{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1613 Esas<br>KARAR NO:2025/657 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/383 Esas- 2022/455 Karar<br>TARİH:15/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalı şirkete 19.01.2021 tarih ve ... fatura numaralı, 44.716,86 TL tutarlı fatura mukabili akrilik iplik sattığını ve emtiayı 19.01.2021 tarihli irsaliye ile teslim ettiğini, yine 02.02.2021 tarihli, ... fatura numaralı ve 28.913,33 TL tutarlı akrilik iplik satılarak 02.02.2021 tarihli ve ... numaralı irsaliye ile emtianın teslim edildiğini, davalının emtiayı ve faturaları teslim aldığını, emtia bedelini ödememesi üzerine 26.02.2021 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek ödenmeyen faturalar bedeli toplamı 738.619,30 TL'nin ödenmesinin ihtaren davalıya bildirildiğini, ihtarnamenin tebliğinden sonra davalı tarafça 05.03.2021 tarihinde... fatura nolu 73.619,30 TL tutarlı iade faturasının davacının ... adresine gönderildiğini, davalı vekillerince Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye numaralı 03.03.2021 tarihli cevabi ihtarname ile davacı şirketten satın aldıkları iplik ürünlerinin ayıplı olduğu ileri sürerek ürünlerin iade alınmasının talep edildiğini, bu ihtarnameye ve ... fatura nolu 73.619,30 TL tutarlı iade faturasına, davacı tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 12.03.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve iade faturasının iade edildiğini, davacı şirket tarafından ödenmeyen faturalar bakiyesi olarak 73.630,19 TL asıl alacağa ilk ihtarname tebliğ tarihi olan 03.03.2021 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizi olan 959,24 TL eklenerek toplamda 74.589,43 TL takip çıkışı miktarı ile... sayılı dosyası ile ilamsız takip yolu ile borçlu davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine davalı tarafından itiraz edildiğini, davalının teslim aldığı akrilik ipliklerin, standartına uygun, gizli veya açık ayıp taşımayan ürünler olduğunu, davalının ürünleri teslim aldığını, kullandığını ve hatta davacı şirket yetkililerinin piyasadan duyumlarına göre büyük bir kısmını da satmak sureti ile ticaretine konu ettiğini, davalının bu itirazlarının hem esasen hem de usülen hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olduğunu, davalı tarafın 8 gün içinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tarafça gerekçe gösterilmeksizin faize de itiraz edilmiş olmakla davalının 03.03.2021 tarihinde tebliğ aldığı ihtarname ile borç konusunda temerrüde düştüğünü, davacıdan satın alınan ürünlerin piyasaya satıldığı hususunun aynı sektördeki tacirler tarafından ifade edildiğini beyanla davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;taraflar arasında akrilik iplik ürün alım satımı konusunda anlaşıldığını, davacı tarafın akrilik iplik satımı edimini davalının ise anlaşma bedelini ödemeyi üstlendiğini, davacı tarafın ürün teslimini gerçekleştirdiği ve davalıya ... nolu, 28.913,33 TL tutarlı ve ... nolu, 46.716,86 TL tutarlı faturaları tanzim ettiğini, davacı taraftan alınan ürünlerin ayıplı olduğunu, 05.03.2021 tarih ve ... nolu ve 73.630,19 TL tutarlı iade faturası keşide edilerek itiraz edildiğini, ipliğin özünde veya karışımında gizli ayıp olduğu hususunun, Beyoğlu ... Noterliğinin 05.03.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, ürünlerin iade alınmasının ihtar edildiğini, davacının ürünleri teslim almadığını, davacı tarafından, davalıya düzenlenen iki adet fatura ile 05.03.2021 tarihi ve ... nolu iade faturasının cari hesaba işlendiğini ve takip edildiğini, davalı tarafından teslim alınan akrilik iplikler işlemden geçirildikten sonra üründe kirlenmeler, talaşlanmalar meydana geldiğini, ürünlerdeki sorunun teslim alındığı sırada veya kısa bir süre sonra fark edilmesi mümkün olmayıp, işleme başlanıldıktan bir süre sonra, tozlanma topraklanma vb. benzeri bir durumla karşılaşıldığını, ürünlerin, davalının deposunda muhafaza edildiğini, söz konusu ürünlerde gizli ayıp vuku bulduğunu, ürünlerin ayıplı olduğu konusunda, delil tespiti istemli olarak Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine başvuruda bulunulduğunu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/85 Değ. İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 10.