{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/402 <br>KARAR NO: 2025/666<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/11/2021<br>NUMARASI: 2017/279   E. -  2021/1081  K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız fiilden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 05.05.2014 tarihinde ... Ticaret sicil no. ile kurulduğunu, şirketin kurucu ortaklarının ..., ..., ..., ... olduğunu, şirket müdürlerinin ilk on yıl için ... ve ... olduğunu, münferiden temsile ve ilzama yetkili olduklarını, şirketin sermayesinin 10.000,00 TL olduğunu, şirket ortaklarının her birinin 25 paya sahip olduklarını, eşi ... ve oğlu ...'in ortak olduğunu, şirketin ortağı olmayan ancak işlerin yürümesi için finansal ve kredi desteği sağlayan ...'in bankalardan alacağı krediye karşılık oturduğu evi ve yazlığını ipotek karşılığı aile şirketi ... iletişim'e destek olduğunu, şirketin yönetiminin iş hayatında tecrübeli ve sektörü bildiğini düşündüğü şirket müdürleri ... ve ...'e bıraktığını, o ana kadar gönül rahatlığında işlerin yürüdüğünü sandığı bir anda ... (... Bankası)'den Üsküdar ... Noterliğince ... yevmiye no.lu 14.04.2016 tebliğ tarihli hesap katı ihtarnamesi ile kredilerin ödenmediğinden haberdar olduğunu, bankanın 29.706,72 TL tutarındaki kredi alacağının ödenmemesi halinde takibe geçeceğini ihbaren bildirdiğini, ...'in şirket lehine vermiş olduğu kefalet sermaye desteğinin hukuki ve mali sorumlulukları nedeniyle olaya el koyarak ... ve ...'den hisselerini devralarak tek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olduğunu, ...'ün müdürlüğünün sona ermesinin 27.05.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, ...'in şirket müdürü olarak göreve başladığında boş kasa teslim aldığını, yaptırdığı incelemelerde Kebir ve Kasa defter kayıtlarına göre kasada sürekli para gözüktüğünü, ... tarafından hesap katı yapılan tarihte 89.154,95 TL kasa hesap bakiyesi olduğunu, 30.05.2016 Tarihinde ödenmeyen DBS kredi borç ve faizlerine karşılık olmak üzere şirket ortağı ... tarafından 29.900,00 TL, 30.05.2016 tarihinde 290,00 TL, 23.05.2016 tarihinde 600,00 TL ödenerek bankanın takibe geçmesinin engellendiğini, ... tarafından 24.05.2016 tarihinde 4.521,89 TL 2015/12 2016/1-2-3 SGK borçlarının ödendiğini, şirket müdiresi ...'ün şirketin deposu olarak kullanılan yer için gider aidatı 40,00 TL olduğu halde 50,00 TL göstererek haksız çıkar elde ettiği ve emniyeti suistimal ettiğini, 06.05.2016 günü ... Bahçelievler Şubesi ... no.lu hesabından çekilen 22.688,00 TL'nin şirket kasasına girmediği halde kasaya giriş gösterildiğini, ...'in ... San. ve Tic. A.Ş.'ye 06.06.2016 tarihinde 22.500,00 TL bono verdiğini ve bunu kendi öz kaynaklarından ödediğini, belediyeye ödenmesi gereken 3.494,00 TL tutarındaki reklam vergi ve ...'nin ... tarafından ödendiğini, 30.000,00 TL tutarında emtianın stoklarda kayıtlı olmadığını, satıcı ... Tic. A.Ş. kayıtlarında 31.12.2015 sene sonu 13.952,81 TL alacaklı gözüktüğü halde ... 2015 kurumlar vergisi beyannamesi ve eklerinde hiç borcu gözükmediğini, ...'in ... Bankası 26.01.2016 ve 26.02.2016 tarihli 8.186,37 TL kredi borçlarını 04.03.2016 tarihinde şahsi hesabından ödediğini, 10.05.2016 1.850,00 TL ve 699,71 TL, 27.04.2016 tarihinde 3,850.00 TL şahsi hesabından ödediğini, ... Bankası tarafından şirkete açılmış olan 30.000,00 TL DBS kredisinin tümünün kullanılmış olduğunu, satın alınan malların satış ve stok kayıtlarının kayıt dışı hale getirilmiş belge düzenine uyulmamış olduğunu, 2015 yılına ait yevmiye kayıtlarının 01.07.2015 tarihinden başlatıldığını, 2015 kebir kayıtlarının hiç yazılmamış olduğunu, ortaklar cari hesabının hayali ve gerçek dışı kayıtlarla şirketi borçlu ortak ve müdür ...'