{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/394 <br>KARAR NO: 2025/660<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2021<br>NUMARASI: 2019/679  E. -  2021/992  K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı şirket arasında yapılmış anlaşma kapsamında, davalıdan satın alınan mallara ilişkin düzenli olarak yapılan ödemelerin, bir süre sonra ekonomik zorluklardan kaynaklı ödemelere karşılık senet verildiğini, vadesi gelen senetlerin ödenememesi nedeniyle bu kez vadesi uzatılması için yeni senetler verildiğini ancak, önceki senetlerin iade edilmediğini, senetlerin başka şirketlere ciro edilmesi nedeniyle ödemelerin bu şirketlere yapıldığını; müvekkilinin kardeşi tarafından kurulan dava dışı ... Ltd. Şti.adına davalıya çekler verildiğini ve müvekkillerinin davalıya olan borçlarının tamamının tasfiye edildiğini, buna ilişkin düzenlenen protokol ile davacı ... ile davalı şirket arasındaki cari hesap ve her türlü borç ilişkisinin sonlandırılacağına dair hüküm bulunduğunu ancak, davaya konu 3 adet senet dökümünün ilave edilmediğini, bunların ilave edilmemiş olmasının tüm borcun tasfiyesine dair hükümden ayrık olmadığını, bu senetlerin de tasfiye edildiğini ve bedelsiz kaldığını; müvekkillerine teslim edilen kumaşların ayıplı olduğunu ve bu nedenle bir kısmının iade edildiğini, imal edilen malların satışının yapılamadığını, davalının malları iade almadığı gibi davaya konu senetleri de iade etmediğini, müvekkillerinin 15/07/2017 vadeli 30.000 USD bedelli, 15/08/2017 vadeli 30.000 USD bedelli ve 31/08/2017 30.000 USD bedelli bonolara dayalı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığını iddia ederek,  müvekkillerini davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda takip, TTK hükümleri gereği tüm yasal unsurları taşıyan 3 adet bonoya dayanmakta olup, söz konusu bonoların düzenlenme sebebi bölümünde \"malen\" kaydı bulunmaktadır. Davacı takip borçluları bonolardaki imzalara itiraz etmemişler, malların ayıplı olması nedeniyle bedelsiz olduklarını ileri sürmüşlerdir. Davalı taraf ise senet metinlerindeki \"malen\" kaydının aksini savunmadığına göre; bono düzenlenmesine (borçlanmaya) neden olan malların davalı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı borçlular bu konudaki karinenin aksini HMK.'nın 201.maddesi gereğince kesin kanıtlarla kanıtlamak zorundadır. Talimat mahkemesince aldırılan 18/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda takip konusu bonoların bedelsiz olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; davaya dayanak yapılan borcun tasfiyesine ilişkin protokolde, takip konusu bonoların yer almadığı, bunun yanında söz konusu bonoların davalı takip alacaklısı davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; yukarıda değinildiği üzere bonolardaki \"malen\" kaydına göre borçlanmaya konu malların davacı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerektiği, bunun aksinin yani malların ayıp nedeniyle iade edildiğinin veya teslim alınmadığının ve buna bağlı olarak da bonoların bedelsizliğinin kanıt yükü kendisinde olan davacı tarafça yasal kanıtlarla kanıtlanamadığı anlaşıldığından... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın yerinde olmadığını, davaya konu senet asılları incelenmeden malen kaydının olduğunun beyan edildiğini ve hükmün aksinin ispat edilemeyeceğinin tespit edildiğini, mahkemece yapılan tespit gereği taraflarınca malların teslim alındığı ve bu nedenle de borcun bulunduğu yolunda bir çıkarım ile karar verildiğini oysa ki davalı tarafça müvekkiline mal satımı yapıldığını, bu mallardan bir kısmının ayıplı olması nedeni ile ihbar edildiğini, delil tespiti dosyasının delil olarak sunulduğunu, yine defter incelemesinden bir kısım malın ayıptan kaynaklı davalı tarafa iade edildiğini, defter kayıtları ile tespit edildiğini, dosyaya sunulan tespit raporu ve iade kayıtları ile malların ayıplı olduğu iddiasının somut deliller ile kesin olarak kanıtlandığını, davalı ile uzun zaman ticari anlamda müvekkilinin mal alıp sattığını, müvekkilinin genelde alıcı olduğu için davalı tarafa senetler verdiğini, ... Şirketince davalılarla yapılan görüşmede borç tasfiyesine gidildiğini, yapılan protokol ile bir kısım senetlerin derç edilerek çekler verildiğini ancak  protokole en son aşamada tüm borcun tasfiye edildiği ve başkaca borç kalmadığının açık olarak yazıldığını, protokol düzenlenmesi sırasında davaya konu senetlerin asıl olarak yer almamasının nedeninin sehven olabileceğini, unutulmuş olan senet olması halinde de tasfiyeye tabi olduğu tüm borcun tasfiye edildiği ve başkaca borç olmadığının yazılmak suretiyle ortaya konulduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı kumaşların ödemeleri sırasında bir takım maddi zorluklar yaşamasından kaynaklı olarak sürekli vade uzatmak maksadı ile davalı ile senet