{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2018 Esas<br>KARAR NO: 2025/666 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2022/147 Esas- 2023/554 Karar <br>TARİH: 04/07/2023<br>DAVA: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.09.2021 tarihinde, işyeri olan ... Sitesi ... Mh. Kapı No:... Pursaklar adresinden paket teslimi ve ulaştırması için ... Kargo Ankara Pursaklar Şubesi kurye görevlisini çağırarak toplam bedeli KDV dahil 45,017.00 TL olan ve işyerinden kişiye fatura edilen 4 adet ... Galax Ekran kartı, 1 adet Esonic Anakart,  1 adet işlemci, 1 adet RAM,  1 adet 2000W Power Supply İçerikli ürünleri 1 (bir) paket halinde, İstanbul Bayrampaşa ... Kargo Şubesine havaleli olarak ... adına ve adresine teslim edilmesi için teslim ettiğini, 04.09.2021 tarihinde alıcı ile alakasız bir kişiye teslim edildiğini, müvekkilinin, davalı firmadan durum hakkında bilgi almak istediyse de kargo firmasının aramalara dönüş yapmadığını, 06.09.2021 tarihinde Kargo şubesi ile iletişime geçildiğinde, taşınan eşyanın ilgili Kargo Şubesi kamera görüntülerinde yaşlı ve gözlüklü bir adama teslim edildiğinin görüldüğünü ancak sistemlerinde ...adlı devamlı müşterileri de olduğunu söyledikleri başka bir kişinin isminin göründüğünü ve bunun sistemsel hata olduğunun ifade edildiğini, davalı firma tarafından, gönderim için teslim alınan ürünün taşıma irsaliyesi düzenlenmiş olduğunu ancak gönderim ücretini ödeyen müvekkiline teslim edilmediğini, faturada nosu belirli irsaliyenin \"Teslim Alan\" kısmındaki isim ve imza sahibinin tespiti ile yanlış kişiye teslimat yapıldığının ortaya çıkacağını, yanlış kişiye ürün teslimi yapmış olmalarına bundan başka bir izah getirmeyen ve teslim tarih ve saatinde şubede teslimat ile görevli personelin ağır kusuru bariz olmasına rağmen ürün teslimi gerçekleşen kişi ile bağlantıya geçme yahut uğranılan zararın tazminine yönelik herhangi bir girişimi olmayan ve kendi taşıma sözleşmesine aykırı davranan davalı kurum aleyhine  Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'nde 2021/421 Esas sayılı dava açıldığını  lakin dava Mahkemece \"görev\" yönünden reddolunduğunu, gönderildiği Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aldığı 2021/737 Esas sayısı ile dosyanın incelendiğini , TTK Md. 5/a uyarınca Ticaret Mahkemelerinde zorunlu arabuluculuk kapsamına giren dosyanın işbu zorunlu unsur yokluğundan reddolunacağından bahisle  taraflarınca arabuluculuğa  başvurulduktan  sonra yeniden  dava  açılacağını bildirdiklerinden  \"davanın açılmamış sayılmasına\" 25.11.2021 tarihinde karar verildiğini ve işbu kararın 06.01.2022 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının dava konusu kargo gönderisi içeriğini faturalandırdığını ve muhataba teslim edilmemesi nedeni ile zayi olan malın bedelini \"tahsil olunamadı\" şeklinde muhasebeleştirdiğini, zararın tutarının, fatura tarihi 03.09.2021 itibarıyla 45,017 TL, 101.00 TL taşıma hizmeti bedeli olmak üzere 45,118 Türk Lirasından ibaret olup bu hususun dava şartı zorunlu arabuluculuk tutanağında yer almakta olduğunu beyan ederek müvekkilinin taşıma sözleşmesi ve Operasyonel Taşıma Standartları'na aykırılık nedeni ile uğradığı zararın, bilirkişi raporunda tespit edilecek tutar ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı tüzel kişiden arabuluculuk başvuru tarihi olan 08.09.2021 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Türk Ticaret Kanunu Madde 855 hükmü gereğince davaya karşı zamanaşımı defiinde bulunduklarını, bu nedenle davacının zaman aşımına uğrayan taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, taşınmak üzere teslim alınan ürünün, alıcısına teslim edilmiş olduğunu, müvekkilinin taşımadan kaynaklı edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davaya konu gönderinin alıcısına teslim edildiğini,  müvekkilinin, taşıma ilişkisinden kaynaklı edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Türk Ticaret Kanunu 889/1 maddesi kapsamında, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kargonun teslim alınmış olması karşısında esas olanın hasarsız ve eksiksiz teslimatın tamamlanmış olması olduğunu, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddiaları ve somut olay arasında da ciddi çelişkiler mevcut olup, davacının