ü alacaklı olarak göstererek gerçek dışı mali tabloların oluşmasına sebebiyet verildiğini; davalıların yöneticisi olduğ u...San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni zarara uğratmaları, yasal defter ve belgeleri usulüne ve muhasebe tekniklerine uygun tutmamaları ve tutturmamaları, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek şirket sermayesini ve gelirlerini kendi menfaat ve çıkarlarına uygun kullanmaları nedeniyle şirketi ve şirket ortaklarını zarara uğrattıklarını iddia ederek,  yapılacak inceleme  sonucu HMK'nın 107. maddesi gereğince uğranan zararın bilirkişilerce hesaplanıp tespit edilerek, miktarın faiz ve masrafları ile davalılardan müteselsilen tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18.11.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; bilirkişilerce yapılan hesaplama ve alınan  08.10.2019 tarihli ek raporda ve yapılan hesaplamalar sonunda, müvekkili şirketin netice olarak 233 849,77 TL zarara uğratıldığı, davalı ... ve ...'ün ayrı ayrı  58 462,44 TL tutarında zarardan münferiden sorumlu olduklarına dair  rapor tanzim edildiğini belirterek, dava dilekçesinde harca esas tutar olarak belirlenen 10.000,00 TL'nin, davalılar payına eşit olarak bölünmesi ile hesap edilen  5.000,00TlL'nin her bir davalı için ayrı ayrı mahsup edilerek, davalı ... yönünden 53.462,44 TL ıslah ederek toplam, 58 462,44 TL; ... yönünden hesap edilen 5.000,00 TL'nin mahsup edilerek, 53.462,44 TL ıslah edilerek, toplam 58 462,44 TL.nin, her bir davalı yönünden dava tarihten itibaren işletilecek  ticari kanuni faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; ... ana bayilerinin ilk açılışta 3 ay boyunca hak ediş (kira personel maaş prim) hiçbir şekilde destek almadıklarını, 16.500,00 TL'lik dükkan kirası ile 3 ay boyunca stopajlarıyla beraber Mobiltel'den satılan cihaz bedellerinin bir kısmının davacı, bir kısmının da kendileri tarafından borca girilerek ödendiğini, davalı olarak kardeşi ve kendisinin dükkan açıldığı zaman müşteri ihtiyaçlarına karşılık verebilmek adına aksesuar, kırılmaz cam filmi, telefon kapağı piyasadan satın alınarak dükkana konulduğunu, bu alımlar için 15.000,00 TL ödeme yaptıklarını, dükkan açılışı esnasında reklam giderleri, muhasebe açılışı, noter masrafları ayrıca mal sahibine verilen depozitonun eski mal sahibi ... tarafından, ...'e borç olarak verildiğini, dükkan devir alınırken bayi sahibine 70.000,00 TL peşin 100.000,00 TL'si 36 ay vadeli aylık 2.778,00 TL taksitle alındığını, peşin verilen 70.000,00 TL tutarın 50.000,00 TL'sinin 2 parça halinde ... tarafından davacı ...'e verildiğini ve davacının sadece 20.000,00 TL ekleyerek ...'a ödeme yaptığını, ..., ... ve ... birleşmesinden ötürü dükkanın yeni yüzü için tadilat yapıldığını, tadilatın masrafının yaklaşık 50.000,00 TL olduğunu ve dükkanın bir ay boyunca kapalı kaldığını, bu süre zarfında 40.000,00 TL artı masraf olduğunu, şirketin kuruluş aşamasında davalılar ... ve ... adına olması gerekirken, önceden haber vermeden noter aşamasında oğlu ... ve eşi ...'i de dahil ederek davacının planlı ve art niyetli bir davranışta bulunduğunu, eşinin Bağ-kur giderlerini her ay şirketten ödettirdiğini, ortaklık payı hariç ...'e her ay maaş, yol parası, yemek parası, Bağ-kur primleri ve kullandığı araca benzin parasının şirket gelirleri tarafından karşılandığını, 2016 yılı Ocak ayından itibaren davacının, kardeşi ve