değiştirildiğini, uzatılmış vadeli yeni senetlerin davalıya verildiğini, önceki senetlerin başka kişilerde olduğu bahanesi ile senetlerin bedelsiz olmasına rağmen iade edilmediğini, müvekkilinin davalıdan aldığı mal ve bedeli defter kayıtları ile ispatladığını, cari hesap karşılaştırılmasında müvekkilinin satın aldığı tüm malın bedelini ödediğinin ortaya çıktığını, defter kayıtlarının kesin delil niteliği taşıdığını, müvekkili ...'ninde herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda davalının alacağı olmadığının ortaya konulmuş olmasına rağmen sadece malların iade edildiğine dair olarak defter kayıtları dışında tespit dosyası ve fatura irsaliye dikkate alınmadan ispat edilmemiş gibi verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan  menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda ve takibe konu edilen bonoların varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının davalı tarafa takip konusu bonolardan dolayı borçlu olup olmadığı, davalının menfi tespit istemine ilişkin iddiasının dosya kapsamı ile ispat edip edemediği ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 31.07.2018 tarihinde 3 adet bonodan kaynaklanan toplam 90.000,00 USD asıl alacak ile 1.102,46 TL komisyon, 254,80 TL protesto masrafının tahsili amacı ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibi başlattığı, takibe konu olan bonoların davacılar tarafından davalı şirket adına düzenlendiği, düzenleme nedeninin malen yazılı olduğu, bonoların her birinin 30.000,00 USD bedelli olduğu, düzenleme tarihlerinin ise 28.03.2017 olup ödeme tarihlerinin 15.08.2017- 15.07.2017 ve 31.08.2017 olduğu, davalı şirket tarafından bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine davaya konu edilen icra takibinin başlatılmış olduğu, davacıların takipten sonra iş bu menfi tespit davasını açmış oldukları, taraflar arasında kumaş alım satımına dair çok sayıda fatura ve irsaliyeli faturaların düzenlenmiş olduğu, dava dışı ... Ltd Şirketi  tarafından davalı şirket hakkında İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/186 Değişik İş sayılı  dosyasında tespit gerçekleştirildiği, tespit talep tarihinin 22.11.2017 olduğu, 14.12.2017 tarihli tespit bilirkişi raporunda parça kumaşların ve dikili ürünlerin ayıplı olduğuna kanaat getirildiği, ayıplı kumaşların maliyetinin 62.673,07 TL, ayıplı mamullerinin maliyetinin ise 6.333,40 EURO olarak tespit edildiğinin belirtildiğini, rapor içerisinde tespit isteyen şirketin yurt dışına giyim ihracatı yapmakta olan konfeksiyon firması olduğu ve davalıdan almış olduğu kumaşlarla ilgili olarak ayıp iddiasında bulunduğu, taraflar arasında tarihsiz şekilde cari hesap kat sözleşmesi ve kat sözleşmesi ve ibraname düzenlendiği, sözleşmede dava dışı ... Şirketinin borçlu, davacı ...'nin ve davalı ...'nin alacaklı olarak yer aldığının belirtildiği, sözleşmede yer verilen senetler arasında takibe konu edilen üç adet bononun yer almadığı anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ile birlikte gerekli delilerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Talimat yolu ile düzenlenen 18.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında çeşitli tür ve kalitede kumaş ticaretinin olduğu, toplam 18 adet kumaş faturası olduğu, faturaların dolar bazında olduğu, davacı şirketin 2016 yılına ait defterlerinin usulüne uygun olarak düzenlenmiş olduğu, davacının üç senedi davalıya vermiş olduğunun kayıt edildiği, incelenen her iki tarafın ticari defterlerine göre davacı şirketin 25.04.2018 takip tarihi itibari ile davalı şirketten 322.355,69 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin ise takip tarihi itibari ile davacı şirkete 292.387,17 TL borçlu olduğu, aradaki farkın davalı ve davacı defterlerindeki çek ve senet ödemelerinin döviz olması ve taraf ticari defterlerine kaydedilirken döviz kurunun farklı kurlardan alınmış olmasından kaynaklandığı, dava konusu üç adet toplam 90.000,000 USD olan kıymetli evrakın düzenleme tarihindeki Türk Lirası karşılığının 321.102,00 TL olduğu, davacı şirketin davalı şirketten 2016 yılı sonu itibariyle 322.355,69 TL alacaklı olduğu, dava dışı ... Şirketinin yapılan cari hesaplarının incelenmesinde; 292.387,17 TL davacı şirkete borçlu olduğu ayrıca teknik bilirkişi tarafından  kesim sırasında yapılan hatalı kumaş maliyetinin 62.673,00 TL ve yine kumaş kaynaklı hata nedeniyle mamul ürünlerin 2.kalite, satış fiyatı 6.332,40 EURO zararın oluştuğunun tespitinin değerlendirildiğinde üç adet senedin bedelsiz kaldığı belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporda tespit bilirkişi raporuna atıf yapılarak alıntılar yapıldığını, ayıplı olduğu belirtilen mallar üzerinden hesaplamalar yapıldığını, tespitin müvekkilinin yokluğunda yapıldığını ve kabul etmediklerini, raporun kendilerine tebliğ edilmediğini, TTK'nın 23. maddesi gereğince muayene