinin tespitini, men’ini engellenmesini, Davalıların, davacıya haksız rekabet nedeniyle uğrattıkları ve uğratacakları muhtemel maddi  kayıplarının dava sırasında belirlenecek bedel ile giderilmesini, Bu yönden davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına yönelik taleplerinin şimdilik kaydıyla dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddi tazminata, Dava konusu haksız rekabet eylemleri nedeniyle dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte  50.000,00 TL manevi tazminatın tazminine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.Davalı ... ŞTİ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın , dava dilekçesinde müvekkil şirketin diğer davalılar ile birlikte haksız rekabet teşkil  eden eylemler içerisinde bulunduğu iddiası ile maddi ve manevi zararının tazmini talepli iş bu davayı açmış ise de söz konusu iddiaların tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiği, Davacı şirket Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/412 E sayılı dosya ile yargılaması devam eden, davacının haksız rekabet iddiası ile açtığı davanın 23.03.2015 tarihli KÖK Rapor ve Ek rapor Bilirkişi görüşlerinde çelişki barındırması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli görülmediğinden dosya yeni bilirkişi heyetine tevdi edildiği, (Son raporun ekte sunulduğu ) davalıların dilediği yerde işe girmeleri Anayasanın 48.Maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, müvekkil  şirketin diğer davalılara herhangi bir vaad de bulunmasının mümkün olmadığı, davalı çalışanların ...net isimli iş ve işçi bulma sitesinde verilen ilana kendi başvurularının olduğu, ... ( Özel Müşteriler Müdürü ) pozisyonunda iş ilanına diğer davalılardan ... ‘ın müracaatında eğitim, öğrenim, tecrübesi gibi hususlar değerlendirilmiş ve işe alımının gerçekleştiği, Davacı şirkette Satış Yöneticisi iken müvekkil şirkette ... ( Özel Müşteriler Müdürü ) olarak göreve başladığı,  ...’ın pozisyonunun müşteri getirmek değil. aksine  müvekkil şirketin mevcut müşterileri üzerinden ,İşin yürütülmesini sağlamak olduğu, Diğer davalılardan  ...’ın  ... pozisyonu için başvurduğu, ...’in ... Operasyon Sorumlusu pozisyonu  için başvurduğu, müvekkil şirkete yapılan tüm başvuruların değerlendirilmesi ile işe alımın gerçekleştiği, diğer davalı  .. davacı şirkette ... olarak çalışmakta iken  iş başvurusunda bulunarak uygun niteliklere sahip olması sebebiyle... Müdürü olarak işe başladığı, müvekkil şirketin  herhangi bir şekilde davacının eski çalışanlarına vaatte bulunması onları ayartmasının söz konusu olmadığı, Davacı şirkette yönetici pozisyonundaki iki kişinin de müvekkil şirkete görüşmeye geldiği fakat müvekkil şirketçe transfer edilmediği  ( bu kişilerin görüşme kayıtlarının ..kişisel gizliliğin ihlal edilmemesi adına sayın Mahkemeye sunulamadığı,) Müvekkil şirketin Basiretli bir tüccar gibi davranarak işe alımlarda uygun pozisyona uygun adayları yerleştirmek olduğu, işe alımlarda davacı ...çalışmış olmak değil, kişisel bilgi ve tecrübeleri ön planda tutulduğu, Müvekkil şirketin Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından en büyük 5.lojistik firması seçildiği, çalışanlar istihdam edilirken personellerin başvuruda bulundukları pozisyon  bakımından deneyim ve tecrübeleri, mesleki yeterlilikleri ,eğitim ve öğrenimleri gibi kriterler olduğu,iş hayatında sektördeki farklı firmalardan çalışanlar firmalar arasında yer değiştirmesinin olağan bir durum olduğu, Davalı diğer çalışanların kişisel menfaat sağlamak  için davacı şirketin ticari sırlarını müvekkil şirketle paylaştığına ilişkin iddiaların tamamen hayal ürünü olduğu, ispat yükü , kanunda özel bir düzenleme olmadıkça, iddiaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, Davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirketin diğer  davalılara yüksek ücret ve bunun gibi kişisel menfaatler sağladığını iddia etmekte olup ancak bu iddiasını hiçbir somut delille ispatlayamadığı, Huzurda görülmekte olan  davada tespit edilmesi gereken başka bir hususun iş sırrı niteliği uyuşmazlıkta olup olmadığı değerlendirmesi olup bu doğrultuda Ticari sır, iş sırrı gibi kavramların davacı şirkete açıklanmasında