kendisine maaş ve prim alacaklarını ödemediğini, davacının ise dükkan kapatılana kadar maaş ve tüm giderlerini aldığını, ayrıca dükkana yakın bir yerde ofis adı altında  daire tutarak orada istirahat ettiğini, davacının dükkandan kendisine ve eşine ... ve ... marka telefonları (yaklaşık 6.000,00 TL) aldığını, davacının dükkanda oluşan giderlerin sorumluluğunu kardeşi ...'e yüklettiğini,  hissesini almak için sürekli asker olduğunu vurgulayarak üzerinde taşıdığı silahla tehdit ederek baskı kurarak zorla imza attırarak ortaklık ödemeden hissesini devraldığını, davacının yaptığı tehditler sebebiyle can güvenlikleri bulunmadığını, akrabalık bağları bulunduğu ve kimseleri olmadığı için şikayette bulunma cesaretini gösteremediklerini, ... Bankası Bahçelievler Şubesinden çekmiş olduğu ve kullanmış olduğu krediyi eşinin ve ortak olduğu şirketin üzerine devrettiğini, kardeşinin 20.04.2016 tarihinde kendisinin ise 12.05.2016 tarihinde dükkandan ayrıldığını 01.11.2016 tarihinde dükkan kapanana kadar hiçbir şekilde gelir ve giderlerinden bilgisi olmadığını, 01.11.2016 tarihine kadar ...'dan yatan hakkedişlerin hepsini davacının aldığını, davacının, ...'dan almış olduğu kira yardımını yüksek gösterip (16.500,00 TL) devlete sunmuş olduğu kira bedelini düşük (5.500,00 TL) göstererek vergiden muafiyet sağladığını, dükkanda yapılan hırsızlık sonucunda kendisinin fikrini almadan davacının işe almış olduğu ... isimli personel tarafından çalınan para ve cihazlarında maddi hasarını davacının kendilerine yükletmeye çalıştığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...29/09/2021 tarihli bilirkişi raporundaki esasa ilişkin değerlendirmelere mahkememizce itibar edilerek; davacı şirketin borçlarını gününde ödeyememiş olmasının esasta özsermaye yetersizliğinden kaynaklandığı, Davacı şirketin %50 ortağı ve müdürü ...'in, şirketin eski ortağı ve eski müdürü ...'den satın aldığı şirketin 2.500,00 TL bedelli %25 hissesine ait Devir Senedi ile %25 hissesini ise 2.500,00 TL bedelle ...'ten bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte devraldığı, sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği, devir tarihi (20.04.2016) itibariyle davacı şirketin aktif ve pasifi devir sözleşmesi mucibi davacı şirketin (%50) ortağı ve müdürü dava dışı ...'in kabulünde olduğu, davacı şirketin 09.05.2014-20.04.2016 tarihleri arasındaki yöneticileri ... ve  ...'ün paylarına düşen şirket zararının tazminini talep edilmekte ise de; davacı şirketin 17.12.2017 tarihli Tasfiye Bilançosunun aktifinde mevcut müşterilerindeki alacak toplamı 197.709,85 TL ile pasifinde mevcut şirket ortaklarına vaki borç toplamının (197.709,85 TL) birbirleriyle takas/mahsubu suretiyle sıfırlanarak davacı şirketin tasfiyesinin 17.12.2017 t. itibariyle sonlandırıldığı, tasfiye zararının olmadığı, Bakırköy Vergi Dairesine vermiş bulunduğu 31.12.2017 tarihli bilançosu ile sabit olduğu, davalı yöneticilerin kendi dönemlerine ilişkin şirketi zarar soktukları iddia edilen iş ve işlemlerinin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla ... \" gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, üç değişik bilirkişinin görevlendirildiğini, kök ve ek rapor olmak üzere toplam 6 rapor sunulduğunu, yargılama aşamasında 3. bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu 03.01.2021 tarihli kök  rapora 29.09.2021  tarihli ek raporda davanın esasını ilgilendiren ... AŞ tarafından gönderilen cd incelenmeksizin itiraz edilmiş olmasına rağmen karar verildiğini, her üç raporun ve ek raporların çelişkili olduğunu, müvekkili