{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/491 <br>KARAR NO:2025/692<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:25.12.2024<br>NUMARASI:2024/208 Esas - 2024/388 Karar <br>DAVA:Genel kurul kararının yokluğunun tespiti<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 05.07.2024 tarihli genel kurulunun yasa ve ana sözleşmeye aykırı toplanması, şirket yönetim kurulunun, genel kurul kararının çağrısına ilişkin kararının alınması için kanun ve anasözleşmeye uygun olarak toplanmadığını, usulüne uygun çağrı bulunmaması nedeniyle alınan kararın da yok hükmünde olduğunu, yetkisiz kişilerce yapılan toplantı çağrısı nedeniyle 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, müvekkillerinden ...'nun dava konusu genel kurul  kararına dair çağrı yapıldığı tarihte şirket yönetim kurulu üyesi olduğunu, toplantı daveti yapmaya hiçbir yetkisi olmayan şirket genel müdürünün, müvekkili ...’na 05.06.2024 günü bir e-posta göndererek genel kurulun toplantıya çağrılmasına dair yönetim kurulu kararını TTK'nın 390/4. maddesi hükmüne göre imzalayıp göndermesini istediğini, yetkisiz kişilerce davet edilen yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıran 05.06.2024 tarihli kararının yok hükmünde olduğunu, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin, yönetim kurulu tarafından usulüne uygun kullanılmadığını, genel kurul toplantısının ve alınan kararların geçerli olabilmesi için, genel kurulun usulüne uygun çağrılmasının gerektiğini, bir toplantı yapılacağının bilgisini alan müvekkili ...’nun yazılı olarak fiziki toplantı yapılması talebinin göz ardı edilerek yönetim kurulu kararı alındığını, şirket ana sözleşmesine göre, yönetim kurulu üyelerinden birisinin toplantı yapılmasını istediği hallerde elden dolaştırma yoluyla karar alınamayacağı gibi yönetim kurulu toplantısının yapılabilmesi için en az altı üyenin fiilen ve fiziken toplantıda hazır bulunması gerektiğini, 05.07.2024 tarihli genel kurul kararına dair çağrıya esas 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararı açıkça kanun ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunu, bu kararla çağrılan genel kurulda alınan kararlar da yok hükmünde olduğunu, yokluk talebinin kabul edilmemesi halinde ise alınan kararların iptali gerektiğini ileri sürerek, 05.07.2024 tarihli genel kurula çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle 05.07.2024 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, yokluk  talebinin kabul edilmemesi halinde alınan kararların kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline,  genel  kurulun geçersiz olması nedeniyle halka açık şirketin pay sahipleri aleyhine yönetilmesinin engellenmesi amacıyla tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde denetim kayyımı atanmasına ve davanın SPK'ya ihbarına, anılan genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin TTK'nın 449.maddesi uyarınca geri bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; genel kurula çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olması nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkil şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılan 2023 mali yılı olağan genel kurul toplantısında, azlık pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmesinin talep edilmesi üzerine toplantının ertelendiğini, yeni toplantı  için çağrının TTK'nın 390/4. maddesi gereğince yönetim kurulu kararının elden dolaştırılmak suretiyle alınarak toplantının 05.07.2024 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu kararı başkan ve murahhas üye ..., başkan vekili ve murahhas üye ...,  murahhas üye ..., üye ..., bağımsız üye ... ve ... tarafından imzalandığını, murahhas üye ... tarafından ise imzalanmadığını, kararının iki sayfadan ibaret olduğunu, ilk sayfada üyelerden dördünün, ikinci sayfada ise ikisinin imzası bulunduğunu, yönetim kurulu karar onaylarının aynı kâğıtta bulunmasının şart olmadığı, onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümü yönetim kurulu karar defterine yapıştırıldığını ve kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirildiğini, kararın giriş cümlesindeki 390/4 yazısının, kararda tüm üyelerin imzalarının bulunmaması sebebi ile ticaret sicil müdürlüğünün talebi üzerine ilgili noter tarafından daksil yapılmak suretiyle üstünün kapatıldığını ve imzalanmak suretiyle tasdik edildiğini, dolayısıyla yönetim kurulu kararında tahrifat yapılmadığını, kararın TTK'nın 390/1-4. maddesine ve şirket esas sözleşmesine uygun olarak asgari 6 üyenin olumlu oyu ile alındığını, şirket esas sözleşmesinin 10. maddesinde belirtildiği gibi yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılabilmesine imkan sağlayacak şekilde ... internet altyapısını kullanmak suretiyle ... üzerinden ... ve ... tanımlamaları ile görüntülü online toplantılar yapılabildiğini, bu toplantıların yönetim kurulu üyeleri veya yetkilendirilmiş kullanıcılar tarafından gerek bilgisayar gerekse de cep telefonları ile gerekli güvenlik ayarları ile sisteme bağlantı yapılmak suretiyle online olarak gerçekleştirildiğini, sistem üzerinden yapılan online yönetim kurulu toplantıları sonucunda mutabık kalınan konular için alınan kararların, elden dolaştırılarak imza işlemlerinin tamamlandığını, dava konusu yönetim kurulu kararının da bu şekilde alındığını, şirket yönetim kurulu toplantılarına çağrıların uzun zamandan beri genel müdür tarafından yapıldığını, TTK'nın 390/4. maddesi gereğince alınan 05.06.2024 tarihli 15 numaralı yönetim kurulu toplantı çağrısının da şirket genel müdürü ... tarafından tüm yönetim kurulu üyelerine e-mail gönderilmek suretiyle yapıldığını, 05.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan açılış ve toplantı başkanlığının seçimi kararının, 2023 yılı dönemi finansal tablolarının okunması, görüşülmesi ve onaylanması kararının, yönetim kurulu üyelerinin ibrası kararının, görev süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyeleri ve bağımsız yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararının yönetim kurulu üyelerinin ücret ve huzur haklarının tespiti kararının, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilere, bunların yakınlarına TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yazılı yetkilerin verilmesi kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...  davalı şirket genel kurulunu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararı yoklukla malul olduğundan, genel kurulun yasaya ve esas sözleşmeye aykırı bir şekildeki çağrı ile toplandığı ve buna bağlı olarak dava konusu 05.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl (butlan) hükmünde ve geçersiz olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Butlan yaptırımının tek istisnası çağrısız genel kurul toplantısıdır. O toplantıda da, ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gerekir.6102 sayılı 'Çağrısız Genel Kurul' başlıklı TTK md. 416 hükmü; 'Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.' şeklindedir.Yargılama dosyasına celp edilen '05.07.2024 Tarihinde Yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi' başlıklı belgeden, genel kurul toplantısının 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki çağrısız genel kurul yapılması usulüne uygun yapılmadığı, bütün pay sahiplerinin genel kurulda yer almadığı da mahkememizce görülmüştür.Mahkememizin, yokluk yaptırımı değil de butlan yaptırımına ilişkin hüküm kurulmasına yönelik değerlendirmesi şu şekildedir: Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir.Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre,genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur.Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da imkânsız ise, bu işlem batıldır.Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 Tarih ve 2013/11-1048 E. - 2014/430 K. sayılı ilamı.) Yok hükmündeki ile butlan genel kurul kararları arasında iki önemli farklılık mevcuttur. Birinci farklılık, yukarıda da belirtildiği üzere sebepleri bakımından farklılıklardır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190). İkinci farklılık ise,  sonuçları bakımından farklılıklardır. Şartların varlığı halinde, butlanın dürüstlük kuralına aykırı olarak ileri sürülmesi mümkün değilken, yok hükmündeki kararlar için hiçbir zaman böyle bir durum söz konusu değildir. (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, II. Cilt,  2024, 5. Baskı, s. 1076). 6102 sayılı Butlan başlıklı TTK md. 447 hükmü; 'Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.' şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere, butlan sebepleri sınırlı sayıda değildir.Yine; butlana tabi (batıl) işlemlerden farklı olarak, yoklukla malul işlemler çevirme (tahvil, konversiyon) kurumundan yararlanamayacakları gibi, bu tür işlemlerin tasdik edilmesi (onaylanması) de mümkün değildir.Batıl işlemler ise, tarafların tasdik (onaylama) işlemi ile geçerli hale gelebilmektedir. (Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş Hukuki İşlem Sözleşme, 2017, 7. Bası, s. 581, 584).Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu 05/07/2024 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının kurucu unsurları taşıdığı görülmektedir.Tek başına incelendiğinde, genel kurul toplantısı yapılmış ve kararlar alınmıştır. Davalı şirketin 05.06.2024 tarih ve 2024/15 s. yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması, yapılan genel kurul ve alınan kararları tek başına yoklukla malul etmemektedir. Şöyle ki, yokluğuna karar verilen yönetim kurulu kararının yasaya ve esas sözleşmeye uygun alınmış olması halinde, salt dava konusu genel kurul kararlarını ortadan kaldıracak herhangi bir unsur eksikliği somut olayda bulunmamaktadır. Bu haliyle yönetim kurulu kararının kurucu unsur olmayıp, geçerlilik unsuru olduğu anlaşılmıştır. Bir genel kurul kararının geçersizliğine hükmedebilmek için, başka bir kararın yasaya ve esas sözleşmeye uygun varlığına ihtiyaç duyuluyorsa bu durum da yokluktan değil de, butlan halinden bahsedilebilecektir.Yine; yoklukla malul yönetim kurulu kararına rağmen, genel kurulun 6102 sayılı TTK' nın 416. maddesi kapsamında yasal şartları taşır şekilde toplanıp, karar alması halinde genel kurul kararının geçersizliğinden bahsedilemeyecektir. Bu durumda, yönetim kurulu kararının yokluğu genel kurul kararına hiçbir şekilde tesir edemeyecektir. Yoklukla malul işlem hiçbir zaman geçerli hale getirelemeyeceğinden, bu haliyle yönetim kurulu kararının kurucu unsur olmayıp, emredici nitelikteki geçerlilik unsuru olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı şirkete ait 05.07.2024  tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl (butlan) hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir.c) Tedbir Talebi Yönünden Değerlendirme:6100 sayılı HMK' nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Öte yandan bir şirketin genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması ise, 6102 sayılı TTK'nın 449.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkememizce yukarıdaki gerekçelerle genel kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verildiğinden ve yine Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/226 E. - 2024/218 K. sayılı ilamı, yönetim kurulu toplantı tutanağı içeriği ve yukarıda belirtilen açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak; davalı şirkete ait 05.07.2024  tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların 6100 sayılı HMK' nın 389, 392. ve 6102 sayılı TTK' nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar takdiren teminat almaksızın yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmiştir.d) Temsil Talebi Yönünden Değerlendirme:Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.09.2022 Tarih ve 2021/1446 E. - 2022/5737 K. Sayılı \"...Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair TTK'da bir düzenleme olmadığından, yeni yönetim kurulu seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edebileceği, bu durumda 24/12/2018 tarihinde yapılan genel kurula kadar davalı şirketin organsız kaldığından söz edilemeyeceğine göre, davalı şirkete kayyum atanması talebinin yerinde olmadığı...\" şeklinde ilamı mevcuttur.Mahkememizce, 05.07.2024 tarihli davalı şirketin yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurulunun 4 nolu kararının butlanına ve geçersizliğine karar verilmiş ve yine ilgili 4 nolu kararın yürütülmesinin de geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu haliyle bu karara binaen seçilen ve davalı şirketin ticaret sicilinde yer alan yeni yönetim kurulu şu an görevde bulunmamaktadır. Yani hiç seçilmemiş oldukları gibi yine 05.07.2024 tarihli genel kurul da hiç yapılmamış gibidir. Bu durum karşısında ve yine yukarıda belirtilen içtihat kapsamında, 05.07.2024 tarihli genel kurul öncesindeki görevli ve yetkili davalı şirket yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin olağanüstü ve acil iş ile durumlar yönünden devam ettiği anlaşılmaktadır. 05.07.2024 tarihli genel kurul hiç yapılmamış gibi olduğundan, görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatları henüz düşmemiştir. Bu durum bir önceki dönem yönetim kurulu üyeleri yönünden hem hak hem de sorumluluktur. Bu sebeplerle kayyım atanmasını gerektirecek, organ yokluğuna ilişkin de herhangi bir durum bulunmamaktadır.Yukarıda açıklanan gerekçeler sebebiyle mahkememizin hükmünün 3 nolu bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimi konusunda genel kurul çağrısı için 05.07.2024 tarihli genel kuruldan önceki dönem yönetim kurulu başkanı ... yetkilendirilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 05.07.2024  tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl olduğunun ve geçersizliğinin tespitine, davacıların tedbir talebinin kabulü ile davalı şirketin 05.07.2024  tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların HMK' nın 389. ve TTK' nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar yürütülmelerinin geri bırakılmasına, HMK' nın 392. maddesi uyarınca, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/226 E. - 2024/218 K. sayılı ilamı, yönetim kurulu toplantı tutanağı içeriği ve açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, davalı şirketin, yönetim kurulu üyelerinin seçimi hususunun görüşülmesi konusunda gündemi düzenlemekle sınırlı olarak genel kurul toplantısının yapılması için toplantı çağrısını yapmakla görevli ve yetkili olmak üzere şirketin önceki dönem yönetim kurulu başkanı ...'