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda, özetle, “ürünlerin ayıplı olduğu, ayıbın çıplak gözle görülebilecek mahiyette açık ayıp niteliğinde olduğu\" tespitinin yapıldığını, davacı vekilince uyuşmazlığa konu ürünlerin satıldığı iddiasının doğru olmadığını, söz konusu ürünlerin satılmadığını ve davalının deposunda bulunduğu öne sürülerek davanın reddine ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih 2021/383 Esas- 2022/455 Karar sayılı kararında;\"Eldeki dava, ödenmeyen fatura  bakiyesinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ...,....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ödenmeyen fatura bakiyesinin tahsili amacıyla icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından fatura konusu ürünlerin ayıplı olduğunun savunulduğu, İstanbul 7.ATM'nin 2021/85 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile akrilik ipliklerde toz talaş vb.yabancı maddelerin olması nedeniyle açık ayıp bulunduğunun anlaşıldığı, davalı taraf davacıdan satın aldığı malların ayıplı olduğu iddiasında bulunmuş ise de 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında belli ise alıcının iki gün içinde ihbar etmesi gerektiği, belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbar ile yükümlü olduğu, davalının TTK 23. maddesi ve TBK’nın 223.maddesi uyarınca davacıya usulüne uygun şekilde ve süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği, bu sebeple ayıp savunmasına dayanamayacağı gözetilerek davacının bakiye fatura alacağını davalıdan talep etmekte haklı olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, işlemiş faiz talebi yönünden ihtarnamenin 02/03/2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ihtarname ile davalıya bakiye borcu ödemesi için 3 gün süre verildiği, sürenin bittiği tarihin sonraki günü 06/03/2021 tarihinden 01/04/2021 takip tarihine kadar işlemiş faizin mahkememizce resen yapılan hesaplamaya göre 878,52 TL olduğu gözetilerek bu miktar işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmiş ve alacağın likit olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen tutar nedeniyle davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''1-Davanın kısmen kabulü ile davalının... sayılı/ takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 73.630,19-TL asıl alacak, 878,52-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.508,71-TL üzerinden ve icra takibinde talep edilen faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Kabul edilen alacağın %20’si oranında 14.901,74-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı müvekkiline teslim alınan akrilik ipliklerin, işlemden geçirildikten sonra üründe kirlenmeler, talaşlanmalar meydana geldiğini, (ürünlerin müvekkiline  bobin halinde teslim edildiğini ve müvekkillinin makineleri tarafından yumak haline dönüştürüldüğünü) söz konusu ürünlerde atık vb. maddeler oluştuğunun görüldüğünü, ürünlerdeki sorunun teslim alındığı sırada veya kısa bir süre sonra fark edilmesi mümkün olmayıp, işleme başlanıldıktan sonra, tozlanma topraklanma vb. benzeri bir durumla karşılaşıldığını, müvekkilinin ürünlerin bir kısmında bu türden bir sorun ile karşılaştığından kalan ürünler için aynı işlemi uygulamaktan özellikle kaçındığını, tedirgin olduğunu ve ürünleri işlemeye derhal son verdiğini, ürünlerin müvekkilinin deposunda muhafaza altına