şirketin 16.04.2014 tarihinde ana sözleşme ile 05.05.2014 tarihinde tescil edildiğini, şirketi sevk ve iradesinin ilk 10 yıl için müdür olarak seçilen davalılara bırakıldığını, davalıların şirketi yönettikleri dönemden sorumlu olduklarını, ispat yükünün dönemlerine ilişkin kısmının davalılarda olduğunun 03.01.2021 tarihli kök raporda yansıtıldığı halde 29.09.2021 tarihli ek raporda şirketin kuruluşundan tasfiyesine kadar olan sürecin bir bütün olarak değerlendirildiğini, ispat yükünün davacı tarafa yüklendiğini, şirket müdürlüğüne ...'in seçildiği 13.05.2016 tarihine kadar  geçen sürede davalıların basiretli bir tacir gibi davranmamaları ve yasalara uygun şekilde şirketi yönetmedikleri gerekçesiyle zararın tazmininin talep ve dava edildiğini, müvekkili şirketin TTK'ya göre kurulmuş bir Limited Şirketi olduğunu, davalıların sorumlu olduğu 2014 yılı envanter defterinin yazılı olmadığını, 2015 dönemi Ocak ve Haziran yevmiye defterinin kayıtlarının işlenmediğini, davalıların TTK  633.madde gereğince bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, mali tablolar incelendiğinde davalıların yönetimde bulunduğu 2014 - 2015 ve 2016 yıllarında şirketin zarar ettiğini, ana sermayesini kaybettiğini ve borca batık olduğunu, davalıların şirket ortaklar kurulunu toplantıya çağırıp gerekli önlemleri ve tasfiye kararı alması gerekirken bu durumu sürdürmesinin basiretli tacir gibi davranmadıklarını gösterdiğini, TTK 553. madde gereğince kusur ispatının davacının yükümlülüğünde olduğunu, davalıların defterleri usulüne uygun şekilde tutmadıklarını, DBS Kredisini ödememeleri nedeniyle şirketin tahsilat yapmak suretiyle hakediş ve kar etmesini engellediklerini, ürün tedarikçisi ... AŞ'ye ödeme yapmamaları nedeni ile ürün tedarikinin sağlanamadığını, doğrudan zarardan sorumlu olduklarını, ... Bankasının 14.04.2016 tarihinde kredi borçlusu kefile göndermiş olduğu hesap kat ihtarnamesinde kredi borcunun 29.706,72 TL iken şirket kasasında 88.154,95 TL olduğunun defter kayıtlarına göre sabit olduğunu, ancak kasada bulunması gereken bu paranın kasada mevcut olmadığını, 29.09.2019 tarihli ek raporda davacı şirket müdürü ...'in eski ortağı ve eski müdürü davalı ...'den satın aldığı şirketin 2.500,00 TL bedelli %25 hissesine ait devir senedi ile %25 hissesini ise 2.500,00 TL bedelle ...'ten devralmasının adeta ibra gibi görüldüğünü, hisse satın alınmasının yasalarca ortağa bahşedilen hak ve hükümlülükleri kapsadığını, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığını, müdürlerin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kasada mevcut olan paranın teslim edilmediğini, bakiye gözüktüğü halde banka kredilerinin kapatılmadığını, vergi, SGK borçları, satıcı alacakları ve kredilerin ödenmediğini, fiili stoklarla kaydi stokların uyumsuz ve tutarsız olduğunu, şirket kaynaklarını kendi çıkarları için kullandıklarını, kasada olması gereken paranın fiilen şirket müdürü ve ortağı ...'ün zimmetinde kalarak yapılan ödemelerde şirket defterleri üzerinde kayıtlar oluşturulduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 644. maddesi maddenin atfıyla 553. maddesi gereğince limited şirket müdürlerinin  sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davalı şirketin 16.04.2014 tarihinde kurulduğu, 09.05.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ana sözleşmenin ilan edildiği, kuruluşunda şirket ortaklarının ..., ..., ..., ... olduğu, ana sözleşmenin 8. maddesinde, şirketin iş ve işlemlerinin bir veya birden çok müdür tarafından yürütüleceğinin düzenlendiği, ilk 10 yıl için şirket ortaklarından ... ve ...'