iyi niyet kurallarına aykırı davrandığının ise sabit olduğunu,  bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, söz konusu taşımaya ilişkin davacının kötü niyetli olarak iş bu fahiş taleplerini iletmekte olduğunu, zira müvekkili şirketin kayıtlarından da görüldüğü üzere gönderici tarafından bildirilen içerik bilgisinin \"ev eşyası\" olarak belirtildiğinin görülmekte olduğunu ancak huzurdaki davada davacının bilgisayar parçaları gönderdiği iddiasında olup somut durumla huzurdaki davada talep edilenler arasında ilgi bulunmadığı ortada olduğundan davacı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, davaya konu gönderi içeriğini TTK 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu; Türk Ticaret Kanunu 858. Maddesinde iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, gönderi içeriğine, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına, teslim alındığı sırada dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna karine teşkil edeceğinin düzenlendiğini, davacı tarafından davaya konu gönderi ile ilgili taşıma senedi sunulmadığından, gönderi içeriğine yönelik beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını,  kabul manasına gelmemek kaydıyla huzurdaki davada davacının gönderi içeriğini ispat edemediği gibi 45.017,00 TL ürün bedelinin kendisine iadesini talep etmiş olup iş bu taleplerin de hiçbir hukuki dayanağı olmadığından reddine karar verilmesini, davacı tarafından gönderi içeriğini tevsik edici belge sunulamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşımaya konu ürünün müvekkil kusuruyla hasara uğradığı düşünüldüğünde dahi davacının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini,  gönderenin, Kara Yolları Taşıma Kanunu 8. Maddesine göre gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, davaya konu taşıma ilişkisinde taşınan ürünün niteliği, cinsi gibi özelliklerin gönderi içeriğinde belirtilmediğini, bu nedenle taşınan ürünün ne olduğunun  bilinemediğini, salt davacı beyanıyla gönderi içeriğinin 4 adet ... ekran kartı, 1 adet ... ekran kartı,1 adet işlemci, 1 adet ram, 1 adet 2000W power supply olduğunun kabulünün mümkün olamayacağını, davacının salt beyanıyla 45.017 TL ürün bedelinin iadesinin kabulünün mümkün olamayacağını, kaldı ki kabul manasına gelmemek kaydıyla iddia konusu ürünlerin gerçekten bilgisayar parçaları olduğu düşünüldüğünde dahi marka model durumu, ürün kalitesi, çalışır durumda olup olmadığı yahut hurda durumda olup olmadığı gibi birçok hususta belirsizlik söz konusu olacağından içeriği ispat edilemeyen gönderi içeriğinin ve davanın kabulünün mümkün olmadığına şüphe olamayacağını, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan, herhangi bir satışa ait olabilecek faturanın, taşıması yapılan ürünün niteliğine yönelik delil olarak kabul edilebilmesinin de mümkün olmadığını, gönderi içeriğini kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin kargo taşıma standartları gereği paha kıymetteki ürünler manifesto paketi içerisinde taşınmakta olduğunu,  davacının, bilgisayar parçalarını gönderilmek üzere kargoladığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin kargo taşıma standartları gereği paha kıymetteki ürünlerin \"manifesto paketi\" adı verilen özel ambalajlarda taşımakta olup ayrıca ikinci el niteliğinde ki cep telefonlarının, paketi açılıp marka ve model belirlemesi yapıldıktan sonra ve IMEİ numarası alındıktan sonra taşınabildiğini,  davacının gönderi içeriğinin bilgisayar parçaları olduğu iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile eğer kargo aracılığı ile pahalı bilgisayar parçaları taşıttırıldığına dair müvekkili şirkete bilgilendirme yapılması ve özel taşıma standartlarında taşıtılması gerektiğini,  davacının gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davaya konu gönderinin sahte kimlikle 3. Bir kişi tarafından teslim alındığı düşünüldüğünde dahi,iğfal kabiliyetine haiz sahte kimlik nedeniyle personelin yanıltılarak gönderinin teslim alınmasından müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, sade bir vatandaş olan personelin iğfal kabiliyetine haiz bir belgenin sahte olup olmadığını tespit edebilmesinin mümkün olamayacağını, Türk Ticaret Kanunu 876. Maddesinde \"(1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. \" hükmünün