ın yetkilendirilmesine, karar kesinleştiğinde, hükmün İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne gönderilmesine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davada, şirketin 05.07.2024 tarihli genel kurulunun, çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle, genel kurul kararlarının da yok hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespitine, yokluk talebinin kabul edilmemesi halinde kararların iptalinin istendiğini, mahkemece davacı ...'nun TTK'nın 390/4. maddesine göre açık muhalefeti uyarınca yüz yüze toplantı da yapılmadığı gerekçesiyle, 05.06.2024 tarih ve 2024/15 sayılı yönetim kurulu kararının kurucu unsurlarının oluşmadığından bahisle ilgili yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğundan genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların butlan hükmünde ve geçersiz olduğunun tespitine karar verildiğini, Davalı şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında, azınlık pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay ertelenmesini talep etmeleri üzerine, genel kurulun  05.07.2024 tarihinde yapıldığını, bu durumun sicil gazetesinde ilan edildiğini, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu zira, TTK'nın 390/1. maddesine göre, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanacağı ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınacağı, bu kuralın yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanacağını, maddenin 4. fıkrasında ise üyelerden hiçbirinin toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararlarının, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebileceğini, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasının bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu, onayların aynı kâğıtta bulunmasının şart olmadığını, ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesinin kararın geçerliliği için gerekli olduğunun düzenlendiğini, üyelerden hiçbirinin toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararlarının kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle verilebileceğini, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğunu, bu hükme göre çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılmasının mümkün olup, alınacak kararın geçerlilik şartı sadece önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması olduğunu, şirket yönetim kurulunun toplantıya çağrısının usulüne uygun olduğunu, elektronik ortamda toplantı yapılmasının ve sonradan imzaların tamamlatılmasının mümkün olduğunu, Yönetim kurulu toplantısının, üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde ya da kısmen ya da tamamen elekronik ortamda yapılabileceğini, yasada çağrıyı kimin yapacağına ilişkin açıklık bulunmadığını, kural olarak daveti yönetim kurulu başkanın yapacağını, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görevin başkan vekiline ait olduğunu, çağrının şekline dair yasada bir düzenleme bulunmadığını, üyelerin toplantıdan haberdar edilmesinin esas olduğunu, çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının davacı ... dışında altı üye tarafından imzalandığını, iki sayfadan ibaret kararın ilk sayfasında üyelerden dördünün, ikinci sayfada ise ikisinin imzası bulunduğunu, karardaki onaylarının aynı kâğıtta bulunması şart olmadığından onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümü yönetim kurulu karar defterine yapıştırılmış ve kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirildiğini, anasözleşmenin 10.maddesinde internet ortamında toplantı yapılmasına imkan sağlandığını, sistem üzerinden yapılan toplantıdan sonra üyelerin imzalarının alındığını, toplantının gündeminin ...,şirketin internet sitesi ve sicil gazetesinde ilan edildiğini, önceden hisse senedi tevdi ederek adresini bildiren hamiline yazılı pay sahiplerine da toplantının bildirildiğini, alınan kararın usule uygun olduğunu ve butlanı gerektirir bir neden bulunmadığını, şirketin genel kurul kararlarının yürütmesinin tedbiren durdurulması kararının hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 05.072024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların, çağrı usulsüzlüğü nedeniyle yokluğunun tespiti, olmadığı takdirde alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptali istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın asli talep üzerinden kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar tarafından Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/226 Esas sayılı dosyasında yönetim kurulu toplantısının TTK 390/4. maddesini aykırı şekilde, kararın dolaştırılması suretiyle alınması nedeniyle yokluğunun tespiti talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu, kararın yönetim kurulunun çağrıya ilişkin şartları yerine getirilmeden dolaştırma suretiyle aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalının istinaf başvurusu üzerine bu dava Dairemizin 2025/81 Esasına kaydedilmiştir. Her iki dava arasında derdestlik ilişkisi bulunmamakla birlikte davaların istinaf başvurusu hukuk güvenliği ve çelişkili karar verilmesini önlemek amacıyla birlikte yapılmıştır. Ayrıca genel kurul kararlarının butlanı davasında 25.12.2024 tarihinde verilen hükümden sonra 26.12.2024 tarihinde davalı vekilince talep edilen ihtiyati tedbir talebi mahkemece 26.12.2024 tarihli ek karar ile reddedilmiş, ancak yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın yürütmesinin geri bırakılması nedeniyle, şirketin önceki yönetim kurulunun zorunlu işler bakımından yetkili hâle geldiği tespit edilmiştir. Bu karara yönelik istinaf başvurusu Dairemizin 2025/559 Esas sayılı dosyasında öncelikli olarak incelenmesi gerektiğinden, bu kararla bağlantılı bu genel kurul iptali davası ile 2025/81 Esas sayılı dosyadaki yönetim kurulu kararının butlanının/yoklunun tespiti davasının istinaf incelemesi birlikte yapılmıştır.Bu dava ve yönetim kurulu kararının butlanı davasında belirlendiği üzere; davalı şirket yönetim kurulunun 05.07.2024 tarihli genel kurul toplantısına çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 sayılı yönetim kurulu toplantısının TTK'nın 390 ve şirket ana sözleşmesinin 10. maddesinde belirlenen usule uygun şekilde yapılmadığı, kararın alınması için yetkisiz olan şirket genel müdürünün mail ortamında yöneticilere çağrı yaptığı ve kararın elden dolaştırılma suretiyle alındığı anlaşılmıştır. Şirket ana sözleşmesinde elektronik ortamda yüz yüze toplantı yapma ve bu toplantıda alınan kararların sonradan yöneticiler tarafından imzalanmasına imkan veren düzenleme bulunmaktadır.Yetkisiz genel müdürün çağrısı üzerine, davacı ve aynı zamana şirket yöneticisi olan ...'nun toplantı yapılmasını talep ettiği görülmüştür. Bu nedenle bu noktadan sonra TTK'nın 390/4.maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 10. maddesine göre yüz yüze toplantı yapılması gerekmektedir. Şirket yönetimince fiziken yüz yüze veya elektronik ortamda yüz yüze toplantı yaparak eldeki kararı aldığı davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Bu nedenle çağrıya ilişkin kararı yoklukla malul olduğuna ilişkin mahkeme tespiti yerindedir.Genel kurula çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının yoklukla malul olması hâlinde, genel kurul kararının iptale tabi olup olmadığı, butlanı gerekip gerekmediği veya yok hükmünde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.TTK'ın  butlanı düzenleyen 447. maddesinde, \"Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" şeklindedir.Yasa hükmünde, butlan sebepleri sınırlandırılmamıştır.Bu konuda TBK'nın 27. maddesinden yararlanılarak butlan durumunun mevcut olup olmadığı tespit edilir.Görüldüğü üzere butlan, genel kurul kararlarının kurucu şekli unsurlarıyla değil, içeriğiyle ilgilidir. Butlanda, şekli unsurları taşıyan bir karar vardır, ancak kararın içeriği kanunun emredici hükümlerine aykırıdır.Genel kurul kararlarının yokluğu hâli ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir.Yokluk hâli, hukukun genel ilkelerine göre dikkate alınması gereken bir husustur. Genel kurul kararının oluşması için gerekli kanuni zorunlu şekli unsurların bulunmaması hâlinde kararın yokluğundan söz edilir. Örneğin, kararın yeterli nisapla alınmamış olması, genel kurula yetkisiz kişilerin katılması veya sahte imzalarla genel kurul yapılması gibi hâllerde, genel kurul toplantısında alınan karraların yokluğunun tespitinin talep edilmesi mümkündür. Diğer bir deyişle, kararın oluşması için gerekli kurucu kanuni unsurlar yoksa, somut olayda olduğu gibi geçerli bir çağrı bulunmadın bir toplantı yapılmış ve m.416'da düzenlenen çağrısız genel kurulun koşulları sağlanmamış ise ortada geçerli bir genel kurulun ve genel kurul kararının varlığından söz edilemez ve bu şekilde alınmış olan kararlar da yok hükmünde kabul edilir. Yokluğun tespiti, hukuki menfaati olanlar tarağından ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve yokluk, mahkemece de resen dikkate alınır.