yarar gördükleri, Ticari sır; herhangi bir yasal belirleme olmamasına karşın herkes tarafından bilinmeyen ve araştırılmayan bağımsız bir ekonomik değeri olan  her türlü bilgi olduğu ,TTK m.55/1-d anlamında sırdan bahsedebilme adına :yalnızca hiç bilinmeyen hususların değil, ancak uzun ve masraflı bir çalışma sonucu elde edilebilen bilgiler” olarak ifade edildiği, iş sırrının  imalat veya ticari faaliyet ile ilgili olması gerektiği, uzun ve emek getiren faaliyetlerde bulunması, ayrıca bunun çalışma sonucu elde edilebilen bilgi olması gerektiği,anlaşılmakta, Yargıtay uygulamalarında  iş sırrının ; her halikarda imalat, ticaret ve sürüme ilişkin hususlarda söz konusu olabileceğine dair kararların verilmiş olduğu,işçiler yönünden, işçinin işinde zamanla kazanmış olduğu ve artık kendisinin ayrılmaz bir niteliği haline gelmiş mesleki bilgi ve tecrübelerin ticari sır olarak nitelendirilemeyeceği, Somut uyuşmazlıkta davacı vekili diğer davalı çalışanların davacıya ait ticari sırları müvekkil şirkete sunduklarını iddia etmiş, ticari sır sayılması gerektiği açıklığa kavuşturulamamış ispatlanamamış olduğu, Personellerden  davacı şirkete ait yazılı  bilgi ve belgeler, müşterilere verilen hizmet bedelleri, satış politikalarının açıklanması ve müşteri tanışıklığından faydalanılması, ticari sırların müvekkil şirkete açıklanması gibi hususların talep edilmediği, müşteri bilgilerinin aynı sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar tarafından da kolaylıkla elde edilebilecek bilgiler olduğu, kurumsal ilkelere göre çalışan müşterilerin en az üç rakip firmadan fiyat alması gerektiği ,bunların ticari sır  kapsamında bilgiler olmadığı, Davacı tarafın dava dilekçesinde ortak müşterilerinden .... firmasının yüküne ilişkin  bir elektronik posta  yazışmasına yer verdiği, bu firmanın kurulduğundan beri müvekkil şirketin ortak müşterisi olduğu, belli bölgelerde davacı şirketle , belli bölgelerde müvekkil şirketle çalıştığı, davacı tarafın taşıma hizmeti verdiği bölgede davacının teknik ekipman eksikliği sebebiyle taşımayı gerçekleştiremediği, bu sebeple  dava dışı  ... Tarafından ilgili taşımanın yapılması için müvekkil şirkete teklifte bulunduğu, elektronik posta yazışmalarının iddialarını kanıtlar nitelikte bulunduğu, davacı şirketin ekipman  temin edememesi sebebi ile ... ilgili yük için müvekkil şirketten talepte bulunduğu, davacı yanın iddialarının müvekkil şirketin salt rakip firma olması temeline dayandığı, fiili ve somut gerekçelere aykırı olan iş bu davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından haksız rekabete konu olacak herhangi bir eylemin hiçbir suretle yapılma dığı, müvekkilce yapılanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında iş değiştirmek olduğu Karşı taraf müvekkilin ,davacının iş yerinde çalışırken sahip olduğu müşteri bilgilerini, iş sözleşmelerini ve tecrübeyi  rakip  işletmede kullanarak menfaat sağladığını iddia etmiş ise de söz konusu beyanların asılsız olduğu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılarak menfaat elde edilmesinin meydana gelmediği, Müvekkilin Davacı şirkette ...olarak çalıştığı, davalı ...  tarafından  verilen ... sitesi  25/08/2016 tarihli iş ilanında  ... ) pozisyonunda müracaatı  ile olduğu  herhangi bir vaadin söz konusu olmadığı,  müvekkilin işe kabul edilmesi eğitim, öğretim ,tecrübe kişisel gelişimi sonucu elde ettiği bilgilere dayalı olarak mesleğini başarılı bir şekilde icra etmesinin sonucu olduğu müvekkilin davacı şirket ile iş ilişkisini kendi özgür hür iradesi ile bitirme kararı aldığı, Davacı şirketin herhangi bir daveti yada vaadinin olmadığı, müvekkilin kariyeri ve gelecek hedeflerine ilişkin olarak davalı şirkette çalışmayı uygun gördüğü, Anayasanın 48.ci Madd. Göre “ çalışma ve sözleşme özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Davacı şirketin eski çalışanlarına açtığı davalar ile bünyesinde çalışanlara gözdağı vermek istediği, Davacı şirketin Haksız Rekabet yapıldığına ilişkin müvekkile dava yöneltebilmesi için yazılı ve geçerli bir “rekabet yasağı sözleşmesi” nin varlığı gerektiği, Türk iş Hukukunda iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işveren ile rekabet