öngörüldüğünü, müvekkili şirket çalışanlarının görevi gönderiyi alıcısına teslim etmek olduğunu ancak kimlik bilgileri ve imzası karşılığında gönderinin tesliminin ilgilisine yapılabileceğini, onun haricinde başkaca kimlik tespiti yapma yahut TC kimlik numarası doğrulama gibi bir yükümlülükleri de bulunmadığını, neticeten gönderi bilgilerinin tümüne haiz olan ve kimlik belgesi de sunan alıcıya teslimatın yapıldığını, müvekkil şirket dava konusu taşıma işinden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin personeli gereken özeni göstermesine rağmen \"iğfal kabiliyetine haiz sahte kimlik\" olayından kaçınamayacak durumda olduğunu, bu sebeple davacının, tazmin taleplerinin yersiz olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini , kabul manasına gelmemek kaydıyla gönderi alıcı dışında 3. bir kişiye teslim edilmişse, gönderiye ilişkin bilgileri 3. kişiyle paylaşan davacının söz konusu olayda müterafik kusuru bulunduğunu, bahse konu olayda davacının, gönderinin alıcısı dışında 3. Bir kişiye teslim edildiğini iddia etmekte olduğunu, gönderiye ait takip numaraları sadece kargo göndericisinde veya alıcısında bulunmakta olduğunu, gönderiye ilişkin bilgileri 3. Kişiyle paylaşan davacının gönderinin 3. Kişi tarafından alınmasında müterafik kusuru bulunması nedeniyle de davacı taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, taşımaya konu ürünün müvekkil kusuruyla zayi olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte ürünün tamamının zayi olduğu durumlarda TTK 880. vd. maddelerinde tazminatta esas alınacak değer ve sorumluluk sınırları açıkça düzenlenmiş olduğunu, taşımaya konu ürünün, T.T.K. 886. maddesinde belirtildiği gibi müvekkilin kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden kaynaklanmadığını, dolayısıyla davacının tazminat talebinin reddi gerekmekle birlikte,  müvekkilin sorumluluğuna gidilmesi durumunda sorumluluğun  Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği gönderi ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olacağını beyan ederek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 04/07/2023 tarih 2022/147 Esas- 2023/554 Karar sayılı kararında;\"Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklı  tazminat talebine ilişkindir. Tüm dosya ve evrakların birlikte değerlendirilmesi sonucunda;  davacının 03.09.2021 tarihinde İstanbul Bayrampaşa ... Kargo Şubesine havaleli olarak ... adına ve adresine teslim edilmesi için  4 adet ... Ekran kartı, 1 adet Esonic Anakart,  1 adet işlemci, 1 adet RAM,  1 adet 2000W Power Supply içerikli olduğu iddia edilen ürünleri 1 (bir) paket halinde davalı kargo şirketine teslim ettiği ancak kargonun alıcı kılığında davalı şirketin şubesine gelen ve dolandırıcı olduğu anlaşılan başka bir kişiye  teslim edildiği, 6102 sayılı TTK'nın 880/1 maddesinin \"taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamanki değerine göre hesaplanır.\" şeklinde olduğu, söz konusu ürünlerin  teslim tarihi aynı olan e-arşiv faturalarının dosya içinde mevcut olduğu, dosya içerisine alınan bilirkişi heyeti raporuna göre  03.09.2021 tarihli faturada geçen ürün bazlı fiyatlamaların piyasa koşullarına göre makul bir değere karşılık geldiği , somut olayda yanlış kişiye teslim söz konusu olduğundan davalı taşıyıcının,  ispatlanan tam zararı tazmin etmek zorunda olduğu , bu nedenle TTK m.882 hükümlerinde yer alan sınırlı sorumluluk hükümlerinden davalı taşıyıcının yararlanamayacağı, kargonun alıcıya değil yetkisiz kişiye teslimi davalı çalışanlarının ağır kusurunu oluşturduğundan  6762 sayılı TTK'nın 855/5 . maddesi uyarınca \" taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa  taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.