{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/287 Esas<br>KARAR NO: 2025/690 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/349 Esas- 2024/748 Karar<br>TARİH: 10/10/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... Tic. Ve San. Ltd. Şti. firmasının yurt dışında mukim ... (...) ... şirketine satmış olduğu emtia, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, müvekkili şirketin sigortalısının satıcısı olduğu \"...\" cinsi emtianın 2 ayrı tırla Rusya'ya taşınmış olduğunu, konu taşımanın davalının düzenlemiş olduğu 06.06.2021 tarihli CMR belgesi tahtında gerçekleştirildiğini, emtiayı taşıyan aracın, Rusya’da ki alıcı deposuna ulaşmasının akabinde, ürünlerin araçtan tahliye edilerek alıcı tarafından kontrolü sonucunda, ... emtiasının bir kısmının soğuk hava zincirinin kırılması kaynaklı hasara uğradığının tespit edildiğini,  müvekilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, emtiaları taşıyan davalının emtiaların belirtildiği ısıda taşınmamış olması nedeniyle  hasardan sorumlu olduğunu, beyan ederek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına Borçlu/Davalı tarafından yapılan haksız itirazların iptali ile takibin devamına, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren borçlu/davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, işbu itirazın iptali davasına dayanak olan icra takibini CMR 31. maddesine aykırı bir şekilde yetkisiz İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nde açmış olduğunu, şirketlerinin merkezinin Hatay olduğunu ve Hatay İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple, davanın dayanağı icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapılmış olması sebebiyle öncelikle usulden reddine karar verilmesini, alıcı tarafından ... raporunu dosyaya sunulmadığını, aktif husumet itirazlarının olduğunu zamanaşımı itirazımızlarının olduğunu, mala has kusur sebebiyle oluşan hasardan taşıyıcının sorumlu olmadığını, iddia edilen hasarın oluştuğu ve kesinlikle ikrar kabul edilmemek kaydı ile bir an için müvekkilinin hasar sebebi ile sorumlu olduğu düşünülse dahi hasarda taşıyıcıya rücu meblağının cmr hükümlerine göre hesaplanmamış olduğunu, dava değerine itiraz ettiklerini, bu meyanda davacı yanın icra takibinde %8 oranı ile faiz talep etmesinin cmr 27. maddeye açıkça aykırı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin, istikrar kazanmış yargıtay içtihatlarına göre alacağın likit olmaması sebebiyle kabul edilemeyeceğini beyan ederek açıklanan nedenlerle, itirazın iptali davasının dayanağı  icra takibinin yetkisiz icra dairesinden yapılması sebebiyle davanın usulden reddine, bu mümkün olmadığı takdirde diğer itirazları nedeniyle davanın  reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/10/2024 tarih ve 2024/349 esas- 2024/748 karar sayılı kararında; \"Dava, sigorta şirketi tarafından taşıma şirketine karşı halefiyete dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davalı, icra dairesinin yetkisine, icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi içinde (20/07/2023 tarihli dilekçesi ile) itiraz etmiş, aynı itirazını davaya cevap dilekçesinde de tekrar etmiştir. Eldeki dava itirazın iptali davası olup öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerekecektir. Dava konusu taşımanın Uluslararası niteliği dikkate alınarak taşıma işleminde CMR konvansiyonu hükümleri de uygulanmaktadır. CMR konvansiyon 31. Maddesi gereğince taraflar arasında yetki anlaşması yapılabilir. Ayrıca cmr konvansiyonu ile dava açılabilecek mahkemeler bildirilmiştir. ( CMR 31. Maddesi ; İşbu anlaşmaya göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda, davacı taraflar arasında anlaşma ile tayin edilmiş, akit taraf memleketleri mahkemelerinde dava açabilir. Ayrıca şu memleket mahkemelerinde de dava açılabilir: (a) Davalının ikamet ettiği veya delaleti ile taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin, şubesinin yahutta acentesinin bulunduğu yerlerde. (b)Taşıyıcının malları tesellüm ettiği veya teslim mahali olarak gösterilen yerlerde. ) Eldeki davada davacı sigorta şirketi, sigortalısı dava dışı ... Tic. Ve San. Ltd. Şti.'nin hasarını, emtia sigortacısı olarak ödemiş, sigortalısının haklarına TTK.nun 1472. maddesi uyarınca halef olmuştur. Sigortalı  ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesi aktedildiği sabit olup, yetki sözleşmesi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda halef olan sigortacı ancak sigortalısının dava açabileceği yerlerde davasını açabilir. CMR.nin 31. maddesi de bu yerleri düzenlemiştir. Davalı şirketin merkezi Reyhanlı/Hatay olduğu gibi, sigortalı şirketin merkezi Tarsus/Mersin'dir. Yük Manisa  Alaşehir'de yüklenmiş, Türkiye’den Rusya’ya götürülmüştür. Davacı sigorta şirketi ile davalı şirket arasında akdi bir ilişki olmadığından davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın yerinde olduğu, Hatay/Reyhanlı icra dairelerinin yetkili olduğu görülmüştür.İtirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun icra takibinin varlığı dava şartı olup, somut olayda takip usulsüz olduğundan, itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-İcra dairesi yetkisizliği nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu borcun TBK Md. 89 uyarınca para borcu olduğunu, hem icra dairesinin hem de yerel mahkemenin yetkili olduğunu, bu hususta çok sayıda Yargıtay Kararı ve emsal mahkeme kararı mevcut olduğunu, davalının hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine ilişkin itirazının reddi gerektiğini, Huzurda görülen davanın, müvekkilinin sigortalısına ödediği bedelin rücusu amacıyla ikame edilen bir eda davası olduğunu, işbu davaya konu borcun, ancak ve ancak para ile ifa edilebildiğini, zira müvekkilinin sigortalısına bir ödeme yaptığını, karşılığında kendi zararının da para ile ifa edilmesi gerektiğini, bahsi geçen borcun para dışında başka şekilde (örneğin aynen ifa şeklinde) ifa edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple de dava konusu borcun bir para borcu olduğu konusunun şüpheye mahal vermeyecek kadar açık olduğunu, TBK md. 89; \"Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde,ifa edilir.\"Hükmünü ihtiva ettiğini, alacaklının, BK md. 89 uyarınca kendi yerleşim yerinde dava ve icra takibi açabileceği gibi HMK uyarınca davalının yerleşim yerinde de açabileceğini, davacı ile davalı arasında özel olarak kararlaştırılan bir mahkeme ve icra dairesi bulunmadığından, davacıya bu konuda seçimlik hak tanındığını ve müvekkili tarafından BK md. 89 uyarınca kendi yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi tercih edildiğini, bu konuda sayısız Yargıtay Kararı mevcut olduğunu, İlk derece mahkemesi olan, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/591 E. Sayılı heyet dosyasının 08/03/2019 tarihli duruşmasında alacağın bir para borcu olduğu, para borçlarının TBK md. 89/1 uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği belirtilerek, davalının icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1388 E. sayılı dosyasının 15/01/2019 tarihli duruşmasında da 4 no'lu ara karar ile müvekkili sigorta şirketinin adresi itibarıyla mahkemenin yetkili olduğuna karar verilerek davalının yetki itirazının reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1178 E. Sayılı dosyasının 31/01/2019 tarihli duruşmasında TBK md. 89 gereği alacaklının kendi yerleşim yerinde takip yapmasının ve dava açmasının yasaya uygun olduğu, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle davalıların yetki itirazlarının reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/382 E. Sayılı dosyasının 06/02/2019 tarihli duruşmasında 5 no'lu ara karar ile davalıların yetki itirazının BK md. 89 uyarınca reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/618 E. Sayılı dosyasının 12/03/2019 tarihli duruşmasında TBK md. 89 gereği alacaklının kendi yerleşim yerinde takip yapması ve dava açmasının yasaya uygun olduğu, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının TBK md. 89/1 uyarınca reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1154 E. Sayılı dosyasının 15/03/2019 tarihli duruşmasında bir para borcu olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının TBK md. 89 uyarınca reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/417 E. Sayılı dosyasının 09/04/2019 tarihli duruşmasında bir para borcu olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının TBK md. 89 uyarınca reddine karar verildiğini, Bahsi geçen dava dosyalarında da tıpkı bu dosyada olduğu gibi bir taşıma söz konusu olduğunu ve aynı şekilde yetki itirazında bulunulduğunu, ancak para borcu olduğundan mahkemece müvekkilinin yerleşim yeri uyarınca mahkemenin yetkili olduğuna karar verildiğini, bu kararların çok yakın tarihli  olup emsal olması açısından ekte sunulduğunu beyan etmiştir. (Ek 1: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1388 E. sayılı dosyasının 15/01/2019 tarihli duruşma tutanağı,  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1178 E. Sayılı dosyasının 31/01/2019 tarihli duruşma tutanağı,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/382 E. Sayılı dosyasının 06/02/2019 tarihli duruşma tutanağı, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/618 E. Sayılı dosyasının 12/03/2019 tarihli duruşma tutanağı, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/591 E. Sayılı heyet dosyasının 08/03/2019 tarihli duruşma tutanağı,  İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1154 E. Sayılı dosyasının 15/03/2019 tarihli duruşma tutanağı, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/417 E. Sayılı dosyasının 09/04/2019 tarihli duruşma tutanağı,  Ek 2: Emsal Mahkeme Ara Kararları ve Yargıtay Kararları) Bunlar dışında bu hususta ayrıca emsal Yargıtay kararları da mevcut olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/630 E. 2014/332 K. Sayılı ve 19.3.2014 tarihli kararında bu hususun ayrıntısıyla uzun uzun izah edildiğini; \"... Kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (m.9) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 10. maddesinde; “Dava, mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya vekili dava zamanında orada bulunmak şartiyle akdin vuku bulduğu mahal mahkemesinde de bakılabilir” düzenlemesi bulunduğunu, Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer mülga 818 Sayılı BK.73 maddesine (6098 sayılı TBK m.89) göre belirlenecektir.6098 Sayılı TBK’nun 89. maddesinde de aynı yönde düzenleme bulunmakta olup, aksi kararlaştırılmadıkça, para borcunun, alacaklının ödeme zamanında ikamet ettiği yerde ödenmesi gerekir.Bu durumda, BK’nun 73. maddesi (TBK m.89) ve 1086 Sayılı HUMK’nın 10. maddesi (HMK m.10) uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi ikamet adresinde dava açmasında (veya İİK’nun 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüzlük bulunmamaktadır.Bu itibarla, davanın para alacağından kaynaklanması nedeniyle alacaklı şirketin merkezinin bulunduğu yerde dava açma hakkı bulunduğundan Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.\"Borcun bir para borcu olduğuna kuşku olmadığını, zira para dışında başka şekilde ifa edilebilmesi mümkün olmayan bir borç olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca ayrıntısıyla izah edildiği üzere, böyle bir durumda alacaklı davasını genel ya da özel yetkili mahkemede açmak hususunda seçim hakkını kullanabileceğini, aynı durumun icra takipleri açısından da geçerli olduğunu, Nitekim Yargıtay 11. HD.'nin, 2015/2836 E. 2015/7816 K. ve 05.06.2015 tarihli kararında da; \"Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacak için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen belgelerden taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu anlaşılmakta olup, davalı da akdi ilişkiyi inkar etmemektedir. Davacı taşıyıcı da, takip talebi ekinde bulunan cari hesap ekstresi ve bu taşıma ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı alacağını talep etmiştir. Bir miktar para alacağından ibaret olan takip konusu taşıma alacağı, alacaklının ikametgahında ödenmelidir. O halde TBK'nın 89/1. maddesi uyarınca bu tür davalarda alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle davacının kendi ikametgahında takip yapması ve dava açması yasaya uygun bulunuğundan, mahkemece aksi kanaate varılarak icra müdürlüğünün yetkisine itirazın yerinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\" (Ek 3: Yargıtay 11. HD.'nin, 2015/2836 E. 2015/7816 K. ve 05.06.2015 tarihli karar) denildiğini, bu sebeple somut olaya konu alacak bir para alacağı olduğundan TBK md. 89 uyarınca alacaklının kendi ikametgahında takip yapabilmesinin mümkün olduğunu, İstanbul BAM 14. H.D.'nin 2018/58 E. 2018/619 K. Sayılı ve 07.06.2018 tarihli kararı uyarınca; \" ... Takibin dayanağı fatura, davacı tarafından taşınan emtianın ağırlığına bağlı olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşıma sözleşmesi kapsamında  tonaj farkından kaynaklı alacağın  doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 89. Maddesi gereğince, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Davacı alacaklının ikamet adresi Beykoz olması sebebiyle icra dairesinin yetkisine dair davalının itirazı yerinde değildir.\" (EK-4: İstanbul BAM 14. H.D.'nin 2018/58 E. 2018/619 K. Sayılı ve 07.06.2018 tarihli kararı) Kararın tamamı incelendiğinde, taşımanın bir kara taşıması olduğunun görüleceğini, karara konu davanın da taşıma ilişkisinden kaynaklı bir dava olduğunu ve Bölge Adliye Mahkemesince para borcu olduğu ve alacaklının ikametgah adresinin yetkili olduğu yönünde karar verildiğini, Yargıtay 11. HD 2014/18595 E. 2015/1998 K. numaralı ve 16/02/2015 tarihli kararında yapılan  taşımayla ilgili, alacaklı BK md. 89 uyarınca alacaklının ikametgahında dava açtığını, borçlunun aynen huzurdaki itirazları yaptığını ve mahkemenin yetki itirazını \"götürülecek borç\" olması hasebiyle reddettiğini ve Yargıtay'ın aşağıdaki gerekçelerle kararı onadığını beyan etmiştir. \"... borcun para borcu olması sebebiyle götürülecek borç olduğunu, bu nedenle alacaklının ikametgahı olan .... icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında İngiltere'den Rize'ye fidan nakliyesi hususunda anlaşma yapıldığını, davacının yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğini, fidanların nakliye esnasında hasarlandığını, yükün bir kısmının Rize'de teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, davacıya fiyat farkı faturası kesildiğini, ihtilafın sözleşmeden kaynaklandığından Rize mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davacıya borcunun bulunmadığını savunarak yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 3629,80 TL alacaklı olduğu, bu hususu ticari defterleri ile ispat ettiği, alacağın para borcu olması sebebiyle götürülecek borç niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazı yerinde görülmeyerek davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, davalının daha önce temerrüde düşürülmediği için takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek üzere takibin devamına, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.\" (EK-5: Yargıtay 11. HD 2014/18595 E. 2015/1998 K numaralı ve 16/02/2015 tarihli kararı) Yargıtay 11. H.D.'nin 2008/10806 E. 2010/1757 K. sayılı ve 16.02.2010 tarihli kararında; \" ... Somut olayda, davacı taraf, navlun alacağı için kendi ikametgâhında icra takibi başlatmış, davalı taraf ise icra dairesinin yetkisine ve borca ilişkin itirazda bulunarak takip durmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı taraf gerek icra dosyasına yaptığı itirazda ve gerekse yargılama sırasında savunmalarında taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkâr etmemiş, sadece takibe konu borcun olmadığı savunmasında bulunmuştur. Bu durumda, akdi ilişki olan taşıma ilişkisi inkâr edilmediğine göre uyuşmazlık alacak miktarına ilişkindir. Bu itibarla, BK’nın 73. maddesine göre davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Durum böyle olunca, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgâhında dava açabilir. Dava konusu olayda, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda, alacak, bir miktar para alacağından ibaret olması nedeniyle, davacı alacaklı, kendi ikametgâhında İİK’nun 50. maddesi hükmü uyarınca takip yapabilir ve dava açabilir. Bu itibarla mahkemece, davalının icra takibine olan yetki itirazının reddine karar verilerek, işin esasına girilip, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.\" (EK-6: Yargıtay 11. H.D.'nin 2008/10806 E. 2010/1757 K. sayılı ve 16.02.2010 tarihli kararı) Tüm Yargıtay Kararlarından ve mahkeme ara kararlarından, somut olaya konu olayın da bir taşıma ilişkisinden kaynaklandığının görüldüğünü ve paradan başka bir şekilde ifa edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple TBK md. 89 uyarınca bir para borcu söz konusu olduğunu, bu sebeple müvekkilinin yerleşim yeri mahkemeleri/icra dairelerinin de yetkili olduğunu, davalının yetki itirazının reddi gerektiğini beyanla, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/349 E. 2024/748 K. Sayılı 10/10/2024 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak, yetki itirazının reddine ve HMK m.353/a-3 uyarınca dosyanın yeniden görülmesi için ilgili yerel mahkemeye gönderilmesine  karar verilmesine, istinaf incelemesi süresince kararın icrasının geri bırakılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi ile sigortalı emtianın Türkiye'den Rusya'ya kara yolu ile taşınması sırasında zayi olduğu iddiası ile sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı gerekçesi ile davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davaya  konu taşıma, emtianın Türkiye'den Rusya'ya taşınmasına ilişkin olup yurtdışı karayolu taşıması niteliğindedir. Bu haliyle dava konusu taşımaya 1. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir. Mahkeme ilamında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere CMR 31 maddesinde düzenlenen yetki kuralı uyarınca bu maddede belirtilen yetkili mahkemeler dışındaki mahkemelerde dava açılamayacağı/icra takibi yapılamayacağı düzenlenmiş olup, TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortacı hukuken sigortalı yerine geçeceğinden halefiyete dayalı davada halefin selefi takip ettiği, yetkili mahkemenin halef selef ilişkisine göre tayin edilmesi gerektiğinden yetkili mahkeme/icra dairesinin de CMR 31 maddesi hükmüne göre belirleneceği, davacı tarafından maddede belirtilen yetkili icra dairelerinin hiç birinde icra takibi yapılmadığı, davacının istinaf dilekçesinde belirttiği para borcunun alacaklının ikametgahında ödeneceği kuralı gereğince alacaklının ikametgahı mahkemesinin/icra dairesinin yetkili olduğuna dair yetki kuralının iş bu somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"985e49f1f006f212","SID":"ded7647261fd4b2b"}}