etmemesini gerektiren kanuni bir yükümlülüğün bulunmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için ,rekabet yasağının konu , yer ve zaman bakımından sınırlandırılmış ve yazılı olması ayrıca işverenin korunmaya değer bir menfaatinin varlığının bulunması  ve rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerektiği belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından haksız rekabete konu olacak herhangi bir eylemin hiçbir suretle yapılmamış, müvekkilce yapılanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında iş değiştirmek olduğu Karşı taraf müvekkilin ,davacının iş yerinde çalışırken sahip olduğu müşteri bilgilerini, iş sözleşmelerini ve tecrübeyi  rakip  işletmede kullanarak menfaat sağladığını iddia etmiş ise de söz konusu beyanların asılsız olduğu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılarak menfaat elde edilmesinin meydana gelmediği, Müvekkilin Davacı şirkette Müşteri Temsilcisi olarak çalıştığı, davalı ...  tarafından verilen ... sitesi  29/07/2016 tarihli iş ilanında  ...) pozisyonunda müracaatı  ile olduğu  herhangi bir vaadin söz konusu olmadığı, müvekkilin işe kabul edilmesi eğitim, öğretim ,tecrübe kişisel gelişimi sonucu elde ettiği bilgilere dayalı olarak mesleğini başarılı bir şekilde icra etmesinin sonucu olduğu, müvekkilin davacı şirket ile iş ilişkisini kendi özgür hür iradesi ile bitirme kararı aldığı, Davacı şirketin herhangi bir daveti yada vaadinin olmadığı, müvekkilin kariyeri ve gelecek hedeflerine ilişkin  olarak davalı şirkette çalışmayı uygun gördüğü, Anayasanın 48.ci Madd. Göre “ çalışma ve sözleşme özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Davacı şirketin eski çalışanlarına açtığı davalar ile bünyesinde çalışanlara gözdağı vermek istediği, Davacı şirketin Haksız Rekabet yapıldığına ilişkin müvekkile dava yöneltebilmesi için yazılı ve geçerli bir “rekabet yasağı sözleşmesi” nin varlığı gerektiği, Türk iş Hukukunda iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işveren ile rekabet etmemesini gerektiren kanuni bir yükümlülüğün bulunmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için ,rekabet yasağının konu , yer ve zaman bakımından sınırlandırılmış ve yazılı olması ayrıca işverenin korunmaya değer bir menfaatinin varlığının bulunması  ve rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerektiği, fiili somut gerçeklere dayan mayan iddialardan oluşan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından haksız rekabete konu olacak herhangi bir eylemin hiçbir suretle yapılmamış, müvekkilce yapılanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında iş değiştirmek olduğu, Karşı taraf müvekkilin ,davacının iş yerinde çalışırken sahip olduğu müşteri bilgilerini, iş sözleşmelerini ve tecrübeyi  rakip işletmede kullanarak menfaat sağladığını iddia etmiş ise de söz konusu beyanların asılsız olduğu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılarak menfaat elde edilmesinin meydana gelmediği, Müvekkilin Davalı şirkette işe başlamasının iş ilanına başvurması ile olduğu, davacı şirkette satış yöneticisi (...) olarak çalıştığı, davalı ...  tarafından verilen ... sitesi  26/01/2016 tarihli iş ilanında  ...(Özel Müşteriler Müdürü ) pozisyonunda müracaatı ile olduğu  herhangi bir vaadin söz konusu olmadığı, müvekkilin işe kabul edilmesi eğitim, öğretim ,tecrübe kişisel gelişimi sonucu elde ettiği bilgilere dayalı olarak mesleğini başarılı bir şekilde icra etmesinin sonucu olduğu, Davacı şirketin herhangi bir daveti yada vaadinin olmadığı, müvekkilin kariyeri ve gelecek hedeflerine ilişkin  olarak davalı şirkette çalışmayı uygun gördüğü, Anayasanın 48.ci Madd. Göre “ çalışma ve sözleşme özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Davacı şirketin eski çalışanlarına açtığı davalar ile bünyesinde çalışanlara gözdağı vermek istediği,Davacı şirketin Haksız Rekabet yapıldığına ilişkin müvekkile dava yöneltebilmesi için yazılı ve geçerli bir “rekabet yasağı sözleşmesi” nin varlığı gerektiği, Türk iş Hukukunda iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işveren ile rekabet etmemesini gerektiren kanuni bir yükümlülüğün bulunmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, rekabet