\" davalı  taşıyıcının sorumluluğunun bir yıllık zamanaşımına değil , üç yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın ve davacı tarafça yapılan ıslah talebinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla  davacının davasının kabulü ile  45.017,00 TL'nin 03/09/2021 tarihinden ( ıslah dilekçesinde gönderi tarihinden itibaren faiz istendiğinden) itibaren işleyecek reeskont faizi ile (tarafların tacir olması nedeniyle avans faizini aşmamak üzere) davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile, 45.017,00 TL'nin 03/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile (avans faizini aşmamak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince eksik incelemeyle karar verilmiş olup usul ve yasaya aykırı karara karşı istinaf kanun yoluna müracaat etme gereği hasıl olduğunu; davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup hükmün istinaf kanun yolu incelemesi ile kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kendileri tarafından davaya karşı zamanaşımı defiinde bulunulmuş olup gerekçeli kararda TTK m. 855/5 uyarınca müvekkili şirketin ağır kusurlu olduğundan bahisle zamanaşımının 3 yıl olduğu, bu nedenle de davanın ve ıslahın zamanaşımına uğramadığına hükmedildiğini, Yerel mahkemece müvekkili şirketin ağır kusurlu olduğu yönünde yapılan değerlendirmeler hatalı olup davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; Dava konusu olayda müvekkili şirketin kasıtlı davranışından söz edilemeyeceğini, pervasızca davranış kusurundan ise söz edilebilmesi için Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere, taşıyıcının özen yükümlülüğünü, doğabilecek olumsuz sonuçlara aldırmaksızın yoğun ve ağır şekilde ihlal etmiş olması gerektiğini ve buna ilaveten taşıyıcının, pervasız davranışı sonucunda bir zarar meydana gelebileceği ihtimalinin şuurunda olması gerektiğini, gerekçeli kararda da yer aldığı üzere, alıcı kılığında müvekkili şirketin şubesine gelen ve dolandırıcı olduğu anlaşılan 3. kişinin alıcı/gönderici bilgilerini ve takip numarasını müvekkili şirket personeliyle paylaşarak gönderiyi teslim almasından müvekkili şirketin ağır kusurlu olduğu sonucuna varılamayacağını, yargılamada bekletici mesele yapılması istenen ceza davasında beraat kararı çıkmasının da bu durumu değiştirmediğini, dosyada mübrez ceza davasının gerekçeli kararında da yer aldığı üzere gönderiyi teslim alan 3. şahsın, alıcı/gönderici bilgilerini ve takip numarasını bildiğini, bu bilgiler şifrelenerek saklanmakta olup müvekkili şirket personelince dahi KVKK kapsamında tam şekilde görüntülenemediğini, yalnızca bilgilerin girişi yapıldığında doğruluğunun teyit edilebildiğini, sadece gönderici ve alıcıda bulunan bu bilgilerin alıcı ve gönderici tarafından 3. kişilerle paylaşılmış olduğu açık olup İlk Derece Mahkemesince müterafik kusur değerlendirmesi dahi yapılmadığını, müvekkili şirketin kasıtlı ya da pervasızca davranışından bahsedilemeyecek olup aksi durumun (özellikle de yoğun ve ağır şekilde ihlalin) davacı tarafından ispatı gerektiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere müvekkili şirketin kasten ya da pervasızca bir davranışı bulunmamakta olup Yerel mahkemece bu tespitin hükme esas alınmadığını, İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımından reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu; Gönderici tarafından müvekkili şirkete gönderi içeriğinin \"ev eşyası\" olarak bildirildiğini ve kayıtlara bu şekilde işlendiğini, gönderim esnasında gönderi içeriğini bildirmeyen yada farklı bildiren davacının bu aşamadaki beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının iddiaları ve somut olay arasında ciddi çelişkiler mevcut olduğunu, davacının iyi niyet kurallarına aykırı davrandığının ise sabit olduğunu, zira, müvekkili şirket kayıtlarından da görüldüğü üzere gönderici tarafından içerik bilgisinin \"EV EŞYASI\" olarak bildirildiğini görüldüğünü, ancak davacının bilgisayar parçaları gönderdiği iddiasında olduğunu, gerekçeli kararda da belirtildiği üzere taşınan ürünün ne olduğu hususunda yalnızca soyut iddiaların mevcut olduğunu, gerekçeli kararda gönderi içeriğine dair davacı tarafından sunulan faturanın delil olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı ilk olarak tüketici mahkemesinde dava açmış olup ilgili tüketici mahkemesince davacının GİB sorgulamasında vergi kaydı bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiğini, davacının bilgisayar alım, satım, onarım vs. işiyle kazanç sağlamakta olduğu ortada olup herhangi bir satış için kesebileceği faturanın gönderi içeriğine delil olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, gönderi içeriği ispatlanamamış olup bu durum bilirkişi raporunda da tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporunda yer alan bu tespitin hükme esas alınmadığını, Yerel mahkemece eksik incelemeyle verilen hatalı hükmün istinaf incelemesiyle kaldırılmasını talep ettiklerini; Davacının, davaya konu gönderi içeriğini Türk Ticaret Kanunu 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu, yazılı belge ile ispat edilmesi gereken bir hususta İlk derece mahkemesince tanık beyanına itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 858. maddesinde iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, gönderi içeriğine, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına, teslim alındığı sırada dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna karine teşkil edeceğinin düzenlendiğini, davacı tarafından davaya konu gönderi ile ilgili taşıma senedi sunulmadığından, davacının gönderi içeriğine yönelik beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, gönderi içeriğinin davacının arkadaşı olduklarını beyan eden tanık anlatımları ile ispat edilebilmesi mümkün olmayıp gönderi içeriğinin yazılı delille ispatı gerektiğini, istinafa konu davada, davacının, gönderi içeriğini ispat edemediğini; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taşımaya konu ürünün müvekkilinin kusuruyla zayi olduğu düşünüldüğünde dahi davacının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, gönderenin gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, Kara Yolları Taşıma Kanunu'nun 8. maddesinde, \"Gönderen, eşyanın varış noktası, cinsi, miktarı ve nitelikleri ile diğer önemli bilgileri tam ve doğru olarak taşımacıya bildirmek zorundadır. Yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluk gönderene aittir. Taşımacı, bir ihbar veya şüphe halinde yetkili ve görevlilerin huzurunda eşyayı kontrol ettirebilir.\" şeklinde yer alan düzenleme ile taşımaya konu eşyanın cinsi, miktarı, niteliği gibi hususların tam ve doğru olarak taşımacıya bildirilmesi gerektiğinin gönderen sorumluluğu olarak düzenlediğini, salt davacının iddialarıyla gönderi içeriğinin 4 adet ... ekran kartı, 1 adet Esonic ekran kartı, 1 adet işlemci, 1 adet ram, 1 adet 2000W power supply olduğunun kabulünün mümkün olmadığını; Kabul manasına gelmemek kaydıyla iddia konusu ürünlerin gerçekten bilgisayar parçaları olduğu düşünüldüğünde dahi marka model durumu, ürün kalitesi, çalışır durumda olup olmadığı yahut hurda durumda olup olmadığı gibi birçok hususta belirsizlik söz konusu olacağından davacının gerçek zararını somut olarak ispat etmesi gerektiğini, gönderinin içeriği ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde olmadığını, davacı tarafından sunulan, herhangi bir satışa ait olabilecek faturanın, taşıması yapılan ürünün niteliğine yönelik delil olarak kabul edilebilmesinin de mümkün olmadığını; Gönderi içeriğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin kargo taşıma standartları gereği paha kıymetteki ürünler manifesto paketi içersinde göndericiye sorumluluk belgesi imzalatılarak taşındığını, davacının, bilgisayar parçalarını gönderilmek üzere kargoladığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin kargo taşıma standartları gereği paha kıymetteki ürünlerin \"manifesto paketi\" adı verilen özel ambalajlarda taşınabildiğini, gönderi içeriğinin bilgisayar parçaları olduğu iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, eğer kargo aracılığı ile pahalı bilgisayar parçaları taşıtılacaksa müvekkili şirkete bilgilendirme yapılması ve gönderilerin özel taşıma standartlarında ve göndericiye sorumluluk belgesi imzalattırılarak taşıtılması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete gönderi içeriğinin ev eşyası olduğu bildirilmiş olup bu nedenle taşıma standart kargo şeklinde yapıldığını, bu hususun dava konusu olayda müterafik kusur çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından hatalı şekilde karar verildiğini, davacı gönderinin içeriğinin ne olduğunu doğru şekilde beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyecek olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde olmadığını; Gönderiye ilişkin bilgiler taşıma ilişkisinin taraflarına özel olup, bu bilgileri alıcısı dışında 3. bir kişiyle paylaşarak gönderinin alıcısı dışında 3. bir kişiye teslim edilmesine sebep olan davacının söz konusu olayda müterafik kusurunun