ve ihbar sürelerinin gerçekleştirilmediğini, diğer taraftan davacının 1445 adet gibi çok yüksek miktarda ürün imal ettiği göz önüne alındığında gizli ayıp olduğu öne sürülen hususlarla ilgili olarak muayene külfetini yerine getirmeden kumaşları kesip diktiğinin anlaşıldığını, yargılama devam ederken dava konusu ürünlerin imha edilmesininde davacının bir başka kasıtlı kusuru olduğunu, rapordaki senetlerden dolayı borçlu olmadığına dair ifadenin temelsiz bir yaklaşım olduğunu, orijinali sunulan protokol içeriğine ve verilen çeklere göre dava konusu senetlerin sözleşmede yer almadığının görüldüğünü, bu sebeple dava dışı ... defterlerindeki  bakiyenin senetlere mahsup edilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu, borcun naklinin ancak müvekkilinin kabulüne bağlı bir işlem olduğunu, bilirkişilerin bir takım varsayımlar ile senet bedellerini dava dışı ... alacağından mahsup etmelerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirtilerek, raporun kabul edilmediğini ifade etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Satım nedeniyle alıcının satıcıya bonolar verdiği sabittir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK'nın 688. maddesinde sayılmış olup, burada sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında bazı seçimlik şartlar da söz konusudur. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan herhangi bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “malen” ya da “nakden” olarak belirtilmişse, alacaklının yazılı borç sebebine dayanmayan hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır ( HMK m. 191/1, 4721 sayılı TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olduğu kabul edilmektedir. Bu bilgilere göre somut olayda, davacı alıcı ''malen\" kaydı bulunan bonolarla ilgili olarak, satın alınan kumaşların ayıplı olduğunu, müvekkili ...'nin ticari işletmesini kapattığını, kardeşi adına kurulan ... Tekstil adına çekler verdiğini, davalı ile borç ilişkisini tamamen tasfiye ettiğini, davaya konu üç adet senedin senet dökümüne ilave edilmediğini, ilave edilmemiş olmasının tüm borcun tasfiyesine dair hükümden ayrık olmadığını, bonoların bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü davacı  üzerindedir.  Borcun tasfiye edildiğine ilişkin dosyaya ibraz edilen cari hesap kat sözleşmesi ve ibranamede dava konusu senetler yer almamaktadır. Ayrıca söz konusu cari hesap dava dışı alacaklı ... Ltd. Şirketi ile davacı ve davalı şirket arasında gerçekleştirilmiş olup dava dışı şirket söz konusu sözleşmede borçlu, davacı ve davalı şirketler ise alacaklı konumundadır. En önemlisi dava konusu bonolar sözleşmede yer almamaktadır. Diğer taraftan davacı şirket delil olarak, dava dışı kardeşi tarafından kurulduğu iddia edilen şirket tarafından davalı aleyhine gerçekleştirilmiş olan değişik iş sayılı dosyada düzenlenen ayıplı ürüne ilişkin rapora dayanmış ise de söz konusu tespit raporunun tarafları aynı olmadığı gibi dava konusu bonoların ödeme vasıtası olarak verildiği belirtilen ürünler üzerinde tespitin yapılıp yapılmadığı ise belirsizdir. Taraflar arasında değişik nitelikte kumaş satımı gerçekleştirilmiş olduğu tartışmasızdır. TBK'nın 207. maddesinin 2. fıkrasında; sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları düzenlenmiştir. Bu durumda ticari satım konusu kumaşların davalı şirket tarafından davacıya satılarak teslim edildiği, aynı anda davacının ise takip konusu bonoları kumaş bedellerine karşılık davalıya teslim ettiğinin kabulü gerekmektedir. Davacının aksi iddiaları ve talimat yolu ile alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olmadığından mahkemenin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca esen yapılan incelemede ise; davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ve son tutanak 112.12.2019 tarihinde düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 13. bendi gereğince arabuluculuk ücretine yargılama giderleri olarak resen karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemiş  olması isabetli görülmemiş, hükmün bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının arabuluculuk gideri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının arabuluculuk gideri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,  2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan  615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 6.298,96 TL peşin ve tamamlama harcı toplamından mahsubu ile artan  5.683,56 TL harcın talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 76.234,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, 4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, hükmün düzeltme gerekçesi  dikkate alınarak, takdiren davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.04.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"803f4e594446f79a","SID":"a050e22558022f65"}}