alındığını;Söz konusu ürünlerde gizli ayıbın vuku bulduğunu, öyle ki ürünlerin 15-20 yıl kadar bekletildiğinin düşünüldüğünü, ayrıca muhafaza koşullarının nasıl olduğunun bilinmediğini, kötü koşullarda muhafaza edildiğinin düşünüldüğünü, müvekkili örgü sektörünün bilinen bir markası olup, birçok firmaya ürün satışı gerçekleştirdiğini, yaşanılan bu olayın müvekkilinin müşteri kitlesini olumsuz etkilediğini, telafisi imkansız zararlar verdiğini, müvekkilinin yapılan işten beklentisinin ürünlerin markasına zarar gelmeyecek bir şekilde piyasaya sürülmesi olduğunu, ancak görüleceği gibi ürünlerdeki sorunun buna engel olduğunu, ürünlerin işlemden önceki halini ve işlem sonrası ürünlerin kusurlu halini gösterir görsellerin Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/85 d.iş sayılı dosyasında mübrez olduğunu, çuvallarda muhafaza edilen ürünlerin, karşı tarafın satmış olduğu işleme alınmamış ürün görseli ve yakın çekim ayıplı ürün görselinin bulunduğunu;Ürünlerin ayıplı olduğu konusu açık ve net olmakla birlikte, ayıbın açık mı gizli mi olduğu konusunda, ürünlerdeki sorunun teslim alındığı sırada veya kısa bir süre içerisinde  fark edilmesinin mümkün olmaması, işlemenin başlaması ile tozlanma, topraklanma vb. ayıpların ortaya çıkmış olması nedeniyle İlk derece mahkemesinden bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğini ancak bilirkişi tarafından hatalı tespitler yapıldığını, söz konusu hatalı tespitler kendileri tarafından ortaya konulmuş olmasına rağmen Mahkemece dikkate alınmadığını ve usul ve yasaya aykırı bir şekilde hükme esas teşkil ettiğini;İşbu davaya konu olan ürünlerdeki sorunun teslim alındığı sırada veya kısa süre içerisinde fark edilmesi mümkün olmayıp, ancak işleme alındıktan sonra tozlanma, topraklanma vb. durumların ortaya çıkmasıyla fark edildiğini, müvekkilinin de ilk işlemden sonra ortaya çıkan bu ayıptan sonra söz konusu ürünleri işlemeyi durdurduğunu ve hukuki işlemlere başladığını, müvekkilinin, işlemeyle ortaya çıkan bu gizli ayıbı daha önceden  gözden geçirip ihbarda bulunmadığı iddiasının da asılsız kalacağını, zira bir fabrikada gelen her ürünün kısa sürede işleme alınması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi gizli ayıbın da ancak sonradan yapılan ürünlerin işlenmesi suretiyle ortaya çıktığını, kendileri tarafından Yerel mahkemeden davaya konu iplikler üzerinde ayıbın gizli mi açık mı olduğuna dair bilirkişi incelemesi yaptırılmasının talep edildiğini, ancak Yerel mahkemenin bu talebi göz ardı ettiğini, eksik inceleme ile hüküm kurmuş olup, bu durumun usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu;Davaya konu uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalı müvekkiline teslim edilen ürünlerdeki ayıbın  işlemenin başlaması ile tozlanma, topraklanma vb. şeklinde ortaya çıkmış olması nedeniyle gizli ayıp olması, gizli ayıbın öğrenilir öğrenilmez davacı tarafa ihtar edilmiş olması nedeniyle davacı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı vekilince, piyasadan aldıkları duyumlardan hareketle uyuşmazlığa konu ürünlerin davalı müvekkilince satıldığı ifade edilmiş ise de, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, söz konusu ürünlerin satılmadığını ve davalı müvekkilinin deposunda bulunduğunu, piyasadan uyuşmazlığa konu ürünlerin satıldığı bilgisinin alındığı ifadesinin afaki ve dayanaksız olduğundan bu ifadeye itibar edilmemesi gerektiğini;Davaya konu olan alacak likit bir alacak olmayıp yapılmış olunan yargılama neticesinde, davacı talebinden de düşük olacak bir şekilde tespit edildiğini,İlk derece mahkemesinin kurmuş olduğu hüküm ile davacının taleplerini kısmen reddettiğini, bu durumun da uyuşmazlığa konu tutarın likit bir alacak tutarı olmayıp yargılama neticesinde ulaşılan bir alacak olduğunu gösterdiğini, bu sebeple