bulunduğunu, gönderiye ilişkin bilgilerin taşıma ilişkisinin taraflarına özel olduğunu, bu bilgiler şifrelenerek saklanmakta olup müvekkili şirket personelince dahi KVKK kapsamında tam şekilde görüntülenemediğini, yalnızca bilgilerin girişi yapıldığında doğruluğunun teyit edilebildiğini, dosyada mübrez ceza davasının gerekçeli kararında yer aldığı üzere gönderiyi teslim alan 3. şahsın, alıcı/gönderici bilgilerini ve takip numarasını bildiğini, sadece göndericide ve alıcıda bulunması gereken bu bilgilerin 3. bir kişi ile paylaşılması neticesinde meydana gelen zararda  davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu, İlk derece mahkemesince bu yönde bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın istinaf kanun yolu incelemesi ile kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini; Taşımaya konu ürünün müvekkilinin kusuruyla zayi olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, ürünün zayi olduğu durumlarda Türk Ticaret Kanunu 880. vd. maddelerinde tazminatta esas alınacak değer ve sorumluluk sınırlarının açıkça düzenlendiğini, taşımaya konu ürünün, TTK'nın 886. maddesinde belirtildiği gibi müvekkilinim kasten veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı zayi olmadığını, dava konusu olayda müvekkili şirketin kasıtlı davranışından söz edilemeyeceğinin sabit olduğunu, pervasızca davranış kusurundan ise söz edilebilmesi için Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere, taşıyıcının yüke özen yükümlülüğünü, doğabilecek olumsuz sonuçlara aldırmaksızın yoğun ve ağır şekilde ihlal etmiş olması ve buna ilaveten taşıyıcının, pervasız davranışı sonucunda bir zarar meydana gelebileceği ihtimalinin şuurunda olması gerektiğini, müvekkili şirket personellerinin ne pervasızca bir davranışından ne de bir zarar meydana gelebileceği ihtimalinin şuurunda olduklarından bahsedilemeyeceğini, aksi durumun davacı tarafından ispatı gerektiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi durumunda dahi, sorumluluğun Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği gönderi ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olması gerektiğini; Bilirkişi raporunda, \"...TTK 886 hükmüne göre, taşıyıcının kusuru veya pervasız/kasıtlı davranışının bulunmadığı görülmekle birlikte... Davalı Taşıyıcının ödeyeceği tazmin tutarı TTK 882 hükmüne göre Taşıyıcının Sorumluluk Sınırı/SDR olarak hesap edilmesinin yerinde olacağı kanaatine ulaşılmaktadır.\" ifadelerine yer verilmiş olup bu tespitler doğrultusunda SDR cinsinden sınırlı sorumluluk hesabının da yapıldığını, ancak Yerel Mahkemece bu tespitlerin hükme esas alınmadığını ve içeriği ispatlanamayan, müvekkili şirkete ev eşyası olarak bildirilen gönderiden kaynaklı müvekkili şirket aleyhine fahiş tazminata hükmedildiğini; Taşımaya konu ürünün müvekkili şirket kusuruyla zayi olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi durumunda bilirkişi raporunda yapılan SDR cinsinden hesaplama doğrultusunda müterafik kusur hususu da göz önüne alınarak karar verilmeliyken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemece eksik incelemeyle verilen hatalı hükmün istinaf incelemesiyle kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla İlk derece mahkemesi hükmünün istinaf kanun yolu incelemesi ile kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taşıma sözleşmesine konu emtianın alıcı dışında üçüncü kişiye teslim edilerek zayi edildiğinden bahisle meydana gelen zararın taşıyıcıdan tazmini talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı şirketin Ankara Pursaklar Şubesi'ne, dava dışı ...'a gönderilmek edilmek üzere teslim edilen kargo paketinin alıcı dışında üçüncü bir kişiye teslim edilerek zayi edildiğini, teslimat belgesinde teslim alan kişinin isminin de farklı göründüğünü, kargo içerisinde bilgisayar parçaları olduğunu beyan ederek kaybolan emtia bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından kargo içeriğinin ev eşyası olarak bildirildiğini, aksinin ispat edilmesi gerektiğini, kargo paketinin şubede, teslimat kodunu beyan eden kişiye teslim edildiğini, bu bilgi gizli olduğundan bilgiyi üçüncü kişi ile paylaşan davacının kusurlu olduğunu, aksi halde sorumluluğun sınırlı sorumluluk olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise; TTK'nın 882.  