yasağının konu, yer ve zaman bakımından sınırlandırılmış ve yazılı olması ayrıca işverenin korunmaya değer bir menfaatinin varlığının bulunması ve rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerektiği, fiili somut gerçeklere dayan mayan iddialardan oluşan davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından haksız rekabete konu olacak herhangi bir eylemin hiçbir suretle yapılmamış, müvekkilce yapılanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında iş değiştirmek olduğu, Karşı taraf müvekkilin ,davacının iş yerinde çalışırken sahip olduğu müşteri bilgilerini, iş sözleşmelerini ve tecrübeyi  rakip  işletmede kullanarak menfaat sağladığını iddia etmiş ise de söz konusu beyanların asılsız olduğu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılarak menfaat elde edilmesinin meydana gelmediği, Müvekkilin Davalı şirkette işe başlamasının iş ilanına başvurması ile olduğu, davacı şirkette satış yöneticisi (...) olarak çalıştığı, davalı ...  tarafından verilen ... sitesi  25/08/2016 tarihli iş ilanında ( ... )pozisyonunda müracaatı  ile olduğu  herhangi bir vaadin söz konusu olmadığı, müvekkilin işe kabul edilmesi eğitim, öğretim ,tecrübe kişisel gelişimi sonucu elde ettiği bilgilere dayalı olarak mesleğini başarılı bir şekilde icra etmesinin sonucu olduğu, Davacı şirketin herhangi bir daveti yada vaadinin olmadığı, müvekkilin kariyeri ve gelecek hedeflerine ilişkin  olarak davalı şirkette çalışmayı uygun gördüğü, Anayasanın 48.ci Madd. Göre “ çalışma ve sözleşme özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Davacı şirketin eski çalışanlarına açtığı davalar ile bünyesinde çalışanlara gözdağı vermek istediği, Davacı şirketin Haksız Rekabet yapıldığına ilişkin müvekkile dava yöneltebilmesi için yazılı ve geçerli bir “rekabet yasağı sözleşmesi” nin varlığı gerektiği, Türk iş Hukukunda iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işveren ile rekabet etmemesini gerektiren kanuni bir yükümlülüğün bulunmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için ,rekabet yasağının konu , yer ve zaman bakımından sınırlandırılmış ve yazılı olması ayrıca işverenin korunmaya değer bir menfaatinin varlığının bulunması  ve rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerektiği, fiili somut gerçeklere dayan mayan iddialardan oluşan davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/05/2022 Tarih ve 2017/285 Esas - 2022/350 Karar sayılı kararında;\"...Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davacı tarafın sunduğu iş yeri şahsi dosyası incelendiğinde davalı ... ile ilgili sözleşmenin anlaşarak ve hatta sözleşme fesih tazminatı da ödenerek sonlandırıldığı, diğer ...,... ve ...'ın ise istifa etmek suretiyle iş akitlerinin sonlandığı, bu davalılar bakımından hizmet akitlerinin sona ermesinden sonra geçerli olacak şekilde TBK 444 ve 445 maddesi kapsamında rekabet yasağına ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığından bu davalılar bakımından  davacının davası yerinde görülmemiştir.TTK 54.maddesi, \"haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız hukuka aykırıdır.\" hükmünü içermektedir. Sözkonusu maddede, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının hukuka uygun ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu belirtilmektedir.Davacı nezdinde çalışan personelin sözleşmelerinin ihlali konusunda dışarıdan yapılan müdahalelerin TTK 54.maddesi çerçevesinde haksız rekabet teşkil edebilmesi için sözleşmenin ihlaline yönelik davalı şirket tarafından yoğunlaştırılmış bir yöneltmenin varlığı ve fiilin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi gerekir.Somut olayda, TTK 55/1-b maddesi 54/2 maddesi kapsamında davalı şirketin, davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmek veya çalışanlarını iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşaya yöneltmek amacıyla hareket ettiğine dair dosyada somut bir delil bulunmadığı, sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik yöneltme eyleminin TTK 54.maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi için davacı nezdinde çalışanların sistematik ve planlı bir şekilde ayartılması koşulunun oluşması