İlk derece mahkemesince, genel kurul kararlarının yokluk ve butlanı ile ilgili hukuki inceleme yapılmıştır. Mahkemece belirlenen hukuki nitelendirmeler butlan ve yokluk kurumunun niteliğine uygundur. Ancak ilk derece mahkemesince hukuki kurumların somut olaya uygulanmasında hata yapılmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4130 Esas ve 2024/6317 Karar sayılı 12.09.2024 tarihli kararında; ilk derece mahkemesince benzer bir durumda verilen yönetim kurulu kararları ile genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmiştir. İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar anılan Yargıtay ilamıyla onanmıştır.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2024/2674 Esas, 2025/1090 Karar sayılı 20.02.2025 tarihli kararında da aynı hususlar uygulanmış ve Dairemizin benzer bir dosyada verdiği hüküm onanmıştır. Geçerli bir çağrı bulunmadan yapılan genel kurul toplantısında, TTK'nın 416. maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurulun şartları mevcut değildir. Bu durum, 05.07.2024 tarihinde yapılan toplantıda alının kararların yok hükmünde sayılmasına neden olacağından, mahkemece davanın kabulü ile davaya konu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur (Benzer yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairsinin 21.11.2016 tarih ve 2015/11756 Esas, 2016/8994 Karar sayılı, 02.05.2016 tarih ve 2015/9906 Esas, 2016/4887 Karar sayılı kararları).Karara konu olan olayda geçerli bir çağrı kararı ve çağrı bulunmadığına göre, toplanan genel kurul ve bu kurulda alınan kararlar ancak TTK'nın çağrısız genel kurula ilişkin 416. maddesinde belirtilen koşullara uyulması hâlinde geçerli olurlar. Bu koşullar ise bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunmaları, içlerinden hiçbirisinin karar alınmasına itiraz etmemeleri ve bu tutumlarını karar alınırken de sürdürmelidir. Aksi halde genel kurul toplantısında alınan karar yoklukla malul olur. Bu durumda ilk derece mahkemesince dava konusu ilk derece mahkemesince alınan kararların yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, kararların butlanının tespitine karar verilmesi yerinde değildir.Yokluk, mahkemece her zaman kendiliğinden dikkate alınması gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve genel kurul kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.Genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi nedeniyle, yaklaşık ispat olgusunun oluştuğu, muhtemel zararların önlenmesi nedeniyle TTK'nın 449 ve HMK'nın 389 vd. maddeleri gereğince genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi ve ortaklık yapısına göre teminat alınmaması, mahkeme takdir ve gerekçesine göre yerinde görülmüştür. Mahkemece kamuya açık payları bulunan anonim ortaklığın temsili ve şirket menfaatlerinin korunması amacıyla genel kurul toplantısı için yetki de verdiği dikkate alındığında, davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine, hükmün dairemizce re'sen düzeltilmesine  karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile davalı şirketin 05.07.2024  tarihli genel kurulunda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların yoklukla malul olduğunun  tespitine, 2-Davacıların ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı şirketin 05.07.2024  tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların, HMK' nın 389. ve 6102 sayılı TTK' nın 449. maddeleri gereğince, dava sonuna kadar yürütülmelerinin geri bırakılmasına,3-Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/226 E. - 2024/218 K. sayılı ilamı, yönetim kurulu toplantı tutanağı içeriği dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, 4-Davalı şirketin, yönetim kurulu üyelerinin seçimi hususunun görüşülmesi konusunda gündemi düzenlemekle sınırlı olarak genel kurul toplantısının yapılması için toplantı çağrısını yapmakla görevli ve yetkili olmak üzere şirket bir önceki dönem yönetim kurulu başkanı ...'ın yetkilendirilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde bir suretinin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne gönderilmesine,6-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,7-Davacı tarafından ödenen 1.098,4‬0 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,8-Davacılar tarafından yapılan toplam 3.828,92‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara iadesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra yatıran taraflara iadesine, 10-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına,13-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,14-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1ff57a8dc2358d8","SID":"93771582cc3b0763"}}