{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/377 Esas<br>KARAR NO: 2025/691 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2023/741 Esas -  2024/296 Karar <br>TARİH: 15/05/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Dağ. A.Ş. ile davalılar arasında 24/01/2019 tarihli  satış sözleşmesi ve işbu sözleşmeye esas olmak üzere ödeme şeklini düzenleyen bir ek protokol tanzim ve imza edildiğini, davalılar tarafından sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle, müvekkili şirket cari hesap alacağından kaynaklı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi uyarınca kendisine gönderilen ödeme emrini tebliğ alan davalı borçlu;  tüm borca, faiz ve fer'ilerine itiraz ettiğini, itirazın iptali davası açmadan önce 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 6102 sayılı TTK 4. maddesi çerçevesinde Arabuluculuk kanun yoluna başvuru zorunluluğu bulunduğundan, arabuluculuk başvuru yapılmış olup taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı şirket, taraflar arasındaki akdedilen satış sözleşmesi ve ek protokol gereği kendi edimini yerine getirerek davalı borçluya  mal/ hizmet verdiğini, davalı borçlu ise kendi edimlerini yerine getirmemiş olup borcunu geri ödemediğini, dolayısıyla davalının borçlu sıfatına haiz olduğu açıkça ortada olduğunu, borcunu zamanında ödemeyerek takip başlatılmasına sebebiyet veren davalının asıl alacağın yanı sıra faiz ve fer’ilerden de sorumlu tutulması gerektiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde davalının borçlu olduğu ortaya çıkacağını, fatura ve cari hesap ekstresi de taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ve beyanlarımızda haklı olduklarını gösterdiğini, talep edilen faiz oranı, asıl alacağa uygulanan işlemiş ve işleyecek faiz oranları da ilgili kanun maddelerine, MK m. 2’ ye ve TCMB  hükümlerine uygun olduğunu, davalılar tarafından ileri sürülen yetki itirazı haksız ve hukuka aykırı olup kabulü mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen Satış Sözleşmesi'nde sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıkta hangi mahkeme ve icra müdürlüğünün yetkili olacağı açıkça düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9 numaralı maddesine göre \"İşbu sözleşmeden doğacak tüm ihtilaflarda İSTANBUL MERKEZ MAHKEME VE İCRA DAİRELERİ yetkilidir.\" tarafların, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile ilgili İstanbul İcra Müdürlüklerinin ve Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiği açıkça ortada olduğunu, taraflar arasındaki ilişki ve sözleşme ticari nitelikte olup taraflar arasında düzenlenen yetki anlaşması HMK m. 17 gereğince geçerli olduğunu, davalıların itiraz dilekçesinde ileri sürdükleri derdestlik itirazı haksız olduğunu, borca itiraz dilekçesinde bahsi geçen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası aracılığıyla başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibi, davalının da belirttiği üzere İstanbul Anadolu 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/299 E. 2021/396 K. Sayılı ilamı iptal edidiğini ve kararın kesinleştiğini, yani; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile açılan takip iptal edildiğini, bu nedenle, davalının derdestlik itirazında bulunmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, takip ve mahkeme dosyasının incelenmesi halinde, takibin iptal gerekçesi davalıların müvekkil şirkete borcunun bulunmaması olmadığını, İşbu itiraz, yalnızca müvekkilin alacağını tahsilini geciktirmek maksadıyla ileri sürülmüş olup gerçek dışı ve haksız olduğunu, anlaşılacağı üzere; taraflar arasındaki ticari ilişkiye  uymayan borçlu davalının icra takibine yönelik yaptığı itirazları haklı kılacak hiçbir sebep olmadığını,  itirazların alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, dolayısıyla haksız itirazın iptali ile haksız itirazlarıyla davacının alacağına kavuşmasına engel olan davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürüsü süre itirazlarının bulunduğu, Mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, kesin hüküm dava şartı bulunduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, faiz talebinin ve işlemiş faiz talebinin yasal dayanağının bulunmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, davacı talebinin kendi gönderdiği ihtarname ile çeliştiğini, davacı tarafın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve ürünleri davalıya teslim etmediğini, davalının hak kazandığı primlerin ödenmediğini, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalının davacıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/05/2024 tarih ve 2023/741 Esas -  2024/296 Karar sayılı kararında; \"Dava; taraflar arasında mevcut satış sözleşmesi ticari ilişki kapsamında cari hesap ilişkisine dayalı  olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkememizce İstanbul  ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesi ile; davacı  ... Dağıtım Anonim Şirketi tarafından davalı ..., ile ... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi  aleyhine 654.957,41TL asıl alacak üzerinden davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalının yasal süresi içerisinde takibe, borca, faize ve ferilerinin tümüne itirazı  ile takibin durduğu, davacı tarafça arabuluculuk kurumuna başvurulduğu, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair  22/09/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği ve iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu  gelmek üzere eklenen  maddeye göre; '' MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına  eklenen cümle ile “Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili Kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir. Yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacı tarafça arabuluculuk tutanağı ibraz edilmiş ise de tutanakta açıkça '' İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması için yaptığı başvuru'' hakkında arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı, itirazın kaldırılması ve itirazın iptali davalarının hüküm ve sonuçları farklı davalar olduğu, tarafların vekilleriyle arabuluculuk görüşmelerine katıldıkları göz önünde bulundurularak ve tacir sıfatları da dikkate alındığında itirazın kaldırılması ve itirazın iptali davaları arasındaki ayrımı bilmemelerinin düşünülemeyeceği,  arabuluculuk görüşmelerinin itirazın kaldırılması istemi kapsamında yapıldığı anlaşılmakla eldeki dava bakımından arabuluculuk başvuru şartının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği kanaatiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A ve 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince dava konusu itibariyle Zorunlu Arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca USUL YÖNÜNDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince eksik inceleme yapıldığını; ilk derece mahkemesince her ne kadar arabuluculuk son tutanağındaki maddi hata sebebiyle \"arabuluculuk görüşmelerinin itirazın kaldırılması istemi kapsamında yapıldığı anlaşılmakla\" şeklinde bir sonuca ulaşılmışsa da taraflarının talebinin itirazın iptali mi yoksa itirazın kaldırılması yönünde olduğunun tespiti adına gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını, arabuluculuk başvuru formu ve ilk oturum toplantı tutanağı celbedilerek dosya kapsamına alınmadan eksik incelemeyle karar verildiğini; mahkemenin usulden ret gerekçesi yasaya uygun olmadığını; her ne kadar itirazın kaldırılması yazılmışsa da icra mahkemesinde açılacak olan itirazın kaldırılması davası dava şartı arabuluculuk kapsamında olmadığını; burda tarafların niyetinin itirazın iptali davasında müzakere yapmak olduğunu; uyuşmazlık dava konusu icra takibine konu borcun ödenmesine ilişkin olup asla kabul anlamına gelmemekle birlikte toplantıda itirazın kaldırılması davası müzakere edilmiş olsa dahi tarafların üzerinde anlaşamadıkları uyuşmazlık icra takibine konu borcun ödenip ödenmemesi niteliğinde olduğunu; dolayısıyla sayın dairenizden ilk derece mahkemesince eksik inceleme neticesinde kurulan kararın kaldırılmasını talep ettiğini; işbu hususa ilişkin;Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2019/3610 Karar: 2019/10073 Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk uygulamalarında başlangıçta hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan bu tür hatalar tarafların mağduriyetlerine sebebiyet verdiği gibi arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğundan, arabuluculuk kanununa dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğin ve aksaklıkları gidermek amacı ile uygulamaya sokulan arabuluculuğa hangi konularda başvurulduğuna ilişkin “başvuru formu“ uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden “ işçilik alacakları” “işçi-işveren uyuşmazlığı” gibi soyut ifadeler kullanılmış ise, başvuru formu getirtilip, talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği, açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini; başka bir deyişle “ başvuru formu “ uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihi milat kabul edilerek taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanması gerektiğini; başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise başvuran ve özellikle başvuru arabuluculuk ile görevli mahkemenin memuruna yapılmış ise görevli memur başvuru formundaki bu tür eksiklikleri giderecek uyarılarda bulunmalı, 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda başvuru formu içeriğine itibar edilerek sonuca gidilmesi gerektiğini; somut uyuşmazlıkta, Bursa Arabuluculuk Bürosu tarafından dosyaya sunulmuş 22.01.2018 tarihli “Arabuluculuk Başvuru Formu”nda dava türü “İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan (Nisbi)” şeklinde genel bir içerik taşımaktadır. 31.01.2018 tarihli “Arabulucuk Son Tutanağı”nda ise arabuluculuk konusu uyuşmazlık “İşçi – İşveren uyuşmazlığı” şeklinde düzenlendiğini; arabuluculuğa başvuru tarihinin yönetmelikten öncesine ait oluşu nedeni ile arabulucuğa başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Mahkemece eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak oradan kaldırılmasına karar vermek gerektiğini, Taraflarınca usulüne uygun olarak dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. Tarafımızca itirazın iptali talebine ilişkin arabuluculuk başvuru formu oluşturulduğunu; işbu husus tarafımızca işbu dilekçenin ekinde tarafınıza sunulan arabuluculuk başvuru formundan açıkça anlaşılabilecek nitelikte olduğunu; arabuluculuk sürecinde ilk oturum tutanağında da uyuşmazlık türü arabuluculuk başvuru formlarındaki talepleriyle uyuşur nitelikte itirazın iptali olarak belirtildiğini; ayrıca mahkemeden işbu durumun tespiti adına İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... Büro dosya Numaralı ... Dosya numaralı arabuluculuk başvuru formunun celbedilerek incelenmesini talep ettiklerini, (EK1:Arabuluculuk başvuru formu) İlk derece mahkemesince verilen kararın müvekkilin hak arama hürriyetini kısıtlar nitelikte olduğunu; ilk derece mahkemesince her ne