gerektiği, aynı konuda faaliyet gösteren firmalardan biri nezdinde çalışan birkaç personelin kendi isteğiyle görevden istifa ettikten sonra davalı şirkete iş başvurusu yaparak davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabul edilmeyeceği ve bu durumun dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturmayacağı, aynı konuda faaliyet gösteren firmaların ekonomik faaliyette bulunma hakkı mevcut olduğu gibi hizmet akdiyle çalışan işçilerin de anayasadan kaynaklanan çalışma özgürüklerinin bulunduğu, aynı alanda faaliyette bulunan şirketlerin aynı kişisel ve mesleki özelliklere sahip kişileri çalıştırılmasının normal olduğu, davalı eski işçilerin iş yeri şahsi dosyaları ve SGK kayıtları incelendiğinde, davalı 4 işçinin birinin iş aktinin fesih tazminatı da ödenmek suretiyle sonlandığı ve davacı nezdindeki işlerinden kendi istekleriyle ayrıldıkları ve bu iş yerinden ayrıldıktan sonra internet iş ilanları üzerinden veya bizzat kendi başvuruları ile davalı şirkette daha yüksek ücretlerle çalışmaya başladıkları,  istifa tarihleri ile davalı şirkette işe başlama tarihlerinin yakın olmasının başlı başına bir ayartma olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalının hangi eylemiyle kendi çalışanlarının davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalının ayartma ve yöneltmeyi sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği ve davacı çalışanlarını kendisine transfer ettiği yönünde somut bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının bildirdiği müşteri listesinin davalı kaydında olmadığının ve davacının karlılık oranının 2016 yılına göre 2017 yılında arttığı, davalının  ise azalma gösterdiğinin bilirkişi raporu ile tespit ediliği, davalının kasıtlı bir davranışla ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek eylemiyle bu çalışanları kendi şirketinde çalıştırmaya başladığı hususunun kanıtlanamadığı, kaldı ki, davalı çalışanlardan ...'ın anlaşma ile diğer davalıların ise istifa ederek işten ayrıldıkları, istifa etmelerinin davalının yöneltmesiyle gerçekleştiği hususunda herhangi bir somut delil sunulamadığı, anayasal bir hak olan çalışma özgürlüğü çerçevesinde kendi isteğiyle işten ayrılan kişilerin davalı şirkette daha yüksek ücretle işe başlamalarının haksız rekabet teşkil etmeyeceği bu bakımından bilirkişi raporunun ''davacı ve davalı şirketlerin aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, aynı müşteri kitlesine hitap ettikleri ve rekabet ilişkisi içinde bulundukları, aynı sebebe dayalı aralarında derdest haksız rekabet davaları bulunmasına rağmen kısa sürede ve bu yoğunluktaki personel transferlerinin TTK.m.54 çerçevesinde haksız rekabet ve davacı şirket yönünden zarar tehlikesi oluşturacağı yönündeki'' görüş mahkememizce benimsenmemiş ve ispat edilmeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''1-Davacının davasının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin herhangi bir gerekçe sunmaksızın davanın reddine karar verdiğini,Rakipler veya tedarikçilerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu kapsama giren her türlü fiilin haksız rekabet teşkil ettiğini,  bu doğrultuda müvekkil şirketin maddi zarara uğradığını, davalı çalışanlar yönünden hizmet akitleri gereğince haksız rekabette bulunmama, şirketin teknik ve ticari gizli sırlarını ifşa etmeme taahhütü ile sadakat, güveni kötüye kullanmama ve şirketi zarara uğratmama yükümlülüğü bulunduğunu,Davalı şirketin en büyük transferini davacı firmadan yaptığını, hedefinin yetişmiş personel almaktan çok davacının müşterilerine doğrudan ve kısa yoldan ulaşmak olduğunu ve haksız rekabetini sürdürdüğünü, ilk derece mahkemesince çalışanları istihdam eden davalı firmanın eylemleri hakkında zararlarının olmadığına, karlılıklarının arttığına dair kanaat ile bilirkişilerin maddi kayıpları konusunda değerlendirme yapmadıklarını, itirazlarının dikkate alınmadığını, bu yönüyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, davanın kabulünün gerektiği,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden hukuka aykırı olduğunu,  davalı işçilerin her biri açısından davanın reddi kararı verilirken, bireysel iş sözleşmesindeki hükümler göz önüne