Mahkemece hükmedilmiş olunan icra inkar tazminatının usul ve yasaya aykırı olacağını, davacı tarafça talep edilen ve Mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatının dilekçenin esasına ilişkin yapılan açıklama uyarınca reddedilmemesi halinde, işbu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini;Davalı müvekkiline ayıplı ürünler teslim eden, bu durum kendisine ihtar edilmesine karşın icra takibine girişen ve itiraz üzerine işbu davayı açan davacı, yukarıda ayrıntılarına değinildiği üzere haksız ve kötü niyetli olduğundan, davacının, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerekmekteyken Mahkemece hükmedilmediğini beyanla hükmün kaldırılmasına, davanın reddine ve davacı aleyhine %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya iki adet fatura içeriği aprilik iplik sattığını ve teslim ettiğini, davalının fatura bedellerini ödememesi üzerine ihtarname keşide ederek ödeme talebinde bulunduğunu, bundan sonra davalının ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile iade faturası düzenlediğini, iade faturasının davalıya iade edildiğini, ürünlerde herhangi bir ayıp olmadığını, aksi halde ise davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıdan satın alınan ipliklerde, işlenmeye başlanması ile birlikte tozlanma vs ayıpların ortaya çıktığını, bu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve iplikleri kullanamadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk derece mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, taraflar arasında davacı tarafından düzenlenen 19/01/2021 ve 02/02/2021 tarihli faturalara konu aprilik ipliğin davalıya satılarak fatura tarihlerinde teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık olmadığı, davacı tarafından davalıya fatura bedellerinin ödenmesi konusunda 26/02/2021 tarihli noter ihtarnamesinin gönderildiği, davalının fatura konusu ipliklerin ayıplı olduğunu davacıya 05/03/2021 tarihli noter ihtarnamesi ile bildirdiği ve iade faturası düzenlediği, davacının ayıp iddiasını ve iade faturasını kabul etmeyerek aynı tarihli iade faturasını düzenlediği, davalının başvurusu üzerine açılan delil tespiti dosyasında düzenlenen teknik bilirkişi raporunda ipliklerin yerinde incelendiği ve içerisinde toz, talaş vb yabancı maddeler bulunduğu, bu hali ile açık ayıplı olduğunun tespit edildiği, raporda incelenen ipliklere ilişkin fotoğrafların da bulunduğu, raporun denetime açık ve Mahkemece aynı hususta yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının yerinde olduğu, taraflar tacir olup davalı tarafından, TBK'nın taşınır alım satımında ayıba ilişkin hükümleri uyarınca süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından fatura bedellerinin ödenmesi gerektiği, bu itibarla Mahkemece temerrüt tarihine göre yapılan faiz hesaplaması neticesinde, asıl alacağın tümden, faiz alacağının ise kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi alacak her iki tarafça da muayyen ve takibe yapılan itiraz haksız olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının kendisine gönderilen noter ihtarnamesi ile tanınan ödeme süresi sonunda temerrüde düştüğünü ve tacir olması sebebiyle bu tarihten itibaren avans faiz oranına göre temerrüt faizi ödeyeceğini bilmesi gerektiği ve ödeyeceği faiz miktarını hesaplayabileceği, davacı takipte kötü niyetli olmadığından kısmen reddolunan faiz alacağı yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği, bu yönü ile de verilen kararın usul ve yasaya uygun, davalının istinaf başvurusunun ise tümü ile haksız olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.089,68 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.272,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.817,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30a16c43b2ab681c","SID":"5ffe83170e5f35b2"}}