kadar \"itirazın kaldırılması ve itirazın iptali davalarının hüküm ve sonuçları farklı davalar olduğu, tarafların vekilleriyle arabuluculuk görüşmelerine katıldıkları göz önünde bulundurularak ve tacir sıfatları da dikkate alındığında itirazın kaldırılması ve itirazın iptali davaları arasındaki ayrımı bilmemelerinin düşünülemeyeceği,\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmişse de somut uyuşmazlık borçlu aleyhine itirazın kaldırılması davasının mı yahut itirazın iptali davasının mı ikame edileceği değildir. Somut uyuşmazlık icra takibine konu borcun ödenmesine ilişkin olduğunu; dosyada mübrez arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde görülebileceği üzere tarafların üzerinde anlaşamama tutanağı tuttukları konu borçluların borcunu ödememeleri üzerine olduğunu; arabuluculuk kurumunun amacı uyuşmazlık konusunun taraflarca müzakere edilmesi ve dava yoluna gitmeden bir çözüm önerisinin konuşulmasıdır ki yasada bu sürecin gönüllü bir süreç olduğunun belirtildiğini; gönüllük esasına dayalı olduğundan sıkı şekil şartlarına tabi olmadığını; mevcut olayda açılan icra takibine itiraz edildiğini ve itirazın iptali davası öncesi zorunlu arabulucuya başvurulduğunu ve aslolan uyuşmazlık müzakere edilmiş anlaşma tutanağında da icra dosya numarası da belirtilerek uyuşmazlığın anlaşamama ile sonuçlandığının belirtildiğini; dolayısıyla arabuluculuk kurumundan beklenen fayda sağlanarak taraflara anlaşma şansı sunulmuş ancak taraflar anlaşamama şeklinde süreci sonlandırdıklarını; işbu hususlara rağmen ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi müvekkilin hak aramasını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran arabuluculuk sürecinin etkisiz ve sonuçsuz bir sürece dönüşmesine yol açtığını; işbu hususa ilişkin; (AYM 11.07.2018 gün, 2017/178 E, 2018/ 82 K.), Anayasa Mahkemesi, dava şartı olarak arabuluculuğa dair yasal düzenlemenin iptali isteğiyle ilgili olarak verdiği kararında düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğunu kabul etmiş ancak “Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez” şeklinde gerekçeyle bir çeşit sınır tayin ettiğini, İşbu sebeplerle arabuluculuk süreci tarafların hak arama özgürlüğünü kısıtlar nitelikte gerçekleşemez, nitekim somut olayda tarafımızdan kaynaklanmayan ve arabuluculuk sürecinin maddi hatası sebebiyle davamız incelenmeden reddedildiğini; dolayısıyla ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya hakkaniyete aykırı karar verdiği hususu açık bulunduğundan sayın dairenizden istinaf konusu kararın kaldırılarak esas yönünden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi taleplerinin bulunmakta olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenler göz önünde bulundurularak; dairemizden istinaf konusu İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/741 E. 2024/346 sayılı kararın kaldırılarak esas yönünden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi kapsamında cari hesap alacağının tahsili için  başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. Yine 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın  5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile  menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya  arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut dava, davalı gerçek kişinin kefil olarak imzaladığı ve tacir olan taraf şirketleri arasında akdedilen sözleşmede belirtilen ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi kapsamında cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olup, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Arabuluculuk son tutanağına göre davacı tarafından eldeki davanın açıldığı tarih olan 22/11/2023 tarihinden önce 08/09/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Arabuluculuk son tutanağında \"... İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması için yaptığı başvuru konusunda taraflar anlaşmaya varamamışlardır....\" denilmek suretiyle arabulucuya başvurulan uyuşmazlık \"itirazın kaldırılması\" şeklinde geçmiştir. Ancak davacı tarafından sunulan arabuluculuk başvuru formunda uyuşmazlığın icra takip dosyası belirtilmek suretiyle itirazın iptali davası olduğunun belirtilmesi,  taraflar arasındaki ihtilafın niteliği ve İcra Mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı öngörülmediği ve bu hususun görüşmelere katılan taraf vekillerinin de bilgisi dahilinde olduğu dikkate alındığında tutanağa geçen ibarenin sehven geçtiğinin ve açık maddi hata olduğunun kabulü gerektiği, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasına ilişkin bir davanın açıldığının iddia edilmediği ve arabuculuk başvuru tarihi ile iş bu dava tarihleri arasındaki kısa süre dikkate alındığında davacının itirazın iptali davası için arabuluculuk başvuru yaptığının açık olduğu, aksinin kabulünün tarafların iradesine ve arabuluculuk kurumunun getiriliş amacına uymayan şekli bir yaklaşım olacağı, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuk başvuru şartının yerine getirildiği anlaşılmış olmakla Mahkemece aksi gerekçe ile davanın reddine ve gerekçeli kararda iş bu davadaki tarafların iddia ve savunmaları yerine dosya arasındaki İcra Mahkemesi kararındaki dava ve cevap dilekçesinin özetlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davacının istinaf başvurusunun  kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/05/2024 tarih ve  2023/741 esas-2024/296 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8e6c5e3e8e67d54","SID":"4bfc026bbd034ef9"}}