alınmış olduğundan, her biri açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, haksız rekabetin tesbiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemine   ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davanın tarafı olan her iki şirketin yurt dışı deniz taşımacılığı alanında çalıştıklarını, armatör firmalardan ve diğer alt taşıyıcılardan aldıkları taşıma bedelleri üzerine kendi hizmet bedellerini de koyarak taşımaya aracılık ettiklerini, her iki şirketin de yabancı yatırımcılar tarafından tanınan ve yapancı şirketlerle işbirliği içinde çalışan şirketler olduğunu, davalı şirketin davacının eski çalışanlarını yüksek ücretlerle bünyesine katarak davacının rekabet gücünü zayıflatmayı amaçladığını, esas amacının davacı şirketin ticari sırlarına ve müşteri çevresine kısa yoldan ulaşmak olduğunu, nitekim işten ayrılan diğer davalılar olan eski çalışanların tüm bilgileri davalı şirkete götürmekle müşteri kaybına ve ciddi zarara uğrayacaklarını iddia etmekte ve bu temel iddia kapsamında davalıların haksız rekabete konu eylemlerinin tespitini, men’ini ve davalıların, haksız rekabet eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmektedir.Davalı taraflar ise, davalı gerçek kişilerin kendi iradeleriyle işten ayrıldıklarını ve davalı şirkete başvurmaları sebebiyle işe alındıklarını, davacı şirketteki unvan ve pozisyonlarından farklı pozisyonlarda çalışmakta olduklarını, çalışanların Anayasa m.48 gereğince çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahip olduklarını, davacı şirketten transfer etmek için menfaat sağlama ve vaatlerde bulunma iddiasının doğru olmadığını, davalıların iş ve meslek tecrübelerinin ticari sır kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davalıların davacı şirketle imzalanmış bir rekabet yasağı anlaşmaları bulunmadığını, İddia konusu müşteri bilgilerinin zaten tüm firmalar tarafından kolayca ulaşılabilir bilgiler olduğunu, zaten kurumsal firmaların 3 rakip firmadan fiyat alması sebebiyle rakip firmaları bildiğini, dava dilekçesinde iddia edilen ... firmasının bazı bölgelerde davacı şirketle bazı bölgelerde davalı şirketle zaten çalışmakta olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Mahkemece, davalı gerçek kişilerin iş sözleşmelerinin dosyaya ibrazının sağlanıp, SGK kayıtları da getirtilmek suretiyle taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Dosya arasında bulunan davacı ve davalı şirketin  sicil kayıtları incelendiğinde; Davacı.... Şirketinin 08/09/2006 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıt edilerek faaliyete başladığı, faaliyet konusunun; ''Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri,'' olduğu,davalı....Şirketinin ise 18/05/2011 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıt edilerek faaliyete başladığı, faaliyet konusunun; ''Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri,'' olduğu ve her iki şirketin faaliyet konularının aynı olduğu anlaşılmıştır.Davalı gerçek kişilere ait dosya arasında bulunan iş sözleşmeleri ve SGK kayıtları incelendiğinde;Davalı ...'ın davacı şirket ile 01/08/2011 tarihli süresiz hizmet akdi imzaladığı, 22/03/2016 tarihinde işten ayrıldığı, davacı şirketten ayrılmadan önceki görevinin satış yöneticisi olduğu ve 28/03/2016 tarihinde davalı şirkette iş geliştirme uzmanı olarak işe başlamıştır.Davalı ...'in davacı şirket ile tarihsiz süresiz hizmet akdi imzaladığı, 01/09/2009 tarihinde işe başladığı, 02/01/2017 tarihinde işten ayrıldığı, davacı şirketten ayrılmadan önceki görevinin satış yöneticisi olduğu ve 16/01/2017 tarihinde davalı şirkette lojistik operasyon sorumlusu olarak işe başlamıştır.Davalı ...'in davacı şirket ile 16/06/2008 tarihli süresiz hizmet akdi imzaladığı, 07/11/2016 tarihinde işten ayrıldığı, davacı şirketten ayrılmadan önceki görevinin uzman yardımcısı olduğu ve 05/12/2016 tarihinde davalı şirkette ithalat-ihracat sorumlusu olarak işe başlamıştır.Davalı ...'