maddesine  göre,  880.  ve  881.  maddeler  uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. TTK'nın 855/4. maddesi uyarınca taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar. Somut olayda dava, 01/03/2022 tarihinde kısmi dava olarak açılmış ve 12/06/2023 tarihinde ıslah edilmiştir. Davalı tarafından dava ve ıslaha karşı süresi içerisinde zamanaşımı itirazı ileri sürülmüş, Mahkemece açıklanan madde hükmü gereği zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu kabul edilerek itirazın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, dava dışı ...'a gönderilmek üzere davalıya taşıtılan kargo paketinin alıcısı dışında üçüncü kişiye teslim edildiği ve zayi olduğu sabittir. Taşıma konusu emtia davalı taşıyıcının hakimiyetinde iken zayi olduğundan TTK'nın 875. maddesi gereği davalının sorumluluğu doğmuştur. Kargo paketinin dava dışı üçüncü kişiye teslimine dair imzalı bir evrak bulunmamakta olup kayıtlardan çıkarılan formda ise teslim alan isminin ... olduğu ve teslimatın şubede yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin teslimatı gerçekleştiren kargo görevlileri hakkında hizmet ndeniyle güveni kötüye kullanma suçundan İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/599 Esas sayılı dosyası ile açılan davada 23/11/2022 tarihli karar ile şube çalışanlarının beraatine karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Söz konusu kararda teslimatın üçüncü bir erkek kişiye teslimat kodu sorulmak suretiyle yapıldığı kabul edilmiştir. Ne ceza mahkemesi kararında, ne de davalı tarafından sunulan formda teslimatın kimlik bilgisi de sorularak yapıldığına dair bir tespit bulunmamaktadır. Ayrıca teslimat bir erkeğe yapılmasına rağmen kayıtlara ... isimli kişiye yapıldığına ilişkin bilgi girilmiştir. Yine davacı tarafından adreste teslim seçeneği tercih edilmiş olmasına rağmen teslimat şubede ve kimlik bilgisi kontrol edilmeden yapıldığından zarara davalının pervasızca hareketinin yol açtığı sabittir. Bu nedenle Mahkemece üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması yerinde olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı pervasızca hareketi ile ziyanın oluşmasına sebep olduğundan sorumluluk sınırlamasından faydalanması mümkün değildir. Bu noktada davacının gerçek zararını ispat etmesi gerekir. TTK'nın taşıma senedinin ispat gücü başlıklı 857. maddesi ile; iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, taşıma sözleşmesinin yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına kanıt oluşturacağı, iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, taşıyıcının taşıma senedine haklı bir sebeple çekince koymamış olması halinde, eşyanın ve ambalajının, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı sırada, dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna ve taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile numaralarının, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karine olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, her ne kadar davalı tarafından sunulan taşıma belgesinde taşınan emtianın niteliği ev eşyası olarak belirtilmiş ise de, söz konusu hususun aksi davacı tarafından sunulan fatura ve dinlenen tanık beyanı ile ispat edilmiş, kargo paketinin içerisinde bilgisayar parçalarının olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, davacının teslimat kodunu üçüncü kişiler ile paylaştığını ve bu nedenle müterafik kusurlu olduğunu iddia etmiş ise de, bu hususu ispata yarar bir delil sunmamıştır. Son olarak davalı taraf, davacının gönderi içeriğinin bilgisayar parçaları olduğu iddialarının kabul edilmesi halinde ise, manifesto paketi denilen özel ambalajda taşınması, bunun için ekstra ücret ödenmesi gerektiğini, bu nedenle de davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunu iddia etmiş ise, somut olayda kargo içeriğindeki emtia hasara uğramamış, üçüncü kişiye teslim edilmesi sebebiyle tamamen zayi olmuştur. Bu nedenle kargonun özel ambalajda taşınmasının sonuca bir etkisi olmayıp, davalının bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiş, Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.075,11 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df8f85eb2dbc821b","SID":"c1db8531b3a68c5b"}}