ün şirket müdürü olarak 10 yıl için seçildiği, şirketi münferiden temsile ve ilzama yetkili oldukları, dava dışı ... Bankası AŞ tarafından davacı şirket ile birlikte davalılar ve dava dışı ... ile ...'e 13.04.2016 tarihinde kat ihtarında bulunulduğu, söz konusu ihtarnamede kredilerin 13.04.2016 tarihi itibariyle kat edildiğinin bildirildiği ve toplam 29.286,72 TL'nin faizi ile birlikte 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin tebliği sonrasında şirketin 13.05.2016 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davalıların müdürlük görevlerinin ve temsil yetkilerinin sonlandırıldığı, 27.05.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, şirketin 28.06.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'ün sorumluluk döneminin sona erdiği 13.06.2016 tarihine kadar yapmış olduğu faaliyetleri sonucu şirketi zarara uğrattığı, basiretli bir tacir gibi yönetmediği, üçüncü kişilere ortaklara karşı sorumluluklarını yerine getirmediği, güveni kötüye kullandığı, şirket sermayesini kendi çıkar ve menfaatleri için kullandığının tespit edildiği belirtilerek, adı geçenin farklı sebeple ortaklıktan dava açmak suretiyle çıkarılmasına, savunmasını istemek için toplantıya davet edilmesine karar verildiği, şirketin 13.05.2016 tarihli toplantısında hissedarlar ...'ün şirketteki hissesini 20.04.2016 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, yine  şirket hissedarlarından ...'in hissesini aynı tarihli noterde düzenlenen hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, devir alan ...'in şirket dışından olduğu, aynı toplantıda şirket müdürlüğüne on seneliğine ...'in atandığı, münferit imza ile temsil ve ilzama yetki verildiği, şirket müdürlerinden ...'ün müdürlükten istifa ettiği, yetkilerinin sonlandırıldığı, söz konusu kararın 27.05.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlandığı, davacı vekili tarafından iş bu davanın 23.03.2017 tarihinde açılmış olduğu; davacı şirketin tasfiyesinin 17.12.2017 tarihinde sona erdiği ve 22.12.2017 tarihinde tasfiyenin sonlandırıldığının sicile tescil edildiği, şirketin sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. Hüküm tarihi ise 24.11.2021'dir. Dosya kapsamından, davacı şirket hakkında şirketin terkin edildiğine dair herhangi bir değerlendirmeye rastlanmamıştır. Tüzel kişiliği tasfiye sonucu sona eren, sicil kaydı terkin edilen şirketin ihyasıyla ilgili bir işlem yapılmadığı, yargılamaya bu şekilde devam edilip karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin taraf ehliyeti,  tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilmesiyle sona ermiştir. Davacının taraf ehliyetinin yargılama sırasında sona ermesine rağmen mahkemece yargılamaya devam edilmiştir. Oysa, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunması dava şartlarındandır. HMK'nın 115.maddesi uyarınca dava şartları, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır. Yargılama sırasında, tarafa ilişkin dava şartı ortadan kalktığına göre, mahkemece yapılması gereken, davacının ihyası konusunda süre verilmesi, ihya gerçekleşmesi hâlinde taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece dava şartları gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince dava şartlarına aykırı karar verildiği anlaşıldığından, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin,  ilk derece mahkemesi tarafından, yeniden verilecek  hükümle birlikte yargılama giderleri içinde  değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4179f65a6158c8d","SID":"66ed0db1c857e14b"}}