ın davacı şirket ile 09/06/2008 tarihli süresiz hizmet akdi imzaladığı, 04/11/2016 tarihinde işten ayrıldığı, davacı şirketten ayrılmadan önceki görevinin operation olduğu ve 07/11/2016 tarihinde davalı şirkette üst düzey yönetici olarak işe başlamıştır.Davalı gerçek kişilerin davacı şirket ile imzaladıkları ve dosya içerisinde örnekleri bulunan süresiz iş sözleşmelerinde, işçinin rekabet yasağına ilişkin bir düzenlemenin olmadığı ve yazılı bir rekabet yasağı anlaşmasının mevcut olmaması sebebiyle somut davada TBK. Madde 444'ün uygulanma olanağı bulunmadığı değerlendirilmiştir.Somut olayda, davalı gerçek kişilerin davacı şirkette çalışmaya devam etmedikleri ve çalıştıkları dönemde de davalı şirketin davacı şirkete ait üretim ve iş sırlarını ele geçirmeye yöneltildiğine dair  delil olmadığı, ayrıca davacı tarafça davalı şirketin davacıya ait hangi sırrı  öğrenip kullanıp bundan menfaat sağladığına dair somut bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davalı gerçek kişilerin aynı konuda  faaliyet gösteren davalı şirkette işe girmeleri de tek başına haksız rekabet teşkil etmeyecektir.TTK 54 Maddesinde ise rekabet etmek değil, rekabetin kötüye kullanılması yasaklanmıştır.TTK 54 maddesi uyarınca  haksız rekabetten söz edilebilmesi için ticari nitelik taşıyan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış veya uygulamanın neticesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkilerin, etkilenmesi müşteri çevresine ilişkin ihlalin söz konusu olabilmesi için, dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkalarının müşterileri ile temasa geçilerek müşterilerin ayartılması ve yönlendirmesi ile müşterilerin yapılan sözleşmeye aykırı davranması  ve bu nedenle bir zararın doğması gerekmektedir.Davalı gerçek kişilerin davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren davalı şirkette işe başlamaları ve aynı iş kolunda farklı işyerinde faaliyet gösteren işyerlerinin aynı müşteri çevresine hitap etmesinin kaçınılmaz olması nedeniyle  tek başına haksız rekabet niteliğinde olmadığı, aksi düşüncenin kabulü halinde kişinin o iş kolunda faaliyet göstermesinin ekonomik faaliyette bulunma ve çalışma özgürlüğü ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde engellenmesi sonucunu doğuracağı, davalıların davacının müşteri fiyat politikasını bilmesi sebebiyle müşterilerine daha uygun teklifler götürerek rekabette haksız bir avantaj sağlayabileceği düşünülse de dosya kapsamındaki delillerle  bu hususunda  isbat edilemediği, alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin müşteri kaybına ilişkin sunmuş olduğu müşteri listesinde yer alan müşterilerin davalı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen kurumlar vergisi beyannamesi ile uyumlu 2017-2018 yılları genel mizanında bu müşterilere rastlanmadığının belirtildiği, ayrıca davacı ile davalının karlılık oranlarının karşılaştırıldığında, davacının 2016 yılına göre 2017 yılında 0,009 oranında bir artış olduğu ancak davalının 0,014 gibi bir azalma olduğu görülmüştür.Davalı şirketin, bir miktar maaş artışıyla davacı şirket çalışanlarını işe alması dışında, davacı şirketin iş sırlarını ele geçirmek veya çalışanlarını iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşaya yöneltmek amacıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, TTK.m.55/1/b/3'e göre, “İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” kapsamında bir haksız rekabetin bulunmadığı , davalı şirketin diğer davalı çalışanlara daha yüksek ücret teklif ederek onları kendi bünyesine katmış olsa dahi, davacı şirketin üretim ve iş sırlarını ele geçirdiğine, bunlardan yararlandığına delil olarak kabul edilemeyecektir ve Haksız Rekabet'in TTK da düzenlenen yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirketin daha önce de davacı şirketin 6 çalışanını transfer ettiği, bunlara dair Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/412 E dosyası ile aynı konuda dava açıldığını ileri sürmüş ise de, mahkemece bu dosyanın akıbeti sorulduğunda Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/412 Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda 18/07/2017 Tarih ve  2014/412 Esas - 2017/767 Karar sayılı kararı ile;Davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce uyap sisteminden yapılan sorgulamada İstanbul BAM 12 HD. Nin 01/10/2018 tarih ve 2017/812 Esas - 2018/1122 Karar sayılı kararı ile; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ise vekalet ücreti yönünden kabul edilerek vekalet ücreti yönünden kararın düzeltildiği, İstanbul BAM 12 HD. Kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. H.D.’nin  04/11/2019 tarihli 2018/5476 esas-2019/6775 karar sayılı bozma ilamı ile; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmünün haiz olduğu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemelerinin 6100 sayılı HMK’nın 370/2 maddesinde belirtildiği şekilde İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlarda hatalı olduğu belirlenen hususları düzeltme yetkileri bulunmamakla anılan hükümler doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususlar hakkında 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca değerlendirme yapılması halinde,  kararın tümden kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabul edilip verilen karar kaldırılmaksızın vekalet ücretine ilişkin bendin düzeltilerek karar tesisi doğru olmadığından bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin  temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verildiği, İstanbul BAM 12 HD. Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle 04/11/2020 Tarih ve 2020/111 Esas - 2020/1118 Karar sayılı kararı ile;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2017 Tarih 2014/412 Esas 2017/767 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği kaldırılmasına,\"davanın reddine\"ve vekalet ücretinin düzeltilmesine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2022 tarih ve 2021/1479 Esas- 2022/3736 Karar sayılı ilamı ile; esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; davalılar vekili için takdir olunan asgari vekalet ücreti, istinaf mahkemesi karar tarihi tarifesine göre belirlenmek yerine, önceki tarihli ilk derece mahkemesi karar tarihi esas alınarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığı; Bölge adliye mahkemesince, yeniden esas hakkında kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca istinaf vekalet ücreti takdir etmesi gerekirken eksik biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davalı taraf lehine bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı üzerine İstanbul BAM 12 HD. 07/12/2022 Tarih ve 2022/1642 Esas - 2022/1737Karar sayılı kararı ile;-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2017 Tarih 2014/412 Esas 2017/767 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği hükmün kesinleşen kısımlarının aynen tekrar edilerek  kaldırılmasına, \"davanın reddine\", temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır.Yukarıda yazıldığı üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2022 tarih ve 2021/1479 Esas- 2022/3736 Karar sayılı ilamı ile;  esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, bu karar ile, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı belirtilmiştir.İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller,  bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde, bilirkişi raporlarının hukuki değerlendirilmesi de mahkemeye ait olup dosya kapsamı itibariyle davalıların TTK. 54, 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin olmadığı tesbit edilmekle, mahkemece tüm davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti” başlıklı 3. maddesinin 2. bendinde birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddi halinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir.Somut olayda davacı taraf, davalıların haksız rekabete konu eylemlerinin tespitini, men’ini ve davalıların, haksız rekabet eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmekte olup mahkemece, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle esastan davanın reddine karar verildiği, kendisini vekille temsil ettiren davalılar hakkında verilen ret sebebi ortak olup buna göre ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmolunması usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olara yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70'er TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70'er TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler  üzerinde bırakılmasına,6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45c4e6ac8ae48f66","SID":"ebf3866b7a9a7404"}}